Alkış şov başlasın!

Euro 2016’da hiç kimse İzlanda’ya şans tanımıyordu ama taraftarlarının da desteğiyle ciddi bir iz bıraktılar. Aradan geçen dokuz ay sonrasında ülkedeki doğum oranları arttı ve tekrar gündem oldular… İşte taraftar, işte alkış tufanı! 


Kuzey Atlantik’te konuşlanmış küçük bir ada ülkesi olan İzlanda’da halk, geçtiğimiz yaz Fransa’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nın etkisini hâlâ üzerinden atamamış. “Çocukken bizi böyle bir şeyin asla olamayacağına inandırdılar” diyor Sveinn Asgeirsson. Bu İzlandalı futbol fanatiğiyle, ülkesinin Hırvatistan’la oynayacağı Dünya Kupası eleme maçını izlemek üzere Reykjavik’te gittiğimiz bir barda tanıştık.Çok küçük bir ülkeyiz, böyle bir başarıyı beklemiyordum.”  Sveinn’in beklentileri düşük olabilir ancak 330 bin kişilik bu ülkenin dünya futboluna ciddi etki edeceğine dair birçok belirti vardı. “İzlanda’nın ne kadar hızlı geliştiğini gördüm” diyor Arnar Fridriksson. “Alttan A takımdaki tecrübeli isimleri tehdit edecek kaliteye sahip birçok genç oyuncu yetişti. Bunun olmasını umuyorduk ama açıkçası böyle bir şeyin olacağını pek beklemiyordum!” 

Bunu beklemiyorlardı ama oldu! İzlanda Milli Takımı, 6 Eylül 2015’te ilk büyük turnuvası olan Euro 2016’ya katılma hakkı kazandı. Türkiye, Hırvatistan ve Çek Cumhuriyeti gibi zorlu rakiplerin olduğu grubu lider tamamladılar ve kendilerine şans vermeyen herkesi ters köşeye yatırdılar!  “Avrupa Şampiyonası’na katılma hakkı kazanır kazanmaz yolculuğumu planlamaya başladım” diyor Benjamin Arni Hallbjorsson. “Hayatımın en kolay kararıydı çünkü Fransa’ya gitmekten başka bir ihtimal söz konusu bile değildi! Aradan neredeyse altı ay geçti ama etkisinden hâlâ kurtulabilmiş değilim. Yaşadığım en inanılmaz deneyimlerden biriydi. Çocukken bize böyle bir şeyin imkan dahilinde bile olmadığını söylemişlerdi ama gördüğünüz gibi oldu! Bu peri masalının her saniyesinden büyük keyif aldım.” 

Benjamin orada yalnız değildi; zira İzlanda nüfusunun yüzde 8’i (yaklaşık 27 bin kişi) Fransa’ya gitti! “Oraya ailemle birlikte gitmiş olmam, o macerayı çok daha anlamlı hale getirdi” diyor Hilmar Thordarson. “20 yaşındaki kızım, hayatında ilk kez bir futbol maçına gitti ve adeta çılgına döndü! O günden sonra iç sahada oynadığımız hiçbir maçı kaçırmadı. Euro 2016’dan önce futbolla en ufak bir ilgisi yokken, artık en ateşli taraftarlarımızdan biri haline geldi. Ayrıca yıllardır görmediğim birkaç tanıdığa da orada rastladım! Gerçekten de her anlamda ilginç bir deneyimdi.”  

İkinci turda İngiltere’yi eleyerek saha içinde büyük sükse yapan İzlanda, taraftarlarının tribünlerdeki etkileyici tezahüratlarıyla da saha dışında ciddi bir sempati kazandı. Ne var ki ünlü taraftar grubu Tolfan sayesinde Fransa topraklarında çok daha önce varlıklarını hissettirmişlerdi.  “Avusturya maçından önce Paris’teki fanzone’da toplanmaya karar verdik ama bize bunun mümkün olmadığını söylediler” diyor, Tolfan üyesi Kristinn Hallur Jonsson. “Biz de buluşmak için başka bir yer bulmak zorunda kaldık. Maç günü saat 18:00 civarı İzlandalı muhabirlere bir mesaj atıp bütün taraftarları Moulin Rouge’a beklediğimizi söyledik. Mekana gittiğimizde garson bana kaç kişi olacağımızı sordu. ‘Yaklaşık 2-3 bin’ cevabını verdiğimde yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz! Peki aşağı-yukarı kaç kişi geldi? Tam 8 bin! O kadar insanı metrodan çıkıp hep birlikte yürürken görmek inanılmaz bir duyguydu! Her taraf maviydi. Şu an bile anlatırken tüylerim diken diken oluyor! Hayatımda hiç öyle bir deneyim yaşamamıştım. Ondan sonra belki İngiltere’yi yendiğimizde o kadar heyecanlandığımı söyleyebilirim.” 


Fransa’ya giden İzlandalılar için harika bir deneyim olduğu aşikar. Peki turnuvayı ülkesinde takip edenler neler hissediyor?  “Çok eğlenceliydi” diyor Axel, herhangi bir kıskançlık belirtisi göstermeden. “Elbette biz de orada olmak isterdik ama ailevi gerekçelerle İzlanda’da kalmak zorundaydım. En azından maçları şehir merkezinde izlemek için bebek bakıcısı tuttuk ve kısmen de olsa turnuvanın keyfini çıkardık. İnanılmaz bir atmosfer vardı, hayatımda öyle bir ortamda bulunduğumu hatırlamıyorum.” 
İzlanda’nın peri masalı, ne yazık ki çeyrek finalde ev sahibi Fransa tarafından sonlandırdı. Stade de France’taki maçı 5-2 kaybeden İzlanda’da kısa süreli bir üzüntü yaşandı ama çok geçmeden ortalık karnaval yerine döndü! Takımı turnuva bitimi Reykjavik’e dönüşte yaklaşık 10 bin taraftar karşılarken, herkes son kez omuz omuza o meşhur alkış şovunu gerçekleştirdi.


“Eve döndüğümde yorgunluktan kendimi salondaki koltuğa bıraktım” diyor Benjamin. “Ayaklarımı hissetmiyordum resmen! Sonra nasıl olduğunu anlamadan bir anda kendimi meydanda buldum! Oyuncuları karşılarken yine tek vücut olmuş, Fransa’da geçirdiğimiz günlere kaldığımız yerden devam edercesine coşkulu bir atmosfer yaratmıştık. Eve döndüğümde telefonumu kapattım ve bir hafta şarjda bıraktım! O süreçte hiç kimseyle konuştuğumu hatırlamıyorum.” 

İzlanda’da bu masalı dinleyerek büyüyecek olan yeni nesilleri kıskanmamak elde değil!

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply