Barça da hata yapar

10 – Roberto Bonano
Barça taraftarları onu kolay unutamıyor. Bonano 2001 yılında 1.2 milyon euroya River Plate’ten transfer edildiğinde Barcelona kalesi artık sağlam bir isme emanet edildi diye düşünülmüştü. Fakat yaptığı hatalarla sadece takım arkadaşlarının değil taraftarların da nefretini kazandı Bonano. Hele 2001-02 Şampiyonlar Ligi yarı final maçında Real Madrid’le oynadıkları maçta Zidane’ın üzerine gelen aşırtma şutunu eliyle kendi ağlarına yollaması, daha sonra da bu defa McMannaman’dan bir aşırtma yemesi bardağı taşıran son nokta oldu. Victor Valdes’in genç takımdan yetişmesini fırsat bilen Barça yönetimi Bonano’yu “ihtiyaç fazlası” olarak bitelendirdikten sonra Murcia’ya gönderdi.

9 – Dmytro Chygrynskiy
Şampiyonlar Ligi maçlarında Chygrynskiy’yi izleyenler Guardiola onu Barça’ya transfer ettiğinde ne yapmaya çalıştığını anlayamamışlardı. Shakhtar Donetsk’ten 25 milyon euro gibi yüksek bir ücretle Barcelona’ya getirilen Ukraynalı oyuncu da taraftarların hiç ısınamadığı isimler arasına kısa sürede girmeyi başardı. Guardiola ise bir keresinde “Taraftarlar  onu ne kadar ıslıklarsa ıslıklasın ben Dimo’nun arkasındayım” diyerek hem oyuncusuna sahip çıkmış hem de transferin başarısızlığını arka plana atmaya çalışmıştı. Sonuç, Barça formasıyla bir sezonda 12 maç ve yurda dönüş… En azından Barcelona, Chygrynskiy’yi Shakhtar’a 15 milyon euro’ya geri satarak kısmen de olsa zararını hafifletmişti.

8 – Gerard Lopez
Barcelona’nın oyun stili bakımından büyük değere sahip olan orta sahaya yapılan Gerard tavkiyesi sonrası La Liga’da ibrenin Barça lehine dönmesi bekleniyordu. Fakat Gerard omuzlarına yüklenen bu sorumluluğu kaldıramadı. Sürekli yaşadığı sakatlıklar yüzünden istikrarı bir türlü yakalayamayan oyuncu Barcelona forması giydiği 2000-2005 yılları arasında sadece 95 karşılaşmada forma giyse de bu maçların çok azında ilk on birde sahaya çıkabildi, beklenen performansı sergileyebildi ya da 90 dakika boyunca sahada yer alabildi. Barça’nın bu hatasıysa onu 24 milyon euroya elinden çıkaran Valencia’ya yaradı.

7 – Geovanni Deiberson
Deiberson, 2001 yazında Cruzeiro’dan 21 milyon euroya transfer edildiğinde Barcelona yönetimi başta olmak üzere sadece taraftarlar değil İspanya basını da ikinci bir Ronaldo’nun keşfedildiğine inanmışlardı. Arsenal ve Juventus gibi devlerden gelen teklifleri reddeden Brezilyalı oyuncu gözünü kırpmadan Barça yolunu tuttu. Ne var ki, İspanya ona yaramadı. Çoğunluğunda oyuna sonradan girdiği maçlarda varlık gösteremeyen Deiberson bunun üzerine bir de hocası Carles Rexach’la ters düşünce forma yüzü göremez oldu. Sadece 26 lig maçında oynayabilen ve yalnızca bir gol kaydeden Brezilyalı, dört senelik kontratı bulunmasına rağmen Benfica’ya önce kiralandı sonra da transfer edildi.

6 – Rüştü Reçber
Fenerbahçe’yle geçirdiği dokuz sezonun ardından kontratı sona eren Rüştü, 2002 Dünya Kupası’nda sergilediği performansla Avrupa takımlarının dikkatlerini fazlasıyla çekmişti. AC Milan, Barcelona, Inter Milan, Valencia, Manchester United, Arsenal, Juventus ve Liverpool, Rüştü’yü kadrosuna dahil etmek için rekabete girdiler. Arsenal’e transfer olmak üzereyken Arsene Wenger’le yaşadığı anlaşmazlık yüzünden transferin iptal edilmesi sonrası mücadeleden Barça galip çıktı. Rüştü sezon öncesinde iyi performans sergilese de yaşadığı sakatlık onun için büyük sıkıntı yaratmıştı. Buna bir de teknik direktör Frank Rijkaard’ın İspanyolca bilmediği için Rüştü’nün takım arkadaşlarıyla anlaşamayacağı bahanesini öne sürmesi iyice canını sıktı. Kendisine eşit davranılmadığını düşünen ve “Benim kalitemde bir oyuncunun İspanyolca bilmediği için oynatılmaması normal değil” yorumunu yapan Rüştü’nün yıldızı Rijkaard’la bir daha barışmadı. Sonrasındaysa, 4 lig maçında forma giyebilen milli kalecimiz yurda, eski takımı Fenerbahçe’ye döndü.

5 – Marc Overmars
Arsenal’de oynadığı süre boyunca takımın sol kanadını çekip çeviren isimdi Overmars. Barcelona’ya 2000 yazında 40 milyon euroya transfer edilmesi onu Hollanda tarihinin en yüksek ücrete transfer olan oyuncusu yapmıştı. Bu, ayrıca bir İngiliz kulübünün transferden kazandığı ve bir İspanyol kulübünün o zamana kadar ödediği en yüksek paraydı. Overmars, Barcelona formasıyla 2000-04 yılları arasında oynadığı 99 karşılaşmada 15 gol kaydetti, idare eder bir grafik çizdi. Onu bu listeye sokansa 40 milyon euro gibi bir rakama transfer olan ilklerin oyuncusunun Barça’daki zamanı boyunca ne kendisinden beklenen FIFA Yılın En İyi Oyuncusu ödülü ne de herhangi bir kupa kazanabilmiş olması. Ödenen miktar başarı kazanılmadan elbette karşılığını bulmuş olmuyor. Overmars için bu fazlasıyla geçerliydi.

4 – Philippe Christanval
Başka bir fiyasko daha… 1999-2001 sezonları arasında Monaco formasıyla Fransa liginde gösterdiği istikrarsız performans Barça scoutlarının dikkatini hiç çekmemiş belli ki. Onu sadece birkaç karşılaşmada izleyerek taktik anlayışından yoksun, yer tutma becerisi bulunmayan ve markaj terimine yabancı bir stoper olduğunu görmek mümkündü aslında. Diyelim ki bunu kimse dikkate almadı, bu kalibredeki bir oyuncuya 17 milyon euro vermek de neyin nesi? En nihayetinde, Christanval, Barça formasını iki sezon boyunca sadece 32 defa sırtına geçirdi. 2003’te Marsilya’ya gönderilen Fransız oyuncu Fulham’da da oynadıktan sonra 2008’de dokuz senelik profesyonel futbol macerasını sonlandırdı.

3 – Alixandr Hleb
Arsenal’de forma giydiği zamanlarda kalitesiyle takımın en değerli oyuncuları arasındaydı Hleb. Belarus Milli Takımı’nın da kilit oyuncularındandı. Hem hücuma yönelik orta saha mevkiinde hem de kanatta oynayabiliyordu. Arsene Wenger’in Arsenal geleceğine yatırım yaparken göz önünde bulundurduğu nadir isimlerden biriydi aslında. Ama neden bilinmez, Hleb daha sonra Arsenal’deki sağlam geleceğini bir kenarı koyup 2008 senesinde Barça’ya transfer olma fırsatını daha doğrusu “daha fazla para kazanma şansını” kaçırmamayı tercih etti. Ancak, Barcelona’da istikrar tutturamadı Belaruslu oyuncu. Sadece beş lig maçında oynayabildi, formsuzluğu Barcelona çatısı altında kariyerini bu şekilde sürdüremeyeceğini gösteriyordu, o da başka bir takıma, özellikle de Almanya’dan teklif getirecek bir kulübe (Bayern Münih) gitmek istediğini söyledi. Ne var ki, ne Hleb için 15 milyon veren Barça parasını geri kazanmadan onu göndermeye ne de Bayern Münih formsuz bir futbolcu için o kadar para vermeye hazırdı. Sonuç olarak Hleb, VflB Stuttgart’a kiralandı. Kariyerini bir süredir kiralık olarak sürdüren Belaruslu oyuncu son olarak 2012 yılının başlarında Barça ile karşılıklı olarak sözleşmesini feshetme kararı almıştı.

2 – Alfonso Perez
Luis Figo’nun Barça’ya sırt dönüp Real Madrid’e transfer olduğu gergin bir dönemde biraz intikam almak biraz da diğer yüzlerce sebepten ötürü transfer edilmişti Alfonso. Real Betis’te milyonlar harcanıp kadroya dahil edilen ve takımdaki performansı her ne kadar cilalanarak anlatılsa da pek bir şeye benzemeyen Denilson’u gölgede bırakmıştı. 2000 senesinde 16.5 milyon euroya Barcelona’ya transfer edilen santrforun Betis’tekinden daha yüksek kalitede bir futbol sahaya yansıtması bekleniyordu. Diğer bir deyişle Figo’nun gidişiyle oluşan boşluğu doldurmasıydı asıl hedeflenen. Maalesef o da omuzlarına yüklenen bu büyük sorumluluğun üstesinden gelemedi. Bu transfer de Barça’ya pahalıya patladı. Parasal bir hesap yaparsak, 21 maçta sadece 2 gol atan Alfonso, gol başına aldığı ücretle Barcelona’nın en fazla canını yakan santrforlar arasına kolaylıkla girdi.

1 – Keirrison
2009 senesinde Barcelona, gözünü Brezilya’lı genç yeteneklere diktiği sıralarda, 20 yaşındaki Brezilyalı Kierrison’u gözüne kestirdi. Kulüp başkanı Laporta’nın isteğiyle 14 milyon euro gibi yaşına ve yeteneklerine değip değmediği oldukça tartışılan bir ücret karşılığında Katalan ekibine transfer edildi Kierrison. Beş senelik kontrat imzalatılması da Barça’nın ileriki yıllarda da forvet hattını omuzlayacak ismin Kierrison olması isteniyor gibi görünüyordu. Fakat daha çok gençti Brezilyalı. Teknik direktörü Pep Guardiola da böyle düşünüyordu. Güney Amerika futbolunu tanıyordu ama Avrupa futboluna aşina değildi. Bu sebeple Avrupa takımlarına kiralanması, kıtaya ayak uydurması düşünüldü. Kierrison aynı sene, bırakın gol atmayı daha Barcelona formasını bir kere bile giyemeden Benfica’ya kiralandı. Sonrasında Fiorentina’da da kiralık oynayan Kierrison, Avrupa’ya henüz “ayak uydurmaya” başlamıştı ki bu defa Santos’a kiralanarak tekrar Güney Amerika’nın yolunu tuttu. Son olarak Cruzeiro’ya kiralanan Brezilyalı teknik olarak hâlâ Barcelona oyuncusu. Ama herhangi bir Barça taraftarının bile Barcelona formasını ondan daha fazla giydiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply