2018’in son derbisi için spor yazarları neler söyledi?

Süper Lig’in 14’üncü haftasında Beşiktaş’ın, sahasında Galatasaray’ı 1-0’lık skorla mağlup etmesinin ardından spor yazarları derbi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu

Mehmet Demirkol “Düşük kalite yüksek mücadele” (Fanatik)

Beşiktaş, maça geniş alanda sert bir baskı oyunuyla başladı. Savunmasını öne çıkardı. Galatasaray’ın muhtemel pas bağlantılarını kesti. Topu kaptıkları anda hemen geniş alana çizgiden çizgiye yayıldılar. Topu verdiklerinde alanı hemen daralttılar. Ama kalite eksik kaldı. Dolayısıyla çabuk top kaybettiler. Şenol Güneş, Atiba’yı oyuna alarak orta sahayı ele geçirmek istedi. Ancak olmadı. Savunmadan oyunu kuramadılar. Atiba, Dorukhan, Medel üst üste bindiler akın geniş yaratamadılar. Quaresma ve kanada giden Ljajic de takımdan kopuk kaldı. Mustafa ise sadece mücadele etti. Ama Fernando topu her seferinde çıkardı. Forse ettiler rakip alana gittiler ama yine Maicon’u ileri sürene kadar elle tutulur bir plan üretemediler. Hem oyuncu hem de plan olarak düşük kalitede yüksek mücadele oldu. Çok enerji sarf edildi… Kontrolsüz bir sarfiyat…

Ali Ece “Sıkıcı ötesi derbi” (Fanatik)

Beşiktaş derbiye baskılı başladı. Maç başında 3 stoperli formasyonu geride 5 kişiyle oynama anlayışından da kaynaklanan nedenlerle fazla gömülen Galatasaray ilk 10 dakikadan sonra bu kez önde baskı yapmaya çalıştı. Adriano sol ayağı da sağı kadar iyi bir oyuncu olması sayesinde sağ bekte soluyla Llajiç’i çok akıllı bir pasla rakip savunma arkasına kaçırdı. Beşiktaş bunu daha çok yapmalıydı ancak ilk 11’inde Adriano ve Llajiç hariç bunu yapmayı düşünen oyuncusu olmadığı için penaltıdan öne geçtikten sonra kaotik bir oyuna ortak oldu. Sadece önde karşı pres yaparken etkili oldu, topun arkasına geriye çekilince telaşlı ve panik bir görüntü çizdi. Ozan’ın direkten dönen korner sonrası vuruşu ve Galatasaraylı oyuncuların penaltı diye itiraz ettiği Vida’nın eline çarpan top hep bu geriye çekilince yaşanan paniğin ürünüydü. İkinci yarıda Atiba girince panik seviyesi biraz azaldı ama o girerken Güven’in çıkması hücumu iyice kısırlaştırdı. Son anlarda Caner ve Quaresma’nın daha müsait durumunda arkadaşları varken şutu zorlaması saçmalıktı.

Erman Toroğlu “Bunlar şampiyon olacaksa…” (Fotomaç)

Dünkü maçtan sonra benim yazacağım ve yazabileceğim bir tek cümle var; Eğer bu iki takımdan biri bu futbolla şampiyon olacaksa yuh olsun bu işe! Kendi aramızda ite kaka futbol oynuyoruz. “Pozisyonlar” diyoruz, “Bilmem ne” diyoruz… Sonra Avrupa’ya çıkıyoruz. Önüne gelen takım bizi tokatlıyor. Allah aşkına sahadaki futbolcuların aldıkları paraları üst üste koyun, sonra yaptıkları mücadeleye, oynadıkları futbola bir bakın. Bunu iki takım futbolcuları için de çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bitaraf bir şekilde herkese sorsam, “Dün oynayanların içinde en iyi kimdi?” desem, bana bir kişi çıkıp da “Şu iyiydi” diyemez. Ama şunlar kötüydü denilebilecek çok isim var. Eren Derdiyok diye bir futbolcu var. Fiziği iyi.. Bakıyorsun, “Bu adam süper mücadele eder” diyorsun ama bir penaltı yapıyor inanılır gibi değil. Üstüne ve gelen topta dirseğini çıkarıp vurmasa top vücuduna çarpacak penaltı olmayacak. Bu penaltıyı yapanın hem beyin kontrolüne, hem yürek kontrolüne bakmak lazım. Bin tane yorum yapsanız ne olacak… Son 3-5 dakikada Beşiktaş maçı 3-0 da yapardı, son saniyede maç 1-1 de biterdi. Dün akşam ‘VAR’lık çok pozisyon oldu. Beşiktaş’ın kazandığı penaltı net. Yoruma açık değil. Penaltıdan evvel endirekt vuruş var mı? Burada futbolun ruhu şunu diyor; Top ayakla oynanma mesafesindeyken topa kafayı sokarsan aleyhine endirekt vuruş olur. Kafayla oynama mesafesindeyse topa ayağını sokan futbolcunun aleyhine endirekt serbest vuruş olur. Böyle bakarsanız hakemin kararı doğru mudur? Topun ayağa veya kafaya teması anında durdurup baktığınızda bunun kararını verirsiniz. Peki Vida’nın pozisyonu? Top kendi arkadaşı tarafından ileri doğru vuruluyor. Mesafe kısa…. Eğer bu mesafeden vurulan topta kollarınız normal açıklıktaysa ve siz topa hareket yapmıyorsanız bu penaltı olmaz. Ama arkadaşınız topla oynadığı anda kollarınız kapalı, gelirken kollarınız açık topa müdahale ediyorsanız ki bana öyle geldi. O zaman penaltı. Sonra gelelim Onyekuru’nun pozisyonuna… Eğer Beşiktaşlı Necip, pozisyon sırasında Galatasaraylı Onyekuru’ya müdahale ediyorsa ve top bu müdahaleden sonra Onyekuru’nun koluna geliyorsa bu penaltıdır. Ama Galatasaraylı oyuncu, Beşiktaşlı oyuncunun müdahalesinden önce koluyla oynuyorsa penaltı değildir. TV’deki görüntüye bakıyorum… Sanki ilk pozisyonda Onyekuru darbeyi alıyor, sonra top koluna geliyor. Yani görüntüye göre penaltı. Peki ‘VAR’ olmasaydı ne olurdu? Onu da önce hakeme sonra Allah’a bırakalım.

Ahmet Çakar “Galatasaray’a maç kaybettirildi!” (Sabah)

Derbide VAR’a rağmen G.Saray’a hakem tarafından puan kaybettirilmiştir. Kritik 3-4 pozisyon var. Bunların bazılarında VAR’a gidildi, bazılarında protokol gereği zaten gidilemezdi. Beşiktaş, penaltı öncesi bir çift vuruş kazandı. Cüneyt Çakır’a göre kafadaki topa ayakla müdahale vardı. Ama değerlendirme yanlış. Top kafayla oynanacak mesafede değildi. Bel hizasındaydı. Beşiktaşlı oyuncu kafayı bel hizasındaki topa sokuyor, G.Saraylı oyuncu da rakibe temas etmeksizin topa vuruyor. Burada ihlali yapan kafasını ayakla oynanacakmesafeye sokan Beşiktaşlı oyuncudur. Bu yanlış çift vuruştan sonra haklı bir penaltı geldi. Eren’in amatörce yaptırdığı penaltı Beşiktaş’ı öne geçirdi. Pek tabii ki bu penaltıyı Cüneyt değil VAR hakemi verdirdi. Yine ilk yarıda kritik penaltılık bir pozisyon daha yaşandı. Medel’in vurduğu top,Vida’nın açık koluna çarptı. VAR hakemi Mete Kalkavan, Çakır’a ‘Git, tekrar bak’ dedi. Ama bence Cüneyt, burada doğru karar verdi. Medel’in amacı topu kalesinden uzaklaştırmak. Vida’ya mesafesi çok yakın. Bu beklenmeyen top, Vida’nın açık koluna çarpıyor. Bence de penaltı değil. Ve maçın en kritik pozisyonu ikinci yarıda yaşandı. Onyekuru-Necip mücadelesinde hakem penaltı noktasını gösterdi. VAR, “Git, bak” dedi. Çakır, bu sefer de “Onyekuru elle oynadı” diyerek penaltıyı iptal ettirdi. Bence bu yanlış bir karar. Necip ayağını kaldırıp Onyekuru’yu çelmeliyor ardından da Onyekuru topu elle oynuyor. Yani önce penaltı olayı yaşanıyor ve Çakır burada korkunç hatalı bir değerlendirme yapıp G.Saray’ın penaltısını hiç ediyor. Bu iş böyle gitmez! VAR belki Türkiye Ligi’nde hataları azalttı ama bu azalmış hatalar yaşandığında da ortaya büyük bir kaos çıkıyor.

Atilla Gökçe “VAR olsun temiz derbi” (Milliyet)

Temiz bir derbi izledik. İki takım da “oynayarak” kazanmak için elinden geleni yaptı. Terim ve sahadaki vekili Ümit Davala ile ev sahibi Şenol Güneş, ellerindeki -daralmış- oyuncularla farklı sürpriz on birlerle maça başladılar.Cüneyt Çakır’ın da bu maçta bir “VARoluşçuluk” felsefesi ile maçı yönettiğini söyleyebiliriz. Bütün kritik kararlarında VAR’a ve ekrana başvurdu. Oyuncuları sakinleştirerek beklemelerini istedi. Şikayete ve vızıldanmaya yer bırakmadan herkesi yanından uzaklaştırdı. Yine de tartışılabilecek kararları vardı ama adil davranmadığını kimse söylememeli!

Beşiktaş’ın golü bir duran top organizasyonuyla geldi. Llajic’in kullandığı serbest vuruşta barajdaki arkadaşlarıyla birlikte sıçrayan Eren Derdiyok, vücuduna yapışık sağ koluyla topu dürtünce Çakır itirazlara fırsat vermeden VAR’la konuşup ekrana koştu ve penaltıyı çaldı. Llajic’in kullandığı penaltıda Muslera topa ayağıyla müdahale etmek istedi ama topun hızına yenik düştü.

Galatasaray oyuna 3’lü savunma ile başladı. Formasyonun yanı sıra Ahmet Çalık’a görev vermesi de sürprizdi. Orta alanda Mariano, Selçuk, Fernando ve Nagatomo ile baskılı ve hücuma çabuk çıkan dörtlüyü tercih ettiler. İki kanat oyuncusu Mariano ve Nagatomo’nun işleri gerçekten zordu. Mariano Caner’le, Nagatomo Quaresma ile mücadele ederken zorlandılar. Selçuk ve Fernando çabuk hücuma çıkıp öndekileri gol pozisyonuna sokmaya çalışırken Beşiktaş orta alanının  baskısıyla top kaybettiler. Galatasaray’ın en verimsiz ve etkisiz hattı öndeki Onyekuru Eren Derdiyok ve Feghouli üçlüsüydü. Fatih Terim’in onca eleştirisine ve uyarılarına rağmen bir derbinin gerektirdiği heyecanı yaşayamadılar, katkı sağlayamadılar.

Şenol Güneş’in maça aktif ve dinamik bir oyunla başlamayı tercih ettiğini gördük. Genç Dorukhan’la Güven Yalçın, Ankaragücü karşısındaki performanslarıyla hocalarından güven oyunu almışlardı. Mustafa Pektemek, Caner ve Güven sol kanattan taşıdıkları toplar ve hücum organizasyonuyla göz doldurdular. Güven’in hareketli, mücadeleci ve oyunu kurgulayabilen santrfor kimliği göz doldurdu. Beşiktaş’ın savunmasında Adriano, Necip ve Vida rakip hücumcularını çok iyi kontrol ettiler. Caner ise savunmacıdan çok kanat oyuncusu gibi topu ileri taşıyarak Beşiktaş’ın baskılı oyununa ortak oldu. Dorukhan ve Medel’in de ekstra performans gösterdiğini söylemeliyiz.

Şenol Güneş, ilk yarıyı önde kapadıktan sonra ikinci yarıda Güven Yalçın’ı yanına alıp Atiba ile yeni bir oyun formatı denedi: 4-1-4-1. Mustafa Pektemek rakip kale önünde oynayarak Galatasaray savunmasının oyun kurmasını engellemeye çalıştı. Davala’nın oyuncu değişikliklerinde geç kaldığını gördük. Linnes’le savunmayı dörtlemesi beklediği sonucu oluşturmadı.

Çakır’ın kararlarına gelince… Beşiktaş’ın kazandığı penaltıda karar doğruydu. Galatasaray atağında Medel’in ayğından çıkan topun Vida’nın eline temas etmesi tartışmalıydı. Çakır, penaltı vermedi ama VAR’a (ve ekrana) başvurdu yine. Bizce mesafenin kısalığını ve topun takım arkadaşından gelişini dikkate alarak penaltıya gerek olmadığını işaretledi. Bir de Medel -Selçuk mücadelesinde Medel’e ikinci sarıyı (ve kırmızıyı) gösterebileceğini düşündük. Ancak ikinci sarılar VAR protokolunda ele alınmıyor. Tecrübeli hakemlerle konuştum, Vida’nın eliyle topa temas etmesine penaltı verilebileceğini, ancak bunun hakemin takdirine bağlı olduğunu söylediler.

Her neyse… Bu maçta olsun, hakem gündemiyle kendimizi yormayalım!

Beşiktaş, 2-0’dan 3-2’ye dönerek Sapsborg karşısında yaşadığı muhteşem başarının moralini Vodafone’daki maça da taşıdı. Hem takımın hem de seyircinin coşkusuna tanık olduk. Galatasaray’da ise 41 bin kişinin koşa koşa gelip takıma aşılamaya çalıştığı sevgi, coşku ve heyecan takımdan karşılık bulamadı.

Dünkü maçın kalite terazisinde bir ağırlığı olmadı. Ancak yoğun rekabetle daha geniş bir zirve mücadelesine tanık oluyoruz. Zirvede kartlar yeniden dağılırken heyecan da artıyor. Kimin ne yapacağını kimse bilmiyor…

Şikayetimiz yok, memnunuz… Süper Lig’i seviyoruz.

 

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş