“Bundesliga’da isim yapmadan Türkiye’ye gelmem”

Milli Takımlarda Almanya’yı seçtiğini açıklayarak gündeme oturan Hoffenheim futbolcusu Kerem Demirbay’ı yakından tanıyın!


Ailen Almanya’ya Zonguldak’tan göçmüş. Orada da madenci olarak mı çalışıyorlardı?
Dedem ve babam, amcam, dayım, hepsi madenciydi. Bütün ailem bizimle birlikte Gelsenkirchen’de yaşıyordu. Orası da Zonguldak gibi büyük maden ocaklarını olduğu bir şehir. Babam madenciliği bıraktıktan sonra pazarcılık yaptı. Ben de ona yardım ettim ama daha çok başına bela oluyordum.

Ne yapıyordun ki?
Kaçıyordum! Cüneyt Arkın’ın filmlerini izleyip yaptıklarını yapmaya çalışırdım. Sokaklarda “En güçlü benim!” diye bağırırdım. Kemal Sunal filmlerinin de hepsini ezbere bilirim. Çok yaramaz bir çocukmuşum. İstediğim her şeyi yaptırırdım. Üç yaşımdayken futbol oynamaya başlamışım, sonra da beni zapt edememişler.

Mesut Özil de tıpkı senin gibi Zonguldak Devrekli ve Gelsenkirchen’de büyümüş. Tanışıyor musunuz?
Babalarımız kahvehaneden tanışıyor. Aslında Mesut abiyle aynı dönemde Schalke’deydik. Ben altyapıdayken o A takımda oynuyordu ama onunla hiç tanışamadık. Yine de onunla gurur duyuyorum. Devrek’te, Gelsenkirchen’de herkes benden onun kadar başarılı olmamı bekliyor.

Türkiye’den transfer teklifleri alıyor musun?
Büyük kulüpler ve Anadolu kulüplerinden her transfer döneminde mutlaka teklif geliyor. Bu gurur verici bir şey ama şu an için böyle bir şey düşünmüyorum. 16 yıldan beri Bundesliga için çalışıyorum. Oynamadan Türkiye’ye gelmeyeceğim. Emeğimin karşılığını almam lazım. Bundesliga’da birkaç maça çıktım ama onları saymıyorum.

Schalke’den sonra Borussia Dortmund altyapısına nasıl geçtin?
Dört yaşımda semtimizin küçük bir takımında oynarken Schalke’ye üç gol atmışım. Beni hemen transfer etmek istemişlerdi. Sekiz sene orada kaldım, sonra da Borussia Dortmund’a gittim. Schalke’de üç yıl kaptanlık yaptım. Teknik direktörümüz Almanya bayraklı pazu bandı verirdi. Ben onun inadına kendi yaptığım Türk bayraklı pazu bandını takardım.

Borussia Dortmund’da da kaptanlık yapabildin mi?
Dortmund’a U-15’te gittim ama çok oynayamadım. Şanssızlığımın sebebi benim yaş kategorimdeki takımı kaldırmalarıydı. Wattenscheid’a bu yüzden gittim. İyi ki gitmişim. Üç yıl içinde ligin en önemli oyuncularından biri oldum. Sonra da Borussia Dortmund’a döndüm.

Döndüğünde Jürgen Klopp’la çalışma fırsatı buldun mu?
Uzun süre birlikte çalıştık. Beni hep Nuri Şahin’e benzetirdi. Kontratımı da o uzatmak istemişti ama o dönem yenilmeyen bir takım vardı. Bundesliga’da iki kez üst üste şampiyon olmuşlardı ve benim oynayacağım bölge sorunsuzdu. Nuri Şahin, İlkay Gündoğan, Sven Bender ve Sebastian Kehl vardı. Takımda yer bulmam çok uzun süreceği için ayrılmak istedim.

Hamburg’da Tolgay Arslan’la aynı mevkide oynuyordun. Hakan Çalhanoğlu da aynı takımdaydı. Oraya gitmek senin için doğru muydu?
Kesinlikle. Sakatlanmasam her şey çok daha farklı olurdu. Sekiz ay boyunca oynayamadım. Benim yerimde Rafael van der Vaart vardı. Sakatlığımdan dolayı arkasında kaldım ama ondan kesinlikle daha iyiyim. Sezon başı kampında bir gün Tolgay’la birlikte kaldığımız odaya gelip “Mutlaka sen oynarsın” demişti ama isminden dolayı hoca onu oynatmayı seçti. Yine de kendimi geliştirmem için yardımcı oluyordu.

Hangi hataları yaptığını söylüyordu?
Sürekli “Kafanı kullan. İyi bir futbolcusun, zamanla daha iyi olacaksın” derdi. Riskli durumlarda pas atmamamı söylüyordu. Alman futbolu böyledir. Risk yaratmaktansa sağına soluna ya da geriye oynamana kimse bir şey demez.

Oyunun hangi tarafında daha iyi olduğunu düşünüyorsun?
Ofansif tarafta daha iyiyim ama Almanya’daki altyapılarda iki yönlü oyunu çok iyi öğretiyorlar Bu sayede defansif özelliklerimi de geliştirdim. Tabii ki daha öğreneceğim çok şey var. Sol ayağımı çok iyi kullanıyorum ama sağı da geliştirmeye çalışıyorum.

Kaiserslautern teknik direktörü Kosta Runjaic senin için “Modern futbolun tüm gerekliliklerine sahip. Gelecekte çok önemli bir futbolcu olacak” diyor. Senin gelecekten beklentilerin neler?
Şu an hayatımla ilgili hiçbir sorun yok. Daha 21 yaşımdayım ve Bundesliga’ya çok yakınım. En kötü ihtimalle sezon sonunda Hamburg’a dönüp bu hayalimi gerçekleştirebilirim. Önümde güzel bir gelecek var. Mesut Özil gibi, Nuri Şahin gibi adımı herkesin bilmesini istiyorum. Kendime güveniyorum ama saygısız biri de değilim.

Röportaj Hilal Gülyurt

Ad

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir