“Ben futboldan başka bir iş yapamam!”

Yusuf Şimşek’in telefon kulübesinde bile adam geçebileceğini hepimiz biliyoruz. Peki ya onun hakkında bilmediklerimiz neler? Gelin kendi ağzından dinleyelim…


Başarılı bir futbolcu olduğumu, 1998 yılında Denizlispor’da oynarken A Milli Takım’a seçildiğimde anladım. O zaman 2. ligdeydik. Haberi aldığım an çok mutlu olmuştum. 2. ligden milli takıma seçilerek çok zor bir şeyi başarmıştım.

Futbol hayatımın en mutlu anı, diyebileceğim üç tane hatıram var. Kariyerimde çeşitli takımlarla şampiyonluklar gördüğüm için pek çok mutluluk yaşadım. Fenerbahçe’de oynarken şampiyonluk maçında Samsunspor’a karşı attığım golden sonra çok mutlu olmuştum. Beşiktaş’ta oynarken Galatasaray’a karşı şampiyonluk yolunda büyük avantaj kazandığımız maçta da gol atmıştım. Bir de Denizli’de oynarken Elazığspor’a karşı oynadığımız şampiyonluk maçında gol atmıştım. Bunların hepsi büyük mutluluktu.

Kariyerimdeki en büyük üzüntüyü, Fenerbahçe’den erken yaşta ayrıldığımda yaşadım. O zamanlar daha gençtim ve şu an düşününce keşke biraz daha kalabilseydim diyorum.

Kendimle en çok gurur duyduğum an, 32 yaşında Beşiktaş gibi büyük bir takıma transfer olduğum zamandı. Çok büyük bir mutluluktu. Bazıları, benim için “Yusuf artık 32 yaşında, oynayamaz, bitti” gibi şeyler söylemişlerdi ama Beşiktaş’ta şampiyonluk yaşayarak ve A Milli Takım’a seçilerek onlara kim olduğumu gösterdim.

İki şampiyonluk formülü: Ernst ve Yusuf!

İki şampiyonluk formülü: Ernst ve Yusuf!

Beni en iyi anlatan iki özellik, insani olarak çok dürüst biri olmam. Futbolla ilgili olarak da yetenekli biri olduğumu söyleyebilirim.

Benim için futbol, hayat demek. Futbol benim yaşam kaynağım. Futboldan başka bir işi yapamazdım bu yüzden de arkamda böyle bir futbolculuk kariyeri bırakabildiğim için çok mutluyum.

Taraftardan aldığım en güzel tepki, Çarşı grubundan gelmişti. İlk geldiğimde bana karşı olduklarını beyan etmişlerdi ancak daha sonra aramız düzelmişti. İşlerin de iyi gitmesiyle beraber bana çok saygı duymuşlar ve beni sahiplenmişlerdi.

Futbolu bıraktıktan sonra yapmaktan keyif aldığım şey, aileme ve çocuklarıma daha çok zaman ayırabilmek. Onlarla beraber olunca her şeyi unutuyorum. Futbol oynadığım zamanlarda yoğun bir tempon olduğu için onlara yeterince zaman ayıramıyordum.

Bundan sonraki planım, ileride iyi bir antrenör olabilmek. Futboldan kopamam demiştim ve gerçekten de kopamıyorum. Teknik direktör olarak Türkiye’nin en iyisi olmayı hedefliyorum. Her Türk teknik adam gibi hedefim bir gün milli takım veya üç büyüklerden birini çalıştırabilmek.

Röportaj Aytek Aras

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply