Kanseri 90’dan çıkaran kadın

İki kez kanseri yendi, daha sonra kendi adını verdiği bir kulüp kurdu, şimdi ona ev sahipliği yapacak bir bina arıyor. Nurcan Çelik, görmeye alışık olmadığımız türden bir futbol savaşçısı! 


Kadın futbolcu Nurcan Çelik, 2008 senesinde milli takım kampındayken tiroid kanseri olduğunu öğrendi. Geçirdiği operasyonun ardından tekrar yeşil sahalara döndü ama üç yıl sonra bu kez karşısına meme kanseri çıktı. Ne var ki durum bu sefer eskisine nazaran çok daha ciddiydi; üstelik çok sevdiği annesini de bir süre önce aynı hastalık sebebiyle kaybetmişti…

Nurçan Çelik yılmadı, savaştı ve kazandı. Önce hayatını kurtardı, ardından kaleciliğe dönmek için çalışmalara başladı, üstelik bunlarla yetinmedi ve bir kulüp kurdu. Yaşanan tüm bu sürecin ardından, “Hem gardırobum, hem de evim; hatta kulüp binam” dediği arabasına atlayıp Bursa-İstanbul arasında mekik dokuyor. Bursa’da yaşıyor, kontrol amaçlı tedavilerine orada devam ediyor; İstanbul’a ise sahibi olduğu futbol takımının idmanları ve maçları için geliyor.

Kendisiyle buluşmak için sözleştiğimiz Zeytinburnuspor tesislerindeyiz. Nurcan, camları siyah filmle kaplı ticari araçtan iniyor. Bu, bir kadının tercih edeceği bir arabaya hiç benzemiyor! “Lenflerim alındığı için kolumu yormamam gerektiğinden düz vites arabamı kullanamaz olmuştum; otomatik vitesli bir araca ihtiyacım vardı. Sağolsun abim bana sürpriz yapmak istemiş ve bunu alıp bana hediye etti!” Belki bir kadının estetik kaygılarına hitap etmiyor ama Nurcan artık aracına fazlasıyla ısınmış. “İlk gördüğümde irkilmiştim ama sonra ‘Ne yapayım, artık yatak döşek içine atar yollara koyuluruz’ dedim. Zaten geçirdiğim hastalıklardan sonra her zaman tam performans sergileyemiyorum. Yolda sık sık durup dinleniyordum. Şimdi çok rahatım; ev gibi, çok yorulunca içinde yatağım var, kenara çekip yatıyorum. Kulüp binası olarak bile kullanıyorum.” Söylediklerinin kanıtını fotoğraf çekimi için yanında forması olup olmadığını sorduğumuzda görüyoruz. “Ben gardırobumu yanımda taşıyorum” diyerek bagajı açıyor. Manzara şaşırtıcı! Bagaj, askılarda hazır şekilde bekleyen giysilerle dolu, alt taraftaysa özel yaptırdığı kıyafet ve ayakkabı dolu bir sandık var!


Artık filmi başa sarıp Nurcan Çelik’ten kanserle yaptığı iki meydan muharebesini, futbola dönüş öyküsünü ve kurduğu takımı dinlemenin zamanı geldi.

“Her 21 günde bir sekiz kür serum aldım, altı ay hastanede yattım”
Nurcan “İlk olarak milli takım kampında boynumda ağrı hissettim” diyerek sıkıntılı döneminin başlangıcını anlatıyor. “Boynumdaki nodül çok büyümüş. Çok fazla ağrı yapınca duramadım, masörden bana iğne yapmasını istedim. Kendimi çok yorgun hissediyordum. Koşamıyordum, kaleci antrenörümüz de formdan düştüğümü düşünüyordu. Aslında güçlüydüm ama hastalık beni içten içe zorluyordu.”
Sezon sonunda, milli takımından döner dönmez ameliyat olur ama dertler bitmez. Önce tirioit bezinin yarısını aldırır. “Hiçbir insan organını kaybetmek istemez. Tırnağına bir şey olsa bile için gidiyor, hiçbir şeyini kaybetmek istemezsin o yüzden organını kurtarma çabası içinde oluyorsun.” Ama bu sadece zaman kaybı olur. İkinci bir amileyatla kanser riskini devam ettirdiği için diğer yarıyı da aldırır. Yaz mevsiminde dinlenip toparlanıp, yeni sezonda futbola devam eder. Tirioit bezi olmadığı için hormon almaya başlar.
O günleri çok zorlanmadan atlatan Nurcan’a asıl darbeyi meme kanseri vurmuş. “Hasta olduğumu öğrendiğim ilk an yıkıldım” diyor. “Aslında iki üç ay öncesinden hasta olduğumu hissetmeye başladım. Dönem dönem ağrılarım oluyordu. Arkadaşlarımla da paylaşıyordum, göğsümde bir batma var diye. Sonra meme ucunda bir kitle oluştu.” Birkaç farklı doktora gitse de kimse doğru teşhisi koyamaz. Bir takım kremlerle durumu idare etmeye çalışsalar da bu sadece zaman kaybı olur. “En son gittiğim doktor ‘Memenin tamamını almamız lazım’ deyince şok geçirdim. İnsan göğsünün alınacağını öğrenince dış görünüşünü düşünmeye başlıyor. Bir süre depresyon moduna girmiş, bayağı ağlamıştım.” Yine de yıkılmaz. “Doktora gittiğim gün antrenmanım vardı. Muayeneden sonra idmana çıkıp, çocuklarla maç yapınca hastalığımı en azından o günlük unuttum.”


Geçirdiği operasyon sonucunda sağ göğsünü kaybeden milli futbolcu, zorlu bir tedavi süreci geçirir. Göğsünün yerine takılan silikon enfeksiyona yol açar; bir yandan da kemoterapisi devam eder. “İkisi birlikte beni çok zorladı, hatta tamamen bitirdi. Belki sadece kemoterapi görseydim bu kadar sıkıntı çekmezdim. Her 21 günde bir sekiz kür serum aldım, altı ay kadar hastanede kaldım.” O günlerde yanında ailesi, arkadaşları ve özellikle abisi vardı.
Nurcan’ın doktoru Hasan Karanlık hastasının ne kadar zor günler geçirdiğinin en yakın tanıklarından. “Annesini genç yaşta aynı hastalıktan dolayı kaybetmiş ve öncesinde tiroit kanserine yakalanmış birisini düşünün; üstelik bu kişi Nurcan gibi çok aktif bir insan olsun. Ne kadar olumlu düşünse de annesinin yaşadıklarını hatırlaması ayrıca bir sıkıntı yaşatıyordu” diyen Karanlık, Nurcan’ın sıkıntılarını belli etmeden çok iyi mücadele ettiğini söylüyor. “Nurcan çok güçlü birisi. Yıkıcı travmalar geçirebilir dediğimiz dönemin çok iyi şekilde üstesinden geldi.”

Koruma amaçlı tedaviye devam eden Nurcan Çelik’in fiziksel olarak tek sıkıntısı alınan göğüsünün yerine silikon kullanıyor olması. Bu durum ona özellikle antrenmanlarda sıkıntı yaratabiliyor. “Yapay göğsümü çıkarıp, idman yaptığım zaman fiziksel bir eksiklik hissediyorum. O da insanın psikolojisini etkiliyor. Ancak çok fazla takıntılı birisi değilim, kendimi çok hasta birisi gibi görmüyorum.”
“Bir, iki kere yapay göğsümü bir yerlerde unutmuşum. Bağırdım, ‘Mememi gören var mı?’ diye!”
Üç yıl içinde iki farklı tür kansere yakalanıp iyileşmeyi başaran Nurcan bu dönemde büyük mücadele verdi ve futboldan destek aldı. İlk işi psikolojisinin bozulmasına izin vermemek, sağlam bir motivasyonla mücadele etmek oldu. “Irsi bir durum; annemde de vardı, bende de var. Karadenizli olduğumuz için Çernobil’in etkilerinin olduğunu düşünüyorum.” Bu duruma isyan etmez, sık sık ettiği dualarla kendine moral verir. “Kanser olanlar asla pes etmesinler, hastalığı kabul etmesinler” diyor. “Hayat bu, insanın başına her şey gelebilir. Bu bir süreç; gelecek ve geçecek, geçmeyecekse zaten merhumsun (gülüyor). Çivi çakmadık ya! Ama son güne kadar gülümseyebiliyorsan süpersin.”


Hasan Karanlık da Nurcan’ın sporcu olmasının bu mücadelede faydası olduğunu söylüyor. “Mücadele etme yapısının sporcu olma özelliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Bu hastalıkta mücadeleci olmak, hastalığı yenmek açısından çok önemli. Ayrıca sporcu bir çevreye sahip olması ve arkadaşlarının gelip ona destek vermesi, moral vermesi, ‘Kalk artık, sahaya dön demeleri’ onun için çok büyük bir avantajdı.”

Tabii Nurcan’ın bir doktoru daha vardı: Futbol! “Psikolojik olarak hayata futbol sayesinde tutundum” diyen Nurcan, 2010 yılında kurduğu kulübünün işlerini de yattığı yerden yürütmeyi başarmış. “Hastayken yattığım yerden kulübü yönetmeye devam ettim. Servis ayarlanacak, hastayım ama ayarlıyorum. Maçlardan sonra bilgi alıyorum kim iyi oynuyor, kim kötü diye. Hasta moduna girmedim. Evet orada bir tedavi görüyordum ama grip olmuşum da evden işleri yönetiyor gibi hareket ettim. Bu çabuk toparlanmamda etkili oldu.” Hayata karşı pozitif duruşu ve eğlenmeyi bilmesi de ona yardım etmiş. “Bir, iki kere yapay göğsümü bir yerlerde unutmuşum. Bağırdım, ‘Mememi gören var mı?’ diye!”

“Ailem zaten en başından beri futbol oynamamı istemiyordu. Üstüne ben bir de kulüp kurup başlarına hepten bela oldum!”
Nurcan Çelik, meme kanserine yakalanmadan önce aralarında Zeytinburnuspor ve Kıbrıs takımı Akdeniz Spor Birliği’nin de olduğu birçok takımda futbol oynamıştı. 2010 yılındaysa İstanbul Nurçelikspor’u kurdu. “Bir isim olması gerekiyordu, ben de kendi adımı verdim. Ancak isim çok önemli değil, yarın bir sponsor bulurum onun adını kullanabilirim.” Tabii açıkçası insanın aklına Nurcan Çelik’in kulübün adını nasıl belirlediğinden çok, ilk başta neden bir futbol kulübü kurmaya kalkıştığı sorusu geliyor!
“Oynadığım kulüplerde sezona normal şekilde başlıyorduk ama sonrasında ligden ya çekilecek ya çekilmeyecek gibi belirsizlikler oluyordu. Ya da yöneticiler değişiyor, yeni gelen yönetimin kadın futbolu branşını istemediği gibisinden şeyler söyleniyordu.” Mücadeleci yapısı burada da kendisini göstermiş ve istikrar sağlamak adına kendi adıyla kulübü kurmuş. “Kadın takımı olduğu için kulüp ya da semt ismi kullanmak istemedim. İstanbul takımı olsun daha çok kişiye hitap etsin, daha çok destek alsın istedim. Bir de aslında futbolu seven kız çocuklarına yol açmak istedim; erkek futboluna zaten yeterince ilgi var, bütün yatırımlar o yönde yapılıyor.”


Peki kanseri yenerken futboldan aldığı destek ve bu başardıkları, en başından beri futbol oynamasına karşı olan ailesinin bakışını değiştirdi mi acaba? “Aslında hayır” diye yanıt veriyor Nurcan. “Daha çok ‘Artık yeter’ diyorlar. Ailem zaten en başından beri futbol oynamamı istemiyordu. Üstüne ben bir de kulüp kurup başlarına hepten bela oldum” diyor gülerek. Yine de bazı değişiklikler yok değil. “Şimdi başarılı olduğumu görünce hoşlarına gidiyor. Takım mağlup olursa beni kızdırıyorlar ama iyiysem sıkıntı yok. Onlara göre hep iyi olacaksın.” Bir diğer tartışma konusuysa yaşadığı yer. Ailesi onun Bursa’da, kendileriyle birlikte olmasına isterken Nurcan “Aşığım” dediği İstanbul’da yaşamaktan kesinlikle vazgeçemiyor.
Gelecekle ilgili planlarını anlatırken bir hayli heyecana kapılan Nurcan Çelik geçen sezon bir çok kulvarda başardıkılarıyla alkış toplayan Olympique Lyon’un kadın takımını örnek olarak alıyor. “Lyon’un  başardıklarını yapmak istiyorum. Geçen yıl Şampiyonlar Ligi finalinde Frankfurt’u yendi. Maçlarını 50 bin seyirciye oynadı. Ben Türkiye’de kadın futbolunun bu seviyeye gelmesini istiyorum, bunun için çalışıyorum. Şampiyonlar Ligi şampiyonu biz olalım istiyorum. Bir gün ben de 50 bin seyircinin doldurduğu tribünlerde kadın futbolu maçının izlendiğini hayal ediyorum.” Bunun için tek eksikliklerinin sponsor olduğunu söylüyor.
Tabii bir başka hayali daha var Nurcan’ın. Neticede hayat futboldan ibaret değil. Tedavisinin ne zaman son bulacağı şimdilik belirsiz ama önünde en az dört yıl var. Peki ya sonrası? “Tek istediğim evlenip tedaviden sonra bir kız, bir de erkek çocuğu sahibi olmak.”

Türkiye’de kadın futbolcu olmanın zorluğunu, kanserle mücadele etmenin yıpratıcılığını ve yokluk içinde kulüp kurmanın sıkıntılarını çekmiş Nurcan Çelik’in başaramayacağı hiçbir şey yok gibi görünüyor. Belki sadece dünyaya getireceği çocuklarının cinsiyetini belirleyemeyecek ama ne olursa olsun çocuklarının en çok sevdikleri oyun kesinlikle değişmeyecek…
Yazı Gürhan Uysal Fotoğraflar Barış Tekin

FourFourTwo Arşiv 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir