Top 10: Tarihin en iyi ‘tek adam’ takımı

Onlar, bir yıldızdan daha fazlası oldular ve takımlarını sırtlarında taşıdılar.

10 Roy Race (Melchester Rovers, 1955-83)

roy race

Bu ismi daha önce hiç duymadıysanız şaşırmayın çünkü zaten gerçek değil, bir çizgi roman kahramanı! Terörist saldırılar, formasını giydiği takımın neredeyse yarsını ortadan kaldırsa da; meydana gelen deprem, maçlarını oynadıkları stadyumu yerle bir edip bacağını koparsa da Race, çok sevdiği Rovers adına çıktığı 501 maçta 436 gol atmayı başardı. Ayrıca kulübüne 30 kupa kazandırırken milli formayla da oynadığı 43 maçta rakip filelere 52 gol gönderdi. Her takıma lazım!

9  Luis Suarez (Liverpool, 2012-2014)

Luis-Suarez

Brendan Rogers’a göre Liverpool’un tek adam takımı olduğunu söylemek utanç verici bir şeydi. Ne var ki Steven Gerrard’ın hücumda eski etkinliğinden çok uzak kaldığı dönemlerde Uruguaylı oyuncu, takımının gollerinin yüzde 50’sini attı. Le Tissier’nin de belirttiği gibi; “Bale’in olmaması Tottenham’ı olumsuz etkilemiyordu ama Suarez’in Liverpool’da forma giymemesi ölümcüldü.”

8 Zlatan Ibrahimovic (İsveç, 2001-2016)

ZlatanIbrahimovic

The Guardian yazarı Marcus Christenson, “İsveç, ‘o tek adam’ olmayınca daha iyi oynayan bir tek adam takımı” diyordu, Euro 2012 elemelerinde İbrahimovic’siz çıktığı maçların hepsini kazanan İsveç’le ilgili. Onun varlığı, takımdaki diğer futbolcuların kendilerini daha değersiz hissetmesini sağlıyor olabilir ancak o varken çok daha güçlü oldukları da bir gerçek.

7 Johan Cruyff (Hollanda, 1974)

cruyff2

Soğuk, inatçı ve yetenekli. Cruyff, bir teknik direktör ya da saha içi liderinden de öte; total futbolun yeşil sahalarda vücut bulmuş haliydi. Önce Ajax’ta, daha sonra da Hollanda Milli Takımı ve Barcelona’da bunu herkese gösterdi. Becerileri 1974 Dünya Kupası finalinde Berti Vogts’un yakın markajı nedeniyle gölgelense de onun yokluğu, Portakallar’ı daima olumsuz şekilde etkiledi.

6 Lionel Messi (Barcelona, 2010-…)

Forvet: Lionel Messi

Evet, Barcelona’da birçok kaliteli oyuncu var ama istatistikler de yalan söylemez. Messi, takımının attığı gollerin yaklaşık yüzde 40’ını üstleniyor.

5 Michael Platini (Fransa, 1984)

platini

1984 Avrupa Şampiyonası’nda mücadele eden Fransa Milli Takımı’nın çok kaliteli bir orta sahası vardı ama takımı sırtlayan isim hiç şüphesiz Platini’ydi. Fransız efsane, o turnuvada ikisi hattrick ve beşi maç kazandıran olmak üzere toplam dokuz gol atarak takımını şampiyonluğa taşımayı başardı.

4 Abedi Pele (Gana, 1992)

abedi

1992’deki Afrika Uluslar Kupası öncesi kaptanlığa getirilişi çok tartışıldı. Ancak Ganalı, hocası Otto Pfister’in güvenini boşa çıkarmadı ve üç maçta da takımına galibiyeti getiren  golü attı. Bu performansı sonrası “Afrikalı Maradona” lakabını kazanırken yarı finalde gördüğü ikinci sarı kart sebebiyle final maçında oynayamadı.

3 Mario Jardel (Gremio, 1995-96)

mj

Felipe Scolari, yurt dışında isim yapmadan çok daha önce ülkesinde harikalar yaratıyordu. 90’ların ortasında Gremio’yu Brezilya’nın en iyi takımlarından biri haline getirirken 1,88’lik Mario Jardel’i rakip savunmanın üzerine salıp korku saçıyordu. Hatta golcüsünden daha iyi yararlanmak için ona özel birkaç kanat oyuncusu bile transfer etmişti. Palmeiras’a gittiğinde de benzer rolü Oseas’a verip Libertadores Kupası’nı kazandı.

2 Micheal Ballack (Almanya, 2002)

Michael-Ballack-

Ballack’ın nasıl lider bir oyuncu olduğunun en büyük kanıtı, 2002 Dünya Kupası yarı finalinde gördüğü sarı kartla final maçı için cezalı duruma düşmesine rağmen takımını zafere taşıyan golü atmasıydı. Ama Almanlar, onun değerini bir yıl önce daha iyi anlamıştı. Play-off’ta eşleştikleri Ukrayna önünde ilk maçta 1-0 geriye düşmüşler, Ballack’ın golüyle beraberliği yakalamışlardı. Rövanşta attığı iki golle takımının aldığı 4-1’lik galibiyette büyük rol oynarken Dünya Kupası vizesini almalarını sağladı.

1 Diego Maradona  (Napoli, 1984-91; Arjantin 1986)

diego_maradona

Milli takım hocası Carlos Bilardo, kaptanlığı Daniel Passarella’dan alıp Maradona’ya verdiğinde birçokları tarafından sert biçimde eleştirilmişti ancak ne kadar doğru bir karar verdiğini herkes gördü.

Napoli’de ise işler çok daha enteresandı. İlk dönemlerde takım bocalayınca başkana gidip “Üç ya da dört oyuncu alıp taraftarın protesto ettiklerini satıyorsun” demişti. Çaresizce yıldız oyuncusuna kulak veren başkan, bunun karşılığını Serie A şampiyonluğuyla aldı.

Yorumlar

yorumlar

Ad

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın