Bir muhabirin anıları: Emre Kaplan

Bir sabah telefonunda yüzlerce cevapsız çağrı ile uyanan, Dursun Özbek ile köşe kapmaca oynayan, yeni neslin en başarılı muhabirlerinden Emre Kaplan’ın anılarını dinledik…

Devre arası kampında maç yapmıştık. Riekerink zamanında evden getirdiğimiz siyah tişörtleri giymiştik mesela. Ama Fatih hoca gelince, muhabir arkadaşlardan biri geyik olsun diye maç yapacakların listesinde, herkesin isminin yanına forma numarası yazıp göndermişti. Hoca da talimatı vermiş, İstanbul’dan özel olarak forma yaptırıp getirtti. Hatta soyunma odasında futbolculara yapıldığı gibi kramponlarla falan birlikte hazırlamışlardı.

Zorlu Center’da bir etkinlik vardı, Galatasaray’dan da 3 futbolcu gelecekti. Ertesi gün de Erzurumspor-Trabzonspor maçı için Erzurum’a gidecektim. Sabah 10’da uçağım vardı. Saat daha erken olduğu için etkinliğe gittim. Akşam 10 gibi Maicon falan geldi. Onunla da iki gün öncesinde röportaj yapmıştım. Beni görünce çok sıcak davrandı, birlikte muhabbet etmeye başladık. Sonra Fernando geldi, biz maçlardan falan konuşmaya başladık. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım, saat 12 olunca artık eve gideyim dedim, sabah uçuş var. Eve gelip hemen uyudum. Sabah bir uyandım, saat 10 olmuş ama ben uçuşum olduğunu falan unutmuşum. Telefonda yüzlerce cevapsız çağrı var, “Bu saatte niye bu kadar aradılar acaba?” diye düşündüm. Kalkıp elimi yüzümü yıkadım, tam odaya döndüm bir anda aklıma geldi. “Ben Erzurum’a gidecektim!” Maç saat 5’teydi. Şefimizi aradım, abi ben uçağı kaçırdım dedim. Sen sesini çıkarma, gerekirse şirkete de gelme idare ederiz dedi. Ben de yatmaya devam ettim. 10 dakika sonra “Ne yapıp edip Erzurum’a gitmen lazım” dedi. “Abi, nasıl gideceğim?” dedim. “Maç bitiminde program var. Muhakkak gidip o röportajı yapman lazım, nasıl yapacağını bilmiyorum, hallet!” dedi. Bakıyorum, bilet milet nerden bulurum diye. En son bizim şirketteki seyahat işleriye ilgilenen bölümü aradım. “Erzurum’a en yakın karayoluyla gidebileceğin Kars var, ondan önce saat 12’de Ankara’dan uçuş var” dedi. Ankara uçağına nasıl yetişeceğim, olmaz dedim. 12 buçukta Kars’a uçuş bulduk, ona ucu ucuna yetiştim. Saat 2 buçukta Kars’a indim. Saat başı Erzurum’a otobüs vardır herhalde diye düşündüm ama oranın Kars olduğunu düşünemedim. Çeşme’den İzmir’e gider gibi her saat otobüs yoktu elbette. Beni bir yere yönlendirdiler, “Buradan Cengiz Turizm arabalarına bin onlar seni götürür” dediler. Ufak bir yazıhaneleri vardı, selam verip içeri girdim. “Merhabalar ben Emre” dedim, abi de ayağa kalkıp “Merhaba ben de Cengiz” dedi. Meğer abi tek başına şirketmiş! Sağolsun bana yardım etti ve stada kadar yardımcı oldu.

Fatih Terim’in Galatasaray’a döndüğü akşam evde dizi izliyordum. Bir anda Fatih Terim tweet attı ve bildirim düştü telefonuma, “Nerede kalmıştık?”… Hemen ekibi topladık Fatih Terim’in evine doğru yola koyulduk. İçeri Dursun Özbek’in kardeşi Mehmet Özbek’in girdiğini gördük. Ama biliyoruz ki Dursun Özbek de içerde. Haber yapacağımız için kanıtlamamız lazım, güvenliğe gittik dil döktük başkan içerde mi diye, abi sağolsun ağzını bile açmadı. O arada tabii eve girip çıkanlar oluyor, Fatih Terim’in kızı, damadı, Hande hanım, Şükrü bey ama Dursun Özbek ortada yok. Artık evde olduğundan eminiz bu ana kadar gelmediyse mutlaka daha önce gelmiştir diye düşünüyoruz. Başkanı aradık kaç defa, en sonunda döndü. “Ben evde değilim boş yere beklemeyin hava da zaten soğuk” dedi. Saat olmuş gecenin 3’ü! Yarın imza töreni var artık dönelim dedik bizde. Neyse bir dahaki gün basın toplantısı başladı. Basın toplantısında Dursun Özbek lafa girip bana dönerek, ”Yahu ben evde yokum siz kahve içtiler bilmem ne diye haber yapıyorsunuz bir de hava da soğuk boş yere bekliyorsunuz” diye gülerek dün geceki olaya atıfta bulundu. “İşimiz bu başkanım diyerek” cevap verdim bende. Ama sonra haklılığım kanıtlandı. Seçimler esnasında Fatih Terim’in evine gidip kahve içtiklerini Özbek de itiraf etti ve haberin doğruluğunu kendisi teyitlemiş oldu.

Biraz da acıklı bir olaydan bahsedeyim. Annemin bir rahatsızlığı vardı kalp ile ilgili ve ameliyat olacaktı. Zor bir süreçti bizim için ve açık kalp ameliyatı olacaktı yani risk taşıyordu. Bize yüzde 30 masada kalabilir dediler. Ameliyata girdi baya da uzun sürdü ama çok şükür sorunsuz şekilde ameliyatı tamamlayıp yoğun bakıma aldılar. Kuzenim de o hastanede çalışıyor. Aradım, “Bir sorun var mı ameliyat nasıl geçti?” diye sordum. O da bir sorun olmadığını ve ameliyatın gayet başarılı geçtiğini anlattı. Telefonu kapattıktan 5 dakika sonra bu sefer kuzenim aradı. Eyvah dedim kesin bir şey oldu! Kuzenim aynen şunları söyledi “Emre sana söylemeyi unuttum biraz önce İlhan Cavcav geldi maalesef hayatını kaybetti onu söylemek için aradım” dedi. Tabii ben bir afalladım, sonuçta annem yoğun bakımda ve kuzenim beni 5 dakika sonra arayıp İlhan Cavcav’ın ölüm haberini veriyor. İlk şoku atlattıktan hemen sonra kanalı aradım ve son dakika bilgisini paylaştılar.

Röportaj: Burak ÖzgülRezzan Yetiş

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş