Hem miras hem borç

Karabükspor’dan sonra Galatasaray’ın kadrosu Tudor için zengin akrabadan kalan bir miras niteliğinde. Ancak takımın fizik kalitesi, Hırvat çalıştırıcıya bırakılan yüklü ve kısa vadede ödemesi zor olan bir kredi borcu adeta 


Galatasaray’a gelişi sansasyonel olan Igor Tudor’un Rizespor karşısında takımı hangi kurguyla sahaya süreceği merakla bekleniyordu. Hakan Balta ve Bruma’yı Florya’da bırakan hırslı teknik adam, stoper tandemini Semih ve Chedjou’dan oluştururken beklerini yani Sabri ve Linnes’i ileriye gönderdi. Oyunu kurma görevi ise stoperlere sık sık yaklaşan Selçuk’a verildi. Riekerink döneminde Galatasaray’ın sorunu topla oynayamaması değil, top rakipteyken berbat oynamasıydı. Rize’de de en büyük fark bu alanda ortaya çıktı.

45 DAKİKA TUDORPRESSING
Oyunu rakip sahaya yıkan sarı-kırmızılılar, top Rize’ye geçer geçmez ani pres uygulayıp rakibi kendi yarı sahasından uzak tuttu, Recep ve Jantscher’in topla oynamasına izin vermedi. Klişe bir tabirle, hep beraber çıkıp hep beraber döndüler ve takım boyunu kısa tutarak iyi bir görüntü verdiler. Rize’yi kendi yarı alanına hapseden Galatasaray, Sabri’nin takdire şayan bir mücadele örneği gösterdiği pozisyonda golü buldu. Top Yasin’deyken Josue’nin koşusu da, Yasin’in pası da, Podolski’nin herkes ön direğe giderken kendisini arka direkte unutturması da harikaydı. Kaleyi genelde sol taraftan görmekten hoşlanan Alman yıldız, istediği pozisyonu buldu ve ağları sarstı. Golden önce Podolski’nin buna benzer bir şutu daha vardı ancak Rizespor Podolski’nin şutlarına önlem almadı ve bu dikkatsizlik golle sonuçlandı.

İlk yarıdaki oyunla sınıfı geçen Galatasaray, ikinci devrede mecburen kendi yarı alanında beklemeye başladı. Bu kez roller değişti ve Rizespor önde basan taraf oldu. Mecburen diyoruz çünkü Igor Tudor bu fizik kaliteyle ilk yarıdaki tempoyu 2. yarıda yakalayamayacağını çok iyi biliyordu ve rakibin hızlı hücumlarına dirençsiz kalıp gol yemektense, takımı geri çekmeyi tercih etti. Galatasaray’ın kadrosuna kağıt üzerinde bakıldığında Tudor’a zengin akrabasından kalan bir miras gibi; ancak Galatasaray’ın fizik kalitesi, ilk yarıdaki baskılı oyunu en azından 70 dakikaya yaymak isteyen Tudor’a kalan yüklü bir kredi borcu niteliğinde.

KONTROLSÜZ GÜÇ
Oyuncuların yaşayacağı muhtemel düşüşü hesaplayan Tudor, belki de maçtaki en büyük hatayı yapıp, Galatasaray’a geldiğinden beri en iyi oyununu oynayan Josue’yi oyundan alıp Tolga Ciğerci’yi sahaya sürdü. Savunma arkasına sürekli koşular yapan, rakibin dengesini bozan Josue’nin çıkması, Cimbom’un hücum kalitesini yarı yarıya düşürdü. Tudor’un Linnes-Ahmet Çalık değişikliğinden sonra Semih Kaya’yı sol beke kaydırması ne kadar yanlış ve anlaşılması güçse; Semih’in maçın son pozisyonunda sol kanattan Yasin’e mükemmel bir orta yapması o kadar ironikti. Maç içinde birçok kez diziliş değiştiren Tudor, heyecanına ve kendini kanıtlama çabasına yenik düşüp kontrolsüz bir güç sergiledi. Sakin kalsa belki de Galatasaray, Rize’den galip ayrılacaktı ama bunu başaramadı genç teknik adam. Muslera’nın yediği frikik golü ise, Özgür Çek’i tanımadığının bir göstergesiydi.

Rizespor kadro olarak ligin Gaziantepspor ve Adanaspor’la birlikte en zayıf 3 takımından biri. Karadeniz ekibini ayakta tutan ise Hikmet Karaman’ın tecrübesi ve arzusu. Yaklaşık 15 dakika sakat sakat oynayan ve maç içinde bir an bile durağan kalmayan Recep Niyaz’a ayrı bir parantez açmak gerek. Fenerbahçe’nin, Denizlispor altyapısından 200 bin Euro karşılığında transfer ettiği ve 2015’te Denizlispor’a bedavaya verdiği Recep, eski takımının bas bas bağırarak ofansif gücü ve oyun zekası yüksek orta saha oyuncusu aradığı bu dönemde parlamaya ve kendini geliştirmeye devam ediyor.

Yazı Samet Çayır

Yorumlar

yorumlar

Ad

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın