Yakın Markaj: Varol Ürkmez

Şans eseri mi kaleci olmuştunuz yoksa özendiğiniz kaleciler mi vardı? Beşiktaş’ta kalecilik yapmaya nasıl başlamıştınız?

Biz çocukluğumuzda futbolcuları sadece gazetelerde görürdük. Ortaokulda oynarken ağabeylerim beni mahalle maçlarında kaleci yapmaya başladı. Kendimi yerden yere atıyorum filan (gülüyor). O zamanlar Turgay Şeren’in de hastasıyım. Orada beni görüp amatör kümede bir takımda oynattılar. Amatör kümede oynarken de beni alıp Beşikaş’ın seçmelerine götürdüler. Şeref Stadı’nda kaleye geçtim. İlk yarı üç gol yedim, ikinci yarı üç gol daha! Maçtan sonra kimseye görünmeden duşa kaçtım. Arap Sadri “Çocukların hepsini evlerine gönderin, sadece kaleci çocuğu getirin bana” demiş. Bana söylediklerinde gol yediğim için tokat atacağını düşünmüştüm. Karşısına geçtim, hazır oldayım! “Yarın nüfus cüzdanını getir, seni aldık” dedi. Oraya yığılmışım, cevap bile veremedim. Ailem izin vermez diye korkuyordum.

Beşiktaş A takımının kalesine geçtiğinizde 19 yaşınızdaymışsınız. Çekinmiyor muydunuz ağabeylerinizden?

19 yaşımdaydım daha! Baba Recep kaptanımızdı. Bir gün Gazhane kalesindeyim. Gol yedim; yere yattım, kalkamıyorum. Vedii ağabey yanıma gelip “Ulan bacak kadar çocuğu kaleci yapmışlar!” dedi. Bunu duyunca yattığım yerde ağlamaya başladım. Bir de baktım ki Baba Recep santradan koşarak yanıma geliyor. “Bu sefer kesin dayağı yedim!” derken, “Kalk evladım artık, sen bir yersin biz beş atarız, merak etme” dedi. O maçı 5-2 kazandık. Takım arkadaşlarımın yanında hazır olda dururdum. Sahalarda her yerimiz çamur içinde kalırdı. Bir gün duşa girdim, çamurlarımı akıtıyorum. Baktım Baba Recep geliyor, o vaziyet duştan çıktım. “Ne yapıyorsun çocuk, gir çabuk duşa” dedi de girdim. Ne haddime ondan önce duş almak! Futbolu bıraktıktan sonra bir gün sigara içtiğimi görmesin diye avucumda sigara söndürdüm! 

varrrr

Futbola başladığınız günden bıraktığınız güne kadar her gün gazetelerde haberleriniz çıkmış. Dönemin gazetelerinde en çok sizin haberleriniz var. Ne yapıyordunuz da her gün haber oluyordunuz?

Bütün gazeteciler beni çok severdi. Hangi kaledeysem o kalenin etrafı gazeteciyle dolardı. Maç içinde onlara poz veriyordum (gülüyor). “Gazeteye haber lazım” diye gelirlerdi. Beni alıp meyhaneye götürürlerdi. Tabii sonraki gün gazetede haberim çıkardı. Bir sonraki gün gazetecilerle Eyüp Sultan’dayız. Manşetlerde “Varol yaptıklarından pişman olup, dua etti!” Sonraki hafta yine meyhaneye, “Varol yeminini bozdu!” Ama yine ben kârlıydım. 3 yıldızlık oynasam bana 5 yıldız verirlerdi. 

Gazeteci arkadaşlarınız mı abartıyordu yoksa siz gerçekten eğlenceli bir hayat mı yaşadınız?

Onların sayesinde ben de eğleniyordum işte. Gazeteye haber yapmak için bana yüzük aldırırlardı “Varol nişanlandı, gazinoda eğleniyor” yazarlardı. Yedi günün beşinde haber bendim. Ondan sonra gol yedikçe insanlar beni suçlamaya başladı. “Varol bu parayı nereden buluyor?” dediler. Adımı Şikeci Varol’a çıkardılar. 75 yaşımdayım, para karşılığında bir gol yediysem dünyanın en şerefsiz insanıyım! Gazinolara para vermiyordum ki! Gazinocular “Sen yeter ki gel. Senin sayende gazino doluyor” derlerdi. Çünkü gazetelerin sermayesi bendim. Arkadaşlarım hep sanatçılardı. Adnan Şenses, Öztürk Serengil, Tanju Okan… Hiç ayrılmazdık. Ben onların gazinosuna giderdim, onlar maçlarıma gelirdi.

 

Kadınlar da mı bu haberlere aldanıyordu, yoksa sizin daha ince taktikleriniz mi vardı?

Taktik maktik yok yahu! Onlar beni buluyordu. Nişan yüzüğünü kız tarafı alıyordu nişanlanıyordum, iki hafta sonra kuyumcuya gidip yüzüğü bozduruyordum. 50’nin üzerinde nişanım, defalarca da düğünüm oldu. Basında haberleri çıksın diye benimle nişanlanıp ayrılan kadınlar vardı. Nişanlanınca bir haber çıkıyordu, ayrılınca da bir haber… Onlar da benim sayemde ünlü oluyordu. Hayatımda kimseye asılmadım. Şimdiki eşim olmasa kadınlar beni bitirmişti. Cebimi parayla doldur, ertesi gün tek kuruş bulamazsın. Beş yaşındaki çocuğa bile kanarım.

Poker oynayıp, içki içmek en büyük zevkinizmiş. Kulüp tesislerinde, kamplarda da nasıl yapıyordunuz bunu? Hocalarınız ne diyordu bu duruma?

Adım çıkmış benim. Herkes poker oynayıp içki içerdi o dönem. Bir gün milli takımın kampında gecenin bir yarısı Metin abi kapımı çaldı. “Pokere dördüncü yok, aşağı gel” dedi. “Abi yarın maç” dedim. Şaka yollu “Kaptanım ulan ben! Çabuk aşağıya in!” dedi, mecbur gittik.

Röportaj: Hilal Gülyurt

Fotoğraf: Barış Tekin

Bu röportajın daha uzun versiyonu FourFourTwo Türkiye’nin 2013 Şubat sayısında yayımlanmıştır.

Yorumlar

yorumlar

1 Yorum

  1. BJK

    1 Nisan 2017 at 21:13

    Desenize Sergen’in atası Varol ustaymış. Ne hayat yaşamıştır kim bilir..

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply