Bir futbol klasiği: Numara savaşları!

Ricardo Quaresma’nın Beşiktaş’a dönüşüyle Gökhan Töre’nin sırtındaki 7 numaralı forma tartışma konusu olmuştu. Portekizli oyuncu ikinci Beşiktaş döneminde 17 numaralı formayı sırtına geçirmek zorunda kalmıştı. Ama forma savaşları Türkiye’ye özgü bir şey değil!

Alan Shearer, 16 yıl önce St. James’ Park’ın otoparkının önünde 9 numaralı formayı üzerine geçirirken 15 bin Newcastle United taraftarı hep bir ağızdan onun adını haykırıyordu. Ondan yedi yıl önce ise bir başka 9 numaralı, benzer bir gürültüyle karşılaşmıştı ancak Shearer’ınki biraz değişikti…

EUFA CUP QUARTER FINAL“Sözleşme imzalayacağım gün istasyondan stada yürüyerek gitmeye karar verdim çünkü şehri biraz dolaşmak istedim” diyor o meşhur numaralı formayı 1989’da giyen Micky Quinn. “Stada yaklaştıkça ‘Yönetim istifa, yönetim istifa’ sesleri duymaya başladım. Yaklaşık bin 500 taraftar, stadın önünde toplanmış ve yönetim aleyhine tezahürat yapıyordu. Hatta içlerinden bir tanesi ‘Micky Quinn de kim?’ yazılı bir pankart taşıyordu. O an kendi kendime ‘Newcastle’a hoş geldin!’ dedim.” Sadece Newcastle’a değil, 9 numaralı Newcastle United formasına da hoş gelmişti! Quinn daha önce formasını giydiği Portsmouth’ta kaptanlık yapıyordu ve 2. Lig’de mücadele ederlerken rakip filelere 44 gol göndermişti. Buna rağmen Newcastle taraftarına göre Hughie Gallacher, Jackie Milburn ve Malcolm Macdonald gibi efsanelerle özdeşleşmiş 9 numaralı formayı giymeyi hak edecek kadar iyi değildi.

Bu yılın başında Alan Pardew da benzer bir düşünme sürecinden geçip 9 numaralı formayı geçen sezonun devre arasında transfer ettiği Papiss Cisse’ye verdi. “Her kulüpte belli anlamlar ifade eden forma numaraları vardır; Liverpool’da 7 numara, Manchester United ve Arsenal’de 10 numara, burada da 9 numara” diyordu Pardew. “Bu yüzden yeni gelen bir oyuncunun kulüp tarihini ve bu numaraların ne tür anlamlar içerdiğini bilmesi son derece önemlidir. Cisse’yi transfer ettiğim gün ona bundan bahsettim. Bence bu formanın hakkını fazlasıyla verecektir.” Bunun yanında Pardew, yanlış kişilere verildiğinde bu tür formaların ağırlık getireceğini belirtiyor. İyi de basit bir numara, bir taraftar kitlesi ya da bir şehir için neden bu kadar büyük anlamlar taşıyor? Nasıl oluyor da bazı oyuncular forma numaraları üzerinden tanımlanıyor? Son derece yetenekli oyuncuların sürekli aynı numaraları giymesine ve bu durumun ünlü bir spor psikologunun “Bazı formalar daha ağırdır” demesine sebep olan şey ne?

papiss-cisse-695774542

Bu sorulara cevap bulabilmek için 1928-29 sezonunun başladığı 25 Ağustos tarihinden sonra olanlara bir göz atmamız gerekiyor. “Cumartesi günü yapılan başlama vuruşlarında Arsenal ve Chelsea’li oyuncuların forma numaralarında bir yenilik vardı” yazıyordu ertesi günkü Daily Mirror’da. “Arsenal’in maç yaptığı Sheffield ve Chelsea’nin stadı Stamford Bridge tribünlerini dolduranlar bu yeniliği olumlu karşıladı. Bu fikrin kalıcı olması için gereken her şey yapılmıştı.”

Chelsea sezon sonunda çıktığı üç aylık Güney Amerika turunda oynadığı 16 maçın sadece dördünü kazanabildi ama oynadığı futbolla büyük beğeni topladı ve yerel halk tarafından “Los Numerados” (Numaralılar) olarak adlandırılmaya başlandı. İngiltere’nin geri kalanı 1939’da bu uygulamaya geçti ve sahadaki oyuncular 1’den 11’e olan numaraların bulunduğu formalarla sahaya çıkmaya başladı. Bu akım kısa bir süre sonra tüm dünyaya yayıldı. 9 numaralı Newcastle formasını art arda giyen Gallacher ve Milburn’ün kulüp adına yaklaşık 350 gol atması, 50’lerin sonunda ilk forma numarası efsanesini yaratmış oldu. Buna paralel olarak dünyada forma numaralarıyla akıllara kazınmış 9 numaralı Di Steafano ile 10 numaralı Puşkaş ve yine 10 numaralı Pele, futbol sahnesini ele geçirmeye başlamıştı.

ManU7

Bundan yaklaşık 10 yıl sonra George Best, Manchester United’daki 7 numaralı forma efsanesini yarattı. İşin ilginci; Kuzey İrlandalı oyuncu, sol kanatta oynadığı dönemde 11, ortada ve sağda oynadığı dönemde ise 8 numarayı giymişti oynadığı maçlarının üçte birinden daha azında üzerinde 7 numara vardı. Best’ten sonra Avrupa’nın en yetenekli oyuncusu olarak kabul edilen Johan Cruyff, adeta bir forma numarasına anlam kazandıran ilk oyuncu olmuştu. 1970-71 sezonuna sakat başlayan Ajax’lı oyuncu, iyileştiğinde 9 numaralı formasını Arnold Muhren’in formda kardeşi Gerrie’ye kaptırmıştı. Oyuna sonradan girdiği maçta 14 numaralı formayı giyen Cruyff, 1-11 kuralını bozarak bir daha üzerinden bu formayı çıkarmadı ve ilk 11’de başladığı maçlara da aynı formayla çıktı.

Yazar Derek Hammond’a göre 1954 Dünya Kupası’nda kullanılmaya başlanan 1-22 arası forma numarası sisteminden sonra Cruyff’un 14 numaralı forması, özellikle İngiltere’de büyük ilgi çekmiş. “Sadece o değil, birçok Doğu Avrupalı takımların giydiği formalarda numaralar sadece arkada değil önde de yazıyordu” diyor Hammond. “Bu gerçekten alışması zor bir durumdu. Bizim oyuncular belli numaralı formayı giyen rakipleri tutmaya o kadar alışmıştı ki farklı numaralarla karşılaştıklarında şaşırıyorlardı. Mesela Coventry’nin sol beki Mike Pejic, genelde 7 numaralı oyuncularla karşılıklı oynamaya alışmıştı ancak bir anda karşısında 8 ya da 11 numaralı formayı giyen rakipler bulmaya başladı.”

Cruijff_web

İngiltere’de bu kadar cesur bir şey gerçekleşene kadar Kevin Keegan ve Kenny Dalglish, Liverpool’da 7 numaralı formayla çoktan efsane olmuştu. Billy Liddell da aynı formayı giydi ama o da Best gibi başka iki numara daha giymişti. Öte yandan Manchester United’ın 7 numaralı forması, Steve Coppell ve Bryan Robson tarafından giyildikten sonra Leeds’ten transfer edilen sürpriz bir oyuncuya teslim edildi.

“7 numaralı forma, Eric Cantona gelene kadar Manchester United’da hiçbir zaman tam anlamıyla efsane olamadı” diyor United’ın resmi dergisinde editörlük yapan Andy Mitten. “Cantona’nın gelişinden sonra basın olayı bir hayli abarttı ve bu da 7 numaralı formanın efsane olma sürecini hızlandırdı.”

17866-zoomNumaraların oyunu, 1993-94 sezonunun başında formaların arkasına oyuncuların isimlerinin yazılmaya başlanmasıyla tam olarak start aldı. O sezon Liverpool savunmacısı Neil Ruddock, kilosuna gönderme yaparak 25 (İngilizlerin 6,35 kiloya tekabül eden ağırlık birimi stone üzerinden) numarayı tercih etti. Manchester United’ın gençleri Gary Neville ile David Beckham 27 ile 28’e, Swindon’lı Brian Kilcline, Frank McAvennie ve Lawrie Sanchez 31, 32 ve 33’e razı oldu. Newcastle’dan ayrılıp Coventry’ye giden Quinn de 10 numaralı formayı seçmesiyle ilgili şöyle diyor: “Ben eski kafalı biriyim, o yüzden 1-11 arası bir şey seçmek istedim. Bugün 62 ya da 99 gibi numaraları giyen gençleri gördüğümde sinirlerim tepeme çıkıyor.”

Bu görüşe katılmayanlar da var. “Futbolcuların numaralarla özdeşlemesini sağlıyor” diyor eski futbolcu Robbie Savage. “Futbolcular belli rutinleri sever. Aynı numarayı tercih ettiklerinde o numara onlara, onlar da o numaraya yapışır. Mesela ben her zaman beyaz krampon ve 8 numaralı formayı giydim. Siyah krampon ve 14 numarayı giyseydim kendimi bu kadar rahat hissetmezdim.”

Peki ya yeni transfer olduğunuz bir takımda bağımlısı olduğunuz numaranın başkası tarafından alındığını görürseniz ne olacak? Premier Lig ekiplerinden QPR ile çalışmalar yapan spor psikologu Dan Abrahams şöyle diyor: “İşte bu yüzden oyunculara belli bir numaraya bağlı kalmamaları gerektiğini söylüyorum. Diyelim yeni bir takıma gittiniz ve istediğiniz numara ya emekli edilmiş ya da başka bir oyuncu tarafından alınmış. Bu durum direkt olarak stres yaratır. Sizin kontrolünüzde olan bir şey değildir ama kendi kendinize ‘Yeteneklerimin tamamını sahaya yansıtamayacağım’ demenize sebep olur.” Savage ekliyor: “Takımınızda sürekli aynı numarayı giyen biri varsa ve aynı numarayı isteyen başka bir oyuncu transfer ediyorsanız sıkıntı yaşarsınız. Bugünlerde oyuncular sırf Twitter hesaplarında geçtiği için forma numaralarını değiştirmek istemiyor. Hatta sözleşme imzalarken forma numarası için özel madde koyduranlar bile var.”

Soccer - World Cup Italia 1990 - Second Round - Argentina v Brazil - Stadio Delle Alpi

Bunlardan biri de 1996’da Milan’dan West Ham United’a gelen Paulo Futre’ydi. Sözleşme imzalarken 10 numaralı formayı giymek istediğini belirten Portekizli oyuncu, sezonun ilk maçı için Highbury’ye geldiğinde soyunma odasında adının 16 numaralı formada yazdığını görünce deliye döndü. O dönem West Ham’ı çalıştıran Harry Redknapp şöyle anlatıyor: “Bana gelip ‘Futre 10 giyer! Eusebio, Pele, Maradona 10 giyiyor, lanet olasıca 16 değil!’ dedi. Tartıştık, formayı yere fırlattı ve gitti.” Neyse ki çok geçmeden 10 numarayı giyen John Moncur ile bir görüşme yaptı ve kendi yazlığında bir tatil karşılığında takım arkadaşıyla formaları değiştirme konusunda anlaşma sağladı. Redknapp ekliyor: “Ayrıca Moncur’un 10 numaralı formasını satın alan bütün taraftarlara paralarını cebinden ödeyeceğini belirtti. Ben de 50 bin forma sattığımızı söyleyerek onu kandırdım.”

Bir numarayı istemek başka bir şey, istememek çok daha farklı bir şey. Örneğin; Eric Cantona ve David Beckham’ın ardından Manchester United’a gelen Cristiano Ronaldo, bu iki isimle özdeşleşmiş 7 numaralı formayı giymeyi ilk başta reddetmişti. Bu sezon Kırmızı Şeytanlar’a transfer olan Shinji Kagawa da benzer bir tercih yapıp 7 yerine 26 numaralı formayı seçmesini “Burada kendi şartlarımla bir iz bırakmaya geldim” diyerek açıklamıştı. Bu sezon 7 numaralı formayı giyen Antonio Valencia ise kulüp tarihini bildiğini ancak bunun üzerinde herhangi bir baskı yaratmadığını söyledi. Savage’a göre bazı numaralar yanında büyük bir yükle geliyor: “Bazı numaraları seçtiğinizde insanlar sizden önce o numarayı giyen futbolcular kadar iyi olmanızı, daha da ötesi onlar gibi oynamanızı bekliyor ve bu durum tehlikeli olabiliyor.”

Soccer - UEFA Champions League - Final - AC Milan v Liverpool - Ataturk Olympic Stadium

Steve McManaman’ın ayrılmasından sonra Liverpool’da 10 yıl boyunca 7 numaralı formayı giyen oyunculara bir göz atalım. Vladimir Smicer dört sezon boyunca sakatlıklarla boğuşurken Leeds United’dan transfer edilen Harry Kewell da benzer sorunlar sebebiyle sıkıntılı bir dönem yaşadı. 7 numaralı formayı Kewell’a veren Çek oyuncu, daha sonra “Numaramı değiştirdikten sonra üzerimdeki baskı hafifledi ve daha rahat oynadım” şeklinde bir açıklama yaptı. Liverpool formasıyla son maçına 2005’te İstanbul’da oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde çıkan Smicer, sakatlanan Kewell’ın yerine oyuna girmiş ve skoru 3-2’ye getirip takımını ümitlendiren golü atmıştı.

Mick_Quinn1_rtMick Quinn, 1989’da Newcastle’a geldiğinde karşılaştığı protestolu tezahüratlara rağmen iyi bir performans sergiledi. Tabii bunu yapamayabilirdi. Macdonald’ın 1976’da Arsenal’e gidişinden onun gelişine kadar geçen sürede Newcastle’da 9 numaralı formayı giyen hiçbir oyuncu 20 gol barajını geçememişti. “Newcastle’a gelene kadar bundan haberim yoktu. İyi ki de yokmuş! Bazı oyuncuların o numarayı seçmeye korktuğunu fark etmiştim çünkü taraftar için özel bir anlam ifade ediyordu. Bugün nasıl yüksek transfer ücretleri oyuncular üzerinde baskı oluşturuyorsa o dönem de forma numaraları bu tür bir baskı yaratıyordu.” Mick Quinn o sezon tüm kulvarlarda 39 gol attı. Dahası; o performansının kendisinden sonra gelip 9 numaralı formayı giyen David Kelly, Andy Cole, Alan Shearer, Andy Carroll ve Papiss Cisse’nin önünü açtığını düşünüyor.

Peki bu kadar ağır bir formanın yükünü hafifletmek için ne yapmak gerekir? Son söz yine Quinn’de: “Dürüst olmam gerekirse bana 9 numaranın lanetinden bahsettiklerinde ‘Çok da umurumdaydı! Ben çıkıp o formayı giyerim ve gol atarım, gerisine karışmam’ demiştim. Ve dediğimi de yaptım. Newcastle’da gol atan oyuncuları severler ama 9 numaralı oyunculara taparlar.

Yorumlar

yorumlar

Ad

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın