Bütün iktidar Oğuzhan Özyakup’a!

Beşiktaş’ın dün akşam maçın son 20 dakikasında oynadığı oyun, ligin ikinci yarısında izlemesi gereken model olmalı.

Beşiktaş’ın hücum hattı altı ay içerisinde tamamen değişti. Ve bu takım geçtiğimiz sezonu çok baskın bir oyunla şampiyon olarak bitirdi. Dünyada gerçek anlamda bir sportif planlaması olan hiçbir takımda böyle bir şey olamaz. Elbette oyuncular gidebilir. Örneğin Arsenal’da Mesut Özil ve Alexis Sanchez’in sözleşmelerini uzatıp uzatmayacağı belirsizliği var. Bu oyuncular sezon sonunda sözleşme yenilememe kararı alırlarsa, kulüp de gelir elde edebilmek için ikisini de elden çıkarabilir. Ama Mesut’un yerine asist özelliği olmayan bir oyuncu almazlar veya Alexis’in yerine 1.90 boyunda bir pivot santrforu, örneğin Benteke’yi getirmezler.

Beşiktaş’ta da Gomez ve Sosa kulüpten ayrılma kararı aldı. Sosa’dan kulüp ciddi bir gelir elde etti. Gökhan Töre belli bir bedel karşılığında Premier League’e kiralandı. Olcay da devre arasında Trabzonspor’a gitti. Olabilir. Yerlerini de Talisca, Quaresma ve Babel aldı. Bunlar kötü oyuncular mı? Hayır. Ama yerlerini aldıkları oyuncularla aralarında en ufak bir ortak yan bulunmuyor. Beşiktaş’ın sezon başından beri oyun anlamında yaşadığı krizlerin temelini de giden ve gelen oyuncular arasındaki bu paradoks oluşturuyor. Quaresma Töre’nin içe kat edişlerini yapmıyor örneğin, taç çizgisinin dibinde bekliyor, oradan ceza sahasına bol bol orta yapıyor. Talisca’nın ise Sosa gibi hazırlayıcı ve baskılı bir oyun anlayışı yok. Babel de Olcay’ın geçiş oyununda yaşattığı avantajları sağlayamaz.

Tabii ki bu üç oyuncunun da farklı özellikleri var. Ama bir de bu üç oyuncuyu birlikte oynattığınızda ortaya çıkması gereken bir harmoni olmalı. O da yok. Bu üçlü ilk maçına dün akşam çıkmış olsa da şimdiden söyleyelim: Quaresma-Talisca-Babel üçlüsüyle Beşiktaş’ın bir oyun oturtabilmesi imkansız. Aralarında hiçbir uyum, bağlantı olmadığı için, takımın geometrisini de bozuyorlar. Dahası geçtiğimiz yılki oyunun maestrosu Oğuzhan’ın da önünde bu üçlü olduğu müddetçe devreye girebilmesi mümkün değil. Oysa Beşiktaş’ta oyunun bütün iktidarının yeniden Oğuzhan’a verilmesi gerekiyor. Bu da ancak dün akşam 70. dakikada oyundan tafralı bir şekilde çıkan oyuncunun onbirden elinin ayağının çekilmesiyle olabilir.

Meselenin adını sarih bir şekilde koyarak konuşalım: Şenol Güneş, Beşiktaş’ın yeniden bir oyununun olmasını istiyorsa, Quaresma ve Oğuzhan’dan birini tercih etmeli. Zira iki ayrı ekolü temsil eden bu iki oyuncu birlikte oynadığı müddetçe, diğer oyuncular saha içerisinde birinden birine biat ediyorlar ve bu da genellikle Quaresma oluyor. Çünkü Portekizli oyuncu takımı buna mecbur bırakıyor.

Oğuzhan kısa ve dikine paslarla, verkaçlarla, tempolu bir şekilde oynanmasını, bir başka deyişle bütün takımın oyuna katılmasını isterken; maç boyunca taç çizgisinin dibinde kendisine çizdiği güvenli alanın içinde kalan Quaresma ise neredeyse bütün topların ona atılmasını bekliyor ve ana hücum planının kenardan içeriye şişireceği toplar olmasını talep ediyor, kısacası kolay yoldan kahraman olmayı istiyor. Ve kendisi kahramanlaşırken, takım giderek sıradanlaşıyor. Oğuzhan ile Quaresma’nın oyun anlamında sahada yaşadığı bu ikilik ve gerilim de Beşiktaş’ın bir oyununun olmasını engelliyor. Fakat ne zaman sahadan Quaresma çıkıyor, takım yeniden özgücünün farkına varıyor ve bir oyunu oynamaya başlıyor. Tıpkı Bursaspor maçında veya dün akşam 70. dakikadan sonra olduğu gibi.

Tabii bir mesele daha var Beşiktaş’ta: Anderson Talisca… Öyle bir vuruş yeteneği var ki, bu yeteneğinin yanında biraz da oyun içinde daha aktif olabilse, örneğin Christian Eriksen gibi, Benfica onu sezon başında Premier League’e 50 milyon Euro’ya gönderirdi. Ama bu haliyle de tam bir Süper Lig oyuncusu. Bonservisinin alınıp kalması halinde buraların kralı olur. Fakat takımın geri kalanını ona göre dizayn etmek gerek. Nasıl Fenerbahçe 8 sezon boyunca Alex de Souza’ya göre kadrosunu kurduysa, Beşiktaş da Talisca’ya göre bir kadro yapmalı.

Fenerbahçe Alex’le yıllarca 4-4-1-1 oynamış; etrafına yerleştirdiği Tuncay, Appiah, Aurelio gibi çalışkan oyuncularla da Alex’in skorer özelliğinden faydalanabilmişlerdi. Beşiktaş da Talisca’yla aynısını yapmalı. Ama mevcut kadroda çalışkan kenar oyuncuları olmadığına göre, Talisca’nın arkasına en az üç orta saha oyuncusu koyulmalı. Sadece Atiba-Oğuzhan ile olmaz, Tolgay da gerek. Kısacası dün akşam 70. dakikadan sonraki görüntü, Beşiktaş’ın ligin ikinci yarısında üzerine koyması gereken oyun şekli olmalı.

Yazı Onur Özgen

Yorumlar

yorumlar

Ad

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın