Bir Kariyerin Ardından: Tarık Daşgün

Bir zamanlar “Yerli Maradona” olarak anılıyor, genç yaşında manşetlere çıkıyordu. Ancak Tarık, o beklenen Tarık olamadı… “Pişmanlıkların nelerdir?” sorusuna verdiği cevap, aslında birçok şeyi yanıtlıyordu…

Futbola başladığımda, ilkokula gidiyordum. Bütün çocuklar gibi dokuz yaşımda mahallede top oynarken, ağabeylerimizden bir tanesi bendeki yeteneği gördü ve beni Gençlerbirliği’nin seçmelerine götürdü. O seçmeleri geçip Gençlerbirliği altyapısına başladım.

Benim için futbol, her zaman “devam etmek” demekti. Zaten yetenek farkı ortaya çıktığından ötürü daha ben plan yapmadan herkesin benimle ilgili bir beklentisi, bir planı oluştu. Hakkımda “Çok büyük yetenek, Türkiye’nin yıldızı olacak” gibi konuşmalar geçmeye başlamıştı. Çocukken ya da gençken çok iyi oyuncu olur denilen, ancak yaşı ilerledikçe gerileyen birçok yetenek gördüm. Tabii bu durum benim için söz konusu olmadı; hep üstüne koyarak Fenerbahçe’ye transfer oldum.

TARIK SAKATFutbol hayatımın en mutlu anı, Manchester’daki  galibiyetimizdir. 40 yıl sonra deplasmanda Manchester takımını yenmek mutluluğumun futbol adına doruk yaptığı bir andı.

Futbol hayatımın en büyük pişmanlığı, diyebileceğim iki tane sıkıntım var, bunlardan biri keşke Gençlerbirliği’nden bu kadar çabuk ayrılmasaydım dememdir. Bir, iki yıl daha Gençlerbirliği’nde kalmam hem profesyonelliği daha iyi öğrenmem hem de Süper Lig kariyerim için daha iyi olacaktı. Ben ilk gelen fırsatı değerlendirip Fenerbahçe ile anlaşmıştım. Bir diğer konu ise keşke biraz daha kendime baksaymışım diyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse o yaşta (22) Fenerbahçe’yi yakalayınca konsantrasyon eksikliği yaşadığımı düşünüyorum. Biraz da özel hayatımla ilgili bazı sorunlar yaşadım, bunlar futbol  hayatıma olumsuz yansıdı. Keşke biraz daha futbola kafamı verip konsantrasyonumu  güçlü tutsaydım.

Bunu daha önce hiçbir yerde anlatmamıştım ama şimdi anlatırım diyeceğim bir şey yok! Elbette tuttuğum sırlar olmuştur ancak anlatmadıysam yine anlatmayacağım, yine sır olarak kalacak.

Beni en iyi anlatan üç özellik;  “Yetenekli, istikrarsız, dirençli”. Aslında yetenekliydim ama bir şeyleri devam ettirmekte sıkıntı yaşadım. “İstikrarsız” yazma teklifi  sizden geldi onu belirtmek istiyorum (gülüyor)!YIMPAS YOZGATSPOR'LU TARIK'I GENCLER ISTEDI

Taraftarla en çok bütünleştiğim an, Fenerbahçe ile şampiyon olduğumuz gün. Son maçımızı dışarıda oynamıştık, içerideki maçta da taraftarımızla şampiyonluğumuzu kutlamıştık.Taraftarla kutladığımız o şampiyonluk en mutlu anılarımdan biri.

Taraftardan aldığım en ilginç tepki, futbol hayatımın sonuna doğru saçlarımın dökülmesiyle ilgili sıkıntılarım vardı. Son dönemlerimde tribünden “Kel!” diye acı bir ses duydum. Beni çok etkilemişti, psikolojimi bozmuştu fakat yapacak bir şey de yoktu. Taraftardır, bağırır ama o ses beni çok etkilemişti. Kel olmaya da yeni başladığım bir dönemdi; “Artık bırakma zamanım gelmiş” dedim. Bu kısmı yazmasak mı acaba (gülüyor)?

Bundan sonraki planım, futbolculuk dönemim son bulduktan sonra oturup futbol hayatımla ilgili düşündüm, yaptığım hataları önüme koydum ve iyice bir inceledikten sonra  ikinci bir plan yaptım; bu da antrenörlük oldu. Futbolcu Tarık’ın yaptığı hataları önüme koyup antrenör olarak bunlardan ders alıyorum ve hatasız olarak ilerlediğimi düşünüyorum. Bu sene antrenörlük hayatımın beşinci yılı; geriye dönüp baktığımda iyi bir yolda olduğumu düşünüyorum. Kulübüm de,  çevremdeki insanlar da bana güveniyor. Başarılar elde ederek, üstüne koyarak antrenörlüğümü  yapabildiğim kadar devam ettirmek istiyorum.

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply