AVERAJ!

 

Diego Lugano bu golü attığında şampiyonu belirlediğini tabii ki bilmiyordu! O golle beraber Fenerbahçe, en büyük rakibi Trabzonspor’a ikili averajda üstünlük sağladı. Kâğıt kalemleri çıkartın, averaj hesabı yapma zamanı geliyor!


Jupp Derwall kendisine “Beşiktaş, Trabzonspor’u 1-0 yenerse, Galatasaray averaj farkını kapatmak için Sarıyer’i 8-0 yenebilir mi?” diye soran gazetecilere “Sarıyer bir futbol takımı, caz takımı değil!” şeklinde yanıt vermişti. Beşiktaş, deplasmandaki maçını kazandığı takdirde 1985-86 sezonunu şampiyon olarak kapatacaktı. 13 yıldır ligin zirvesine hasret olan sarı-kırmızıların payınaysa yenilgi almamalarına rağmen ikincilik düşecekti. O sezon Süper Lig’de genel averaj kuralı uygulanıyordu, siyah-beyazlılar rakiplerine göre yedi gollük bir avantaja sahipti. Gazeteciler bu avantajı ortadan kaldıracak bir skoru Galatasaray’dan beklese de iki takım da son hafta maçlarını 1-0’la kazandı; şampiyon Beşiktaş oldu.

Ekran Resmi 2015-04-08 11.33.33

“Maçtan önce kendi aramızda konuşup, sekiz gol birden atmanın planını yapmadık ama ‘Atabildiğimiz kadar atacağız’ diye birbirimize söz verdik” diyor Raşit Çetiner. Maçtaki tek golde onun imzası bulunuyordu. “O gün Ali Sami Yen Stadı’nda yaklaşık 40 bin kişi vardı. Abartısız söylüyorum, her biri bizim maçı izlerken ellerindeki radyolardan diğer maçı takip ediyordu. Hep birlikte tepki verdiklerinde biz de ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Bu yüzden kendi maçımızdan hiçbir şey anlamadık. Sadece ben gol atabildim. Beşiktaş 1-0 öndeyken ara ara ‘Goool!’ diye bağırıyorlardı ama sonra Beşiktaş’ın kalecisi Zafer her topu çıkardığını anlayarak yerlerine oturuyorlardı. Maçtan sonra iki maçı da biz oynamışız gibi yorgun ve mutsuzduk.”

Ekran Resmi 2015-04-08 11.37.19Derwall hatayı kendilerinde buluyor, anılarında “Sezon başında daha çok gol atmamızı sağlayacak oyuncuları transfer edemedik” diye yazıyordu. O sezon Galatasaray’ın en golcü futbolcusu ara ara hücumda da boy gösteren, 10 gol atmış stoper Cüneyt Tanman’dı! Derwall ilk hamle olarak Beşiktaş’ın 17 gol bulmuş santrforu Mirsad Kovacevic’i transfer etti ve bir sonraki sezonu işi averaja bırakmadan şampiyon olarak tamamladı. Oysa averajları bu sefer ikinci Beşiktaş’tan 10 gol daha düşüktü!

Averaj böyle bir şey, kimi zaman sizi şampiyon ya da ikinci yapabilir, hatta küme düşürebilir ama bilindiği üzere futbolda aslolan puandır. Tek bir puan, yediğiniz onlarca golün üzüntüsünü silip atabilir. Tıpkı Galatasaray’ın rakibinden daha az averajla şampiyon olması gibi.

Averaj futbola ilk olarak 1903 yılında girdi. İlk prensip, bugün İngiltere Premier Lig’de de yürürlükte olan genel averajdı. Atılan gollerden, yenen golleri çıkarın; ortaya çıkan miktar sizin averajınızdır. Hesaplaması kolay değil mi? Ama bu her zaman böyle değildi. Eskinin Türkiye 1. Lig’i, bugünün Süper Lig’inde 1959 ile 1970 yılları arasında averaj, atılan golün yenen gole bölünmesiyle elde edilmişti. Bu durum dramatik bir sonuç da yaratmış görünüyor.

1959 sezonunda lig iki gruplu, birincilerin finalde karşılaştığı play-off sistemiyle oynanmıştı. A Grubu’nun lideri Galatasaray 20 puan toplamış, 18 gol atmış ve yedi gol yemişti. Aynı puandaki Vefaspor ise 21’e 10’luk bir gol yekününe sahipti. Eğer bildik genel gol averajı hesaplama yöntemi olsa aynı puandaki iki takımdan daha çok gol atmış yeşil-beyazlılar finalist olacaktı. Bölme usülü tercih edilince Galatasaray’ın 2,5 olan averajı Vefaspor’un 2,1’lik averajını geçti. 

Türkiye Süper Ligi’nde üç kez şampiyon genel averajla belli oldu. İlginçtir ki Beşiktaş bu üç finalde de yer almayı bildi. Şampiyonluğun ilk kez averajla bir kulübe gittiği seferde Fenerbahçe, siyah-beyazlıların önünde 10 gollük bir avantajın tadını çıkarmıştı. Siyah-beyazlılar iki kez berabere kaldıkları rakipleri Fenerbahçe’nin 10 gollük averaj fazlalığıyla baş edememiş ve 1984-85 sezonunda ikincilikle yetinmişti. Yani Galatasaray’ı averajla alt etmeden bir yıl önce! Ama Galatasaray rövanşı 1992-93 sezonunda aldı. Gordon Milne’in Beşiktaş’ı üç yıl üst üste şampiyon olmuştu ama Karl-Heinz

zalad_1Feldkamp liderliğindeki sarı-kırmızılılar iki gollük avantajla girdikleri son hafta Ankaragücü deplasmanından 0-8’lik bir skor çıkartınca rahatça şampiyon oldular. “İki gol geride olsak bile avantajımız vardı; biz evimizde oynuyorduk, onlar deplasmandaydı” diyor Rıza Çalımbay. O gün Beşiktaş’ın başında kaptan olarak İnönü Stadı’na çıkmıştı. “Maçtan önce kesin bir şekilde şampiyon olacağımıza inanıyordum. Ankaragücü’nün bu maçın çok kritik olduğunu bildiğini, bu yüzden de sıkı, disiplinli bir şekilde oynayacağını düşünüyordum. Ama bu şekilde oynayan bizim rakibimiz Gençlerbirliği oldu. İlk golü onlar attı, ardından 10 kişi kaldık. Devre arasına giderken taraftarın tavrından işlerin Ankara’da hiç iyi gitmediğini anladım. Skorun 5-0 olduğunu öğrenince ikinci yarı sadece kazanmak için oynadık.”

Bu durum genel averajın yumuşak karnını ortaya çıkıyor. Şampiyonluk, ligde kalmak, Avrupa kupalarına gitmek ya da sadece sıralama için çekişen iki rakibin kaderi, başka bir takıma atılan bol golle çizilebiliyor. Akabinde şike iddiaları, damgalanan futbolcular, şaibeli olaylar…

1992-93 sezonunun o son haftasında iki İstanbullu, iki Ankaralıyla karşılaşırken birçok dedikodu ortaya atılmıştı. Örneğin Gençlerbirliği’nin ilk 11’inden birçok futbolcusunu kadro dışı bırakması ve maça üçüncü kaleciyle çıkması Beşiktaş’la aralarında özel bir anlaşma olmasına yorumlanmıştı. Ancak maç hiç beklendiği gibi gitmemiş ve siyah-beyazlılar önce 1-0 yenik duruma düşmüş, ardından 10 kişi kalmış, sonrasında güç bela 3-1’lik bir galibiyete ulaşmıştı.

Ekran Resmi 2015-04-08 11.32.49

Aslında o maçın çok da kıymeti olmadığı Ankaragücü-Galatasaray maçının ilk 9 dakikasında sarı-kırmızılıların iki gol bulması, devreyi de 0-5 önde kapatmasıyla ortaya çıkmıştı. Feldkmap, vatandaşı Derwall gibi hata yapmamış ve sadece gol atması için Torsten Gütshow’u transfer etmişti. Alman golcü maçı hat-trick’le tamamlayacaktı. Karşılaşmaların ardından Galatasaray, Ankaragücü’nü 0-8 yenerek averaj farkını oldukça açmıştı. Beşiktaş ancak Gençlerbirliği’ni 11-0 yenerek şampiyon olabilirdi. Gençlerbirliği de bir caz takımı değil, futbol takımıydı. O maç bugün bile tartışılıyor. Beşiktaş taraftarı 0-8’lik maçı anan tezahüratlar yapıyor, Galatasaraylılar da siyah-beyazlıların Ankaralıları o sezonda 4-0 ve 0-6’lık skorlarla yendiğini hatırlatıyor. Ankaragücü o sezon evinde Fenerbahçe’ye 0-4, Karşıyaka’ya 0-5’lik skorla kaybetmişti. Sezon bittiğinde Konyaspor’dan sonra en çok gol yiyen takımdılar. İlginçtir, Konyaspor’u 8-0 yenmeyi başarmışlardı!

Tüm bunlar genel averajın futbolu şike bataklığına sürüklediği anlamına gelmemeli. Bu sistem, aslen sezon boyunca daha çok gol atmak için çabalayan takımı destekliyor. Rakibini zayıf bir şekilde yakaladığında “averajını” düşenerek bol gol atmaya çalışan takımlar yaratıyor. Maçlarını tek golle kazanmaya odaklı şampiyon adaylarına duyduğunuz antipatiyi hatırlayın! Bol gol pozisyonuna giren, oyunu rakip sahada oynayan, sağlı sollu ataklar geliştiren, her maça gol rekoru kıracakmışcasına bakan favoriler gönüllerin şampiyonu yakıştırmasına daha yakın değil midir? Şampiyonlukta ya da kümede kalma savaşındaki rakibinizle yaptığınız iki maçı da kazandığınızı ama onun averajınının sizinkinden sadece 1 gollük bir fazlaya sahip olarak puan sıralamasında üstünüzde olduğunu düşünün. İsyan ediyorsunuz değil mi?

Genel averajın güzel oyuna katkılarına rağmen UEFA organizasyonlarıyla Türkiye, İspanya, İtalya ve Portekiz’in de aralarında bulunduğu ülkeler ikili averajı tercih ediyor. İkili averaj, aynı puandaki iki takımı ayırmak için bu takımların birbirleriyle yaptıkları maçlarda üstünlük sağlayanı öne çıkarıyor. FIFA turnuvalarıyla birlikte İngiltere, Almanya, Fransa liglerinde puan eşitliğinde genel averaja başvuruluyor. Rusya ise farklı bir yöntem belirlemiş durumda. Şampiyonluk mücadelesi veren takımların puan eşitliğinde önce galibiyet sayısına, ardından da ikili averaja bakılıyor. Diğer sıralardaki takımlardaysa galibiyet sayısının ardından, genel averaja başvuruluyor.

İkili averaj genel averajın şike dedikodularını ve iki rakibin birbirine olan dengesini belirlemekteki yetersizliğini ortadan kaldırmak için kullanılsa da olumsuz bazı tarafları da bünyesinde barındırıyor. Bu sistemde tek kötü bir günün koca bir sezonu heba etmesi gibi bir durum ortaya çıkabiliyor. Sonuçta eleminasyon usülü bir turnuva değil, 34 haftalık bir lig sezonu oynanıyor. Sizi iki kez yenen her rakip sizden daha iyi takım anlamına gelmiyor. Bir yanda er meydanındaki pehlivanın, bir yanda maraton koşucusunun ödüllendirilmesi söz konusu.  Ayrıca ikili averaj sözkonusuyla sıradan bir lig maçını garantiyi aldıktan sonra “averaj hesabı” yapmak da gereksiz bir çaba olarak görülüyor.

Türkiye, 2001-2002 yılından itibaren ikili averajla puan eşitliğine çözüm bulmaya çalışıyor ancak her zaman bunun kolay bir şekilde olduğunu söylemek zor! Örneğin 2007-08 sezonunda şampiyon değil belki ama ikinci, üçüncü ve dördüncü sıralar ikili de yetmediği için üçlü averajla belirlendi. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Sivasspor 73’er puan toplamışlardı. Böyle olunca üçlü averaj sistemi devreye girdi. Bu üç takımın birbirleriyle yaptıkları maçlardan oluşan “mini lig”in zirvesinde tüm maçlarını kazanmış 12 puanlı Fenerbahçe rahatça yer aldı. Sorun sonradan ortaya çıktı. Beşiktaş 3 puan, -2 gol averajıyla federasyon tarafından 3 puan ve -4 gol averajına sahip Sivasspor’un üzerinde üçüncü ilan edildi.

Ekran Resmi 2015-04-08 11.35.53

Spor yazarı Uğur Meleke bu duruma yazdığı köşe yazısıyla “Sivasspor’un üçüncü olarak tescil edilmesi gerekiyordu” diyerek itiraz etti. “Süper Lig Müsabakaları Statüsü 2a maddesine göre Fenerbahçe ligin ikincisi. Bu madde artık yalnızca kendi aralarındaki maçlarda puan eşitliği olan Beşiktaş ve Sivasspor’u ilgilendiriyor. Bu iki takımın kendi aralarındaki müsabakalarda gol averajı da aynı olduğundan gelen puantajdaki gol averajına bakılacağı salık verilmiş. Genel puantajdaki gol averajında üstün olan Sivasspor bu durumda lig üçüncüsüdür!”

Aynı şikayeti 2008-09 sezonunda şampiyonluk mücadelesi veren Sivasspor’u ziyaret eden FourFourTwo ekibine takımın orta saha oyuncusu Sezer Badur da yapmıştı. “Geçen sezon nasıl oldu anlamadık ama bir anda dördüncü ilan edildik. Aslında üçüncü olmalıydık.”

Süper Lig’de bugüne kadar sadece bir kez ikili averajla şampiyon belli oldu. 2010-11 sezonunda Fenerbahçe, Trabzonspor’la birlikte 82 puan toplarken rakibiyle yaptığı karşılaşmalarda gol üstünlüğü yakaladığı için üstte yer aldı. Ligin ikinci haftasında bordo-mavililer rakiplerini 3-2 yenerken kaçırdıkları penaltıyı pek umursamamışlardı ancak Kadıköy’de 1-0 yenikken yedikleri golle birlikte ikili averajı Fenerbahçe’ye kaptırdılar. Sarı-lacivertlilerin stoperi Diego Lugano iki maçta da gol atarak belki de şampiyonu belirlemişti. O golleri atmasa ikili averajda avantaj Karadenizlilerin olacaktı!

Ekran Resmi 2015-04-08 11.36.07

Kimi zaman averajın da yetersiz kaldığı zamanlar olabiliyor. İçinde bulunduğumuz 2014-15 sezonunda hem Türkiye Süper Ligi’nde hem de İngiltere Premier Ligi’nde böyle bir durumla karşılaşıldı. Süper Lig’in 10’uncu haftasında Beşiktaş ve Fenerbahçe altışar galibiyet, ikişer beraberlik ve ikişer yenilgiyle 20 puan almışlar, 14’er gol atıp 10’ar gol yemişlerdi. Kısacası her şeyleri aynıydı, onları sadece kulüp isimlerinin baş harflerinin alfabedeki yeri ayırıyordu! Tıpkı Premier Lig’in 20’nci haftasında Chelsea’nin “alfabe farkıyla” Manchester City’nin önünde olması gibi… İki takımın aldığı 14 galibiyet, dört beraberlik, iki yenilgi ve attıkları 44 gole karşılık yedikleri 19 gol onları birbirine bağlamıştı.

Ekran Resmi 2015-04-08 11.35.14Türkiye’de ikili averajın kabul görmesine ve Fenerbahçe’nin, sekizinci haftada Beşiktaş’ı 2-0 yenmesine rağmen siyah-beyazlılar alfabetik sıra sayesinde 10’uncu haftayı lider tamamlamıştı. Zira, ikili averajın devreye girmesi için sezonun tamamlanması, iki takımın da birbirleriyle her iki sahada da karşılaşması gerekiyor. Tek maç oynandığındaysa alfabetik sistem!

Peki ya bu durum ligin son haftasının ardından ortaya çıksaydı şampiyon kim olacaktı? Hem Fenerbahçe’nin hem de Manchester City’nin “alfabetik ikinci” olmaya itiraz edeceğine emin olabilirsiniz! Böyle durumlar için yazılan statüde daha çok gol atan, fair-play karnesi daha iyi olan, hatta daha az hükmen yenilgisi bulunan sıralamada üste çıkıyor.

Hangisi daha doğru? Ya da başka bir soruyla hangisi tercih edilmeli? İkili averaj mı, yoksa genel averaj mı? İlginçtir Türkiye Süper Ligi’nin averajla belli olmuş şampiyonları her iki sistemde de zirvede yer almayı başarıyorlardı. 1984-85 sezonunda Fenerbahçe ağırladığı Beşiktaş’la golsüz berabere kalıp deplasman maçından 2-2’lik beraberliği sağlayarak bu yönde de öne geçmeyi bilmişti. 20 Mayıs 1985 günü oynanan maçın 75’inci dakikasında İlyas Tüfekçi’nin Fenerbahçe adına attığı gol iki takımın aynı puanda kalmasını sağladığı için sarı-lacivertliler bitime iki hafta olmasına rağmen şampiyon olmuşcasına sevinmişlerdi. Galatasaray, namağlup ikinci olurken ezeli rakibiyle iki maçta da berabere kalmıştı. Siyah-beyazlıların evsahipliğinde oynanan maçta skor 0-0’ken, Galatasaray rakibini ağırladığında ortaya 1-1’lik bir sonuç çıkmıştı. Deplasman golü şampiyonu belirleyecekti. Feldkamp’ın Galatasaray’ı ikinci yarı 1-1 berabere kalacağı Beşiktaş’ı ilk devre 3-1 yenerken şampiyonluğun kilidi açmasının yanında siyah-beyazlıların 48 maçlık yenilgisizliğine de son vermiş ve belki de bu sayede şampiyonluğu hak etmişti.

Basit bir gerçek: Şampiyon olmak istiyorsanız herkesten daha çok puan kazancaksınız ve yarıştaki rakibinizi bir şekilde alt edeceksiniz. O zaman  ligin sonunda averajınıza takılmaz, yan yollara sapmak zorunda kalmazsınız. Üstelik hem ligin, hem de gönüllerin şampiyonu olursunuz!


AVERAJ GARİPLİKLERİ

Süper Lig tarihi, genel averajın yarattığı birçok ilginçlik yazıyor

Alacak verecek hesabı yok!
Bursaspor üç kez sezonu 0 averajla bitiren tek takım. İlk olarak 1970-71 sezonunda bunu başarırlarken, 1979-80 ve 1980-81 sezonlarını arka arkaya düz hesapla kapatmayı bildiler.

Fenerbahçe averajla ligde kaldı
1980-81 sezonunun 24’üncü haftasında Eskişehirspor’u yenen Fenerbahçe, son altı maçta üç beraberlik ve üç yenilgi alarak küme düşme potasına indi. Rizespor’a sağladıkları 11 gollük averaj sarı-lacivertlilerin ligde kalmasını sağladı. Bir beraberlik onları kurtardı.

Ekran Resmi 2015-04-08 11.34.47

Bir gol, bir gol için krallık!
Göztepe 1975-76 sezonunda küme düşerken hemen üstündeki Zonguldakspor’un averajı 0, sarı-kırmızılıların -1’di. Bir gollük fark İzmirlileri bir alt lige yolladı.

Maşallah!
Zeytinburnu 1996-97 sezonunu sonuncu olarak tamamlarken lig tarihinin en kötü averajı listesinin zirvesindeydi. İstanbul ekibinin yediği gol sayısı, attığı gol sayısından tam 60 fazlaydı!

Neticede bu da bir başarı
Vefaspor’un 1959-60 sezonu gol karnesinde eksi bakiye 23’ü bulmuştu ama yeşil-beyazlılar bu durumu sorun etmediler. Belki sezonun en kötü averajı onlarındı ama 11’inci olarak ligde rahatça kalmayı bilmişlerdi. Göztepe de -18 ile 2001-02 sezonunun yedincisi olarak çıtayı biraz daha yukarı taşıdı!

Büyüklerin averajla imtihanı
Ekran Resmi 2015-04-08 11.33.11Dört büyük takımdan en kötü averajı görenTrabzonspor oldu. Bordo-mavililer 2001-02 sezonunda 14’üncü olurken lig sonunda -11 averajdaydı. Beşiktaş, 1975-76 sezonunu -7 averajla tamamladı. Galatasaray 2010-11’de -5’i görürken, Fenerbahçe eksiye hiç düşmedi ve 1990-91’de 0 averaj yaptı.

Yazı: Erdem Kabadayı

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply