Bir Kariyerin Ardından: Ersen Martin

Koltuk değnekleriyle İspanya’ya transfer olan Ersen Martin, tüm kariyeri boyunca yaşadığı kızgınlıkları, hataları, sevinçleri anlatıyor…


Başarılı bir futbolcu olduğumu, Denizlispor’da oynarken anladım. Orada milli takım oyuncusu oldum. UEFA Kupası’nda ve ligde çok güzel maçlar çıkardım. Attığım gollerden sonra büyük takımlardan transfer teklifleri almaya başladım.

Kendimle en çok gurur duyduğum an, Denizli’de 1-1 biten Porto maçından sonra Jose Mourinho’nun yanıma gelip beni tebrik ettiği andı. Çok güzel bir gol atmıştım.

Futbolcu olmasaydım, Almanya’da sıradan bir işçi olurdum. 17 yaşımda futbol için okulu bıraktığımdan başka bir şey yapamazdım.

Futbol hayatım boyunca en çok üzüldüğüm şey, takım kötü oynadığında herkesin bana küfretmesiydi. Uzun boylu olduğum için ilk beni görüyorlardı!

Duyduğum en kötü haber, Huelva’yla anlaşmak üzereyken aşil tendonum koptuğu için altı ay oynayamayacağımdı. Sonrasında olanlar inanılmazdı. Huelva beni koltuk değneklerimle transfer etti. İmza atılırken top sektirilir, ben yürüyemiyordum bile! Sezonun son üç maçına yetiştim, ilk maçımda kırmızı kart gördüm, son maçımda Sevilla’ya attığım golle takımın ligde kalmasını sağladım.

En büyük pişmanlığım, milli takımda ısrarcı olmamam. Önümde Hakan Şükür olduğu için kafadan bırakmıştım.

“Beşiktaş’ta sözleşmem feshedildi ve takım bulamadım”

Beni en çok kızdıran kişi, Emre Aşık’tı. Saha dışında mükemmel bir adam ama sahada inanılmaz acımasızdı. Bir maçta onunla büyük bir kavga ettik, sonradan yaşının ve nasıl bir insan olduğunun farkına varınca üzülmüştüm. Ben de hırçın bir adamdım. Futbol oynarken kavgalı olmadığım stoper yoktu.

Yaşadığım en komik olay, Trabzon’da şortla manava giderken birkaç adamın beni arabaya bindirip bir sünnet düğününde kirve yapmasıydı!

Kariyerimin en kötü dönemi, Sivasspor’da bulunduğum zamandı. Şampiyonlar Ligi için büyük umutlarım vardı ama İspanya’dan sonra Sivas’ta yaşamaya alışamadım. Şampiyonlar Ligi’ndeki tek gollerini ben attım ama devamını getiremedim.

Kariyerim boyunca yapmayı beceremediğim şey, penaltı kullanmaktı. Bunu yapabilsem 100’ler kulübüne girerdim.

En çok utandığım an, Beşiktaş’ta sözleşmem feshedildikten sonra takım bulamamaktı. Kulüpsüz kalmak, teklif almamak beni bunalıma sokmuştu. Öyle bir hırs yapmışım ki Siirtspor’da yarım sezonda dokuz gol attım.

Bundan sonraki planım, iyi bir teknik direktör olmak. Nürnberg’de iki ay kalıp eğitim aldım. Yakında İspanya ve İngiltere’de de kulüpleri ziyaret edeceğim. İngilizcem, Almancam ve İspanyolcam var, bunlar da bana teknik direktörlükte yardımcı olacak.

Röportaj Hilal Gülyurt

Yorumlar

yorumlar

Ad

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın