Beşiktaş’ın transfer etmek istediği Yusuf Erdoğan kendini anlattı

Bordo-mavililerin orta sahası Yusuf Erdoğan henüz 12 yaşındayken Trabzonspor altyapısından gönderildiğinde “Beni kovdunuz ama geri alacaksınız!” demişti; dediğini yaptı. Şimdi sırada diğer hayalleri var!

“Dokuz seneden beri Trabzon’da yaşıyorum. Artık herkes beni tanıyor. Maçlardan kötü sonuç çıktığında bakkala bile hesap veriyorum! Rostov maçından sonra bizim bakkal, ‘Ha bu Rostov bizim Akçaabat Sebat gibi takım. Kazandınız diye hava yapmayın ha!’ dedi. Ev sahibim eskiden bir amatör kulübün başkanlığını yapmış, her gün kapımı çalıp akıl veriyor. Komşularım börek getirdiğinde iki taneden fazla yememem için tembihliyor.

Futbola İstanbul’da başlamıştım. Fenerbahçe seçmelerini kazandım ama babamın tayini Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine çıkınca bırakmak zorunda kaldım. Bir, iki sene hiçbir şey yapmadım. Sonra Maraş’ta düzenlenen bir yarışmada Lemi Çelik beni görüp, Trabzonspor’a istedi. Yarışma biter bitmez ‘Şimdi sana 50 bin lira vereceğim, sen de Trabzonspor’da oynayacaksın’ dedi. Fenerbahçe’deki hocalarım duyunca biraz kızmışlardı ama yine de teklifi kabul ettik.

Seçmeler için Maraş’tan Trabzonspor’a gelip giderken üç defa trafik kazası geçirdim. Artık ‘Allah’ım bu bir işaret mi?’ demeye başlamıştım. Beni bir beğeniyorlar, bir ‘Haftaya yeniden gel’ diyorlar. En sonunda Mustafa Reşit Akçay ‘Bu çocuğu istiyorum’ dedi, babam da tayinini Trabzon’a aldırdı. Üç ay sonra Mustafa hoca istifa edince Özkan Sümer ‘Fiziği yeterli değil, benim takımımda oynayamaz’ diyerek beni gönderdi.

Mustafa Reşit Akçay

“İdmanlardan sonra odama kapanıp ağlıyordum”

Maraş’tan ailemle Trabzon’a kadar gelmişken böyle bir şey beklemiyordum. 12 yaşımdaydım o zaman. İmkânsız bir şey başardım derken hevesim kursağımda kaldı. Sonra arkadaşlarla oynarken Trabzon Araklıspor’un hocalarından biri beni istedi. İlk antrenmanımı unutamam. Trabzonspor’un mis gibi imkânlarını bırak, git bataklıkta koşmaya çalış! Sahada 2 kilo ağırlığında bir top vardı sadece. Böyle şeyleri normalde çok eski futbolcular anlatır, değil mi? İdmanlardan sonra odama kapanıp ağlıyordum. Orada yaklaşık dört sene amatör olarak oynadım.

Araklı’da oynarken bir menajer aklıma girdi, ‘Sen büyük takım topçususun, Araklıspor’da ne işin var?’ dedi. Babam beni kavga gürültü Araklıspor’dan alıp Isparta’ya götürdü. O menajeri bir daha görmedim!

Ispartaspor’da antrenmansız kalmamak için oynarken oradan teklif aldım. Tam imzayı atacaktım ki kulüp borçlarından dolayı kapatıldı. Yine başladım ağlamaya! En sonunda kuyruğu kıstırıp Araklıspor’u aradım. Ben arayınca Araklıspor oldu sana Real Madrid! Sonunda bana ‘Sen gel ama baban Giresun’u geçmesin!’ dediler. Tükürdüğümü yaladım yani! Gittiğimde beni çok dışladılar ama dişimi sıktım. En sonunda hoca değişti de oynamaya başladım. Sezon sonunda başka teklifler gelmeye başladı. Onlardan biri de 1461 Trabzonspor’du.

1461 Trabzon’a gelince kendimi Paris’te gibi hissettim. Prefabrikte kalıyorduk ama bana 5 yıldızlı otel gibi geliyordu. En azından Araklı’daki gibi hamam böcekleri yoktu! Mustafa hoca ilk maçımızda bize ‘Sezon sonunda şampiyonuz’ dediğinde ‘Kümede kalsak şükrederiz, ne şampiyonluğu!’ diyorduk. Sonra bizi öyle gaza getirdi ki kendimizi yeniçeri gibi hissetmeye başladık!

“Birkaç yıl içinde Avrupa’ya transfer olmak istiyorum”

2012-13 sezonu Türkiye Kupası’nda bize Galatasaray çıkınca sevinçten çığlık atmıştık. Ali Sami Yen Arena’daki maçı unutamam. İlk beş dakika heyecandan saçmaladık; sonra baktık kalemize gelemiyorlar, saldırmaya başladık. Ben bir penaltı yaptırdım, gol oldu. Sonra bir tane daha atıp 2-1’le gruplara kaldık. Maç bitti, Galatasaraylılar şoka girdi.

1461 Trabzon’dan sonra Galatasaray ve Beşiktaş’tan transfer teklifleri aldım ama Trabzonspor’da oynamak çocukluk hayalimdi. Çocukken ‘Beni buradan kovdular ama bir gün geri alacaklar’ demiştim. Dediğim gibi evrim geçirip geldim. 1461 Trabzon’da liderlerden biri olduğum için başlarda kendimi çocuk gibi hissettim ama artık sorun yok. Takıma katıldığımda önümde Volkan Şen ve Olcan Adın vardı. Bu da yetmezmiş gibi Malouda transfer edildi ama yine de oynayabildim. Başlarda kaleye çok fazla şut çektiğim için bana bencil dediler ama sonra takım oyununa alıştım. Trabzon’da futbolcu oldum. Bu şehirdeki insanları mutlu etmeden başka bir takıma gitmek istemiyorum. Burada Hami Mandıralı gibi iz bırakmalıyım. Asker çocuğu olduğum için milli takım da benim için her şeyden önemli.

Birkaç yıl içinde Avrupa’ya transfer olmak istiyorum. Geçen sezon Portekiz’den bir teklif aldım ama küçük bir takımdı. Sırf Avrupa’da olduğu için gitmek istemedim. Trabzonspor’un son zamanlarda sürekli Avrupa’da olması benim için büyük bir avantaj. Trabzonspor’la Avrupa’da başarılı olup hayatımı değiştirmek istiyorum. Başka türlü Avrupa’dan görünmek çok zor. Kazanma alışkanlığı kazanmamız lazım.”

Röportaj Hilal Gülyurt FourFourTwo Arşiv

Yorumlar

yorumlar

Ad

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply