İbrahim Toraman Beşiktaş’a dönüyor!

ibrahim toraman beşiktaş'a dönüyor

Lucescu’nun ısrarlarına rağmen Şahtar Donetsk’ten neden döndü? Her mevkinin adamı olmak kariyerini nasıl etkiledi? Kaptanlığı niye bıraktı? FourFourTwo sordu, İbrahim Toraman Beşiktaş günlerinden öncesi ve sonrasıyla ilgili tüm soruları yanıtladı!


Geçtiğimiz son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş, Tamer Tuna ile yolların ayrılmasından sonra Şenol Güneş’e yardımcı olması için eski futbolcusu İbrahim Toraman ile görüşüyor.

Altı yıl boyunca Sivas’ta amatör olarak futbol oynarken aklından geçen profesyonel futbolcu olmak mıydı, yoksa iyi vakit geçirmek mi?
Hiçbir şey düşünmeden futbol oynuyordum. Sivas’ın iklimi sert olduğu için bazı günler sokakta kimse olmazdı ama tek başıma da olsam oynardım. Bir gün öğretmenim beni alıp amatör olarak başladığım takıma götürdü. Babamdan zor izin almıştı. O da TCDD’de memur, okumamı istiyor tabii!

Takımda nasıl sivrilmeye başlamıştın?
Aslında daha önce sivrilmiştim çünkü atlet olarak Sivas’ta birkaç kez maratonda derece kazanmıştım. Madalyalarım var. Tabii atlet değil, futbolcu olmak istiyordum.

Yükselmek için Sivasspor’u mu gözüne kestirmiştin?
Sivasspor’u düşünüyordum ama fırsat kalmadı. Sivas Devlet Su İşleri U-15 takımıyla katıldığım turnuvalarda dereceye girmiştik. Gaziantepspor, Gençlerbirliği ve Çanakkale Dardanelspor’dan teklif aldım. Gaziantep’e gitmek mantıklı geldi.

Baban nasıl izin verdi?
Yine izin vermedi!

“Beni Ivan Zamorano’ya benzetirlerdi”

Kaçtın mı?
Yok, kaçamazdım çünkü reşit olmadığım için imza atma hakkım yoktu. Yöneticiler devreye girdi.

Gittikten sonra aileni özleyip pişman olmadın mı?
Olmam mı! Ankesörlü telefonlarda az jeton harcamadım. Profesyonel olarak Gaziantepspor’a imza attım ama yaşım küçük olduğu için PAF takımda oynattılar. Orada bir sezon geçirdim.

Hangi mevkide oynuyordun?
Santrfordum. Sürekli gol attığım için dikkat çekiyordum. Sezon başındaki son hazırlık maçında hat-trick yapınca GASKİ’ye aldılar. Takımın santrforu sakatlandığı için doğrudan oynamaya başladım. İlk maçımda gol attım, nerede eksik var, orada oynadım; santrfor, orta saha, forvet arkası… Hava hakimiyetim iyi olduğu için beni Ivan Zamorano’ya benzetirlerdi.

İbrahim Toraman gelirse Şenol Güneş'in yardımcısı olacak

İbrahim Toraman gelirse Şenol Güneş’in yardımcısı olacak

Gaziantepspor’la Süper Lig’de oynamaya ne zaman başladın?
Ondan önce bir yıl da 2. Lig’deki Gaziantep Büyükşehir Belediyespor’da oynamıştım. Hocamız bir gün “Seni stoper oynatacağım!” diye tutturdu. Takımın önünde bağır çağır “Oynarsın”, “Oynayamam” diye tartıştıktan sonra ilk maçımda müthiş oynadım. Sezon bitene kadar da ilk 11’den çıkmadım. (İbrahim Toraman, “Hayatımı Değiştiren Maçlar” bölümümüzün konuğu olmuştu.) Sezon sonunda beni Gaziantepspor’un UEFA Kupası kadrosuna yazdılar.

“Aslında benim yerim orta sahaydı”

Samet Aybaba zamanında mı düzenli oynamaya başlamıştın?
Samet hoca bana ufak ufak şans verdi. Stoper olarak alınmıştım ama bir maçta 3-5-2 oynarken beni sağ açık başlattı. O maçta kafayla bir gol attım. Asıl çıkış yaptığım dönem Gigi Multescu zamanı. Yine stopere dönmüştüm ama sekiz gol attım!

Başından beri stoper, forvet arkası ya da sağ açık oynuyor olsaydın kariyerin başka türlü gelişir miydi?
Çok daha iyi olurdu! Stoper başlayıp, sağ bek devam edip, ön libero bitirdiğim maçlar biliyorum. Aslında benim yerim orta sahaydı.

Gaziantepspor’dayken neredeyse tüm Süper Lig kulüplerinden teklif almanı sağlayacak neler yaptın?
Kariyerim boyunca en çok zevk aldığım sezon oydu. Bir stoper olarak o kadar çok gol attığım için dikkat çekmiştim. Başkanımız Celal Doğan, UEFA Kupası için beni tutmak istedi.

Sonraki sezon transfer döneminde neler oldu?
Transfer dönemine kalmadı iş. Sezon boyunca telefonum hiç susmadı. Kulüp başkanları mı dersin, teknik direktörler mi!

O yaşta herkesi peşine takmış bir ergen olarak ego patlaması yaşamış olmalısın…
O zaman egonun ne olduğunu bilmiyordum ki. Öyle şeyleri İstanbul’a gelince öğrendim.

“Lucescu’ya ‘Burada mutlu değilim, dönüp karar vermek istiyorum’ dedim”

Büyük kulüplerin tamamından transfer teklifi aldıktan sonra doğrudan yurt dışına çıkmayı düşünmedin mi?
Beşiktaş’tan başka hayalim yoktu. Beşiktaş’ın da beni istediğini öğrendikten sonra kulübe gelen tekliflere de direndim. Sezon bitmeden önce Mircea Lucescu Şahtar Donetsk’e gitmiş ve beni aramaya başlamıştı. Kulüplerin anlaştığını söylediler.

İbrahim Toraman Lucescu'yu dinlese çok farklı bir kariyeri olacaktı

İbrahim Toraman Lucescu’yu dinlese çok farklı bir kariyeri olacaktı

O dakikadan sonra nasıl itiraz edebildin?
Antep’e özel uçak gönderdiler, Celal Doğan ve yöneticilerle birlikte gittik. Bana evimi, arabamı, alacağım bir çanta dolusu peşin parayı gösterdiler. Sağlık kontrolünden geçtim. Çocukluktan mı bilmiyorum ama hiçbiri umurumda değildi. Şehir karanlık, soğuk… Zaten aklım Beşiktaş’ta. Hoca bana rehber gibi şehrin en güzel restoranlarını falan gösterdi ama “Mutlu değilim, dönüp karar vermek istiyorum” dedim.

Şimdi olsa aynı şeyi mi yapardın?
Lucescu’nun orada yapacaklarını biliyor olsam dişimi sıkıp kalırdım! Beş yılda UEFA Kupası’nı kazanacaklarını nereden bileyim? Hatta Lucescu bana “Kendini yalnız hissetme diye Gaziantepspor’dan başka bir futbolcu daha alacağım” demişti.

Şahtar Donetsk’ten alacağın paraya göre Beşiktaş’tan aldığın nasıldı?
Yarısından biraz fazla. 2 saatte imzaladım, menajerim bile yoktu.

Beşiktaş’a transfer olurken 10 yıl kalacağına inanır mıydın?
Aklımdan bile geçmezdi. İlk günlerimde çok zorlanmıştım. Öyle bir takımdı ki en ufak bendim. Tayfur Havutçu, Sergen Yalçın, Oscar Cordoba, Okan Buruk, Emre Aşık, İbrahim Üzülmez… Vicente del Bosque bana çok iyi yaklaştı. İnönü’deki ilk maçım Galatasaray’a karşıydı. Son dakikada bir pozisyon oldu, sırf heyecanımdan bomboş kaleye gol atamamıştım ama o yine aynıydı.

“Stoperliği ilk zamanlarda seviyordum ama sonra sonra sıkıldım”

İlk sezonundaki kötü performansına rağmen Beşiktaşlıların seni sarıp sarmalaması özgüvenini yükseltti mi? Yoksa ters mi tepti?
Kendimi en çok eleştirdiğim konu bu. Beşiktaş’a geldikten bir yıl sonra önümde birçok isim olmasına rağmen kaptanlığı bana verdiler. Taraftar seviyor, yöneticiler seviyor, siyah-beyaz benim rengim… Böyle bir aidiyet geliştirdiğim için duraklama dönemine girdim. “Hayalim gerçekleşti ve futbolu burada bırakacağım” diyordum. Orayı da, kendimi de yeterli gördüm.

Vicente del Bosque, futbolcularına karşı anlayışlıydı

Vicente del Bosque, futbolcularına karşı anlayışlıydı

Stoperliğin de bunda payı var mıydı? Bir süre sonra daha garantici olup, ileri çıkmamaya başlamıştın…
Santrforken teknik bir oyuncuydum. Adam geçiyordum, güzel goller atmaya çalışıyordum. Stoper oynamaya başladıktan sonra kontrol-pas, al-ver… İlk zamanlarda seviyordum ama sonra sonra sıkıldım. Kariyerim sevmediğim bir mevkide oynayarak geçti.

Teknik direktörlerle aran nasıldı? Adın bir ara “Lobici”ye bile çıkmıştı. Basından arkadaşlarınla hocalara karşı takımı örgütlediğin söyleniyordu…
Beşiktaş’ta Carlos Carvalhal zamanında diyorlardı bunu. Doğru, sevmiyordum! Sezon başında Avusturya’ya kampa gitmiştik, hocamız Tayfur Havutçu. Kamp yerini gezerken arkamızdan o da geliyordu. “Bu kim?” dedim. “Portekizli bir hoca, altyapının başına getireceklermiş” dediler. Tayfur hoca gidince bizim başımıza getirdiler. Geldiğinde hiç önyargılı değildim ama tribüne ve yönetime oynadığını gördükçe gözüme sevimsiz gelmeye başladı.

Gönderilmesinde payın var mıydı?
Takım kaptanlarına öyle bir güç verilse ne güzel olurdu! Basından tanıdıklarım varmış da haber yaptırıyormuşum gibi gösteriyorlardı ama aslında gazetecilerle aram hiç iyi değildi. Hatta şu an devam eden üç davam daha var. Birinden tazminat bile aldım. Benim ağzımdan saçma sapan şeyler yazdıkları için Fenerbahçe tribünlerinde binlerce kişi bana küfür etti.

2008-09 sezonunda takıma şampiyonluğu getiren golü sen atmıştın. Hangi gollerini unutamıyorsun?
Denizlispor’a atmıştım. Sağ bek oynuyordum, iki kişiyi geçip sol ayağımla vurmuştum. Denizlispor maçından üç hafta önde yine onun kadar kritik bir golüm daha vardı. Avrupa kupalarında gruplardan çıktığımız golü atmıştım kafayla. Bunları kimse hatırlamıyor, evir çevir İbrahim Toraman ve İbrahim Üzülmez kavgası!

10 yıl boyunca gelen giden onca teknik direktöre, yerine transfer edilen onca futbolcuya rağmen Beşiktaş’ta kalmanı neye borçlu olduğunu düşünüyorsun?
Takımın nerede eksiği varsa oraya geçtim. Stoper oynuyorum diyelim; sakatlandım ve biri formamı aldı, oynamaya devam ediyor. O dönem orta sahada ihtiyaç olduğunda orada oynamasaydım takımda kalamazdım.

“Bilic’e ‘Yürüyüşümü mü beğenmediniz?’ diye sordum”

Uzun yıllar Milli Takım kadrosuna alınmamanı nasıl açıklıyorsun? “Hocalar bana takmıştı” diyerek mi?
Ben çok net biriyim, kimseye de eyvallahım yok. Biraz iyi ilişkiler kuran biri olsam çok farklı olurdu. Gaziantepspor’dan itibaren devamlı çağırılsam milli formayı en çok giyen futbolculardan biri olabilirdim.

Beşiktaş’ta kaptanlık pazu bandını nasıl aldın? Nasıl çıkardın?
Tayfur Havutçu ve Sergen Yalçın toplantılara beni de götürüyordu, öyle öyle yetiştirdiler. Kaptanlığı verdiler, aldılar, tekrar verdiler; bunlara takılmadım. Feda yılında 22 kişi kampa gittik, dokuz kişi PAF takımdandı. Kalanlar: Yeni gelmiş Oğuzhan, yeni gelmiş Olcay… Hepsi panik halindeyken başlarında bir abileri bendim. Oğuzhan, Beşiktaş’a geldikten sonra ilk 11’de oynamayı hayal ediyordu; oynaması için hocayla tartışan da bendim. Necip’in biraz daha girişken olması için uğraştım. Çoğu elimde büyüdü. Takımda yalnız kalıyordum çünkü aramızdaki yaş farkı büyüktü.

İbrahim Toraman Beşiktaş'ta uzun süre kaptandı

İbrahim Toraman Beşiktaş’ta uzun süre kaptandı

Beşiktaş’taki son üç yılında senin adına işler nasıl gelişti?
Çok iyi bir sezon geçirmiştik. Bitmesine yakın yöneticilerden biri beni arayıp “Pazartesi gel, üç yıllık sözleşme imzalayacağız” dedi. 30 yaşımdayım, bonservisim elimde. “Stat yapılmadı, hoca belli değil; niye acele ediyoruz?” dedim. “Sen bizim için önemlisin” dedikleri için ben de üstelemedim, ne kadar verdilerse ona “Tamam” deyip imzayı attım. Borsaya bildirmedikleri için basında yaz boyu kalıp kalmayacağım konuşuldu.

Slaven Bilic’le tanışmanız nasıl olmuştu? Sana nasıl yaklaştı?
Kampa gittiğimiz gün “Kaptan, bir kahve içelim” dedi. Lobide oturduk, “Takımda çok seviliyorsun ama bu sezon kaptanlığı sürekli oynayacak bir futbolcuya verebilirim” dedi. Güldüm. “Yürüyüşümü mü beğenmediniz?” dedim. Tartışma gibi değil ama, kibar yaklaştı. Teşekkür ettim ve kaptanlığı bıraktım. Kampta ne kadar çok çalıştığımı görünce bana olumlu yaklaşmaya başladı. Bilic beni oynatacağını söylemişti, ki kavga davasından dolayı “İbrahim Toraman kadro dışı kalmıştır” açıklaması yapıldı.

Sivasspor sana iyi geldi mi? Roberto Carlos’la anlaşabilmiş miydin?
İyi gelmedi. Carlos 10 numara insan, orası ayrı. Memleketim olduğu için kabul etmiştim, futbol oynamayı da özlemiştim. Sekiz ay oynamamış bir oyuncu olarak üst üste 15 maç oynadım ama sonra pubis sakatlığım oldu. Ayağımla yorganı bile kaldıramıyordum. Ameliyat olduğum için Sivasspor’dan alacaklarımı da almadan bıraktım. İçimden bir ses hâlâ Beşiktaş’a döneceğimi söylüyordu.

Saha içinde en çok hangi konuda hata yaptığını düşünüyorsun? Yorumcu olarak hangi özelliklerini eleştirirdin?
Beşiktaş’ın orta sahasında ve ön tarafında bu sezon Türkiye’nin en iyi oyuncuları vardı, bu takımda stoper olsam çok fazla katkım olurdu. Önümde çok iyi bir takım olacaktı. Benim zamanımda da yanıma doğru düzgün bir stoper bile alamamışlardı. Lobici olsam bu sezon Beşiktaş kadrosunda ben de olurdum! Feda beş yıllık bir projeydi, şampiyonluk için beş yıl göze alınmıştı ama Şenol Güneş süreci hızlandırdı. Fenerbahçe’nin Vitor Pereira’yla çalışması da Beşiktaş’ın şansı oldu!

Teknik direktörlük için neler yaptın? Lisansın ve lobi faaliyetleri tamam mı?
Geçtiğimiz sezon yardımcılık teklif eden hocalar olmuştu ama hem daha lisanslarımı tamamlamadığım, hem de futbolu yeni bıraktığım için bir süre dinlenip beklemek istedim. Prolisans için biraz daha zamana ihtiyacım var. Yurt dışında da eğitim alacağım.

Röportaj Hilal Gülyurt 

Yorumlar

yorumlar

Ad

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply