Böyle ayrılık olmaz

Alex de Souza tam dört sene önce yine bir ekim ayında Fenerbahçe macerasını noktaladı ama ardında bıraktığı izler, bir veda şarkısı gibi sonsuzlukta yankılanmaya devam ediyor

Bizim jenerasyon için futbol sokakta başlardı. İki taşın kestiği sokaklar kale olurken, bizler de akşamın ilk saatlerine kadar dönemin futbolcularını canlandırırdık. Ben Rıdvan’dım mesela. Yetenek olarak değil tabii, sadece zihnimde. Ankara Dikmen’in yokuşlu sokaklarında topu sürerken kafamda fırtına gibi estiğimi canlandırırdım. Futbolu seven her çocuğun yaptığı gibi ben de birini örnek alırdım ve benim gönlümde yatan oydu.

90’lı yılların sonlarına doğru doğan çocuklar için, belki sokaktaki taşlar yerlerini halı sahalara bıraktı ancak çocukların zihninde yer eden kahramanlar var olmaya devam etti. İşte milenyum jenerasyonunun Fenerbahçeli taraftarlarının büyük bir bölümü için de o kahraman Alex de Souza!

ekran-resmi-2016-09-27-12-25-16

2004’te Brezilya Milli Takımı formasıyla Copa America’yı kazanan ve Türkiye’ye gelmesi imkansız olarak görülen, hatta bununla ilgili iddialı yazılar kaleme alınan Alex’in Fenerbahçe’ye attığı imza, sarı-lacivertli kulüp tarihindeki en önemli kilometre taşlarından biri. Yaşım Lefter Küçükandonyadis, Cemil Turan gibi isimleri canlı izlemeye yetişmediği için, izlediğim Fenerbahçeliler klasmanında Rıdvan Dilmen ile zirveyi paylaşır. Belki Cemil ya da Lefter’i izleyemedim ama tanıklık edebildiğim dönemlerde de Fenerbahçe’ye çok önemli futbolcular geldi. Jay-Jay Okocha, Viorel Moldovan, Kennet Andersson, Ariel Ortega, Pierre van Hooijdonk ya da Nicolas Anelka gibi isimler çubuklu formayla sahaya çıktı ancak sadece Alex bizi maç esnasında her an gidişatın değişebileceğine inandırdı, “Alex varsa her şey olabilir” cümlesini aşılamış biri olarak kalbimizde yer etti. Bir adamın heykeli boşuna dikilmez! Hele ki o heykel, taraftarın kendi kararıyla yapılıyorsa ona ayrıca saygı duymak gerekir…

Aylarca manşetlere malzeme olan gelişi gibi, Alex’in Fenerbahçe ve Türkiye’den ayrılışı da manşetlerden inmedi. Brezilyalı, ülke futbolumuzda o kadar önemli bir yer etti ki, onu savunanlar ile suçlayanlar şeklinde iki farklı güruhun ortaya çıkmasına bile tanıklık ettik! Brezilyalı’nın Türkiye’ye veda edişi benim içinse en buruk ayrılık şarkılarının tadındaydı. Sarf ettiği “Kontratımı sonlandırdım. Hayatımın en üzücü imzası oldu. Fenerbahçe, bir oyuncu kaybetti ama bir taraftar kazandı. Her şey için teşekkürler” cümleleri ise futbol adına okuduğum en hüzünlü satırlar oldu…

ekran-resmi-2016-09-27-12-25-49

Alex’in ayrılığı aklıma geldiğinde, zihnimde “Böyle ayrılık olmaz” şarkısı yankılanır. Eminim birçok Fenerbahçeli de hâlâ aynı hissiyata sahiptir. Dönemin teknik direktörü Aykut Kocaman’ın Alex’siz oyun tercihi, Spartak Moskova maçı, Twitter mesajları, Gaziantepspor mücadelesi, tepkiler, Aziz Yıldırım’ın yaptığı anons, Kasımpaşa maçı, tribündeki Alex, 1 dakikalık toplantı, Alex’in vedası… Tüm o anlar zihnime kare kare, adeta bir film gibi işlendi. Özellikle de 1 Ekim 2012; yani Alex’in Samandıra’dan ayrılışı ve kulüp binasında geçirdiği sayılı son dakikalar… Aileden biri olsa bu kadar üzülürdüm dedirten bir veda şekli!

Neredeyse tüm kanalların ana haber bültenlerine konu olan veda, birçok televizyon kanalından da canlı olarak yayınlandı. Alex’in evinin önüne gelen futbolseverlerden, Brezilyalı’nın havaalanına gidişi tüm detaylarıyla yer aldı ekranlarda. Ben bugüne kadar hiçbir futbolcunun bu şekilde ağırlandığını görmedim. Genelde futbolcular havaalanlarında birkaç kişiyle uğurlanırken, Alex ve ailesine yüzlerce futbolsever eşlik etmişti.

ekran-resmi-2016-09-27-12-26-00

Ancak bu görüntülerle nokta koyulması gereken gidiş, yankısını bir türlü yitirmedi. Önce karşılıklı açıklamalar, sonra verilmeyen izinler ve son olarak prim ve imza meselesi. Alex’in gidişi Fenerbahçeli olsun ya da olmasın birçok futbolseveri üzdü ama gidişinden sonra yaşanan tartışmalar, ayrılık acısını da aşarak hatıraların zedelenmesine neden oldu.

Artık bireyselleştirilmiş sığ tartışmalara konu olan bu vedada bir suçlu aramanın mantığı olmadığını geç de olsa anladık. Aykut Kocaman, Alex de Souza, Aziz Yıldırım… Üç önemli şahsiyetin çarpışmasında ezilen nihayetinde Fenerbahçe’yi sevenler oldu. En çok da çocukluk kahramanı Alex olanlar üzüldü. Bu veda şekli belki Alex’in kendi hataları, belki de başkalarının ihtirasları yüzünden yaşandı bilemeyiz ama işin gerçeği şu ki; bu veda, Fenerbahçe kulübüne hiç yakışmamıştı!

Yazı Yusuf Kenan Çalık

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir