FUTBOLCU

Eskişehirspor kaptanı, yabancı futbolcuların Türk takım arkadaşlarıyla imtihanını anlatıyor

Süper Lig’de, uzun bir aradan sonra ilk senemizdi. Bu, birçok takım arkadaşım gibi benim için de ayrı bir heyecan ve mutluluk kaynağıydı. Bizim için yeni bir lige, yeni bir atmosfere alışma dönemi olacaktı. Nihayet ilk defa Süper Lig futbolcusu olmuştuk. İlklerden biri de birçoğumuzun yabancı oyuncularla yan yana gelme ve bir şeyler paylaşma durumumuzdu. Antrenmanlarda, saha içinde bir şekilde anlaşılsa da saha dışında nasıl olacaktı? Öyle ya, bu adamlarla hep sahada buluşmayacaktık. Zaten çok geçmeden komik ve ilginç şeyler yaşanmaya başladı

“Adam sağır ya da dilsiz değil, Türkçe bilmiyor!”
Futbolseverler hatırlayacaktır, dünyanın en uzun kalecilerinden biri olan Ivesa o sezon Eskişehirspor’a transfer olmuştu. Sıcakkanlı ve hemen iletişime geçmek isteyen bir arkadaşımızdı. Düşünün, İngilizce bilmeyen bir Türk, Türkçe bilmeyen bir Hırvat ve arada tercüman yok! Takım arkadaşlarımızdan Birol Hikmet, Ivesa’ya “Ev kiraladın mı?” diye sordu. Tabii Ivesa’nın cevap vermesi imkânsız çünkü Türkçe bilmiyor. Birol aynı şekilde ama daha yüksek sesle tekrarladı. Ivesa yine anlamıyor! Birol bu sefer bağırarak ve el hareketleriyle anlatmaya başladı. Yanımızdakilerden biri Birol “Oğlum adam sağır ya da dilsiz değil, Türkçe bilmiyor. Neden bağırıyorsun?” dedi. Oysa Birol’a göre anlaşıyorlardı! Daha sonra Ivesa o kadar iyi Türkçe konuştu ki şaşarsınız. Tabii bunda Birol’un büyük emeği olduğunu düşünüyoruz!
Bu yaşadığımız ilk şeydi ve sonrakilerin habercisi gibiydi. Yine ilk senemizde otobüsle bir deplasman maçına giderken Youla’nın gazete okuduğunu gördüm. Uzun yıllar Türkiye’de oynamış biri olarak Türkçe konuşuyordu ama gazete okuyabileceği aklıma gelmemişti. Sadece fotoğraflarına baktığını sandığım için istedim. “Ben okuyorum” dedi. Şaka yaptığını sanmıştım. “Oku bakayım ne yazıyor?” dedim ve okumaya başladı!

bü

“Küfür etme, ayıp!”
Bir de yabancılara Türkçe öğretme merakımız var tabii. İlk öğrettiklerimiz genelde güzel şeyler yerine küfür! Yarım yamalak konuşmaları ve yerli yersiz bu öğretilenleri söylemeleri komik oluyor. Bundan birkaç sene önceydi. Asansöre binerken yabancı bir takım arkadaşımın kafasına dokunarak “N’aber?” dedim. O da bana, sonuna öğrendiği küfürlerden birini ekleyerek “İyiyim…” dedi. Asansörde başkaları da vardı. “Küfür etme, ayıp” dedim. Aynı şeyi tekrarlayıp “Bu küfür mü?” dedi .“Evet, küfür” dedim. “Bir daha söylemem, tamam” dedikten sonra bile sonuna malum küfrü ekledi!
Tabii yaşanan komik ve ilginç şeylerin yanında, anlaşmazlıktan doğan sıkıntılar da olmuyor değil. Ortak bir dilde konuşamamak, düşündüklerini ifade edememek ya da aracı kullanarak ifade etmeye çalışmak, sağlıklı bir iletişim kurulmasına izin vermiyor. Sadece sohbet esnasında ismi geçen bir yabancı oyuncunun “Benim hakkımda konuşmayın!” diyerek tepki verdiğini bile gördüm. Ya da tam tersini…

“Aynı dili konuşan değil, aynı duyguyu paylaşan insanlar anlaşır”
Takım oyuncuları arasında böyle şeyler yaşanırken bir de yabancı hocayla çalışmanın zorlukları var. Belki de takım içinde en çok iletişim halinde olunması gerekenlerden biri ama bazen bir türlü samimiyet yakalayamıyorsunuz.
Bu yazdıklarımla sanki yabancıların bu ülkeye gelmesini istemiyormuşum gibi bir algı yaratılmasın. Gelen yabancı arkadaşlarla sağlıklı bir iletişim kuramamamız ve onları anlayamamamız biraz da bizim eksikliğimiz çünkü eğitime önem vermiyoruz ve yabancı dil konusunda kendimizi geliştirmek yerine onlar Türkçe öğrensin diyerek üste çıkmaya çalışıyoruz.
Mevlana’nın çok sevdiğim bir sözü vardır: “Aynı dili konuşan değil, aynı duyguyu paylaşan insanlar anlaşır.” Umarım herkesin çevresinde, ailesinde, arkadaşlarında, komşularında, ülkelerinde aynı güzel duyguları paylaştıkları insanlar çoğalır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir