Kuzuların Efendisi: Semih Kaya

Seni Galatasaray’a getiren tesadüfler nelerdi? Her şey bir saha komiserinin seni beğenmesiyle mi başladı?

O beğenip, babama “Bu çocuğun arkasında dur” demiş. Galatasaray’dan değil de başka bir İstanbul kulübünden teklif alsaydım kabul etmezdim mesela. Galatasaray’ın beni istemesi de tesadüftü.

Galatasaray’da yaşadığın en önemli an hangisiydi?

Kadıköy’de kupa kaldırmak. Torunlarımızın torunlarına anlatılacak bir şey başardık bence.

Galatasaray’a gelmeden önce nasıl bir Galatasaray taraftarıydın?

Babam hasta Galatasaraylı olduğu için ben de doğuştan Galatasaraylıyım. Yaşadığımız köyde (İzmir, Bergama) babam kahvehanecilik yapıyordu. 2000 senesinin Galatasaray kadrosunun tamamı kahvehanenin duvarlarında asılıydı. Neredeyse bütün köy Galatasaraylıydı.

Sen de bütün kadroları ezbere bilir miydin?

1996’dan sonrası nasıl ezberlenmez! Her maçlarını takip ederdim. Hatta o zaman da maçları şifreli kanal verdiği için başka bir köye giderdik.

Kahvehanede babana yardım eder miydin?

Üç yıl önceye kadar babam kahvehanecilik yapıyordu.Tombala oynatırdı; ben de çinko yapanların numaralarını takip ederdim, sahtekârlık yapanları yakalardım.

Sahada da sahtekârları hemen yakalar mısın?

Kaçmaz benden! Deneyimliyim (gülüyor).

İyi çay nasıl yapılır? İçine karbonat mı koymak gerekir?

Karbonatı boş ver! Bardağa çayı koymadan önce sıcak suyla çalkalayıp bardağı ısıtacaksın. Benim uzmanlığım oydu. Altı bardağı aynı anda taşıyabilirim.

Köyünü bırakıp 12 yaşında Altay’a gittiğinde yalnızdın, Galatasaray’a geldiğinde yalnızdın… Yalnızken neler yaptın?

Altay’da tesislerde kalıyordum. Tesis de küçük bir baraka. İlk iki yıl annemden ayrıldığım için çok ağladım.

En zor zamanların o günler miydi?

Emin değilim. Mesela üç yıl önce Kartalspor’da oynarken çok parasız kaldım. Dışarı çıkıp yemek yiyemediğim için tesislerden çıkamıyordum. Haftalık 15 liram oluyordu. Kulübün de maddi durumu iyi olmadığı için karnımı doyurabilsem iyiydi. Yöneticilerin ellerinde olsa bize de vereceklerini bildiğimiz için sesimizi çıkarmıyorduk. Ailem bana para göndermeye çalışıyordu ama İstanbul’da geçinmek çok zor. İki kere dışarıda yemek yesen geri kalan günlerde öyle bakıyorsun (gülüyor).

O zaman fakir çocuk-hırslı futbolcu ikilisi senin için de geçerli. Ailenin maddi durumu iyi olsa bunlara katlanır mıydın?

Futbolu tamamen bırakabilirdim! Bugün bile kendi kariyerim için futbol oynamıyorum. Ailem rahat etsin istedim o kadar.

Aile içinde böyle bir misyon edinmişsin ama bir taraftan da sakatlıklardan kurtulamıyorsun… Saçların o ara mı döküldü?

Hayat beni deniyor diye düşündüm.

Sürekli olunca hiç kahretmedin mi?

Hayatta! Sonuçta sakatlıktır, geçer.

Senin atlattığın ayak kırılması değil ki beyin travması…

Olacağı varmış…

Sakatlıklar seni tedirgin biri yapmadı mı? Saha içinde bunu göstermiyorsun ama arada için cız etmiyor mu?

Annem sürekli tembihliyor. Babam da öyle ama yapamıyorum. Beyin ameliyatından sekiz ay sonra futbol oynamaya başladım, iki ay sonra yine kafamı tekmeye soktum.

Annen sana kurşun döktürüp muskalar filan yaptırdı mı?

Bir ara sakatlanmadan bitireceğim her maç için adak adamaya başlamışlardı. Her maçtan önce adak adıyorlardı. 30 maç oynadım, sakatlanmadım. Düşün ne kadar zarara giriyoruz! Her maçtan sonra bir şey kesiyorlar. Para kazanmıyorum zaten! Köyde dört beş tane büyük baş hayvanımız vardı, onları satıp kuzu alıyorlar. Kuzular bitince bir tane daha büyükbaş hayvanı kuzuya çeviriyorlar! Neyse ki bıraktılar artık.

Yanında okunmuş bir şey var mı?

Annem kesin yapıyordur bir şeyler ama benim haberim yok.

Maçlardan sonra ailene hesap veriyor musun? Baban futbolla çok ilgili biri…

Bir iki yıl öncesine kadar öyleydi. Babamı koy bir futbol programına, bütün yorumcuları susturmazsa ben de bir şey bilmiyorum!

Senin de yorumcu olmak gibi bir hayalin varmış

Ben hayatta antrenör filan olamam. Sonuçta 20 yılını futbola ayırıyorsun. Bir ailen olacak, evleneceksin, çocuğun olacak… Onlara vakit ayırmam gerekecek. Bunu Fatih Terim’i gördüğüm için söylüyorum. Fatih hoca haftada bir ya da iki gün evine gidiyordu, sürekli tesisteydi. Benim de teknik direktör olursam öyle olmam lazım. Zor.

Kendine de yorumculuk yapıyor musun?

Yaparım. Hiç acımam (gülüyor)!

Şimdiden kendi kendine yorumculuk yapmaya başladın mı?

Herkese sallayacağım! En çok tutulan yorumcular öyle olmuyor mu? Futbolcuyu yerin dibine soktuğun kadar iyisin. Şaka tabii. Genç arkadaşlarımın neler yaşadığını biliyorum. Onları bir hatası yüzünden eleştirmeye başlarsan nasıl futbolcu kazanacaksın?

Sen o konuda çok şanslıydın sanki. Herkes sana çok sahip çıktı. Sadece Galatasaraylılar değil diğer takım taraftarları da “Tabii ki hata yapacak, aslanım benim” dediler… Bu bir hata yaptığında daha çok vicdan azabı çekmene sebep oluyor muydu?

Futbol bir hata oyunu. Kimse hata yapmazsa bütün maçlar 0-0 biter. Genç olduğum için hatalarımı görmediler.

Ben de genç Semih olursam diye korktun mu?

Bir ara “Ben de mi kulübede kalacağım?” dedim.

Atletizmle uğraşş olmanın mevkiine ne kadar katkısı var?

İnanılmaz katkısı var. Adalelerimin diğer sporculara göre uzun olduğunu düşünüyorum. Çok eklem sakatlığı yaşadım ama daha hiç adale sakatlığı yaşamadım.

Futbola yönelmesen atletizme devam eder miydin?

Sanmıyorum. Bir başlıyorsun koşmaya sonu yok. Ben sekiz yaşımdayken 3.000 metre koşuları yapıyordum. Benden dört beş yaş büyüklerle koşuyordum. O alanda beş altın madalyam var. Yine de sıkıcıydı. Koşmak istemediğim zaman “Hocam ayakkabım yok” diyordum. Eşinin koşu ayakkabılarını getiriyordu bana. Futbol oynarken de hiç tıkanmam, nefesim kesilmez, yorgunluk hissetmem.

Kalli seni A takıma çıkardığında konuşmanı hazırlamış mıydın?

Allahtan yabancı dil bilmiyordum! Gerçi şu anda da bilmiyorum.PAF takımda Gençlerbirliği maçında gol atmıştım. Maçtan sonra A takıma çıkacağımı söylediklerinde inanılmaz sevinmiştim. Düşünsene daha 16 yaşındayım. Prim kazanacağım bir de, aklımda o var (gülüyor). Koyunları yerine koyacağım! Hem de dolar olarak gelecek!

Aileni arayıp kaç koyun eksikleri olduğunu sordun mu?

Babamlar köydeydi. Tarlaları sulama dönemiydi. Babama A takıma çıkacağımı söyledim. Babam zaten hasta Galatasaraylı. Baba ben mi Galatasaray mı desem… Bilmiyorum (gülüyor)! Çok sevindi. Zaten köydeki herkese beni anlatıyordu. Herkese “Semih bir gün Galatasaray A takımında oynayacak” diyordu. Herkes de “Kendisi topçu oldu da oğlunu topçu yapmaya çalışıyor!” derdi. Ama yaptı.

Sen bağda bahçede hiçuğraştın mı?

Hâlâ köye gittikçe uğraşıyorum. Futboldan sonra baktım yorumculuk olmuyor, çiftçilik yaparım!

Kiralık gönderildiğinde aklından neler geçiyordu? Hırslandın mı?

Çok üzüldüm. Gönderilişşeklim hoş değildi. Sakattım. Apar topar Gaziantepspor’a gönderilince kendimi çok kötü hissettim. Orada da oynayamadım. Onlar için o takımın altyapısından çıkan oyuncular doğal olarak benden daha değerliydi.

“Keşke bu işe hiç bulaşmasaydım” dedin mi orada?

Hiç! Ben bir şeyi kafama koyduysam ne olursa olsun yaparım. Sakatlıklarımdan da hep daha erken çıktım.

A takıma çıktığında Servet kart cezalısıydı, Gökhan sakattı. Sonuçta kart cezası iki maç sonra bitecekti, Gökhan da bir iki haftaya toparlanırdı… İkisi de abin ama nasıl sevindin?

Anlatacağım (menajeri anlatmaması için gülerek gözünün içine bakıyor)! Servet abi kart cezalısıydı, ben de bir arkadaşımın evinde kuru fasulye yiyorum. Galatasaray’ın maçı var, kadroda yokum, maçı da izlemiyorum. Düşün nasıl bir psikolojideysem! Menajerim beni arayıp “Hazırlan, haftaya oynuyorsun” dedi. Menajerim bakıyor, kesmek zorundayım gerisini (gülüyor)…

Israr ederdim ama çok baskı var. Konuyu değiştirelim. Evde en sık yaptığın şey film izlemekmiş. Bir koleksiyonun var mı?

Özellikle büyük abim film hastasıdır. Bu kadar korku filmi seven bir insan daha var mıdır bilmiyorum.

Etkileniyor musun?

İster istemez etkileniyorsun. Adam sadece korku filmi izliyor, yaptığı başka bir şey yok. Mecbur izliyoruz. Bazen koridorda yürürken arkamdan biri geliyormuş gibi oluyor.

Galatasaray’da oynarken Inter’den, Arsenal’den teklif almaya başladığında “Daha birkaç yıl öncesine kadar neredeydim, şimdi olanlara bak” deyip, kendinle gurur duymadın mı?

Benim ailem, hocalarım benimle gurur duysun yeter. Kartal’da oynarken 0’dım. Bir yıl Galatasaray’da oynadım, bütün Türkiye beni tanıdı. Maddi olarak rahatladım, manevi olarak iyi şeyler yaşadım.

Saha içinde kendine belirlediğin bazı noktalar var mı? Bir reklam tabelasının köşesi gibi…

Kale direklerinden ve ceza sahası yan çizgilerinden nerde durmam gerektiğini daha iyi çözebiliyorum. Stoperlerin durması gereken yer orası. Kendimi öyle hizalıyorum.

Kısa bir süre önceye kadar Avrupa’da nereye gitmek istediğin sorulduğunda “İtalya” diyordun. Sert oyunu mu seviyorsun? Süper Lig sertlik konusunda seni kesmiyor mu? 

O eskidendi. Şimdi öyle bir niyetim yok. Aklımı başıma aldım (gülüyor).

İyi olmuş çünkü senden bunu duymak biraz garip oluyordu. Stoperler genellikle duruşlarıyla rakiplerini ürkütmek isterler. Bazen ciddiye alınman için sert olman gerektiğini düşünmüyor musun?

Bizden sert olmamız bekleniyor ama kavgacı olmak da iyi değil.

Mağlup olduğunuz maçlardan sonra gözüne uyku girmiyormuş. Sabaha kadar neyi düşünüyorsun?

“Sonuçta biz Galatasaray takımıyız, nasıl yeniliriz” diyorum.

“Daha önce de bu hatayı yapmıştım, niye düzeltemiyorum” dediğin şeyler var mı?

İnsanız sonuçta. Oluyor.

Kimse seni “Senin yüzünden gol yedik” diye hırpalamıyor belki ama sen kendini ağır eleştiriyor musun?

Stoperlik kolay bir şey değil. Forvet gol kaçırırsa sadece bir gol kaçırmıştır ama stoper hata yaptığında telafisi çok zordur. Gece bunları düşünmüyorum sürekli ama gece 2’den önce uyuyamam. Her zaman böyle bu. Babam da en çok buna kızar. Televizyon izlerim uykum gelsin diye.

Ne izlersin?

Discovery Channel’a bakarım.

En çok hangi hayvanı seviyorsun?

Golden cinsi köpekleri severim. National Geographic’te bir köpek eğitmenin programı var, onu kaçırmam. Benim köpeğim de çok akıllı. Bazı insanlardan daha akıllı. Onu aldığımda bir aylıktı. “Artık senin ailen benim” dedim. Ne demek istediğimi anladı bence.

Onunla nerede oynuyorsun?

Florya’da. Antrenman bittikten sonra yukarıda bir saha var, orada gezdiriyordum 1 saat.

Yemek yiyecek paranın olmadığı günleri düşündükçe yaptığın şeyler var mı?

O zaman alamadığım şeyleri şimdi almaya çalışıyorum. Geçen gün kendime uzaktan kumandalı bir helikopterle bir araba aldım. Küçük, akülü başka bir arabam daha vardı.

Röportaj Hilal Gülyurt Fotoğraf Barış Tekin

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply