Dip nerede?

En zor günlerinde umudu resmeden Fenerbahçe’nin renkleri günbegün soluyor 


Taktikle izahı olan bu halin akli melekeleri kayıp. Bu oyun hükümsüzdür. Advocaat’ın tercihleri, son üç sezonda kurulan plansız kadrolar, döviz kurundan başka açıklaması olmayan mali tabloyu alt alta sıralasak bile sahadaki tuhaflığı mantığa oturtamaz. Bi tuhaf bi hal bu. Bir bırakmışlık, bir pes etmişlik hali. Ahvali ise tribündeki boş koltukların gölgesi. Fenerbahçeli takımını sevmiyor, oyuncular oynamayı, hoca kenarda durmayı, yönetim beklentileri karşılamayı. Kimsenin canı başarı istemiyor. Tek görüntü bu. Ne sarı ne lacivert en kötü günlerinde bile bu kadar koyu gri olmamıştı. Şimdi dillenen ise Advocaat’ın gönderilişi. Fenerbahçe organ nakilleriyle ayakta. Ama artık kendisine benzemiyor. Yalnızca nefes alıyor. Bazen de yürüyüş yapıyor.

YÖNETİM
Bu durumun başlangıcı, Ersun Yanal’ın gönderilişi sonrası söylenen “Siz bu takımı Ersun Yanal mı şampiyon yaptı sanıyorsunuz” sözünde saklı. İsmail Kartal-Pereira-Dirk Advocaat serüvenindeki mütemadi tükenişin mihenk taşı o cümlede saklı. Taktiksel ve antrenörlük yetenekleri bu denli hiçe sayan, market olmaya çalışan bakkal gibi ben kurumsallaşıyorum deyip kulübün paralarını hiç ettirenlere hesap soramayan, her başı sıkıştığında o günün siyasi konjonktürünü dikizleyen bir kibir en tepede. Taraftarı sevmeyen, stada gelmiyor diye suçlayan, gelmek istediklerinde passoliglerini iptal eden bir yönetiş. Bu yönetişte 19 yılda kazanılan 6 şampiyonluğun tek açıklaması bozuk saat olabilir. Şimdi kucağında finansal fair-playle ecel terleri dökerken diğer yandan da cebindeki paraları savuran bir biçareliğin içindeler. Akıllarında ise istifa hariç her şey var. Bu yönetimi anlatmaya iki paragraf değil yazı dizisi gerekli.

ADVOCAAT
Çok alışık olmadığımız bir şeffaflığı, fazlasıyla aşina olduğumuz bir inatlığı var. Oyuncularını eleştiriyor, 2 aydır her mikrofona yanlış kadro planlamasını şikayet ediyor, sorulan sorulara kendini savunmak için değil teşhis koymak için yanıt veriyor. Ama hastalığa dönüşen orta sahasızlıktan bir türlü vazgeçmiyor. Kendisinden beklenen yarı radikal yarı deli cüretkârlığı sergilemiyor. Ne savunmada ne hücumda ne ileri uçta kendisinden öncekilerin belirlediği çizgiyi bozuyor. Takıma geldiğinde kattığı fizikalite ve özgüven ise gün geçtikçe eriyor. Sürekli şikayet eden hali ise takımla olan bağını gittikçe azaltıyor. Vedası yakın olacak gibi.

FUTBOLCU
Önceki hafta yazdığım gibi, kendi mesleklerine saygı duymayan çok fazla oyuncu var. Sporcu değiller ve bu dertleri değil. Defalarca tekrarlamak sıkıcı olacak. Suçun büyük kısmı onlarda. Çünkü ne bir hoca onların yerine oynayabilir ne de bir yönetici onların yerine pas verebilir. Kaçak dövüşen oyuncular topluluğu.

DİBE NE ZAMAN VURULUR?
Tahminen Krasnodar’a elenilmesinin sonrasında bu kopuş gerçekleşir ve yavaş yavaş etekteki taşlar dökülür. Kim aklında ne varsa ortaya dökmeli artık. Seçim mi olacak, mali küçülmeye mi gidilecek, ö kaynaklara mı dönülecek karar verilmeli. Uzun ve iyi bir planlama yapılmalı. Camianın önüne takvim konulması yeterli. Çünkü Fenerbahçeli, Fenerbahçe’sini özledi. Hele bir çekilmesi gereken acılar çekilsin sonrası çorap söküğü.

Yazı Burak Kılıç

Ad

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir