Zafer Biryol’un günlüğü: Simya mı, kimya mı?

Brezilya’nın dünyaca ünlü yazarı  Paulo Coelho’nun en çok bilinen eseri Simyacı’da anlattığı hikayenin özü; normal madeni, altına dönüştürme sanatıdır. Simyacı da ömrünü bu yola adamıştır. Ben de yıllarca bu hikayeyle yaşayanlardan biri olarak, Brezilya’da sıradan bir oyuncunun nasıl dünya yıldızına dönüştüğünü bulmaya çalıştım.

Herkesin merak ettiği sır acaba ne? Bizim yapamayıp, onların yaptığı doğrular ne olabilir? Gerçekten kumsalda futbol oynayarak mı bu seviyeye geliyorlar? Brezilya’nın futboldaki başarısı doğuştan gelen yeteneğin mi (simya), yoksa bilimsel çalışmanın (kimya) sonucu mu?

Her çocuk Pele olma hayalİyle yaşıyor ama bazıları Romarıo, Ronaldınho, Ronaldo veya Neymar oluyor
Bir ülke, efsane bir oyuncu çıkardığında devamı gelir; çocuklar, gençler ona bakarak, onun gibi olma hayali kurar ve efsane olmasa da ismini milyonlarca insana ezberletir. İşte bu hikayelerden Brezilya’da çok var. Her çocuk Pele olma hayaliyle yaşıyor ama bazıları Romario, Ronaldo, Ronaldinho veya Neymar oluyor. Belki kendi ülkelerinde değil ama oynadıkları ülkelerde efsane oluyorlar.

Brezilya’ya gitmeden önce bırakın Pele-Maradona kıyaslamasını, “Fenomen” Ronaldo’nun Pele’den daha iyi olduğunu düşünüyordum. Kime sorsam, (ki sorduklarım genelde menajerdi) bana önce alaycı bir bakış atıp, daha sonra “Yanına bile yaklaşamaz” dedi. Benim karşı argümanımsa “O kadar iyi olsaydı Avrupa’ya giderdi” cümlesiydi. Tabii“Pele satılamaz!” kanununu öğrenmeden önce! Üzerine bir de Pele’nin daha önce hiç görmediğim maç görüntülerini izleyince ikna oldum. Konuştukça da anladım ki Brezilyalıların Pele aşkı bambaşka!

pele-omuzlarda

Brezilya liglerinde futbolculara büyük paraların verilmemesi, onları başka ülkelere gitmeye zorluyor
Türkiye’den baktığımızda, Brezilyalıların plajlarda futbol oynayarak bu hale geldiklerini zannediyorduk ama işin aslı öyle değilmiş! Zaten uygun olan hava şartları ve müsait alanlara yapılan güzel altyapı tesisleri sayesinde, oyunculara yapılan yatırımlar karşılığını çok çabuk veriyor. Her sene A takımlarına oyuncu veren altyapılar, gözleri arkada bırakmıyor.

Sao Paulo’nun altyapı tesislerini gezdim. 220 dönüm arazi üzerinde birçok saha, fitness salonu ve otelden oluşan, yemyeşil bir tatil köyünü andıran tesisten her sene dört oyuncu A takıma çıkıyor ve buraya harcanan 6 milyon doları fazlasıyla çıkarıyorlar.

Başka açıdan bakarsak, Brezilya liglerinde futbolculara büyük paraların verilmemesi, onları başka ülkelere gitmeye zorluyor. Genç yaşta Avrupa’nın önemli kulüplerine giden oyuncular, oralarda gelişimini tamamlayıp taktiksel ve fiziksel açıdan çok daha üst düzey futbolculara evriliyor; zira ülkelerinde kalsalar bunu yapmaları mümkün olmayacak.

Bizimkiler çok az tepki veriyorlarmış!
Çok enteresan ama Brezilyalı oyuncular en büyük gelişimi taraftarlar sayesinde gösteriyor. Futbolcuların devamlı öne oynamasını isteyen taraftarlar; geri oynayan, yavaş oynayan, basit hata yapan, mücadele etmeyen oyunculara çok büyük tepki gösteriyor. Oyuncular üzerinde baskı oluşturuyor ama onlar bunun üstesinden geliyor. Ya da şöyle söyleyeyim: Baskının üstesinden gelenler bir yerlere geliyor! Kendi oyuncusunu ilk 11’de görüp de yuhalayanı ilk defa Brezilya’da gördüm. Saha içinde de top ayağına geldiği zaman yuhalanan oyuncunun, gol attığı zaman hiçbir şey olmamış gibi taraftara koşmasıysa ayrı bir yazının konusu. Eski bir futbolcu olarak ben henüz işin içinden çıkabilmiş değilim! Kendi geçmişimi düşünüyorum; maç kötü gittiğinde takıma tepki gösteren taraftara çok sinirlenirdim. Brezilya’da maç izledikçe vicdan azabı çekiyorum. Bizimkiler çok sabırlıymış ve çok az tepki veriyorlarmış!

IMG_0124

Oyuncu doğaçlama oynuyor, problemi kendi çözüyor
Brezilyalı oyuncuların yeteneklerini geliştiren başka bir unsur da takımlardaki sistemsizlik. Evet, doğru yazdım; sistemsizlik! Brezilya futbolunda hocaların oyuna dokunuşunu göremiyorsunuz. Oyuncu doğaçlama oynuyor, problemi kendi çözüyor. Oyun içinde bloklararası bağlantılar birbirinden kopuk olduğu için oyuncular geniş alan buluyor ve rakibi bire bir yakalayabiliyor. Taraftarın zorlamasıyla, devamlı adam eksiltmek veya buna teşebbüs etmek zorunda kalıyorlar. Bu da hem savunma, hem de hücumdaki oyunculara bireysel pratik sağlıyor. Brezilya’daki cendereden geçtikten sonra dünyanın her yerinde futbol oynamaya hazır hale geliyorlar. Çocukluğundan itibaren çalım atmaya yönlendirilen oyuncu, çağında bunu çok iyi yapar hale geliyor.

Her lige, her keseye uygun oyunculara sahipler
Brezilyalıların dünya genelinde kabul görmesi konusunda menajerlere de ayrıca değinmek gerek. Hepsi birbiriyle bağlantı halinde ve aralarında genellikle problemler olsa da mutlaka menfaat birliği yapıp, transferi bitiriyorlar.

Hemen hepsinin Brezilya dışında sağlam bağlantıları var. Her lige, her keseye uygun oyuncularını dünyanın her yerine servis ediyorlar. Kulüpler de onlara destek verip, her stada rahatça girebilmelerini sağlıyor. Bu sayede bir menajer Malezya’dan gelen telefonla üç futbolcunun transferini bitirebiliyor.

Sistem onlara muhtaç; zira Brezilya Serie A’nın diğer ülkelerde naklen yayınlanabilmesi için talep edilen yayın bedeli çok yüksek ve futbolcu satışından çok büyük paralar kazanılıyor. Brezilya, dünyanın en büyük altıncı ekonomisi olsa da futbolda bir umursamazlık var. Stadyumlar Afrika’daki gibi (Dünya Kupası için yapılanlar hariç) koltuksuz, eski, boyasız… Akşam maçları, ışıklandırmada 3-5 ampul eksik gibi hafif karanlık!

Günün sonunda bir tutam doğuştan gelen yetenekten, bir tutam simyacının hayalperestliğinden ama en önemlisi çok çalışmanın bileşkesinden ortaya Brezilyalı futbolcu modeli çıkıyor. Hayallerinin peşinden dünyanın bir ucuna gitmeyi göze alan bu futbolcular, ülkelerinin “sempati elçisi” olarak tüm dünyayı mutlu etmeye çalışıyor.

Yazı Zafer Biryol

Yorumlar

yorumlar

Ad

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply