Röportaj: Onur Kıvrak

Trabzonspor’dan önce Bursa ve Galatasaray’da da denenmişsin. Seni kim beğenmemişti?

İkisi de beğenmişti aslında ama eski kulübüm Yeşilovaspor biraz fazla para istemişti sanırım. Beni almamışlardı. Her şeyde bir hayır varmış. Karşıyaka’ya gittiğimde 16 yaşımdaydım. Küçük sayılmazdım. Orada da teklif bekledim. Ama gelmedi. İyi ki gelmemiş. Karşıyaka bana şans getirdi.

O yüzden mi bir dönem 35 numaralı formayı giydin?

Elimden gelse, izin verseler 35,5 da giyerdim ama olmuyor. Ailem İzmir’de yaşıyor. Zaten bir kere İzmir’in havasını alıp da orayı sevmemek mümkün değil. Bütün arkadaşlarım İzmir’de. Trabzon’a ne kadar alışsam da İzmir her an gözümde tütüyor.

Futbolla ilgili kitaplar okuyup, kalecilikle ilgili küçük araştırmalar yapar mısın?

Buffon’un, Casillas’ın videolarını takip ederim. Onların nerede nasıl hareket ettiklerini ince ince izler kafama yazarım. İdmanlarda da gördüklerimi uygulamaya çalışırım. Bunun dışında bir araştırmam, uygulamam yok. Kalecilikle ilgili kitap okuma gereği duymuyorum. Zaten kitap gibi hocalarla çalıştım.

Engin İpekoğlu ya da Şenol Güneş’in söylediği sözlerden kulağına küpe olan neler var?

Engin İpekoğlu “Oynadığın he maçtan sonra üzerine bir şey koymalısın”, Şenol hoca da “Büyüdükçe muhakkak performans düşüklüğü olur ama o performans asla dibe vurmamalıdır” der. İkisi de benim için çok değerlidir.

Gol atmak her zaman daha çok önemsenir ya. Senin de kıskandığın goller oluyor mu?

Futbola kaleci olarak başladım ama okul maçlarında ya da mahalle maçlarında hep forvettim. Güzel de goller atardım. Hevesimi aldığım için bu konuyu aştım.

Güiza’dan baya gol yemişsin. Güiza ki Fenerbahçelileri kaçırdığı gollerle çıldırtan bir oyuncuydu. Sen de o golleri hatırladıkça “Nasıl yemişim?” diyor musun?

Ben de onu bazen kendi kendime düşünüp gülüyorum. Güiza’dan Avni Aker’de bir gol yedim. Şükrü Saracoğlu’nda da iki tane yedim. Bilmiyorum. Güiza’ya karşı bir sempatim yoktu ama anlamadım (gülüyor). Şaka bir yana, herkes neticeye bakıyor ama saha içinde yaptıkları gerçekten çok önemliydi. Bu kadar şanssız bir adamın bir bana şansı tutmuştu galiba (gülüyor).

En çok nerede huzur bulursun?

Ben en çok evimde huzurluyum. Ama yanımda annemin ve babamın da olması lazım. Çok gezen bir adam değilim. Evimden hiç çıkmadan günlerce yaşayabilirim ama ne yazık ki buna pek imkânım olmuyor. Kitap okumayı severim. Arkadaşlarımı evime toplar Play Station oynarım.

Arda Turan senin için “Çok iyi aşçıdır” demişti. Doğru mu?

Yemek yapmayı aslında pek beceremem. Arda şaka yapmış herhalde. O da yapışıp kaldı. Sanırım sucuklu yumurta falan yapmışım, o da onun aç zamanına denk gelmiş (gülüyor)! Sadece aç kalmayacak kadar kendimi çevirebilirim.

En çok kimin karşısında heyecanlandın? Joe Cole’ün penaltısını kurtarmış adamsın…

Liverpool maçında çok fazla heyecanlanmadım. Maçlardan önceki gece kafamda oynadığım maçı iyi geçirdiğim için sahaya çıkarken içim rahattı. Yine önceki gece içimden bir ses, penaltı olacağını söylemişti. Ben de kalkıp “Bu penaltıyı kullansa kullansa Joe Cole kullanır” diyerek onun penaltı kullandığı görüntüleri izledim. Ne yapacağını biliyordum. Onun için çok da abartılacak bir şey değil. Görevin gol yememekse, sen de bunu yapıyorsan kimseden madalya beklememelisin.

Göztepe ve Karşıyaka’dan hatırladığın taraftar seni Trabzon taraftarına iyi hazırlamış olmalı…

Trabzon taraftarı çok ateşli. Orası bir gerçek ama Karşıyakalılar da fenadır. Benim zamanımda en kötü 15 bin kişiye oynuyorduk. Göztepe’nin 1. Lig’e çıkmasını çok istiyorum. Onların maçını tüm Türkiye izlemeli. En az 50 bin kişiye oynarlar diye tahmin ediyorum.

Röportaj Hilal Gülyurt Fotoğraf Barış Tekin / FourFourTwo Arşivinden…

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply