Bazı kahramanlar pelerin takmaz: N’golo Kante

Ağları havalandıran, çalım atan, frikikten 90’ı bulan, defansı bir bir aşan, orta sahayı yıldırım hızıyla geçen oyuncuları kim sevmez ki? Futbolseverlerin izlemekten en çok keyif aldığı şeylerin başında bu saydıklarımız gelir. Peki ama takımını bunlardan koruyan N’Golo Kante gibi adamların hakkını kim verecek?

Paris’in kenar mahallelerinde, hemen Seine nehrinin karşı sokağında, 1991 yılının Mart ayında, Kante ailesinin 8 çocuğundan sonuncusu dünyaya gözlerini açtı. Napolyon ve ilk karısının yaşadığı şehirle tanınan Rueil-Malmaison’da büyüyen Kante, çocukken sokaktaki çöpleri ve atılmış eşyaları topluyordu. Evinden kilometrelerce uzaktaki semtlere götürdüğü bu eşyaları hurdacılara satıyor, cep harçlığını çıkarıyordu. Şu an tanıdığımız meşhur Kante olmadan önce oldukça zorlu bir hayatı vardı. Her şeyden önce 7 kardeşi vardı ve babasını henüz 11 yaşında kaybetmiş bir çocuktu. Omuzlarında fazlasıyla yük vardı. Annesi temizlikçilik yapıyor, çocuklar da ufak tefek işler yapıyordu. Kante, erken yaşta çalışma hayatının zorluklarını kavramış ve sorumluluk bilincini kazanmıştı. Sahada arı gibi çalışkan olmasının sebebi belli oldu!
Biz arı dedik ama, takım arkadaşı Eden Hazard, Kante için farklı bir tanım yapıyor: “Kante adeta bir fare gibi, gitmediği yer yok!” Peki, bu adam çöp toplayıcılıktan dünya yıldızı olma yoluna nasıl girdi? Bunun için rotayı 1999 yılına çevirmemiz gerekiyor. 8 yaşındaki N’Golo, Paris’in JR Suresnes kulübüne attığı ilk adımla, dünyaca tanınan bir futbolcu olmak yolundaki ilk adımını da attığının henüz farkında değildi.

Her zaman çalışkanlığıyla tanınan Kante, bu özelliğini çocukluk yıllarından beri taşıyordu aslında. Çocukluk hocası Vojtyna, Kante’nin görev adamlığını şöyle anlatıyor: “Yaz tatili öncesinde ona bir şaka yapmıştım. Kendisine 2 ay verdiğimi, bu süre içinde sağ ayağıyla 50, sol ayağıyla 50 ve kafasıyla 50 kere top sektirmeyi öğrenmesi gerektiğini söyledim. 2 ay sonra yapabildiğini görünce ona bir daha ne yapması gerektiğini hiç söylemedim.” Bunun yanı sıra oldukça alçakgönüllü de olan Kante, Suresnes ile kazandığı kupalara en çok katkı sahibi olanlardan biri olmasına rağmen, daha o yaşlarda övgülerin de kupaların da bir adım gerisinde duruyordu. Tabii bu kesinlikle boyunun kısa olmasıyla ilgili değildi! Yaşıtlarına kıyasla boyu fazla uzamayan N’Golo, kısa boyunun kimseyi yanıltmaması gerektiğini takım arkadaşlarına ve rakiplerine o zamanlarda göstermişti. Kulüpte geçirdiği ilk 4 senede adını duyuran genç Kante, babasının vefatının ardından kendisine çokça yardımı dokunan, kulübün yardımcı hocası Pierre Ville sayesinde, küçük çocuklara antrenman dersi veren bazı seçilmiş futbolculardan oluşan bir takıma katılmış ve fazladan para kazanmaya başlamıştı. U15’te olmasına rağmen U18 oyuncularına karşı oynayabiliyor, kendinden yaş ve boyut olarak büyük olan futbolculara sahada geçit vermiyordu. Kante’nin kendine has bir oyun tarzı vardı ve işin ilginç tarafı; bunu kimseden öğrenmemişti.

18 yaşına kadar Suresnes’te gelişimini sürdüren Mali asıllı Fransız oyuncu, 20’sine gelene kadar hangi kulübün kapısını çalsa hepsinden de red cevabı aldı. Boulogne’nin 6’ncı ligde oynayan yedek takımında şans bulan Kante, yakın zamana kadar başarılı bir profesyonel futbolcu olacağına inanmadığını itiraf etmişti. Gerçi buna hakkı vardı; takımın 5’inci lige çıkmasının ardından gösterdiği performansla, Fransa 2’nci liginde olan A takıma yükselmişti. Takımla birlikte çıktığı ilk maç, ligin son maçıydı ve Boulogne çoktan küme düşmüştü. Ancak bu durum Kante’nin basamakları tırmanması için bir engel teşkil etmiyordu. 2012-13 sezonunda çıktığı 38 maçın yalnızca 1’ini kaçırsa da gösterdiği etkileyici performans, 2’inci lig takımlarından Caen’in dikkatinden kaçmadı. Caen, oyuncuyu renklerine bağlar bağlamaz 1 sene içinde bu hamlenin meyvesini aldı ve 1’inci lige çıkmalarında Kante’nin payı büyüktü. Hâl böyleyken mükâfatı da büyük oldu tabii! 2015-16 sezonunda mucizevi bir şekilde şampiyon olan Premier Lig ekibi Leicester City, 9 milyon euro bonservis ödeyerek Kante ile 4 yıllık sözleşme imzaladı. O sene tüm dünya, peri masallarının gerçek olabileceğine inanmış, Kante de bu masalın pek ön plana çıkmayan kahramanlarından biri olmuştu.

Leicester mavisinden Chelsea mavisine

En son 94-95 sezonunda Blackburn Rovers’in şampiyon olmasıyla, Premier Lig’in 6 büyük takımı dışında bir takım şampiyon olmuş, o günden 2015-16 sezonuna kadar da ligi bu büyükler domine etmişti. Yeni bir şampiyonun gelmesi için 21 yıl geçmesi gerekiyordu, şans bu sefer Leicester’ın yüzüne güldü. Sadece 127 milyon euro değerinde olan bu kulüp, aynı değerde oyunculara sahip dev takımları geride bırakmıştı. 38 maçın 37’sinde boy gösteren Kante ise 1446 başarılı pas yaptı, 175 kez top çaldı ve 156 kez rakipten kaptığı toplarla ilerlemelerini durdurarak şampiyonluğun kilit isimlerinden biri oldu.

Arsenal, Tottenham ve PSG’nin talip olduğu yetenekli oyuncunun transferinde son sözü Londra devi Chelsea söyledi. Chelsea, 35 milyon bonservis bedeliyle kadrosuna kattığı N’Golo Kante’den üst düzey verim aldı. İngiltere’ye geldiği ilk yılda Leicester ile şampiyon olan Kante, ikinci sezonunda büyük bir sıçrayışla geldiği Chelsea’de de şampiyonluk yaşayarak, Premier Lig’de art arda gittiği iki farklı takımda da şampiyonluk gören ilk futbolcu oldu. Şampiyonlukla birlikte, İngiltere’de Yılın Futbolcusu ödülünü kazandı. Chelsea’de haftalık 120 bin pound kazanıyor olmasına rağmen oldukça pahalı arabalar veya giysiler tercih etmiyor ve oldukça gösterişsiz bir hayat sürüyor. Şimdiki soru şu; gittiği yere başarıyı da beraberinde götüren Kante, bunu nasıl başarıyor?

Kante varsa kupa da var

Her ne kadar kendisi “Yılın Futbolcusu gibi hissetmiyorum, bu tarz şeyler benim umrumda değil. Sahadayken elimden geleni yapıyorum, hepsi bu” demiş olsa da, Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek şart!

“Elimden geleni yapıyorum” kısmını biraz açmakta fayda var. Kante’nin oyun stilini ve sahada yaptıklarını ele alınca, ortaya inanılmaz bir tablo çıkıyor. Kante’yi hem Leicester’da hem de Chelsea’de izlediyseniz, birazdan anlatacaklarımız size yabancı gelmeyecektir. N’golo, standart bir ön liberodan fazlası aslında. Gerek oyun disiplini, gerek soğukkanlılığı, gerekse oyunu okuyabilme yetisiyle rakiplerinden bir adım önde. Top rakibin ayağındayken, oyuncunun kör noktasından yaptığı defansif müdahale ile de rakiplerinin bir adım gerisinde diyebiliriz! Chelsea’nin şampiyon olduğu sezon, rakip oyunculardan 127 kez çaldığı topla, olası tehlikeleri önlemişti belki de. Kâhin değil, yalnızca oyunu iyi okuyor! 53 kez faul yapsa da hiç kırmızı kart görmemiş olması da ayrı güzel. Ayrıca dedik ya, tam bir görev adamı. Mevkisi gereği defansif anlamda çok daha fazla ön plana çıkıyor. Ama bunun yanı sıra takımını atağa kaldırmada da etkili oluyor. Orta sahayı kolayca geçip adam eksilten Ngolo Kante, 136 kez yaptığı uzun paslarla, gole giden takımının yükünü de bir hayli hafifletti.

Geçtiğimiz sezon Londra ekibiyle ligi 5’inci sırada tamamlayıp hayal kırıklığı yaşasa da, Kante’nin bu yaz kaldırması gereken 1 kupa daha vardı. Hem de ne kupa! Dünyanın en iyi defansif orta sahalarından biri olarak gösterilen N’Golo Kante, bu yakıştırmanın hakkını bu sefer dünya sahnesinde verdi. 2018 Rusya Dünya Kupası şampiyonu Fransa’nın Manchester Unitedlı yıldızlarından Paul Pogba, oyuncuyu şöyle anlatıyor: “ Kante gibi biri, oyunu çok rahatlatıyor. Sahanın her yerinde o var. Bazen defansa yardıma gitmediğimde onun orada olduğunu çok iyi biliyorum. Sanki 15 tane ciğeri var! Takıma çok yardım ediyor.”

15 tane ciğeri yok belki, ama bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjisi var.” Şöyle bir istatistiklerine bakarsak; turnuvada 595 dakika alan Kante, 52 kez top kaptı, 361 pasın 319’unda isabet yakaladı ve %73 oranda top çalma başarısı elde etti. Hırvatistan’a karşı oynadıkları final maçının 55’inci dakikasında oyundan çıktığında “Nihayet yoruldu mu?” sorularını akıllara getirse de midesini üşüttüğü ortaya çıktı.

Messi’yi o durdurdu

Fransa Milli Takımı, Dünya Kupası zaferinin ardından ülkesine döndü ve Elysee Sarayı’nın önünde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve taraftarlarla birlikte kutlamalara başladılar. Paul Pogba aldı eline mikrofonu, o başladıktan sonra tüm takım onunla birlikte şu şarkıya eşlik etti: “N’Golo Kante, N’Golo Kante, boyu küçük, iyi biri, o durdurdu Lionel Messi’yi!” Kante onlarla aynı fikirde değildi, “Hayır, hayır, onu birlikte durdurduk” demekle yetindi. Şaşırdık mı? Elbette hayır! Onun gibi kalender birinden de böyle bir cevap beklenirdi zaten. 2013’te Fransa 3’üncü Ligi, 2014’te Fransa 2’nci Ligi, 2015’te Ligue 1, 2016 ve 2017’de Premier Lig şampiyonlukları ve son olarak 2018 Dünya Kupası şampiyonluğu. Tarihleri yazmasak, bu saydıklarımızın 10 seneden fazla bir sürede gerçekleştiğini düşünebilirdiniz. Halbuki Kante, bunların hepsini 5 sene gibi kısa bir süreç içerisinde gerçekleştirdi! Bunca başarıyı elde etmiş bir oyuncunun, Dünya Kupası’nı istemeye çekindiği için takım arkadaşı N’zonzi’den kupayı ona getirmesini rica etmesini bekler miydiniz? Muhtemelen kimse tahmin etmezdi. Ama bu da yaşandı. Egonun, kibrin, kendini beğenmişliğin uzağından yakınından geçmeyen bu mütevazı futbolcu, hiçbir zaman spot ışıklarının altında olmaktan hoşlanmadı. Ne çocukluğunda, ne de 27’sinde…

2018-19 futbol sezonunda, kariyerine yeni bir kupa daha ekler mi bilmiyoruz ama, Kante’den bol bol defansif müdahaleler, şık uzun paslar, beklenmedik top çalmalar ve adam eksiltmeler göreceğimiz kesin. Ne demiş İngiliz futbol efsanesi Gary Lineker? “Eğer Dünya’ya bir göktaşı çarpacak olsaydı, Kante eminim onu da engellerdi!” 

Yazı: Rezzan Yetiş
İllüstrasyon: Harun Tekdal

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş