TEKRAR GÖSTERİM: GOL LİMİTED ŞİRKETLERİ

Takımlardan başarı bekleniyorsa, bilinmeli ki golleri sıralayacak üç veya dört kişiye ihtiyaç var. Tarih öyle diyor!

Rekorun yüzde 68’i dört kişinin (1988-89)
Aykut Kocaman (27) – Rıdvan Dilmen (17) – Hasan Vezir (14) – Oğuz Çetin (10)

Türkiye futbol tarihinin bir sezonda 100 gol barajını geçen tek takımı Fenerbahçe’de dört isim skor yükünü üstlenmişti. Hücum futbolu meraklısı Todor Veselinovic’in takımında hemen her futbolcu gol bulmuştu belki ama Aykut Kocaman-Rıdvan Dilmen-Hasan Vezir-Oğuz Çetin dörtlüsü gollerin yüzde 68’ini sırtlandı. Bu dört isim Kadıköy’de oynanan Kahramanmaraşspor maçının ilk yarısına birer gol sığdırmış, 4-0’lık devre skoruna bakanlar rekor bir sonuç beklemiş ama hevesler kursakta kalmıştı.
Fenerbahçe efsanesi Lefter, bu kadar gol atılsa da birçok pozisyonun harcanmasını oyundaki yanlışa vermişti. “Bu harcanan fırsatların nedeni kısa verkaçlarla gole gitme yanlışlığı. Yapılacak iş ısrarla kanatların kullanılması, kontra ve uzun toplarla gole gidilmesidir. Bu hatanın düzeltememesine hayret ediyorum!” Bu “hatalar” ikinci yarı daha çok yapıldı ve maç 4-1 bitti. Kahramanmaraşspor’un golü ise Abdullah Avcı’dan gelmişti!

DSC_0003
Aykut Kocaman 27 golle gol kralı olacağının sinyalini daha sezonun ilk maçında vermişti. Rize’deki maçın ilk yarısı 0-0 bitmiş, “Veysel” askerliği nedeniyle takımla beraber kamp dönemi geçirememiş, takımla tek antrenman yapabilmiş Aykut Kocaman’ı sahaya sürmüştü. Yeni tranfser dört gol birden attı ve maçın 5-0 kazanılmasını sağladı. “Hâlâ kendimde değilim, sersem gibiyim” diyordu maçtan sonra. “Böyle bir başlangıç benim için hem avantaj, hem de dezavantaj. Taraftarlar benden her maçta gol bekleyecekler. Onları mahcup etmeyeceğim.”
Mahcubiyet bir yana, o ve arkadaşları rekor kırdılar. Aykut’un bitiriciliği, Hasan’ın dağıtıcılığı, Rıdvan’ın hızı ve Oğuz’un muhteşem paslarıyla lig maçlarıyla da yetinmeyip Türkiye Kupası’ndaki muhteşem 4-3’lük Galatasaray derbisini de futbol tarihine kazıdılar. Samsunspor’un ligden çekilmesiyle ceplerine koydukları 3-0’lık galibiyete yaslanmayıp 100’ü bulmayı başardılar. Kaderin cilvesi 100’üncü gol onuru bu dörtlüye değil, onların arkasını toplamaktan vakit bulduğunda rakip kalede soluğu alan Turhan Sofuoğlu’na kısmet oldu!

10 tane de atılmaz ki! (1989-90)
Feyyaz Uçar (28) – Ali Gültiken (17) – Metin Tekin (13)

metin ali feyyazBeşiktaş o sezona ilk iki maçını kazanarak girse de altıncı hafta öncesinde iki yenilgi ve bir beraberlik de almış haldeydi. Sezon bittiğinde 77 gol bulmuşlar, bunun yüzde 75’ini, yani 58 golü Metin Tekin, Ali Gültiken ve Feyyaz Uçar atmıştı. Feyyaz gol kralı olmuş, Beşiktaş üç yıl üste üste sürecek şampiyonluk hegomanyasının ilkini kazanmış haldeydi. Her şeyin değiştiği olay 15 Ekim 1989 günü Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan 10-0’lık Adana Demirspor maçında yaşandı. O gün Ali dört, Metin ve Feyyaz üçer gol attılar.
Metin Tekin açısından o maçın bambaşka anlamı var. Gordon Milne ile girdiği uzun süreli sürtüşmenin ardındansahalara nihayet UEFA Kupası’nda oynanan Borussia Dortmund maçıyla dönebilmişti. “Beşiktaş’ta kalıp kalmayacağımı belirleyeceğinden benim adıma çok kritik bir maçtı” diyerek birkaç gün sonraki Adana Demirspor karşılaşmasını anıyor. “Bütün gücümüzle oynadık, fark oldu. Muammer (Birdal) ağabey vardı, libero oynuyordu. ‘Yeter artık!’ dedi 10-0’dan sonra. ‘Bir tane daha atarsanız kötü olur’ diye bizi tatlı sert uyardı. Biz de vaktimiz varken başka bir gol atmaya çalışmadık!”
O gün “Yeter artık” diyen bir kişi daha vardı. İlk devreyi kulübede oturarak geçirip ikinci devre oyuna dahil olan yedek kaleci Haluk Uğurludoğan. “O maçta kalede Fatih (Yılmaz) başladı. Hoca bizi ‘Hadi aslanım, hadi koçum’ diye sahaya attı. Beşiktaş’ta öyle bir kadro vardı ki onları durdurmak mümkün değildi. Kısmet değilmiş, onlar da bize patladı.”
İkinci yarı altı gol yese de Uğurludoğan bu durumdan üzgün değil. Maçtaki birçok kurtarışını da hatırlıyor. “Bir pozisyonda Metin kaleye vurdu topu tam çizgi üstünde yakaladım. Metin’e döndüm ‘Yeter lan’ dedim. Üzüldük tabii ki ama şimdi bakınca diyorum ki ‘Ben de bu alanda varmışım.’ Varsın 10 olsun, ben Metin Ali Feyyaz’a karşı oynamışım ya… Bundan gurur duyuyorum.O maç ve o üçlü sonrasında tezahüratlara konu oldular, şampiyonluklar kazandılar, tüm Türkiye tarafından alkışlanıp, birer Beşiktaş efsanesi olarak gönüllerdeki yerlerini aldılar. Onlardan altı gol yiyen 10-0’lık maçın kalecisi bile o günleri güzel andığına göre pek de yanlış bir şey yapmamışlar!

Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için! (1998-99)
Hakan Şükür (19) – Arif Erdem (14) – Gheorghe Hagi (14) – Okan Buruk (11)

OKAN BURUK 001Galatarasay’ın daha çok gol attığı yıllar oldu. Birçok lig şampiyonluğu da var. Bu futbolcuların da dahil olduğu 2000 ekibi her şeyin üstüne bir de UEFA Kupası kazandı. Hakan Şükür üç kez 30 golün üzerine çıktı. Peki neden 1998-99 kadrosu bu yazıya konu edildi?
Hakan Şükür ile Arif Erdem ve Gheorghe Hagi ile Okan Buruk saha içinde iki ayrı şirket gibi çalışıyordu. Arif hemen her pozisyonda Hakan’ı topla buluşturmanın yollarını arıyor, zaman zaman da ondan gelen topları rakip filelere yolluyordu. Kısacası her iki taraf da kazanıyordu! Benzer bir yapılanma Hagi & Okan A.Ş. için de geçerliydi. Romen yıldız maça orta sahanın göbeğinde, ileri ikilinin hemen arkasında başlasa da bir süre sonra yorulup sağa yanaşıyor, sağdaki Okan da onun boşalttığı alanları dolduruyordu. Okan bunu takım savunması için yapsa da Hagi o bölgeyi hem kendisi hem de savunmacılarıyla birlikte boşalttığından Okan sık sık golle burun buruna geliyordu, çoğunda da atıyordu. Suat Kaya, Ümit Davala, Emre Belözoğlu gibi isimler de bu iki ayrı şirketten oluşan holdingden nemalasanlar da dörtlü, sarı-kırmızılıların o sezonki 85 golünden 58’ini, yani yüzde 68’ini üretmeyi bilmişti. Diğer sezonlarda şampiyonluklara ulaşsalar da tüm ortakların bu kadar çok kazandığı, yani gol bulduğu başka bir dönem olmamıştı.

Bir gol, bir gol için şampiyonluk! (2010-11)
Burak Yılmaz (19) – Umut Bulut (13) –Jaja (11)

Trabzonspor geçmişte şampiyon olurken hiç golcü bir takıma sahip olamamıştı. En golcü şampiyon takımlarının 1983-84’te 43 gol bulması bunu destekliyor. İlginçtir ki bordo-mavililer ligi ikinci bitirirken çok daha golcü takımlara sahipti!
1994-95 Christoph Daum’un Beşiktaş’ının 5 puan arkasında kalan takım 80 golle tarihin en golcü bordo-mavili kadrosuydu. Hami Mandıralı, Şota Arveladze ve Orhan Kaynak takımın gollerinin yarısını atmışlardı. Orhan’ın Beşiktaş’a gitmesinin ardından takım bu kez Fenerbahçe’nin gerisinde kalırken de 79 gol bulmuştu. Belki gol sayısında bir önceki yılın sadece bir gol altında kalmışlar ama gol kralı Şota ve Hami ikilisini üçleyecek ismi bulamamışlardı.
Bir kez daha Fenerbahçe’ye geçildikleri 2010-11 sezonundaysa ileride tam anlamıyla bir gol triosuna kavuşmuşlardı. Burak Yılmaz, Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin ardından Şenol Güneş’in ellerinde kendini bulmuş ve özellikle ikinci yarı attığı gollerle Trabzonspor’a büyük güç katmıştı. Umut Bulut ve Jaja da Burak’a ayak uydurup 4-3-3 oynayan takımda ileride üstlerine düşeni yaparak takımlarının 69 golünün 42’sinin kendi adlarına yazılmasını sağlamışlardı. Trabzonspor’un o yılki gollerinin yüzde 60’ını bulan üçlü, ikili averajla şampiyonun belli olduğu sezon Fenerbahçe maçlarında işbaşı yapabilseydi belki tarih bambaşa şekilde yazılmış olacaktı…

TRABZONSPOR-MEDICAL PARK ANTALYASPOR MACI

Tek eksiklikleri şampiyonluk! (1992-93)
Ergun Kula (18) – Saffet Sancaklı (17) – Bülent Uygun (7)

saffet sancakliGüvenç Kurtar yönetiminde alt ligleri basamak basamak atlayıp zamanın 1. Lig’inin zirvesine kurulan Kocaelispor’un hikâyesi herkesin hatırında. Yeşil-siyahlılar 1992-93 sezonunda şampiyonluk mücadelesi vermiş, sezonun ilk yarısını lider tamamlamış, son düzlükte nefessiz kalmıştı.
O takımın gol yükünü üç isim paylaşıyordu. Ergun Kula, Saffet Sancaklı ve Bülent Uygun takımın 56 golünün 42’sini atmayı başarmıştı; gollerin yüzde 75’i onlardan gelmişti. Takımın kaptanı Osman Çakır “O sezon Ergun’la Saffet yüksek oranda gol atıyorlardı. Saffet, 2. Lig’de de çok yüksek oranda gol buluyordu ama Ergun özellikle Kayserispor maçıyla inanılmaz bir çıkış yaptı” diyerek o günleri hatırlıyor.
Kaptanın bahsettiği 23 Ağustos 1992’de oynanan Kayserispor maçında Saffet hat-trick yaparken, Ergun ve Bülent ikişer gol bularak trio’nun sezona damgasını vuracağını göstermişti. “Aslında Mahmut (Aydın) oynayacaktı ama maç öncesi yönetimle bir sıkıntı yaşadı ve onun yerine Ergun sahaya çıktı” diyen Osman Çakır, eski takım arkadaşının ligin ilk maçındaki performansıyla sezona harika bir başlangıç yaptığını hatırlıyor.
Orta sahadaki Bülent Uygun’un katkısıyla gol triosuna dönüşen üç isim o sezon birçok maçın çok kolay geçmesini sağladı. “Takımımız çok mücadele ederdi” diyor Kaptan Osman. “Çok üstün oynamıyorduk belki ama bu üçlüden goller gelince maçlar çözülüyordu. Elde ettikleri şansları büyük bir olasılıkla değerlendiriyorlardı. Bu yüzden o sezon oldukça farklı sonuçlar aldık.”
İlk iki haftada 11 gol bularak lider oldular, sonrasında koltuktan düşseler de yedinci hafta yine zirveye çıkmayı bildiler. Konyaspor’u 5-0, Ankaragücü’nü 3-0, Aydınspor’u deplasmanda 6-0, Karşıyaka’yı 4-0 yendiler. Ligin ilk yarısında Fenerbahçe maçını kazanmış, Galatasaray’la berabere kalmışlardı; sadece Güvenç Kurtar’ın “İstanbul’a, Beşiktaş’a dört gol atmak için gidiyoruz” dediği maçta siyah-beyazlılara 4-1 yenilmişlerdi. 19’uncu haftada zirveden düştüler, 30 haftalık sezonun 25’inci haftasında lider Galatasaray’ın 1 puan arkasındayken irtifa kaybetmekten kurtulamadılar ve ligi dördüncü sırada bitirdiler. Saffet-Ergun-Bülent üçlüsünün başı çektiği Körfez ekibi belki şampiyon olamamış ama lige bambaşka bir soluk getirmiş, fırtınalar estirmişti.

Süper transfer, süper şampiyonluk (2003-04)
Pierre van Hooijdonk (24) – Tuncay Şanlı (19) – Mert Nobre (12) – Serhat Akın (8)

NOBRE SEVINC2Sezon başlarken Fenerbahçe cephesinde büyük umutlar olduğunu söylemek hiç de gerçekçi olmaz. Romen teknik adam Mircea Lucescu yönetimindeki Beşiktaş; bir yıl önce puan rekoru kırarak şampiyon olmuş, sezon başında da Süper Lig’in gelecek vaat eden yıldızlarıyla kadrosunu genişletmişti. Sarı-lacivertli taraftarlar Trabzonspor’dan Marco Aurelio ve Hollandalı golcü Pierre van Hooijdonk transferlerine şüpheyle bakıyordu ama ne olduysa sezonun ikinci yarısının başında oldu.
Beşiktaş’ın 11 puan gerisinde ikinci sırada olan Fenerbahçe’nin Hollandalı yıldızı, ilk devrenin sonunda verdiği röportajda “Süper bir takım değiliz. Bizi zirveye taşıyacak oyunculara ihtiyacımız var. Transfer yapmalıyız” diyor ve transfer tüyosu veriyordu. Yönetim de Brezilya’ya Alex de Souza transferi için gitmiş ama ancak sezon sonuna söz kesebilmişti. Yine İstanbul’a döndüklerinde yalnız değildiler; genç bir golcü de onlarla aynı uçaktaydı: Marcio Nobre. Brezilyalı, tekrarlanan Rizespor maçında oynama fırsatı bulup siftahını iki golle yaptı. Sezon bittiğinde Nobre 12 gole ulaşmış, Fenerbahçe, Beşiktaş’a 14 puan fark atarak şampiyon olmuştu.
Nobre’nin doping etkisi yaratan katılımının dışında o şampiyonluğun mimarı olarak Pierre van Hooijdonk’u görmek yanlış olmaz. “Aziz” Pierre tam 24 gol bulmuş, yeri geldiğinde forvet arkasında pas dağıtmış, 34 yaşın olgunluğuyla takımın delişmen isimleri Tuncay Şanlı ve Serhat Akın’a ağabeylik yapmıştı. Takımın bulduğu 82 golün 63’üne imza attılar; takımın gollerinin yüzde 77’si onlardan gelmişti.

Tarihin en golcü Beşiktaş’ını alkışlayın (1996-97)
Oktay Derelioğlu (22) – Ertuğrul Sağlam (19) – Mehmet Özdilek (11) – Daniel Amokachi (7)

Teknik direktör Rasim Kara sezon sonunda Beşiktaş’ın başında geçirdiği 1996-97 sezonunun muhasebesini şöyle yapıyordu: “Ligde ikinci olduk, Türkiye Kupası’nda yarı final oynadık, daha önce hiçbir başarı gösterilemeyen UEFA Kupası’nda 4. Tur’a kadar yükseldik. Ve bence başarılı olduk.” Kara belki söylemiyordu ama Beşiktaş tarihinin en golcü takımını da yaratmıştı. 1962-63 sezonunda play-off’lu ve 42 maçlı sezonda atılan 92 gol haricinde, standart bir sezonda en çok gol atan Beşiktaş onun takımıydı.
Siyah-beyazlılar 88 gol atmış; Oktay Derelioğlu, Ertuğrul Sağlam, Mehmet Özdilek ve Daniel Amokachi 59 tanesini bizzat imzalamıştı. Bu, yaklaşık yüzde 72’lik bir orana karşılık geliyor. Belki o sezon bir kupa ya da tarihi bir başarı kazanamadılar ama futbolseverlere büyük keyif verdiler. Fatih Terim’in Galatasaray’ının (90 gol atmışlardı) demir aldığı sezona denk gelmeleri muhtemel bir şampiyonluklarına mal oldu.
Bu dört isim de Beşiktaş için oldukça özeldi. Oktay’a Feyyaz Uçar’ın varisi olarak bakılıyordu. Ertuğrul ise Samsunspor’dan transfer rekoru kırarak Kara Kartallar’a gelmişti. “Şifo” Mehmet 100’ler kulübüne girmeyi başaran nadir orta saha yıldızlarındandı. Ve tabii ki Daniel Amokachi! O yıl belki sadece yedi gol bulmuştu ama savunmaları parçalayarak attığı deparlar ve sonrasında çıkarttığı toplarla arkadaşlarını adeta gole itiyordu. Ah şu Fatih Terim ve çocukları da olmasaydı…

DERELIOGLU,OKTAY ESKI (1)_1

Timsah Yürüyüşü, bu üçlüyle başladı (1995-96)
Majia Mukiibi Musisi (15) – Ercüment Şahin (12) – Elvir Baliç (9)

“Bursa lig lideri gibi oynuyor” yazmıştı Doğan Koloğlu. “Kendinden emin, maça öyle hızlı ve gol atmak için tam saha pres yaparak başladı ki… İleride üç kişi: Ercüment, Baliç ve Musisi oynadı mı, orta alan azalıyor deniyordu. Dün forvette beş, altı kişi olurken, defansta da çoğaldılar.” O gün Baliç ve Ercüment ikişer, Musisi de bir gol bulmuştu.
Yeşil-beyazlılar heyecan ve ilham verici Inter Toto Kupası maçlarının ardından sezona da biraz tökezleyerek başlasalar da sonrasında toparlanmışlar ve 29 Ekim’deki maçın ardından ligin en golcü ikinci takımı olarak (Ankaragücü’nü 8-0 yenmişlerdi) beşinci sıraya yükselmeyi başarmışlardı.
Ercüment Şahin “Karakter olarak birbirimize çok yakındık. Duygusal, dürüst, samimi ve arkadaş canlısı kişilerdik. Aramızda ilk andan itibaren oluşan bu uyum saha içine de yansıdı” diyerek hücum hattındaki partnerleriyle kurduğu arkadaşlıklarını anıyor. “Golleri genelde üçümüzden biri atardı belki ama takım olarak da çok iyi anlaşıyorduk. Bizim başarımız, takımın başarısıydı.”
10’uncu haftadaki o maçtan sonra düşüşe geçmişler ve sezonu dokuzuncu sırada bitirmişlerdi. Takımın 56 golünün yüzde 64’ünü (36) atan üçlünün payınaysa sonraki sezon deneyimli İngiliz teknik adam Gordon Milne’in göreve gelip Musisi ve Ercüment’i sisteme uygun olmadıkları gerekçesiyle takımdan gönderilmesi düşecekti. Baliç’se yeşil-beyazlılarda oynamaya devam edecek, ardından rekorlar kırarak önce Fenerbahçe’ye, ardından da İspanyol devi Real Madrid’e transfer olacaktı.

IMG_8737

Saat kaç, saat? (2005-06)
Necati Ateş (18) – Ümit Karan (16) – Saşa İliç (12) – Hakan Şükür (10)

ILIC MAC (KONYA)Çok değil, dört hafta öncesinde Kadıköy’de 4-0’lık bir yenilgiye uğramışlar, doğrusu o 90 dakikada daha fazla gol yemediklerine duacı olmuşlardı. Yine de son gülen iyi güler misali, sezonun son haftasında oynanan Denizlispor-Fenerbahçe maçının 1-1’lik skorla bitmesiyle mucize şampiyonluğa kavuşmuşlardı.
Eski bir defans oyuncusu olan teknik direktör Eric Gerets’in hücum iştahıyla oynayan Galatasaray’da yeni transfer Saşa İliç sezonun ilk iki golünü atmış, ilk haftalarda Ümit Karan takımı ayakta tutmuş, o yorulurken Necati Ateş sahne almış, Hakan Şükür de ara ara varlığını hatırlatmıştı.
Belki o şampiyonluğu hatırlarken akıllara daha çok sezonun son maçındaki 16 dakikalık bekleyiş, Hasan Kabze’nin bir önceki karşılaşmada İnönü Stadı’nda attığı iki gol ve Adnan Polat’ın 20:45 iddiası kalmış olabilir ama bu dört futbolcu takımın 82 golünün 56’sını atmasaydı, gol yükünün yüzde 68’ini paylaşmasaydı tarih böyle bir mucizeyi yazmak için fırsat bulamayacaktı.
O sezon şampiyonluğu, lider girdiği son hafta kaybederek Türk futbol tarihine geçen Fenerbahçe de dört silahşorla mücadele etmiş; Nobre, Alex, Tuncay Şanlı ve Anelka takımın 90 golünün 57’sini atmayı başarmıştı. Aslında her şey Fenerbahçe’nin lehineydi: Son iki yılın şampiyonuydular, kulüpleri ekonomik olarak Türkiye’nin en iyisiydi, sarı-kırmızılıları iki maçta gol bile yemeden mağlup etmiştilerdi. Galatasaray ise aynı sezon hem Tromsö faciasıyla hem de yerli futbolcuların isyanı boğuşmuş, hatta sezonun başlarında “İstifa da bir hizmettir” yazan pankartlar ve beyaz mendillerle Özhan Canaydın yönetimine taraftar tarafından kapı gösterilmişti. Belki de mucize sadece son hafta yaşananlar değildi; o tüm sezon mucizenin ta kendisiydi!

Şampiyonluk olmadı, Şampiyonlar Ligi çeyrek finali verelim! (2007-08)
Semih Şentürk (17) – Alex (14) – Deivid (11) – Mateja Kezman (11)

Bir önceki sezon Zico yönetiminde ligi şampiyon kapatan Fenerbahçe için 2007-08 sezonu da gayet güzel anılar barındırıyor. Sarı-laciertliler belki ikincilikle yetindiler ama Şampiyonlar Ligi’nde ulaşılan çeyrek final kulüp için Avrupa’daki zirve noktasıydı.
O sezon Fenerbahçe ligde 72 gol atarken dört isim bunlardan 53’ünü sahipleniyordu. Semih Şentürk gol kralı olmuş; Alex, Deivid, hatta fazlasıyla eleştirilen Kezman çift haneli gol sayılarına ulaşmışlardı. Dörtlü, attığı 53 golle şampiyon Galatasaray ile üçüncü Beşiktaş ve Sivasspor haricindeki takımları geçmişti. Fenerbahçe’nin o sezon bulduğu gollerin yüzde 73’ü bu dört isimden gelmişti.

DEIVID SEVINC (BESIKTAS)6
“Genç” ve “Nöbetçi” Semih için o sezon kariyer sezonuydu. “Gerçekten de 2008 kariyerim açısından çok önemli bir yıl oldu. Gol krallığı yaşadım, Avrupa Şampiyonası’nda büyük bir başarının ortağı oldum” diyor. Bir yıl önce Zico onu pek de tercih etmemişti. Ama özellikle kaptan Alex de Souza ile kurduğu gol ortaklığı takımdaki yerini ilk kez sağlamlaştırmıştı. “Alex benim kara kaşıma, kara gözüme bayılmıyor elbette!” diyordu FourFourTwo’ya verdiği röpotajda. “Onun sahada istediklerini yaptığımı, beden dilini iyi anladığımı düşünüyorum. Topla buluştuğumda hemen onu arıyorum. Sıkışık alanda duvar paslarını yapabildiğim için o da benimle oynamaktan memnun. Antrenmanlarda özel bir çalışma yapmıyoruz, sadece maçta neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. O da yetiyor.”
Semih’in ligde 17 gol bulduğu o sezonda Alex 14, Deivid ve Kezman da 11’er gol atmışlardı. Deivid’in Şampiyonlar Ligi performansı ve bulduğu beş gol onun için de 2007-08’in kariyer zirvesi olduğu anlamına geliyor. Belki Kezman biraz küskün kalmıştı ama bu dört adam hem birbirlerine hem de takımlarına çok iyi gelmişti.

Yazı Erdem Kabadayı

Yorumlar

yorumlar

Ad

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın