“Aslında kedi gibi bir insanım”

Hafta sonu oynanan Adana Demirspor-Manisaspor maçında ev sahibi ekibin golünü atan Sercan Kaya, golden sonra 5 aylık bebeğini kaybeden kaleci İsmail Şahmalı’ya sarıldı. Şaşırtıcı olan gol atan kişinin rakip kaleciye sarılması değil, sarılan kişinin sahada bunu yapacak son kişi olarak algılanmasıydı… 


“Aslında kedi gibi bir insanımdır” diyor Sercan. Zira ifadesi onu olduğundan sert gösteriyor. Zaten o, Trabzonlu olmadığı halde öyle sanılan, 10 numarayken sol açık oynatılan bir futbolcu!

Bucaspor 2010-11 sezonunda Süper Lig’e çıkarken sen de kadrodaydın. Süper Lig’de oynarken Trabzonspor’a transfer oldun ama 1461 Trabzon’a gönderildin. Hevesin kırılmadı mı?
Takıma geldiğimde Şenol hoca bana “Seni bırakmam, oynatacağım” demişti. Kupa maçında oynadım, bir de gol attı ama sonra yine kadroya almadı. Hiç unutmam bir gün “Seni A2 maçında izleyeceğim, durumuna göre A takımla Sivasspor deplasmanına götüreceğim dedi; iki gol attım, bir asist yaptım ama beni yine kadroya almadı.

Sonra isyan edip gitmek mi istedin? 
Süper Lig’deki takımlardan birine transfer olmak istiyordum. 1461 Trabzon da o sezon 1. Lig’e yeni çıkmıştı. Şenol hoca “Uzağa gitme, gözümüzün önünde ol” dediği için 1461’e geçtim. Gider gitmez de kaptan oldum.

Mustafa Reşit Akçay’ın ligdeki diğer teknik direktörlerden farklı bir tarzı var. Nasıl motive ederdi seni? 
Soyunma odasında sarılıp öperdi. Kulağıma bir şey söylerdi. Her maç başka bir şey. “Bu maçı senin alacağını biliyorum. Buradan daha iyi yerleri hak ettiğini biliyorum” gibi şeyler. Sonra ben de Allah ne verdiyse!

Herkes senin Trabzonspor altyapısından yetiştiğini ya da Trabzonlu olduğunu sanıyor. Nasıl o kadar iyi uyum sağladın? 
En çok da Rizespor’da 61 numara giydiğim için öyle sanıldı. Bu yüzden Rize’de biraz sorun da yaşadım. Trabzonsporlular gitmemem için twitter’da kampanya başlatmışlardı, TT listesine filan girdi. Böyle olunca Rizesporlular da istemeyerek geldiğimi düşündü. Bir türlü sevdiremedim kendimi.

Daha önce çapraz bağlarını iki kere kopartmışsın. Üzerinde korkusu kaldı mı? 
Doğuştan dizlerimle ilgili bir problem varmış. Bağlarımın yuvası küçükmüş. O yüzden kolay sakatlanıyordum. Ameliyatta o yuvaları genişlettikleri için artık bir sıkıntım yok ama o dönem bende karanlık. Ameliyattan sonra da fitness’da çalışırken salonun ışıklarını açmazdım, karanlıkta çalışırdım. Futbolu, hatta hayatı bırakmayı bile düşündüm! Altyapı oyuncusu olduğum için ilk ameliyatımı babamın sigortasından yaptırdık, param olmadığı için fizik tedaviye gidemedim…

Geri dönemesen ne yapacaktın? 
Babamın kahvehanesinde çalışacaktım. Futbol oynarken de orada çalışıyordum. Çalışmak istemediğim zaman masörlere dizimi sardırıp evde yatıyordum. Ne yapayım? Hafta sonu maçta bile kahve şimdi ne kadar dolu olur diye düşünüyordum. Futbola güveniyordum tabii o zaman. Altı yaşımda kendime ayakkabı sandığı yapıp Kemeraltı’na gitmiştim. Evden de kimsenin haberi yok! Abim beni yolda görüp eve kovalamıştı. Ondan sonra da bir araba tamirhanesinde işe girdim. Bir keresinde beş kişinin yiyeceği köfteyi tek başıma yediğim için dövmüşlerdi. Çok şişmadım o zaman. Bucaspor’da 84 kiloyla maça çıktım!

Rıza Çalımbay seni sol açıkta oynatmıştı. Yeni yerini sevdin mi? 
Sadece o dönem yıl sol açık oynadım. Normalde forvet arkası oynuyorum, 10 numara gibi. Solda oynamanın da avantajları var, bir hamleden sonra kaleyle baş başa kalıyorsunuz. Robben, Sneijder, Ronaldo gibi oyuncular da ters ayağın avantajını kullanıyor. Bireysel antrenörümle sol açık için çok çalıştık. Mehmet hoca nerede isterse orada olurum.

Bireysel antrenörle çalışmak senin fikrin miydi, yoksa kulüp mü istedi?
Avrupa’da birçok futbolcunun böyle antrenörü var. Sadece kulüpte çalışmayla nereye kadar? Araştırıp bir hoca buldum. İstanbul’dan benim için haftada iki kez Rize’ye gelmeye başladı. Her türlü çalışmamla, beslenmemden kondisyonuma kadar her şeyimle o ilgileniyor. Eskiden hantallaşırız diye futbolcuları fitness’a sokmazlardı şimdi deli gibi çalışıyoruz.

Azerbaycan Milli Takımı’ndan teklif aldığın doğru mu? Gitmeyi düşünüyor musun? 
Doğru. Annemin babası Azeri. Nereden öğrendiler bilmiyorum ama teklif geldi; yakın zamanda çağıracaklarını söylediler. Ben de gitmeyi düşünüyorum. Türk Milli Takımı’nda geçmişte oynadım, elimden geleni yaptım. Azerbaycan’ı da kendime uzak görmüyorum.

Dün bir kızın olmuş ve sen şu an takımınla kamptasın. Onu ne zaman görebileceksin? 
Dün, doğduktan 10 saat sonra gittim, birkaç saat görüp döndüm. Zor biraz. Hiçbir zaman doğru düzgün ailemizin yanında olamıyoruz. Ölüm, doğum, hastalık… Üç yaşında bir kızım daha var, beni röportajlarda filan görünce televizyona sarılıyormuş. Futbolun içinde bunlar da var işte.

Çok sert bir ifaden var. Yüzün sadece kızlarından bahsederken değişti. Yanlış anlaşıldığın oluyor mu? 
Herkes aynı şeyi söylüyor ama konuşunca geçiyor. Yoksa kedi gibi bir insanım. Çok kolay ağlarım, ama belli etmem. Filistin’de olanlar yüzünden yemek yiyemiyorum. Benim kızım da Gazze’de doğmuş olabilirdi. Orada da dün bir kız çocuğu doğdu belki. Elim de uzanmıyor ki bir şey yapayım.

Röportaj Hilal Gülyurt Fotoğraf Barış Tekin

FourFourTwo Arşiv 

Ad

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir