Küçük Barcelona

Sarı-kırmızılılar hiçbir direnç gösteremeyen rakibi karşısında dün küçük bir Barcelona resitali sundu.

Galatasaray’ın kötü oynadığı ve mağlup olduğu Karabükspor maçından sonra Akhisar Belediyespor karşısında bir reaksiyon göstereceği tahmin edilebilirdi aslında, ancak bu kadar da kolay olacağını kimse umamazdı açıkçası. Bunu kolaylaştıran etken Galatasaray’ın aşırı iştahlı olmasının yanı sıra Ege temsilcisinin hem fizik hem de mental olarak oldukça kötü durumda olmasıydı. Yılmaz Atabarut Tesisleri’nden İstanbul’a gelmek için otobüse binerken kabullenmiş gibilerdi mağlubiyeti sanki.

Selçuk-Josue-Sneijder’dan kurulu olan, belki de Galatasaray tarihinin en yumuşak orta saha üçlüsünden birine karşı üstünlük kuramamaları kendileri adına tam bir facia. Herhalde Akhisarspor dışında Süper Lig’den hangi takım olsa bu orta sahayı zor durumda bırakırdı. Custodio’nun cezalı olması, N’Guemo’nun satılması takımın bütün direncini bitirmiş adeta.

Tiki-takaya devam

Semih Kaya’nın golüne kadar tamamen kendi yarı alanında bekleyen bir Akhisarspor vardı. Ancak sadece beklemekle kaldılar. Rakibi ısırmadan, Galatasaray’ın top tekniği yüksek orta sahasına kolayca pas yaptırdılar. Semih’in golünden sonra Olcan-Özer-Vaz-Te üçlüsü biraz pres yapmaya başladı ancak o esnada da orta sahadan destek bulamadılar ve baskı sürekliliğini sağlayamadılar. Galatasaray da bu sezon belki de en iyi yaptığı şeyi tekrarlayarak ikinci golle ipini çekti rakibinin. Kasımpaşa deplasmanında Podolski’nin Sneijder’la yaptığı verkaç ve sonrasında gelen gol, yine tıpkı Akhisarspor gibi oyunu tamamen kendi yarı sahasında kabul eden Bursaspor’a karşı Yasin-Sneijder-Bruma üçlüsünün seri paslaşmaları sonrası kilidi açan ilk gole benzer şekilde ikinci kez rakip fileleri sarstı Riekerink Bey’in talebeleri. Sarı-kırmızılıların kapalı savunmalara karşı kendi sahasında tribünlere küçük bir Barcelona resitali sunması elbette iyiye işaret. Hollandalı teknik adamın da bunda katkısı olduğunu düşünebiliriz.

Galatasaray, bir şampiyonluk adayı olarak iç sahada makul olanın da üzerinde bir performans sergiledi dün akşam. Bruma bu sezon birçok maçta yaptığı gibi yine göz kamaştırdı. Real Sociedad’da kendisini en çok bitiricilik anlamında geliştirmiş Portekizli. Sneijder da Podolski’yle birlikte oyuna kalite kattı. Ancak ligin kadro olarak en zayıf birkaç takımından biri olan Akhisarspor’a karşı ortaya konulan bu performans yanıltıcı olabilir. Zira Galatasaray’ı bu maçta hep oynarken gördük, savunurken değil.

Cannavaro’ya hakaret sayılır!

Galatasaray’ın sıkıntısı da topa sahipken değil, top rakipteyken oynadığı oyun. Savunma yerleşiminde, gerideki dörtlünün pozisyon alma konusunda yeteri kadar yetenekli olmadığı aşikar. Bunu da gelen ortalarda doğru yerde olmadıkları için yedikleri bolca kafa gollerinden net bir şekilde anlayabiliyoruz. Anlaşılmaz olan konu ise Galatasaray’ın bu sorunu çözmek için Florya’da yoğun mesai harcamak yerine Fabio Cannavaro, Ivan Cordoba, Javier Mascherano gibi oyuncuların kariyerlerine hakaret edercesine haftalar boyunca 1.90’lık stoper aramış olması! Abdullah Avcı, doğru savunmayı yapabilmek için yıllarca çalıştıklarını ifade ederken Galatasaray’ın bu yolda olması sarı-kırmızılılarda bir futbol aklının olmadığının göstergesi.

Gelelim Akhisarspor’daki yanlışlara… Tolunay Kafkas’ın 2000 doğumlu Hasan Ali’yi Türk Telekom Arena’da sahaya sürmesi çok fazla risk, az miktarda şov içeriyordu. Akhisarspor yönetiminin ise takımın kilit oyuncularından N’Guemo, Rodallega ve Douglao gibi isimleri göndererek neyi amaçladığı merak konusu. Yakın zamanda Delph ve Benteke’yi satıp küme düşen Aston Villa, orta sıralara oynarken önce Bony’i, sonra da Gomis’i gönderen ve Premier Lig’de şu aralar diplerde çırpınan Swansea kimseye örnek olmuyor demek ki.

Yazı Samet Çayır

Ad

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir