“Bana Call of Duty oynamak kadar keyif veren çok az şey var”

Tottenham’ın genç yeteneği, bir sene önce iki alt ligde top koştururken, şu an Premier Lig’in en parlak yıldızlarından biri. Sırada ne mi var? Şampiyonlar Ligi yeterli mi?


“Maçın ardından soyunma odasına gittiğimde o golün ne kadar güzel olduğunu anladım.” Dele Alli, Crystal Palace filelerine yolladığı gol için bu sözleri kullanıyor. 84’üncü dakikada Christian Eriksen’in kafayla indirdiği topu düzeltip rakibin üstünden aşırarak önüne aldı ve top yere inmeden düzgün bir vuruşla takımını 2-1 öne geçirdi. Birçokları bu golü, Selhurst Park’ta atılmış en güzel gol olarak nitelendirmekte geç kalmadı. Kıyasladıkları diğer gol, Ağustos 1996’da o dönemin en parlak genç yeteneklerinden David Beckham’ın yarı sahadan attığı enfes aşırtmaydı. O gol atıldığında Dele Alli henüz dört aylıktı…
“Antrenmanlardan sonra o vuruşu çalışıyordum. Tabii istediğiniz kadar hazırlık yapın, maç içinde öyle bir pozisyon geldiğinde tamamen doğaçlama takılırsınız. Çok güzel bir gol olduğunu biliyorum ama şansın da ciddi yardımı oldu.”
Bir dönem birçok İngiliz gencinin idolü olan Beckham, son yıllarda bu unvanını yitirmişe benziyor. Manchester United’dan Real Madrid’e transfer olduğunda Alli yedi, LA Galaxy’ye gittiğinde de 11 yaşındaydı ama kendine başka bir İngiliz oyuncuyu örnek aldı.
“Steven Gerrard’ı her zaman hayranlıkla izledim. Yaptıklarına saygı duymamak mümkün değil. Küçükken onunla fotoğraf çektirmiştim ama hiç konuşma şansım olmadı. Onun yanı sıra, çocukluğumda bütün arkadaşlarım Ronaldinho’ya özenirdi. İnternette videolarını izler, sokakta onun yaptıklarını taklit etmeye çalışırdık.”
Ronaldinho’nun gösterişe meraklı stili ile Gerrard’ın asla pes etmeyen karakterinin kusursuz birleşimi… Dünyanın en heyecan verici genç yeteneğinin oyun tarzını tarif etmek için daha ideal bir kombinasyon olamaz!


“GENÇ BİR OYUNCU OLDUĞUNUZ İÇİN SİZE KARŞI SERT OYNARLAR AMA BUNA ALDIRMIYORUM ÇÜNKÜ FUTBOLUN BİR PARÇASI”
Alli’nin yükselişi bir hayli ani oldu. Daha bir sene önce MK Dons formasıyla Port Vale, Fleetwood, Rochdale gibi takımlara karşı 1. Lig’de kalma mücadelesi veriyordu. Doğup büyüdüğü yer olan Milton Keynes’in banliyölerinden Bradwell’deki çocukluğu, büyüyünce futbolcu olma hayalleri kurarak geçti.
“Mahalleden arkadaşlarımla top oynadığım dönemleri hatırlıyorum. Beni kaleye geçirirler ve şut üstüne şut çekerlerdi. Ben de her çocuk gibi forvet olmak istiyordum. Pazar günleri erkenden uyanıp televizyondaki futbol programlarını izlerdim. Statta ilk izlediğim maç Wimbledon-Chelsea rezerv takım karşılaşmasıydı ama yaşım çok küçük olduğundan pek bir şey hatırlamıyorum.”
Alli, 11 yaşındayken MK Dons altyapısına girdi ve bir anda dikkatleri üzerine çekti. “Norwich deplasmanında onu izlediğimde çok etkilenmiştim” diyor, MK Dons altyapı direktörü Mike Dove. “O yaş grubunda birçok kaliteli oyuncuya sahiptik ama Alli’yi diğerlerinden farklı kılan, topla oynamaktan keyif alması ve her defasında yeni şeyler denemesiydi. O yaşta bir oyuncunun kendini bu kadar rahat ifade edebilmesi hayranlık vericiydi.”
MK Dons menajeri Karl Robinson da Alli’nin o günlerden ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirtiyor. “15 yaşında A takımla idmanlara çıkmaya başladı. Sahada olduğu her saniye, maçın gidişatını etkileyebilecek bir şeyler yapabilecek kapasiteye sahip bir karakteri vardı. Rakipler ne yapacağını önceden kestiremiyor, onu durdurmak için farklı stratejiler uygulamak zorunda kalıyorlardı. Sadece saha içi değil, saha dışındaki çalışma hırsıyla da dikkat çekiyordu.”
Elbette fiziksel özelliklerinin faydasını gördü ama içindeki futbol aşkı ve heyecanı, görünen yeteneklerinin çok daha ötesinde anlamlar içeriyordu. “Futbol oynamaktan her zaman keyif almaya çalıştım” diyor Alli. “Sahada kendimi ifade edebildiğim her pozisyonu seviyorum. Rakibe bacak arası atma, topuk pası verme ya da makasla orta yapma fırsatı yakaladığımda ne kadar heyecanlandığımı anlatamam!”
Bacak arası çalımı, Alli’nin oyun stilinin önemli bir parçası haline geldi. Hatta Tottenham oyuncularının istatistiklerini tutan bir Twitter hesabı, genç oyuncunun geçen sezon rakiplerine 14 kez bacak arası çalımı attığını yazdı. Peki bunu yaparken en fazla keyif aldığı oyuncu kim?
“Kesinlikle Luka Modric. Münih’te Real Madrid’le bir hazırlık maçında karşılaşmıştık. Yetenekli oyunculara bacak arası yapmak çok daha keyifli.”
Modric gibi nispeten yumuşak ve hücuma dönük oyunculara bunu yapmak kolay. Acaba hiç yanlış birine, mesela agresif bir savunmacıya denk geldiği oldu mu? “Bazen tecrübeli oyuncular beni uyarıyor çünkü farkında olmadan kendimi kaptırıp güldüğüm oluyor. Tabii burada hiçbir art niyet yok. Amacım onları aşağılamak değil, oynadığım oyundan keyif almak. Genç bir oyuncu olduğum için bazıları tekme atmaya çalışıyor ama buna aldırmıyorum çünkü futbolda bunlar olur.”
Alli’nin oynadığı oyundan keyif almaya çalışan bir genç yetenek olduğu aşikar. Tabii madalyonun bir de diğer yüzü var! “Eskiden sahada aniden sinirlendiğim oluyordu. Hatta MK Dons’tayken altyapı hocalarımdan Dan Micciche, antrenmanlarda normal bir maçta kırmızı kartı hak edecek sert bir hareket yaptığımda beni dışarı alırdı. Bu sayede yavaş yavaş kendimi kontrol etmeyi öğrendim ama içimde hâlâ dinmeyen bir ateş var!”
Mike Dove da Alli’nin o dönemki öfkeli hallerini hatırlıyor. “O ceza sistemi Alli’ye özel değildi ama o kadar rekabetçi bir karakteri vardı ki sadece ona uygulamak zorunda kalıyorduk! Sınırlarını öğrenmeliydi ve bunun için çok uğraştık. Bazen yüzü düşer, keyfi kaçar, somurtmaya başlardı ama zamanla bunu onun iyiliği için yaptığımızı anladı.”
Alli de zaman zaman saha içinde kendini kaybettiğini ama yaşı ilerledikçe dizginlemeyi öğreneceğinin bilincinde. “Mauricio Pochettino’yla sürekli bu konu hakkında konuşuyoruz. Hugo Lloris de tecrübesiyle bana yol gösteriyor. Agresif olmaya devam etmem gerektiğini söyleyip, ölçüyü kaçırmamamı tembihliyorlar.”


“TOTTENHAM’IN BENİ İSTEDİĞİNİ DUYUNCA FAZLA DÜŞÜNMEME GEREK KALMADI”
Alli, ilk resmi maçına 16’ncı yaşını bitireli 205 gün olmuşken FA Cup birinci turunda Cambridge City’ye karşı çıktı. “Bizim için çok kritik bir maçtı ama o, arkadaşlarıyla parkta top oynarmışçasına rahattı” diyor Robinson. Bunu derken de genç oyuncunun topla ilk buluştuğunda yaptığı topuk pasına göndermede bulunuyor.
“Maçın ardından beni tatlı-sert bir dille uyardı, ben de ona ‘Sahada kendimi özgürce ifade edebileceğimi söylemiştin’ dedim” diyor Alli. “Gülüştük ve beni tebrik etti. Yıllardır görüşürüz. En zor zamanlarımda hep yanımda oldu.”
Alli basamakları hızla tırmanıyor, gösterdiği performansla Premier Lig kulüplerinin dikkatini çekmeye başlıyordu. Onu transfer etme yarışını kazanan Tottenham, sezon sonuna kadar MK Dons’ta kalmasına izin verdi.
“Ailem ve menajerim Rob Segal, Tottenham’a transfer olmamın en doğru tercih olacağını düşündü. Ben de beni istediklerini duyunca fazla düşünmedim zaten. O dönem gazetelerde birçok haber çıkmış ama hiçbirini okumadım.”
Arsenal, Liverpool, Newcastle United, hatta Bayern Münih’in Alli için devreye girdiği konuşuldu ama onun tercihi belliydi. “Tottenham’ı seçmemdeki en büyük etken, hiç şüphesiz Pocchettino’ydu. Premier Lig’de genç bir oyuncunun kendini göstermek için en doğru fırsatı kovalaması gerek ve ben de bununu Spurs’te yakalayacağımı düşündüm. Pocchettino’nun gençlerle arasının çok iyi olduğunu biliyordum ve karar verirken hiç zorlanmadım.”
Evet, genç bir oyuncunun Premier Lig’de kendini göstermesi kolay değildi ve dünyanın birçok farklı ülkesinden oyuncuların bulunduğu bir kulüpte bunu yapmak çok daha zor olmalıydı. Hele takım arkadaşlarınız bile adınızı ilk kez duymuşsa!
“Buraya gelmeden önce onu tanımıyordum” diyor, Tottenham savunmacısı Jan Vertonghen. “Ama bizimle antrenmana çıktığı ilk günden itibaren herkesi etkilemeyi başardı. Parlak bir geleceği var. Umarım uzun yıllar burada kalır.”
Takımın Fransız kalecisi Hugo Lloris de ilk başlarda yeni takım arkadaşı hakkında fazla bir şey bilmediğini itiraf ediyor: “Aramıza katıldıktan sonra biraz soruşturdum. Çok yetenekli bir oyuncu olduğunu söylediler. Zaman geçtikçe ne kadar haklı olduklarını anladım. Sadece saha içi değil, saha dışında da çok etkileyici bir karaktere sahip.”
Alli’nin yeşil sahalarda ne kadar yetenekli olduğunu herkes gördü. Tabii Premier Lig’deki baskıyla baş edebilmek için çok daha fazlası gerekiyor. “Futbol dışındaki zamanımı rahatlayarak geçirmeye çalışıyorum” diyor Alli. “Bana Call of Duty oynamak kadar keyif veren çok az şey var. Hatta takım içinde de birçok oyuncu bu oyunu çok seviyor. Jan Vertonghen, Toby Alderweireld, Kyle Walker, Nabil Bentaleb… İçlerinde en kötüsü kesinlikle Eric Dier!”
Portekiz’de büyüyen Dier, bilgisayar oyunlarında beceriksiz olabilir ama bu sezon gösterdiği performans sayesinde İngiltere Milli Takımı’na çağırıldı. Bir önceki sezon ağırlıklı olarak sağ bek ve stoperde görev yaparken, geçen sezon Pocchettino’nun 4-2-3-1 formasyonunda ön libero olarak kilit rol oynadı. Alli de ilk başlarda orta ikilide Dier’in yanında yer alıyordu ancak ilerleyen dönemde Harry Kane’in arkasında 10 numara olarak takımı sırtlamayı başardı.
Arjantinli menajer, genç oyuncuların potansiyellerini ortaya çıkarma konusunda son dönemin en başarılı teknik adamlarının başında geliyor. Peki onu bu kadar iyi yapan ne? “Size aklında geçen her şeyi açıkça söylüyor ve ne istediğine dair net bir fikir veriyor. Yaşlı-genç ayırt etmeden herkesle aynı şekilde konuşuyor. Takımdaki her oyuncunun ona güvendiğini görebiliyorsunuz. Bu da doğal olarak performanslarına yansıyor.”

“HEMEN HAVAYA GİRMEM ÇÜNKÜ DAHA HİÇBİR ŞEY BAŞARMADIM”
Tottenham’ın Premier Lig’de şampiyonluk hedefi sürerken, Alli de bireysel olarak da kendini geliştirmeye devam ediyor. 19 yaşındaki genç oyuncunun bu sezonki olağanüstü performansı, İngiltere Milli Takım menajeri Roy Hodgson’ın da dikkatinden kaçmadı. Ekim ayında Estonya ve Litvanya’yla oynanan Euro 2016 eleme karşılaşmaları için milli takım kadrosuna çağırılmasını “Açıkçası benim için de sürpriz oldu” sözleriyle anlatıyor. “Avrupa Ligi maçı için Monaco’daydık. Pocchettino yanıma gelip ‘U-19 Milli Takımı’na çağırıldın’ dedi. Ben de bunun büyük bir onur olduğunu söyledim. Sonra A takıma çağırıldığımı itiraf edince ne kadar heyecanlandığımı görmeliydiniz. Vereceğim tepkiyi merak ettiğinden ufak bir şaka yapmış!”
Peki tüm bunlar, kendini özel hissetmesini sağlamış mı? “Hemen havaya giremem çünkü daha hiçbir şey başarmadım. Tottenham’daki yerimi kaybetmemem ve kendimi daha da geliştirmem gerek. Mesela sol ayağımı hâlâ yetersiz buluyorum. Antrenmanlardan sonra tesislerde kalıp özel çalışmalar yaparak bu yönümü geliştirmek istiyorum.”
O halde Alli kendini geliştirmeye, biz de onu izlemeye devam edelim…

FourFourTwo Arşiv

Ad

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir