Başakşehir Mevlüt Erdinç’le elini güçlendiriyor

Avrupa hedefi için güçlü bir ekip kurma mücadelesi veren Başakşehir, Mevlüt Erdinç’le birlikte listesine bir tik daha atmaya hazırlanıyor

Fransa’dan Türkiye’ye ilk kaç yaşında gelmiştin? Nasıl oluyordu geliş gidişlerin?
Çok küçüktüm. Köyümüz Yozgat’ta olduğu için her yıl oraya giderdik. Altı ablam, bir de abim var. Yozgat’a hep birlikte giderdik, orada da aile kalabalık. 13 yaşımda Sochaux altyapısına seçildikten sonra hiç gidemedim. Arabayla biraz zor oluyordu gitmek ama küçük olduğum için eğlenceli geliyordu.

Ailenin en küçüğü olduğun için biraz şımarıyor muydun?
Biraz olabilir. Bana iyi bakıyorlardı. Ne istesem oluyordu. Ablalarımdan en büyüğüne “anne” derdim. Beni hâlâ bebek gibi görüyorlar (gülüyor).

Öyle kalabalık bir ailede yetiştikten sonra tek başına Sochaux altyapısına gittiğinde ne yaptın?
Çok zordu. Ailemle aramda 3 saat mesafe vardı, ayda bir kere yanlarına gidiyordum. Dayanamadığım için futbolu bıraktım. Sonra abimle babam ikna etti beni. Ablalarım bana yemek getirmeye başladılar ama evi hep özledim. Bizim ev Türkiye gibiydi. Dışarı çıkınca Fransa’da olduğumuzu hatırlıyordum.

“Kalabalık akrabalarımı Fransızlara anlatmam çok zor oluyor”

Fransa’da kendini kabul ettirmen zor oldu mu? Almanya’daki bazı futbolcular “Alman olsak işimiz daha kolay olurdu” diyor, senin için de aynı şey geçerli mi?
Bence de öyle ama öyle ırkçı filan değiller. Sochaux’da oynarken, beni motive etmek için tribüne bir Türk bayrağı asıyorlardı. Ben de yalnız kalmayı sevmediğim için dil konusunda kendimi geliştirdim. Oturduğum evleri de hep kalabalık yerlerden seçiyorum. Çıkıp yürüyüş yapıyorum. Sokakta beni tanıyan Fransızlar Fransızca konuştuğumu tahmin etmiyor. Gazetelerde benim için sürekli “Türk milli futbolcu” yazıldığı için Türkiye’den geldiğimi sanıyorlar. Oysa 12 yaşıma kadar Türk kültürüyle, ondan sonra da Fransız kültürüyle yetiştim.

Mevlüt Erdinç Başakşehir’de!

O iki kültür arasında bocalamana sebep olan şeyler yaşadın mı?
İkisi birbirinden çok farklı. Mesela Fransızlara kalabalık akrabalarımı anlatmam çok zor oluyor (gülüyor).

Türkiye’den ve İngiltere’den teklifler aldın ama kabul etmedin. Başka bir ligde oynamak istememenin sebebi yalnızlık korkun mu?
Türkiye’den çok kulüple konuştuk ama erken olduğunu düşündüğüm için gelmiyordum. Türk oyuncuların yurt dışında oynamaktan korkması gibi ben de Fransa dışında oynamaktan biraz korkuyordum. Yeni yeni oradan ayrılmayı düşünüyorum. Fransa’da 18 yaşımda profesyonel olduğumdan beri her yıl Türkiye’de ismim geçiyordu. Milli takım kampına katıldıkça insanlar “Ne zaman geliyorsun?” diye soruyordu. Şimdi artık Türkiye’de yaşamak istiyorum. Yıldız futbolcularla birlikte Türkiye’deki futbol artık çok güzel görünüyor.

Yıldız futbolcuların transfer edilmesi Türkiye’deki futbolun geliştiğini mi gösteriyor sence?
Yeterli değil ama bu da güzel bir şey. Maçları izledikçe ben de gelmek istiyorum. Fransa’nın en iyi kulüplerinde oynadım, güzel şeyler yaşadım. Artık orada kalmamın bir anlamı yok. Bir ara İngiltere’ye gitmeyi düşündüm. Teklif geldi ama güvenemedim. Paris’ten sonra Newcastle United’a gidebilirdim ama yeni bir kulübe gidip risk almak istemedim.

“Futbola kaleci olarak başladım”

Fransa’da futbol hata yapmamak üzerine kurulu, kontrollü bir şekilde oynanıyor. Fazla gol atılan bir lig değil. Sen bu düzende bir golcü olarak nasıl var olabiliyorsun?
Fransa’daki oyun çok zor. Dışarıdan gelen futbolcular genelde yapamıyorlar. Mesela Umut Bulut geldiğinde “Sistem zor ama oynarım” diyordu. Alışmak gerekiyor sadece. Ben alıştım.

Ayrıldıktan sonra Sochaux’ya çok acımasızca goller attın. Hatta ilk hat-trick’ini bile onlara yaptın. O ne olacak?
Evet, maalesef öyle oldu (gülüyor). Çünkü beni çok iyi yetiştirdiler! Orada kaleci olarak oynamaya başlamıştım. Bir maçta forvet eksikti, çok gol atınca orada kaldım. Kalede durunca forvetleri daha iyi tanıyorsun, forvet olunca da kalecinin nerede hata yapabileceğini kolay tahmin ediyorsun. Bu yüzden onlara çok şey borçluyum.

Fransa’da yaptırılan antrenmanlar nasıl? Futbolcuları çok zorluyorlar mı?
Çok ağır antrenmanlar yok, artık alıştığımız için zor gelmiyor ama programlara da uymak gerekiyor.

Fransızlar futbolla ne kadar ilgili? Yolda yürürken biri gelip sana maçtaki bir pozisyonu soruyor mu?
İspanya gibi, İngiltere gibi değil. Orada en ünlü futbolcular bile tanınmıyor ama İtalya gibi, Türkiye gibi ülkelerde yolda yürüyemezsiniz. Marsilya, Paris Saint Germain ve Saint-Etienne taraftarları olmasa Fransa’da futbol hiç sevilmeyecek.

Fransız Milli Takımı’ndan Türk Milli Takımı’na geçiş kararını nasıl verdin? Kaldı ki orada da başarılıydın ve A takıma çıkma şansın yüksekti…
U-18’de oynuyordum o zaman. Karim Benzema’yla, Samir Nasri’yle aynı takımdaydık. Türkiye’ye bir turnuvaya geldik. Aynı otelde Türk Milli Takımı vardı. Arda’yla, Nuri Şahin’le o zaman tanışmıştık. Ondan sonra U-19 için hem Türkiye’den hem Fransa’dan teklif geldi. Fransa’daki hocalarım Türkiye’yi seçmeme biraz şaşırdı ama sorun değil.

A milli takıma pek çok kez çağırılmana rağmen bir türlü düzenli olarak ilk 11 oyuncusu olamadın. Oynadığın zaman da gol atamadın. Canın sıkılmadı mı?
Oyuna çok zor alışmıştım. Şimdi milli takımın en eskilerinden biri benim. Arda, Gökhan ve ben… Romanya maçındaki golden sonra çok rahatladım. Eskiden milli takımda sürekli olacakmışım gibi geliyordu, artık korkmaya başladım. Şimdi 2016’ya hazırlanıyoruz. Ben o zaman 29 yaşımda olacağım. Emre, Hamit gibi futbolcular belki de takımda olmayacak.

Mevlüt Erdinç, Karim Benzema’yla aynı takımdaydı

 

“Play Station oynarken biraz sinirli oluyorum”

PSG’ye 8 milyon euro gibi bir bonservis bedeliyle transfer olmuştun. Yüksek bonservis bedeli üzerinde bir baskı yarattı mı?
Sürekli transfer olduğun dönemi, aldığın parayı düşünürsen oynayamazsın. İyi olduğum için bana o parayı verdiler.

Paris Saint-Germain’de Katarlı işadamlarıyla da çalıştın. Katarlılar kulübü aldıktan sonra neler değişti? Pahalı transferler seni korkuttu mu?
Kulüpteki her şey değişince bizi de değiştirirler herhalde diye düşünmeye başladık. Kulüp durmadan büyüyordu. Sezon sonunda Zlatan Ibrahimovic gibi oyuncuların geleceğini duymuştuk. PSG her zaman Fransa’nın en büyük kulübüydü ama başkanının parası yoktu. Katarlılar gelince her şey çok farklı oldu. Yöneticimiz bize “Ronaldo’yla Messi burada oynamak isteseler alırım ama gelmiyorlar” demişti. Gerçekten de verecek paraları vardı. Kaldığımız otel bir anda lüks hale geldi. Tesislerde her şey müthişti.

Futbol kulüplerinin bu şekilde satılmasını doğru buluyor musun?
Bence Fransa için çok iyi oldu. Fransa’da Ibrahimovic’ten önce yıldız oyuncu yoktu. Katarlılarla birlikte önemli transferler yapıldı ama diğer kulüpler için çok kötü oldu çünkü PSG’nin imkânları hiçbirinde yok. Şimdi Monaco da öyle.

Soyadın nasıl Erding olarak kaldı?
Babam çalışmak için Fransa’ya geldiğinde kimliğini çıkarırken memur hata yapmış. Ama herkes aslında Erdinç olduğunu biliyor.

Baban orada ne iş yapıyordu?
Plastik fabrikasında işçiydi.

Hep böyle durgun musun?
Annem bana hep çok sabırlı bir insan olduğumu söyler. Çok konuşmayı sevmem.

Seni ne sinirlendirir? Ne heyecanlandırır?
Yaşı büyük birine saygısızlık yapıldığında çok sinirleniyorum; Play Station oynarken biraz sinirli oluyorum; bir de trafik beni çok geriyor.

Röportaj Hilal Gülyurt Fotoğraf Barış Tekin       FourFourTwo Arşiv

Mevlüt Erdinç Guingamp’da

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply