Futbol vs Yemek

Patlayan yumurtalar, bisküvi bağımlılığı, kola aşkı… Futbolcular, seyirciler ve teknik adamlar acıkınca işler biraz lezzet kazanıyor!


HAMUR İŞİ VE BALIK!
Hajduk Split taraftarı, takımlarına sinirlenen ilk ya da son futbolsever grubu değil ancak hoşnutsuzluklarını onlar gibi gösterene de pek rastladığımız söylenemez!

Hajduk taraftarları, 2009’da pastaneler zinciri sahibi başkanları Josko Svagusa’yı protesto etmek için sahayı donut bombardımanına tuttu! Bu hareketleriyle kulüp yönetimine iki farklı mesaj yolladılar: Hem kulübün yönetiliş şeklinden memnun değillerdi, hem de hamur işlerini biraz bayat buluyorlardı!

Bu, Hajduk taraftarlarının öfkelerini dışa vurmak için yiyecek kullanmayı tercih ettiği ilk olay değildi! Bir keresinde Split belediye başkanı Zeljko Kerum’un seyircilere “Küçük balıklar!” demesi üzerine Hajduk’lu futbolseverler Poljud Stadı’nı sardalya yağmuruna tutmuştu!

“TURTASINA OYNARIM”
Eski Corinthians, Flamengo ve Brezilya oyuncusu Gil, 30 yaşında emekli olduktan sonraki dört seneyi “evde kilo alarak” geçirdiğini itiraf etti. Kariyerine geri dönme çabası da ne yazık ki göbeğini eritmeye yetmemiş! “Aç” forvet, geçen sene 34 yaşında Sao Paulo bölgesinin 3. Lig takımı Juventus formasıyla yeşil sahalara döndü. Kulübün sponsoru olan Lübnanlı bir şarküteri firması da iyi performanslarını ona “sfihas” (Brezilya’ya özgü bir nevi turta) vererek ödüllendirmeyi teklif etti.

Brezilyalı oyuncu, dört gol attığı bir maçta bu performansı karşılığında toplam 60 shifas aldı. Kısa bir süre sonra da çok önemli bir galibiyette kilit rol oynaması sebebiyle bu kez 80 sfihas’la ödüllendirildi. Gil o sezonu gol krallığı sıralamasının altıncı basamağında tamamlarken, Juventus bir üst lige çıkma hakkı kazandı. “Sahada görevimi yapıyorum, onlar da işlerini yapıp bana sfihas veriyorlar!” diyor Gil, ağzının kenarındaki hamur işi kırıntılarını silerken!

FFT001_FOOD_OPENER_ILLUSTRATION_DOUGHNUTS

O KEBABI YEMEYECEKTİM!
İngiliz tarihinin en meşhur kadro dışı kalma hikayesi… Nedeni ise yenilmemesi gereken bir yemek! Ya da en azından Gascoigne’e göre öyle! “O kebabı yememem gerektiğini biliyordum” diyordu Gazza, 1998 Dünya kupası öncesi yaşananlara açıklık getirirken. “Hem de tavuk kebap! İnanabiliyor musunuz?”

Gazza, İtalya 90’dan itibaren manşetleri süslüyor olsa da, özellikle Mayıs 1998’de içki masası arkadaşları Chris Evans ve Danny Baker sayesinde büyük sansasyon yarattı. Gerçi bu kez içkiyi fazla kaçırmamışlardı; zira basına sızan bir fotoğrafta, önlerinde duran soda şişeleri birayı andırıyordu ve Evans’ın söylediğine göre Gazza tamamen ayıkmış! Tabii gecenin 1:30’unda objektiflere ellerinde dürümle yakalanmaları başka bir hikaye! Kamuoyunda büyük tepki alan bu kareler sonrası milli takım menajeri Glenn Hoddle, Gazza’yı kadro dışı bıraktı. Evans’ın “Tavuk dürümdü o! Tavuk, sporcular için faydalıdır” açıklaması, hiç kimseye yeterince inandırıcı gelmedi.

“TESİSLERE KOKOREÇ ALABİLİR MİYİZ?”
İştahı ve yemeğe düşkünlüğüyle hem rakiplerinin, hem de takım arkadaşlarının sıkça takıldığı Ayhan Akman’ın kurbanlarından biri de Ali Eren Beşerler’di. Kampın son döneminde bir ter idmanı sonrası canı kokoreç çeken Ayhan, tesislere kokoreç sipariş ederken aklında elbette takım arkadaşını zehirlemek olamazdı! Kokoreçleri mideye indiren ikiliden sıkıntı yaşayan sadece Ali Eren olurken, tecrübeli savunmacı apar topar hastaneye kaldırıldı. Ayhan’a ne olduğunu merak mı ediyorsunuz? Onun bağışıklık sistemi bir hayli güçlüymüş!

TOSHACK’IN KURU YEMEĞİ
“Tabağa baktığımda sadece tavuk ve sebze gördüm. Et suyu bile yoktu. Böyle olunca tamamen içgüdüsel bir hamle yapmak zorunda kaldım!” Şubat 2005’te Macaristan’a karşı Galler formasıyla hazırlık maçına çıkmaya hazırlanan Robbie Savage, takım yemeğinde sofrada sos bulamayınca masanın altına girip aramalara başlamış! Oyuncusunun bu davranışlarını fark eden teknik direktör John Benjamin Toshack onu kadrodan çıkarırken, Galli orta sahanın tepkisi beklendiği gibiydi: “Ne halin varsa gör!” Savage bir daha milli formayı giyemedi; Toshack ise altı sene daha yemek masalarında terör estirmeye devam etti.

REKLAMIN KÖTÜSÜ
“Bazı markalar, oyunculara sponsor olduktan sonra onlara sadece para kazandırmakla kalmaz, şans getirip kariyerlerini parlatmalarına yardımcı olur. Bazılarıysa bunun tam tersi etki yapar! Almanya’da ortaya çıkan “Nutella laneti” tam da bu ters etkiyi özetleyen bir örnek. Bu leziz ürünün reklamlarında yer alan, dönemin genç Alman yeteneklerinin kariyerleri birden kabusa döndü! Kevin Kuranyi, teknik direktör Joachim Löw’le anlaşamayıp milli takımı bıraktı; parlak bir geleceğe sahip olduğu düşünülen Benjamin Lauth ve Andreas Hinkel’in yıldızları parlamadan söndü; orta saha dinamosu Tim Borowski kadrodan çıkarıldı; sol kanat oyuncusu Marcell Jansen ise henüz 29 yaşında futbolu bıraktı. Reklamda yer alan oyunculardan sadece Arne Friedrich, Manuel Neuer ve Mesut Özil paçayı kurtarabilirken, Tagesspiegel gazetesi bu olayı “Alman futbolunun karanlık gücü” olarak vermişti.

“CİPSİ SEVERİM”
“Öncelikle şunu itiraf edeyim: Cips yemeye bayılıyorum!” İskoç gazetesi The Daily Record’da yer alan bir makale bu sözlerle başlıyordu. Rangers’ın orta saha oyuncusu Barry Ferguson, hocası Paul Le Guen’le cips yemesi yüzünden sorun yaşadığını böyle itiraf ediyordu. Ferguson’a göre Le Guen onu hiç önemsemiyor; Le Guen ise oyuncusunun diyet yapmaya karşı olduğunu düşünüyordu. Fransız çalıştırıcı görevinden alınınca kazanan Ferguson oldu! Aslında birçokları İskoç orta saha oyuncusunun bir daha Rangers forması giyemeyeceğini öne sürmüştü ancak yeni menajeri Walter Smith, midesine düşkün bu oyuncuyu hemen kadroya aldı.

VE TANRI TRABZON’U YARATTI!
Cem Yılmaz’ın Bir Tat Bir Doku gösterisinde “Ben nereden bileyim fıkradaki adamların gerçek olduğunu!” sözüyle Trabzonlulara takıldığı bölümü herkes bilir. Kendisine has yaşantılarıyla birçoklarının sempatisini kazanmış Trabzon halkının Ersen Martin için de ayrı bir yeri var. Trabzonspor’a transfer olduğu ilk günlerde kaldığı otelde meyve tabağı sipariş eden Martin’in, elinde boş bir meyve tabağıyla gelen garsonu görünce neler hissettiğini bilemiyoruz! Şakaysa komik değil. Gerçekse hiç komik değil!

DUYDUĞUMA GÖRE AÇMIŞSINIZ BEYLER!
“Hiç kimseyi üzmek istemem ama takımda ciddi anlamda şişman oyuncular vardı!” Bu sözler, Tottenham’a son kupasını kazandıran ve takımdaki bazı oyuncuların beslenme programından memnun olmayan Juande Ramos’a ait. Antrenman sonrası direkt hamburger yemeye gidildiğini öğrenen İspanyol çalıştırıcı, katı bir disiplin uygulayarak şekerleri yiyecekleri, meyve suyunu ve ketçabı yasakladı. Buna ek olarak, “Doktor Bebek Maması” olarak bilinen Antonio Escribano’dan oyuncuların maç sonrası yenilenme sürecine yardımcı olmasını istedi.

2008’de Lig Kupası’nı kazanan Tottenham’lı oyuncular, bu başarıya rağmen sıkı diyetten bıkmıştı ve haliyle şikayet etmeye başladılar. Ramos’un ardından göreve gelen Harry Redknapp ise ilk gününde yemekhaneye gidip oyunculara tek tek ketçap servisi yaptı!

DONDURMA KARŞILIĞI FUTBOLCU
Futbol tarihi birçok ilginç bonservis ücreti gördü ama hiçbiri Manchester United’ın Stockport County’ye Hugh McLenahan için 1927 yılında verdiğinden ilginç değil!

18 yaşındaki kanat oyuncusunu transfer etmek için yeterli parası olmayan kulübün yardımcı antrenörü Louis Racca, dükkanını yerel bir dondurmacıya kiralamış olmasının avantajını kullandı. “Teyzem sürekli iki dolabın ağzına kadar dolu olduğunu söylerdi. Normalde oyuncular için ödenen paradan farklı bir yöntem tabii!” McLenahan, Kırmızı Şeytanlar’ın formasını 116 maçta giyerek istikrarlı bir performans sergiledi. Dakika başına kaç külah dondurma ettiğini hesaplayamadık ama 87 sene sonra Angel Di Maria için Real Madrid’e ödenen ücretten daha hesaplı olduğu kesin!

PEP’İN AKLI YEMEKTE
Pep Guardiola’yı tanımlayacak bir kelime söylememiz gerekse “takıntılı” derdik. İkinci kelime istenirse de tercihimiz “aç” olurdu! En azından maç günlerinde… Önümüzdeki sezon Manchester City’nin başına geçecek olan İspanyol teknik adam, takımının maçı olduğu günlerde ancak karşılaşma sonrası düzenlenen basın toplantısının ardından yemek yiyebiliyormuş. “Önce bir bardak şampanya içer, biraz peynir yer” diyor gazeteci arkadaşı Marti Perarnau. “Birkaç saat sona ise çok sevdiği salamura balığını yer.” İlginç bir yöntem Pep!

KURALCI WENGER
1996 senesinde Arsenal’in başına geçen Arsene Wenger, haşlanmış sebze-pirinç-balık üçlüsünün futbolcular için en ideal menü olduğunu düşünüyordu. Hal böyle olunca ilk başta ciddi tepkilerle karşılaştı. En çok tepkiyi alan ise oyuncuların maç öncesi şekerleme yapmasını yasaklamaktı. Wenger bir keresinde “Arsenal’deki ilk günümü hatırlıyorum. Blackburn deplasmanına gidiyorduk ve oyuncular arkadan ‘Çikolatalarımızı geri istiyoruz!’ diye bağırıyordu.” Biraz meyve ve cevize ne dersiniz?

“SU MU? BEN KOLA ALAYIM”
Kadro dışı kalmanın da bir adabı vardır, değil mi? İdmana geç kalma, takım arkadaşı ya da teknik direktörle kavga etme, başka bir takıma transfer olmak isteme gibi… Peki ya kola tutkusu yüzünden kadro dışı kalan bir futbolcu olduğunu biliyor musunuz? Kocaelispor’da oynadığı dönemde yasak olmasına rağmen malzemeciden rica edip tesislere kola sokmaya çalışan Ahmet Dursun, hocası Holger Osieck tarafından kadro dışı bırakılmıştı. İdmanlarda herkes su içerken kolayı tercih eden Dursun’un ise bu tutkusundan vazgeçmesi için daha fazlası gerekiyordu! Gurbetçi oyuncunun FourFourTwo’ya verdiği röportajda “Bir gün zengin olursam havuzlu bir ev alırım, havuzun içine de kola doldururum. Sadece ‘Ya asiti kaçarsa ne yaparım?’ diye düşünüyordum” demesi, akıllara Gözlerindeki Sır filminin meşhur repliğini getiriyor: “Bir adam her şeyini değiştirebilir; yüzünü, evini, ailesini, kız arkadaşını, dinini, tanrısını… Değiştiremeyeceği tek şey tutkusudur!”

KEANE’İN SANDVİÇ NEFRETİ
Roy Keane’in 2002 Dünya Kupası’ndan hemen önce İrlanda Milli Takımı kampından ayrılması büyük sansasyon yarattı ancak tecrübeli oyuncu, ondan iki sene önce benzer seviyede bir başka olaya daha karışmıştı. Hollanda’ya karşı oynayacakları Dünya Kupası eleme maçı öncesi İrlandalı oyunculara iki yemek seçeneği verildi: Peynirli sandviç ya da pizza. Kaptan Keane elbette bundan memnun değildi: “Sizce Jimmy Floyd Hasselbaink bu gece peynirli sandviç mi yiyor?” Bundan yaklaşık iki ay sonra Old Trafford’da Dinamo Kiev’le oynanan maçta seyircilerin ilgisizliğinden şikayet edip “Sandviçleriyle daha ilgililer!” demişti. Keane herhalde dürüm seviyor!

ARTIKLAR MÜZAYEDEYE
Bir grup Yeni Zelandalı, ülkelerini ziyarete gelen David Beckham’ın yemek yediği restorana gidip yemeğinden arta kalanlara akbaba gibi dadanmıştı! İngiliz oyuncunun kullandığı çatal-bıçak, yarım bıraktığı mısır ve içtiği kutu kola, açık artırmada satışa sunuldu. İyi niyetli bir satıcı ise Beckham’ın yerdeki kırıntılarını alıp “Bunlar yerde bulundu ve yenmeleri sakıncalı ama hediyelik eşya olarak kullanılabilir” demişti!

“Çatal-bıçak ucuz olduğundan yenilerini bulabiliriz” diyor restoranın sahibi. “Ancak yarım kalmış mısırı almak… Ne diyebilirim ki?” Belki de “Restoranımdan defolun!” diyebilirdin!

ŞEKERLER KALSIN
2014 Dünya Kupası, Uruguay için fazla iyi geçmedi ve bunun sebebi, ikinci turda ezeli rakipleri Kolombiya’ya elenmeleri değildi! Hatta beklenenden daha erken eve dönmekten memnun oldukları bile söylenebilirdi; zira leziz yemekleri “dulce de leche” ile yeniden kavuştular!

Brezilyalı yetkililer, 39 kiloluk karamelli şekerlemeye el koymak için takımın Belo Horizonte’de kamp yaptığı tesislere geldiğinde Uruguaylı oyuncular bir hayli şaşırmıştı. Bu şekerleme Güney Amerika bölgesinde ünlü olmasına rağmen titiz Brezilyalı yetkililer, Uruguay Futbol Federasyonu’nun gerekli sağlık belgelerini ayarlamaması üzerine böyle bir operasyonda bulundu. Brezilya Tarım Bakanlığı’ndan bir yetkili, “Gerekli belgeleri getirdiğinizde ya da Brezilya’dan ayrılırken şekerleri geri alabilirsiniz” şeklinde uyarıda bulunmuştu. Luis Suarez’in Giorgio Chiellini’yi neden ısırdığını şimdi anladınız mı?!

FFT001_FOOD_DROP_IN_EGG

BU EKMEK BİR GARİP!
Günün en önemli öğününün kahvaltı olduğu söylenir ancak bir futbolcuysanız ve güne haşhaşlı ekmekle başladıysanız kabus yaşayabilirsiniz! Bize inanmıyorsanız kariyerinin büyük bölümünü İtalya’da Venezia ve Ancona formaları altında geçiren 41 yaşındaki Brezilyalı orta saha oyuncusu Anderson’a sorun! Avrupa’ya transfer olmadan önce ülkesinde Internacional forması giyen oyuncunun kariyeri, 1997 yılında Santos’la oynayacakları maç öncesi birkaç dilim haşhaşlı ekmek yiyince kısa süreliğine tehlikeye girdi. Maç öncesi doping testinden geçemeyen Anderson’un masumiyetini kanıtlayabilmek için kulüp beş sağlık görevlisini çağırdı. Bu ekmekten yiyen beş görevlinin de testi pozitif çıkınca Anderson’un masumiyeti kanıtlandı.

NE KADAR ARA PAS, O KADAR KEBAP!
Saha içinde olduğu kadar saha dışında da bir o kadar yaratıcı olan Hasan Şaş’ın bu konudaki namını duymayan kalmamıştır! Onun yaratıcılığından nasibini alan futbolculardan birisi de, Galatasaray’da oynadığı dönemden takım arkadaşı Felipe. Brezilyalı futbolcu, ilk günlerinde tekniği ve yeteneğiyle herkesi mest edebilmişken Hasan’ı etkileyebildiğini söylemek zor! Milli futbolcumuzun bir otobüs yolculuğu esnasında elleriyle yaptığı dürümü Felipe’ye yollayıp “Hasan gönderdi deyin, bir dahaki maç ara pası atsın!” demesi, saha içi görev dağılımında şüphesiz çığır açmıştı! Fatih Terim’in bundan haberi var mıdır acaba?

KEKLERİNDEN DOĞANLAR!
Slovenya’nın en güçlü takımlarından NK Maribor, varlığını “zehirli” keklere borçlu! Şehrin bir diğer kulübü NK Branik, 1960 senesinde Yugoslavya İkinci Ligi play-off’unda finale çıktı. İlk maçta NK Karlovac’a 2-0 yenilen Branik’in rövanş maçında sahaya çıkmasına gerek kalmadı çünkü rakip oyuncular bir önceki akşam yedikleri yemekte topluca zehirlenip hastaneye kaldırıldı. Yapılan araştırmalarda birinin keklere bir şey koyduğu ortaya çıkarken, NK Branik turnuvadan diskalifiye edildi ve kulüp de çok geçmeden tarihe karıştı. NK Branik’in küllerinden doğan NK Maribor, 1991’den bu yana Sloven futbolunun en güçlü temsilcilerinin başında geliyor.

“SEN GOLÜ AT, HEDİYEN BENDEN!”
Arjantinli golcü Martin Palermo, 2001 senesinde Villarreal’e transfer olurken alışılmadık bir bonus pazarlığı yaptı. “Şehirdeki bir restoran, attığım her gol için bana jambon önerdi” diyordu Palermo. “İlk başta afiyetle yiyordum ama daha da lezzetli bir şey buldum: “Pata negra” (meşe palamudunda tütsülenmiş jambon). Ben de anlaşmayı değiştirdim: Attığım her gol için bir jambon değil, üç gol için bir peta negra alacaktım!”

Bask bölgesinde oyuncuların mezgitle ödüllendirilmesinden ilham alan bar, bu anlaşmayı kabul etti ve kısa sürede Villarreal taraftarlarının buluşma noktası haline geldi. Zaman geçtikçe goller ve dolayısıyla bonuslar fazlalaştı. Ödülünün antrenman tesislerine gelmesini istemeyen Palermo, “peta negra”ların direkt olarak evine gönderilmesini istedi. Akıllıca!

YOĞURT MAÇI ERTELETİ
“Antrenmanın hemen ardından ilk telefon geldi. Arayan, midesinde ağrılar olduğunu söyleyen bir oyuncumdu. Onunla konuşurken ba

Yorumlar

yorumlar

Ad

You must be logged in to post a comment Login