Aralık ayında Premier Lig takımlarını neler bekliyor?

Premier Lig’in en yoğun ayı geldi. Bu da biz futbolseverler için birçok keyifli maç demek. Ancak takımlar için bu kadar keyifli olmayacak çünkü bu yoğunluğun altından kalkmaları gerek. Aralık ayına girmeden önceki son Premier Lig haftasını değerlendirdik

BİZ ŞAMPİYON OLACAĞIZ

Eğer Manchester City kadrosu birleşip dile gelse kesinlikle bunu derdi. Premier Lig‘in ikinci haftasında Everton ile berabere kaldıkları maç hariç, on üç maçın hepsini kazanan City, bir kez daha zafere ulaştı. Elindeki kadrosunun yanı sıra, Pep Guardiola’nın oynattığı dominant ve hücumcu futbolla rakiplerine korku salan City, yeni bir sorunla karşı karşıya: Rakiplerin kapanması. Büyük bir takımsanız bu elbette olağan bir durum ve City bu kilidi açabilecek oyunculara sahip, aksi taktirde hafta sonu Huddersfield ve dün Southampton karşısında galibiyetle ayrılamazlardı.

Hafta sonu Otamendi’nin kendi kalesine attığı golle geri düşen City, Van Dijk’ın kendi kalesine attığı golle öne geçti ancak Boufal’ın harika kontrolü sonrası yaptığı asisti değerlendiren Oriol Romeu, Southampton adına durumu eşitledi. Bir kez daha City, skoru korumak isteyen ve bunun uğruna geriye çekilen bir rakiple karşı karşıyaydı, fazla güçlü olmak bile bazen sorun yaratıyor. Ancak City, bu sorunu bir kez daha kendi yöntemiyle çözdü. Topu içeriye doldurmak yerine oyunundan şaşmayan takım, rakibini açmaya çalışsa da maç boyu -özellikle ilk yarıda- fazla boşluk vermeyen Southampton rakibine fırsat tanımıyordu. Ancak Sterling 90+6’da City’nin galibiyet serisini devam ettiren golü attı.

Sterling bunu ilk kez de yapmıyor; Pazar günü Huddersfield’a karşı galibiyeti getiren golü 84’te atan Sterling, üçüncü haftada Bournemouth deplasmanında bir kişi eksik oldukları maçta da 90+7’de golü atıp takımına üç puanı kazandırmıştı. Tabi Everton maçının 82. dakikasındaki beraberlik golü ve Şampiyonlar Ligi’nde Feyenoord’a 88. dakikada attığı goller de var. Sterling bu gollerle hocası Pep’e yardımcı olsa da, kariyerinin belki de en iyi sezonunu geçiren ve kendisini yeniden yükselişe getiren Pep Guardiola’nın da ona yardımını unutmamak gerek.

City’nin bu son dakika golleri şampiyonluğun habercisi olabilir mi? Yoksa en yakın takipçisi, şehrin diğer takımı United’a karşı 8 puanlık üstünlüğünü bu yoğun fikstürde kaybedecek mi?

Aralık ayında Premier Lig takımlarını neler bekliyor?

Wayne Rooney, Everton formasıyla

UNITED TAKİPTE

Lukaku sezon başında attığı golleri atamıyor, gol sıkıntısı mı çekiyor? Pogba’da form sorunu mu var? Bunların hiçbiri dert değil çünkü Jose Mourinho bir kez daha cebinden sürpriz kart çıkardı: Ashley Young! Hafta sonu Brighton maçında attığı gol, rakip savunmacı Lewis Dunk’ın kendi kalesine sayılınca Ashley Young’ın 17 Mayıs 2016’dan süregelen gol hasreti devam etmişti. Ancak bu hafta bir buçuk yılın acısını çıkardı! Önce sol çaprazdan sert bir vuruşla United’ı öne geçiren Young, ardından muazzam bir frikik golü ile farkı içeriye çıkardı. 5 yılın ardından ilk kez bir maçta iki gol atan Young, bunu eski takımına karşı başardı. Daha sonra Martial’ın golü ile rahatlayan United, ikinci yarı geri çekildi.

İlk yarıdaki skor sizi şaşırtmasın, United baskın oynayan taraf değildi. İstediği skoru elde eden Mourinho geri çekildi. Watford pek varlık gösteremese de Rojo’nun müdahalesi ile Watford penaltı kazanıp gole çevirdi. Daha sonra Doucoure’nin 84. dakikadaki golü ile umutlanan Watford’a son çiviyi Messi-Maradonavari bir golle Jesse Lingard çaktı.

DİĞER TAKİPÇİLER

Geçen sezon tarihinin en iyi performansını göstermesine rağmen şampiyon olamayan ancak kadrosunu elinde tutan ve Şampiyonlar Ligi’ndeki ölüm grubunda muazzam performans gösteren Tottenham için ligde işler pek de iyi gitmiyor. Geçici olarak maçlarını oynadığı ve kendilerine pek uğurlu gelmeyen Wembley’de 9 puan kaybeden Tottenham, lider City’nin 16 puan gerisinde. Bu hafta da Leicester’a karşı hesapta olmayan bir yenilgi alınca işler onlar için iyice zorlaştı. Önce Vardy, Albrighton’un havadan aşırtma pasını, “forvet nedir?” sorusunu cevaplandıran bir tek dokunuşla ağlara yolladı, ardından da Vardy, sağdan aldığı topu sol içe sürüp attığı şık ayak içi golüyle “skorer kanat nedir?” sorusunun cevabını verdi. Tottenham kaybetse de gelenek sürdü ve Harry Kane bir kez daha ağları buldu. Ancak Sissoko, Eriksen ve Llorente’nin kaçırdığı akıl almaz golleri tercih edecekleri kesin.

Arsenal, Cumartesi günkü Man United maçı öncesi evinde Huddersfield’a karşı aldığı 5 farklı galibiyetle moral buldu. Bu maçla beraber üst üste üçüncü galibiyetini alan Arsenal, hafta sonu oynanacak maçla beraber kendisini puan tablosunun daha da yukarılarına atmak isteyecektir. Üstelik bu pek de imkansız görünmüyor. Sanchez’in yükselen formu, Mesut’un harika geri dönüşü ile “Wenger Out” sesleri az da olsa dinmiş durumda. Bu arada 68 ve 72. dakikalar arasında 3 gol bulduklarını ve bu gollerde Mesut’un 1 gol 2 asistlik eşsiz bir performansı olduğunu unutmayalım.

Chelsea evinde Swansea’yi konuk etti. Maç boyu üstün oynayan Chelsea, Fabianski’nin devleştiği maçta golü bulmakta zorlandı. Üstüne Conte’yi çıldırtan hakem performansı geldi. Conte de itirazdan ötürü tribüne yollandı. Chelsea, üstün olduğu ancak golü bulmakta zorlandığı maçta skoru Rüdiger ile açtı ve böyle de kapadı, üç puanı evine götürdü. Liverpool ise takımı sene başından beri sırtlayan Mane & Salah ile güldü. Mane bir gol bir asistle oynarken, Salah hem golcülüğünü hem de hızını konuşturarak iki gole imza attı.

Ligin büyük takımları bunları yaparken, büyük takımların arasına gizlice giren Sean Dyche yönetimindeki Burnley de Bournemouth deplasmanında kazanarak altıncı sıraya yerleşti. Hafta sonu Arsenal karşısında tartışmalı bir penaltı kararı ile uzatmalarda kaybeden Burnley, bu sefer Tottenham’ın bir üstüne çıktı. Şu ana kadar takdire şayan bir performans gösteren ve son beş maçının dördünü kazanan Burnley’nin sezonun sürpriz takımı olduğuna şüphe yok.

Aralık ayında Premier Lig takımlarını neler bekliyor?

Aralık ayı Slaven Bilic için de kolay olmayacak

KİM DAHA KÖTÜ?

Hafta içi başka maçlar da oynandı. Adını Sussex ve güney Londra arasındaki otoyoldan alan “M23 derbisi” yani Brighton-Crystal Palace karşılaşması, West Bromwich karşısında skoru 2-0’dan 2-2’ye getiren Newcastle… Ancak bir maç daha var ki kimsenin net bir tahmini yoktu. Premier Lig’in belki de şu ana kadar beklentilerin en altında kalan iki takımı: Transfer dönemindeki büyük harcamalarıyla dikkat çeken Everton ve son yıllarda yeni stadı, transferleri ile büyüme hedefi olan West Ham. İkisi de yakın dönemde Avrupa’yı hedeflerken, Everton 13. sırada, West Ham ise 10 puanla 18. sırada. West Ham’ın kötü performansının ardından Bilic gidip, Moyes gelse de işler pek değişmişe benzemiyor. Özellikle de ligin en sıkıntı çeken ekiplerinden Everton’a karşı aldıkları 4-0’lık yenilgiyi göz önüne alınca!

Bu maç haftasında Mesut Özil, Ashley Young, Raheem Sterling, Mane ve Mohamed Salah göze çarpsa da onların hepsini gölgede bırakan isim Wayne Rooney oldu. 10 Eylül 2011’den sonra ilk kez hat-trick yapan Wayne Rooney, yalnızca performansıyla dikkat çekmedi, aynı zamanda Premier Lig’in “en uzun ara ile hat-trick yapan oyuncu” oldu. Rooney’nin yaptıkları bu kadar mı sanıyorsunuz? Hayır. İlk üç golü atan Rooney, üçüncü golü gerçekten inanılmaz bir şekilde attı. West Ham sahasına atılan uzun topu ileriye yollamak için çıkan kaleci Joe Hart’ı ileride gören Rooney, topa gelişine vurdu ve top ağları buldu. Bu kadar mı? Hayır. Topa kendi yarı sahasından vurduğunu unutmuşuz! Gerçekten de inanılmaz bir gol; Beckham’ın Wimbledon’a, yine Rooney’nin United formasıyla yine West Ham’a attığı golü andırıyor.

Son golü de kornerde bulan Ashley Williams skoru belirledi; 4-0. Moyes için kötü bir geceyken, Everton’un yeni teknik direktörü Sam Allardyce, yeni takımının ve Rooney’nin performansını gülücükler saçarak izledi. Ancak işler sarpa sarınca “Big Sam” aynı ifadeyi takınacak mı göreceğiz.

Yazı Ege Erdoğan

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş