ANALİZ | Haftanın “lanetli” maçları

Haftanın "lanetli" maçları

2017-18 sezonunu düne kadar namağlup götüren ve en yakın rakiplerine fark atan Manchester City (15 puan) ve Barcelona (9 puan) dün gece yenilmezlik serilerinin en ciddi sınavlarını verdi

Tüm kulvarlarda yalnızca Şampiyonlar Ligi’nin altıncı haftasındaki Shaktar maçını kaybeden Manchester City, Premier Lig tarihinde yalnızca bir kez kazanabildiği Liverpool’a gitti. Üstelik City, 15 yıllık Premier Lig tarihinde Anfield’daki ilk ve tek galibiyetini kulübün Mansur bin Zayid el-Nehyan’a satılmasından sonra değil, bundan 15 yıl önce, 3 Mayıs 2003’te, Nicolas Anelka’nın 74’üncü dakikada penaltıdan ve 90’ıncı dakikada attığı gollerle almıştı. Sezon başından beri futbolseverlere şölen sunan City, bu sezon Premier Lig’de oynadığı 22 maçta hiç yenilmemiş, yalnızca iki kere berabere kalmış ve deplasmandaki Bournemouth maçında başlayıp deplasmandaki Crystal Palace maçıyla son bulan 18 maçlık galibiyet serisi yakalamıştı. Peki City lanetinden kurtuldu mu? Hayır!

Salah-Mane-Firmino-Coutinho dörtlüsü ile rakiplere korku salan ancak savunmasıyla da kendi taraftarlarına dehşet dolu anlar yaşatan Liverpool, pek de verimli bir hafta geçirmemişti. Önce dörtlünün en yaratıcı ismi Coutinho’yu 120 milyon euro’luk bonservisle Barcelona’ya kaptırdılar. Ardından da devre arası Southampton’dan transfer edilen ve geçen perşembe FA Cup’ta Everton’a karşı Liverpool formasını ilk kez giyen ve hem galibiyeti hem de turu getiren Virgil van Dijk’ın sakatlığı nedeniyle kadroya alınmadığı açıklandı. Klopp “Eğer sezonun son maçı olsaydı risk alabilirdik ancak daha bu haftadan risk alamayız” diyerek Everton maçında hafif sakatlık geçiren oyuncunun neden kadroda olmadığını açıkladı.

Haftanın "lanetli" maçları

Klopp risk almaktan kaçındı

Çanlar Liverpool için çalıyordu! De Bruyne, Leroy Sane, Kun Agüero ve en acı vericisi Raheem Sterling. Van Dijk’ın yokluğunda sakar kardeşler Lovren ve Matip’in City savunması karşısında nasıl çaresizliğe düşeceğini ve yeterli olmayan kalecilerinin kaç gol yiyeceğini düşünen Liverpool taraftarları, Klopp’un “gegenpressing”i ile maçın başında rahatladı. Liverpool’un etkili hücum oyuncuları aynı zamanda önde basarak City’nin pas oyununu bozuyor ve topa hakim olmalarını engelliyorlardı. Yani Klopp, Guardiola’nın en büyük silahını etkisiz hale getiriyordu (ki kendisinin de en büyük panzehiri) Alman teknik direktör Jurgen Klopp. Liverpool ve City’nin yanı sıra Bayern Münih ve Borussia Dortmun’la da karşı karşıya gelen iki teknik direktör birbirlerine karşı 5’er kez galibiyet alırken bir kez berabere kaldılar. Aynı zamanda Jurgen Klopp, Pep Guardiola’nın en çok kaybettiği teknik direktör olma özelliğini taşıyor.

Maç oldukça tempolu başladı ve perdeyi 9’uncu dakikada harika bir driplingi köşeye güzel bir şutla bitiren Oxlade-Chamberlain açtı. Yazın 40 milyona gelen ve transferi oldukça tartışılan Ox, maç boyunca sergilediği oyunla maçın yıldızlarından birisi oldu. Golden sonra Liverpool baskıya devam etti ve bunun yanı sıra Emre Can muhteşem performansıyla (ilk yirmi dakikada beş müdahale) City’e rahat vermedi. City, David Silva’nın yokluğunu hissetse de Kyle Walker; Sane’yi gördü, “David Silvavari” bir pas attı ve Sane de Liverpool taraftarlarının en büyük kabusunu gerçeğe dönüştürdü: Hayır kendisi değil, Liverpool savunması! Joe Gomez müdehalede geç kaldıktan sonra içeriye giren Sane, Karius’un kapattığı köşeye sertçe vurup eşitliği sağladı. Hem Ederson hem de Karius, ilk yarı soyunma odasına giderken fazlasını yapabileceklerini düşünmüş olmalı.

ANALİZ | Haftanın "lanetli" maçları

Firmino’nun golü, haftanın en iyileri arasında

İkinci yarı ise daha dengeli başladı. City ikinci yarıya yüzde 65 topla oynamayla başlasa da pozisyonları bulan taraf Liverpool oldu, ki golü de: Ox’un attığı ara pasta topla buluşan ve Stones ile mücadelesinde ayakta kalan Firmino, şık ve akıl dolu bir aşırtmayla takımını öne geçirdi. Bir kez daha Ederson daha fazlasını yapabileceğini düşünmüş olmalı. Golün ardından 1 dakika geçer geçmez City’nin savunma bölgesindeki hatasını Mané neredeyse cezalandırıyordu ancak top direkten dışarıya çıktı. Bu pozisyonun üstünden 40 saniye geçtikten sonra yine önemli bölgede top kaybı yapan City, bu sefer Mané’nin ağlara şarkı söylettiren müthiş şutuyla 3-1 geriye düştü. Ardından 5 dakika geçti ve sezon boyunca yaptığı libero kalecilikle herkesin takdirini toplayan Ederson, bu sefer topu yanlış yere yolladı ve Salah 30-35 metreden boş kaleyi affetmedi. Ederson büyük ihtimalle sezonun ilk yarısındaki 5-0’lık Liverpool galibiyetinde yine ileriye çıktığında yaşadığı şeyi buna yeğlerdi: Mané’nin kendisini hastanelik eden tekmesi.

Skor 4-1, bitime 23 dakika var. City ilk mağlubiyetine yakın mı? Rakip Liverpool olunca değil. Maç boyu ileride City’i etkisiz bırakıp savunmaya pek iş düşürmeseler de, topu rakibe verdikten sonra alıştığımız Liverpool oldular. Önce Bernardo Silva 84’te skoru eşitledi, ardından 90+1’de İlkay farkı 1’e indirdi. Bu dakikadan sonra Liverpool taraftarları nefesini tutup endişeyle bekledi. 90+3’teki duran topta Agüero’nun kafa vuruşu yan ağlara gittiğinde Liverpool taraftarları derin bir “oh” çekti ve City’nin Premier Lig’deki yenilmezlik serisi de son buldu. Guardiola’nın da dediği gibi “Günümüz 2004’ten çok farklı. Artık daha güçlü takımlar ve daha fazla rekabet, daha fazla maç var. Bu gerçekleşmeyecek!” Evet, gerçekleşmedi. En azından FA Cup’tan elenen, ligde şu an 6’ncı olan Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger’in mutlu olabileceği bir şey var! Aynı zamanda Anfield laneti de bozulmadı. Liverpool ise bu galibiyetle hem ligdeki yenilmezlik serisini 14’e çıkardı hem de 3’üncülüğe yerleşti; Chelsea, Liverpool ve Man United (bir maç eksik) 47 puanla art arda; City ise maç fazlasıyla en yakıp takipçisi ve ezeli rakibi United’ın 15 puan önünde.

ANALİZ | Haftanın "lanetli" maçları

Suarez yine farkını ortaya koydu

Real Sociedad – Barcelona

Dünün diğer bir “lanet” maçı ise Real Sociedad ve Barcelona arasındaydı. Bu sezon La Liga’da namağlup ilerleyen ve resmi maçlarda yalnızca iki kez yenilen (Real Madrid’e İspanya Süper Kupası’nda) Katalanlar, Bask ekibi Real Sociedad ile deplasmanda karşılaşacaktı. Ancak bu öyle basit bir deplasman değil: El Anoeta. “El Anoeta” 10 yıllık bir lanet. Barcelona geçen sene Kral Kupası’nda Sociedad’ı El Anoeta’da yense de ligde 10 senedir bu stadyumda kazanamıyor. Burada yapılan yedi La Liga maçının da beşini kaybederken ikisinde berabere kaldı.La Liga’da Real Sociedad’ı El Anoeta’da en son 5 Mayıs 2007’de Andres Iniesta ve Samuel Eto’o’nun golleri ile yenmişlerdi, ne kadar zaman geçmiş siz hesap edin. Ancak hem Real Sociedad iyi bir sezon geçirmiyordu hem de yıldız stoperleri Inigo Martinez oynayamayacaktı. Bu Barça için iyi bir işaretti. Belki de lanetin sonu bugündü?

Hayır: Real Sociedad’ın yanıtı bu oldu. Bu sezon La Liga’da ilk on beş dakikada en fazla gol atan takım olan Real Sociedad, ilk golü Willian Jose’nin kafasıyla buldu. Ardından 34’üncü dakikada Canales’in harika pasını savunmanın müdahalesiyle de olsa tamamlayan Juanmi, durumu 2-0’a getirmişti. Belki de lanet devam edecektir diyemeyiz çünkü Paulinho’nun ceza sahasına koşup ardından bu koşuları golle tamamlamasına alıştık: Soldan ilerleyen Suarez’in pasını kayarak tamamlayan Brezilyalı, farkı bire indirdi.İlk yarı Odriozola’nın sağ taraftan yaptığı bindirmelerden ötürü fazla ileriye çıkamayan Jordi Alba, kendisinden beklenenin altında performans gösterdi. Sergi Roberto da zaman zaman ileriye çıksa da fazla bir şey yaratamadı ve Barcelona ilk yarıda hücum olarak eksik kaldı. Andre Gomes de orta sahada etkisiz kalınca Sociedad orta sahası oyunu iyi tuttu, rakibi iyi karşıladı ve oyunu başa baş bir şekilde devreye götürdü.

İkinci yarı ise Jordi Alba zincirlerinden kurtulmuş bir şekilde ileriye çıkmaya başladı. İkinci yarının başlarında hızlı bir kontra atağa kalkan Barcelona, Luis Suarez’in mükemmel tek dokunuşluk golüyle durumu eşitledi. İlk golü asistini yapan Suarez, sol çaprazdan topun altına plaseyle hafifçe girerek topu köşeye nazik bir şekilde gönderdi. Belki de lanet sona erecekti. Barça geri dönse de Real Sociedad yaptığı değişiklikler sonrası oyuna yeniden ortak oldu, ta ki kendini saf dışı bırakana dek. Rulli’nin (tıpkı Ederson gibi) kötü yere attığı topu Barcelona karşıladı, Sociedad savunması ise top aralarına gelirken uyudu. Ancak su uyur, Luis Suarez uyumaz: Akıllıca topu takip eden Suarez, takımını öne geçirdi ve lanet neredeyse ortadan kalkmıştı. Yine de laneti ortadan kaldırmak için bir büyü gerekir. Barcelona da futbolun en iyi büyücüsüne sahip: Lionel Messi. 25-30 metreden kullandığı frikikte topa harika bir falso veren Lionel Messi, bu harika golü Rulli’nin de seyirciler kadar iyi izlemesini sağladı. Rulli de belki günün sonunda Ederson gibi “daha iyisini yapabilirdim” diyordur. Tek ortak yanları ise yalnızca bununla sınırlı değil, ikisinin de dört yemesi!

Anfield laneti kırılmadı, El Anoeta laneti ise on yılın ardından kırıldı. Barcelona en yakın takipçisi Atletico Madrid’in 9, Real Madrid’in 19 puan önünde! City laneti kıramayıp ligdeki ilk yenilgisini alırken, Barcelona geriden gelip laneti kırdı ve ligdeki yenilmezliğini sürdürdü. Ayrıca kırılan bir şey daha var: Laneti ortadan kaldıran büyücü Lionel Messi, bir rekoru daha kırdı! Arjantinli büyücü, bu frikikle ligdeki 366. golünü attı ve Gerd Müller’i geçerek (365) Avrupa’nın beş büyük liginin tarihinde en fazla gol atan oyuncu oldu. Lanet bozuldu, mükemmel bir frikik golü atıldı ve rekor kırıldı… Guardiola şu an “Sanchez güzel olurdu ama keşke Messi de olsa” diyor olmalı.

Yazı Ege Erdoğan

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply