Bir kariyerin ardından: Zafer Biryol

Başarılı bir futbolcu olduğumu anladığım an, altyapıdan yetişen genç oyuncuların hayallerini dinlediğim andı. Onların hayalini kurdukları şeyleri ben çoktan başarmıştım.

Futbol hayatımın en mutlu anı, Beşiktaş için profesyonel sözleşmeye imza atıp A takımla kampa katılmamdı. Futbolcu olmak, çocukluğumdan beri hayalini kurduğum bir şeydi ve o zaman Sergen Yalçın, Alpay Özalan, Ertuğrul Sağlam, Şifo Mehmet, Metin Tekin, Amokachi gibi yıldızlarla aynı takımdaydım.

Futbol hayatımdaki en büyük üzüntüyü kendi memleketim Rize’de, ikinci sezonumda yani 2007-08’de küme düştüğümde yaşadım. O sezon çok kötü oynamıştım. Rize’ye faydalı olamadığım için çok üzülmüştüm.

Kariyerimde gurur duyulacak bir şeyim olmadı. Amma illa bir şey söylemek gerekirse, Mersin İdman Yurdu’nda yaşadığım bir anı anlatabilirim. Oraya yeni transfer olduğumda hocamız Ercan Albay şöyle demişti: “Seni kime sorduysak herkes hakkında çok iyi şeyler söyledi. Kimse kötü konuşmadı.” Bu sözler beni mutlu etmişti.

Bunu daha önce hiçbir yerde anlatmamıştım ama Fenerbahçe’de oynarken şans bulamadığım için hiç üzülmüyordum. Çünkü şampiyonluk golünü atacağımı biliyordum ve bunu da herkese söylüyordum. Denizlispor’la oynadığımız şampiyonluk maçında o an gelip çattı. Maçın bitmesine 20 dakika vardı ve skor hâlâ 1-1’di. Zamanımın geldiğini hissettim. Teknik direktör Christoph Daum’a “Beni oyuna al, gol atacağım, kendimden eminim” demeye hazırlanıyordum. O sırada bir baktım, Deniz Barış Daum’un yanına gitmiş, üzerini çıkarmış “Beni oyuna al” diyor. Daum Deniz’e baktı, “Yok, olmaz” der gibi başını salladı. O anda nutkum tutuldu, Daum’un yanına gitmeye cesaret edemedim. Maç 1-1 bitti, şampiyon olamadık. Hâlâ kendime “Neden söyleyemedin?” diye kızarım.

Benim için futbol, çocukluk yıllarımda eğlence, gençlik yıllarımda aktivite, olgunluk döneminde ise geçim kaynağımdır. Yani hayatım futboldu ama hiçbir zaman hayatımın merkezinde olmadı. Olmamalı da…

Bir tek dileğim kabul olacaksa, Allah’tan başkalarının çıkarları için zulüm gören insanların, zulümlerinin son bulmasını isterdim.

Bu hayatta en çok değer verdiğim şey, onurumdur.

Beni en iyi anlatan üç kelime; “muhalif, sportmen ve evcimen” olabilir. Herkes muhalif ruhlu olduğumu söyler. Ayrıca sportmen biriyim çünkü birçok sporu hem izlerim hem de yaparım. Ailemle vakit geçiren biri olarak evcimen olduğum söylenebilir.

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply