Conte’nin futbolculuk günleri

Conte'nin futbolculuk günleri

2004’te Juventus formasıyla emekli olan Antonio Conte’nin fevkalade kariyerini özetlemek pek de kolay değil. 1996’da siyah-beyazlılarla Şampiyonlar Ligi kupasını kazanan Conte, kulübün önemli isimlerinden birisi oldu. Bir de kulüp doktoruna teşekkür etmeden önce kaybettiği finaller, geçirdiği sakatlıklar ve İtalya ile yaşadığı hüsranlar var.

Conte, 1990’larda Juventus’un Roberto Baggio, Alessandro Del Piero, Gianluca Vialli, Zinedine Zidane ve diğerleri ile beraber büyüleyici Juventus kadrosunun bir parçasıydı. Ancak Torino’da geçirdiği 13 yıl daha çok bir korku filmine benziyordu.

“Futbol kariyerinde birçok sorun yaşasa da asla cesaretini kaybetmedi” demişti annesi Ada, 2000’de. Gazzetta dello Sport, bu röportajda sorduğu sorularla Conte’yi mucizeleriyle tanınan Aziz Antonio’ya benzetmişti.

Henüz 17 yaşındayken memleketinin takımı Lecce’de kaval kemiği kırıldı. 22 yaşındayken Juventus’a transfer oldu. İlk sezonu Coppa Italia finalinin ikinci maçının bitimine yakın gördüğü kırmızı kartla son buldu, Parma Juve’ye toplam skorda tek farkla üstünlük kurdu.

Ancak buna verdiği tepki annesi Ada’yı gururlandırdı ve kendisini vaftiz oğullarından birisi olarak kabul eden Giovanni Trapattoni’nin takdirini kazandı. Teknik direktörü onu, hem savunmada, hem de hücumda doğal bir güç olarak görüyordu.

O sezon UEFA Kupası’nı kazandılar ancak Conte bir kez daha saha kenarındaydı: 1993’teki UEFA Kupası finalinde cezalıydı. Juventus, Borussia Dortmund’u toplamda 6-1 yenip rekor kırdı. Conte ise Stadio delle Alpi’deki maçı taraftarlarla izleyerek Juve taraftarlarına olan ölümsüz sevgisini gösterdi.

94 Dünya Kupası’nda sinir krizi geçirdi

1994 yazında İtalya’nın Dünya Kupası kadrosuna çağrıldı. Teknik direktörü Arrigo Sacchi, futbolcusunun işkolikliğine ve taktik dehasına hayrandı. Ancak bazen bu ikisi yeterli olmadı. İspanya maçının 66’ncı dakikasında oyundan çıktı. Vücudu yüzde 90’ları bulan nem oranına dayamamıştı ve sinir krizi geçirdi.

1994’te Juve’nin başına Marcelo Lippi geçti. Lippi, Trapattoni kadar Conte hayranı değildi. O sezon UEFA Kupası finalini kaybetseler de Conte ilk kez lig şampiyonluğunu ve Coppa Italia’yı kazandı. Kader ona kara günleri göstermeden önce biraz da olsa ışık tutuyordu. Zira kariyerinin en mutlu anlarını zehir etmek için pusudaydı!

1996’da Ajax’a karşı oynadıkları Şampiyonlar Ligi finali. İlk yarının sonlarında, Edgar Davids ile çarpışınca uyluğun daki kan damarı yırtıldı ve kan, kaslarına aktı. Conte, bunun yalnızca bir darbe olduğunu düşünerek kenara geldi. Maçın son düdüğüyle beraber sevinç içinde sahaya koşmak isterken hayatında daha önce duymadığı bir acıyla tanıştı.

O gece Juve’nin uçağı Torino’ya indikten sonra takım arkadaşları partiye giderken, Conte hatırlayamadığı bir hastaneye gitti. Kaslarındaki kanı şırınga ile aldılar. Günler boyunca yatakta kaldı. Bir gece tuvalete gitmek için ayağa kalkmayı denediğinde bir terslik daha oldu ve sakatlığı uzadı. Böylece Avrupa Kupası’nı evinden takip etmek zorunda kaldı.

Conte'nin futbolculuk günleri

Geri dönmesi sezon başını bulmuştu ve artık yeni bir takım arkadaşı vardı: Zinedine Zidane! Hafif sakatlıklarına rağmen oynayan Conte, Ekim ayındaki Dünya Kupası elemeleri için İtalya kadrosuna çağrıldı ve bu kez de Perugia’daki Gürcistan maçında sol dizinden sakatlanmıştı. Ön çapraz bağları için bir ay boyunca gördüğü fizyoterapi başarısız olunca bu kez bıçak altına yattı. Bu arada geçirdiği enfeksiyon, neredeyse tüm hayatını etkileyecekti.

1996-97 Conte için hızlı geçti: Juve lig şampiyonluğunu, Avrupa Süper Kupası’nı ve Uluslararası Şampiyonlar Kupası’nı kazanırken, Şampiyonlar Ligi finalinde bir kez daha mağlup olmuştu. Kendisine verilen kaptanlık pazu bandı ile çok sevdiği ve hak ettiği orta sahadaki yerini bıraktı.

Conte’nin şanssızlığı yeniden baş gösterdi. Ağustos 1997’de eski takımı Lecce’ye gol attıktan sonra golü çılgın bir şekilde kutladı. Lecce taraftarları da o günden beri Conte hakkında iyi düşüncelere sahip değil. Brescia’ya attığı röveşata golünü ise Del Piero “Van Basten tarzı bir gol” olarak nitelendirdi.

Carlo Ancelotti, Conte’ye hayrandı

Sezonun ikinci yarısında daha az forma şansı bulsa da Juventus, Serie A şampiyonluğunu kazandı. Yedekte olduğu Şampiyonlar Ligi finalinde ise Real Madrid’e kaybettiler. Conte’nin adı temmuz ayında Middlesbrough, Marsilya ve Blackburn’le anılıyordu.

Ancak Conte takımda kaldı ve gol pesanti yani attığı önemli goller ile takımına katkı sağladı. Carlo Ancelotti, Olympiakos’a attığı golle Juve’yi Şampiyonlar Ligi’nden elenmekten kurtaran Conte için “Yalnızca o böyle bir şey yapabilir” dedi. La Gazzetta, Conte’yi Pulp Fiction’daki “iş bitirici” Winston Wolfe’ye benzetti. Conte’nin futboldaki ruh ikizi Ancelotti, Şubat 1999’da Lippi’nin yerine geldikten sonra Antonio’yu “Ortada, sağda veya solda oynasa da takımın temeli” olarak baş tacı ediyordu.

Conte, şanssızlıktan bir felakete doğru ilerliyordu. Önce 1999’da Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Manchester United geriden gelip Juve’yi eledi, ardından ligin son gününde yaptığı savunma hatası yüzünden Perugia’ya yenildiler ve şampiyonluğu kaybettiler. O sezonu Euro 2000’de Türkiye’ye attığı röveşata golü ile sonlandırdı. Çeyrek finalde ise Gheorghe Hagi’nin ayağına yaptığı müdahaleyle turnuvayı kapadı.

Kramponlarını asmadan önce kaybedecek iki Coppa Italia finali ve Şampiyonlar Ligi finali daha vardı (ki çok önemli bir gol fırsatını kaçırdı). İtalya’nın 2002 Dünya Kupası kadrosuna alınmadı ve hayatının kulübünden tartışmalı bir şekilde ayrıldı. 2011’de kulübe teknik direktör olarak döndüğünde kaybetme korkusu artık hayatının merkezine oturmuştu: “Birisi bana çok fazla şey kazandığımı söylediğinde ‘çok fazla kaybettim’ diye cevap veriyorum. Bu daima kendinizi geliştirmenizi sağlayacak bir düşünce.”

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply