DERBİ ÖZEL: Bir asırda boğazın iki yakası

Mekteb-i Sultani’de edebiyat öğretmeni ders anlatırken birkaç arkadaş kafa kafaya vermişti; haylazlık peşindeydiler ve bir futbol takımı kurmaya karar vermişlerdi!


Reisleri Ali Sami Yen rotalarını şu sözlerle açıklamıştı: “Maksadımız, İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme malik olmak, Türk olmayan takımları yenmektir.” O gün aylardan ekim, yıllardan 1905’ti. O sınıfta Galatasaray kurulmuştu.

İstanbul’da İngilizler, Rumlar ve Fransızlar futbol oynarken Anadolu yakasındaki başka gençler de meşin yuvarlağın peşinde koşmak istiyordu. Önce 1899’da, sonra da 1902’de kulüp kurmaya çalışmışlar, hükümet tarafından engellenmişlerdi; 1907 ilkbaharında kimse karşılarında duramayacaktı. Ziya Songülen, Ayetullah Bey ve Necip Okaner’in önderliğinde, Kadıköy ilk Türk takımına, Fenerbahçe Futbol Kulübü’ne kavuştu.

Bugün arkalarında yüzlerce maçı bırakan Galatasaray ve Fenerbahçe böyle kurulmuşlar, uzun bir süre İstanbul Ligi’ni domine eden yabancı ve azınlık takımlarına karşı ortak hareket etmişlerdi. Hatta 1911–12 sezonu öncesinde iki takımın birleşmesi bile gündeme gelmişti. Bazı Avrupa takımlarına karşı ortası sarı, bir tarafı lacivert, diğer tarafı kırmızı forma giymiş karmalar da oluştururlardı. Galatasaray, Avrupa turnesine çıktığında Fenerbahçe’den Zeki Rıza Sporel, Nedim Kaleci, Cafer Çağatay, Galip Kulaksızoğlu ve Bekir Refet’i kadrosuna eklemişti. Bu arada kendi aralarında da 1914’e kadar yedi maç yapmışlar ve Galatasaray bunları gol yemeden kazanmıştı. 4 Nisan 1914’te tarih değişti ve Fenerbahçe, İstanbul Ligi’ni sürekli kazanan Galatasaray’ı yenmeye başladı. Bu en büyük derbimizin doğuşu oldu.

İki takım Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi kurulana kadar 160 kez karşılaştılar. Bu dönemde iki kulüp de kendi efsanelerini yarattı. Eski başbakanlardan Şükrü Saracoğlu 16 Mart 1934 ile 15 Ekim 1950 tarihleri arasında Fenerbahçe’ye başkanlık yaptı ve bu görevi en uzun süre yapan kişi oldu. Bugünkü stadın onun adını taşıması tesadüf değil; o stadı Fenerbahçe’ye o kazandırdı.

Kadıköy’de yeşil sahada da bir efsane vardı; Zeki Rıza Sporel 19 yıl sarı lacivertli formayı giydi, 332 maçta, 470 gol attı. “Üstat” Beşiktaş’a, Galatasaray’a ve Finlandiya Milli Takımı’na bir maçta dörder gol atmayı başardı. Aynı dönemde Cihat Arman, Fikret Arıcan, Fikret Kırcan, Şükrü Ersoy, Halit Deringör, Basri Dirimlili, Mehmet Ali Has, Galip Kulaksızoğlu diğer Fenerbahçe yıldızlarıydı.

Fenerbahçeliler kendi efsanelerini yaratıp tarihlerini yazarken Galatasaraylılar da boş durmuyordu. Kulübün 1 numaralı kurucu üyesi ve başkanı Ali Sami Yen, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanlığı yapacak kadar spor aşığı bir insandı ve Türkiye Milli Futbol Takımının da ilk çalıştırıcısıydı. Onun da ismi Mecideyeköy’de yaşıyor. O dönemin birçok Galatasaray efsanesi arasında derbilerin golcüsü Baba Gündüz Kılıç’ın yeri ayrıdır; Beşiktaş’a 20, Fenerbahçe’ye 9 gol attı. 30 Haziran 1940’ta Beşiktaş’ın Baba Hakkı’sının da oynadığı maçta üçü ayakla, ikisi kafayla beş gol birden atarak tarihe geçti.

Türkiye Profesyonel 1. Ligi kurulunca bu iki dev kapışmak için bambaşka bir arena bulmuş oldu. İlk üç şampiyonluğun ikisini Fenerbahçe, birini Beşiktaş aldıktan sonra Galatasaray fırtınası esmeye başladı. Gündüz Kılıç idaresindeki Cim Bom 1961-62 ve 1962-63 sezonlarını birinci bitirmeyi başardı. İkinci şampiyonluklarını kazanırken uzun yıllar boyunca kırılamayacak, kırılması da bir başka Galatasaraylı futbolcuya nasip olacak bir rekora imza atan bir oyuncuları vardı. Metin Oktay 22 maçta 38 gol atmış ve 1960’lı yılların en büyük Galatasaraylı oyuncusu olmuştu.

“Naci’yi de geçtikten sonra çok dar açıdan kaleye vurmak zorundaydım. Başımı kaldırdım, bütün kuvvetimle vurdum. Özcan köşeyi kapatmıştı ama top Fenerbahçe kalesine girdi. Golden sonra arkadaşlarımın kucağındaydım. Topun ağları delerek dışarı çıktığını sonradan öğrendim” diye anlatmıştı Metin Oktay efsanevi golünü. Taçsız Kral altı kez gol kralı olmayı başardı; 15 sene oynadığı Galatasaray’a 217 gol armağan etti; bunlardan 18 tanesini sarı lacivertliler kabullenmek zorunda kaldı!

Lig Fenerbahçe için çok güzel başlamıştı. İlk ve üçüncü şampiyonluğu aldılar, Galatasaray’ın dublesi sırasında soluklandılar, iki kez arka arkaya birincilik tattılar ve 1967-68 sezonunu da şampiyon tamamladılar. Profesyonel Lig’in ilk altı sezonunda forma giyen Lefter Küçükandonyadis beş sezonda takımının en golcü ismiydi. Onu bir başka efsane Can Bartu anlatıyor: “Tek başına bir takımdı. O iyi oynadığı zaman hiçbir rakip onu durduramazdı. Topu istediği yere atardı. Frikikleri, penaltıları önlenemezdi. Rakiple dalga geçerdi.” Ordinaryüs, 16 yılda 615 kez giydiği Fenerbahçe formasıyla 423 resmi gol attı. Sarı kırmızı ağların tozunu 18 kez aldı. Milli takımda 50 maç oynayan ilk futbolcu olmayı başardı.

Lefter ve Can saha içinde Fenerbahçe rüzgârı estirdikten sonra kulübü efsane bir başkan devraldı. Faruk Ilgaz 20 Mart 1966-24 Şubat 1974 arasında hem tesis hem de sportif açıdan Fenerbahçe’ye çok şey bıraktı. Onun zamanında sarı lacivertliler beş kupalı 1967-68 sezonunu yaşadılar, Avrupa devi Manchester City’i elediler, iki kez şampiyonluk gördüler. Ilgaz’ın teknik direktörlük görevini verdiği Ignac Molnar, kulüpte üçüncü kez görev almış ve beş kupayı 1967-68 sezonunda kazanmıştı. Molnar Fenerbahçe tarihinin en çok kupa kazanan teknik adamıdır: Yedisi resmi olmak üzere toplam 14 kupa!

Önce Reklamlar: Fenerbahçe’nin ev sahipliği yaptığı bir derbinin hemen öncesi. Futbolcular reklam alma işini biraz abartmış görünüyor!

1970’ler bir üçlemeyle, Türkiye Ligi’nin ilk üst üste şampiyonluk kazanma başarısıyla açıldı. İngiliz teknik direktör Brian Birch’ün 4-3-3 oynattığı Galatasaray 1970-71, 1971-72 ve 1972-73 sezonlarını şampiyon olarak tamamladı. Kalede Yasin, forvette Gökmen ikilisiyle Özdenak kardeşler takımı sırtlamışlar, yanlarına da “Çizgi” Metin Kurt, Tuncay Temeller, Mehmet Oğuz, Bülent Ünder gibi isimleri alıp zaferlere koşmuşlardı ama 70’lerin ikinci yarısı oldukça kurak geçecekti. O günlerde kulübün başında Selahattin Beyazıt vardı. 18 Ocak 1969’da göreve gelmiş, dört kez kongre kazanarak tarihe geçmişti. Beyazıt üç lig şampiyonluğunu kazanmakla yetinmedi, Galatasaray’ın geleceği kabul edilen Riva arazisini de kulüp malvarlığına eklemeyi başardı.

Faruk Ilgaz takımın başına Valdir Pereira Didi’yi getirerek sarı kırmızıları durdurmayı başardı. Pele ile birlikte Dünya Kupası kazanan, futbolu 1967’de bırakan Didi’nin 1972 Haziranı’nda Türkiye’ye gelmesi tüm dünyada büyük ilgi uyandırdı. Dahası Fenerbahçe’nin genlerine Brezilya aşısı onunla yapılmış oldu. Takım yepyeni bir yıldıza kavuşmuştu: Cemil Turan.

Fenerbahçe, Lefter ve Can’dan sonra forvette çok da sıkıntı çekmemişti. Karşıyaka’dan alınan Ogün Altıparmak dört şampiyonlukta takımın golcüsü olmayı başarmıştı. 1970-71 sezonunda gol krallığını kazanan yıldız oyuncu yerini Cemil Turan’a devretti. Dört sezon takımın en golcüsü olan Cemil’in Fenerbahçe’ye gelişi de başlı başına bir derbi golüydü! İstanbulspor Aralık 1972’de onu Galatasaray’a satmaya kalkışmış, ama o günlerde 25 yaşında olan Cemil “Fenerbahçe’den başka takımda oynamam” diyerek kendisini sarı lacivertlilere transfer etmişti. Daha ilk Galatasaray derbisinde gol atmayı başardı, üç kez gol kralı oldu, Galatasaray ağlarını toplam 14 kez sarstı. 1970’lerin Fenerbahçe’sinde Ziya Şengül, Osman Arpacıoğlu, Ercan Aktuna, Ilie Datcu, Cem Pamiroğlu, Raşit Çetiner, Engin Verel gibi isimler de vardı.

Bir önceki yıl Galatasaray şampiyonluk orucuna girerken Trabzonspor ligi domine etmişti. Çalkantılı günler geçiren Fenerbahçe, 12 Nisan 1981’deki kongresinde yepyeni bir başkan buldu: Ali Şen. Efsane başkan yeni sezonda takımın başına Branko Stankoviç’i getirdi ve takım beş kupayı birden müzesine götürdü.

Stankoviç’in golcüsünü ileride tek başına bırakarak maçları ve kupaları kazandıran sistemi 1980’lerin başında iki büyük futbolcu yarattı. Fenerbahçe formasıyla 134 gol atan Selçuk Yula iki kez de gol krallığını kazandı. Takım kaptanı Alparslan Eratlı’ysa liberoda tarih yazmıştı. Beş kupa kazanılan sezonun sonunda Stankoviç futbolu bırakma kararı alan Alparslan için Ali Şen’e şöyle dert yanmıştı: “Takımımın iki beyni var. Biri Osman, diğeri Alparslan. Osman, Trabzon’a gidiyor. Ne olur söyleyin, Alparslan bir yıl daha oynasın!” Alparslan zirvede bırakmayı tercih edecekti.

Sarı Kanaryalar coşkulu bir başka sezon için 1988-89’u bekleyecekti. Başkan Tahsin Kaya, teknik direktör Todor Veselinoviç’ti. Hâlâ kırılamayan 103 gollük rekorla şampiyon oldular. Yıldızlarsa saymakla bitmeyecek gibiydi. Toni Schumacher, Rıdvan Dilmen, Aykut Kocaman, Oğuz Çetin, Hakan Tecimer, Turan Sofuoğlu, Hasan Vezir, Müjdat Yetkiner ve Nezihi Tosuncuk takımı uçuracak ve halen efsane olan 103 gollü şampiyonlukla unutulmaz 4–3 Galatasaray zaferini Fenerbahçe taraftarına yaşatacaktı. Aykut o sezon Galatasaray’a gol atmaya başlamıştı; toplamda 13’ü bulacaktı.

Galatasaray ise beklemedeydi. Son şampiyonluk 1973’te yaşanmış, ardından kuraklık başlamıştı. Fatih Terim gibi bir kaptan hiç şampiyonluk görmeden Galatasaray’da 11 yıl futbol oynamıştı! Makus talihi değiştirmek başkan Ali Tanrıyar’a kısmet oldu. Almanya Milli Takımı’nın ünlü teknik direktörü Jupp Derwall takımın başına getirildi, kendisine sabredildi ve özlenen gün 7 Haziran 1987’de geldi. Bu bir sonuç değil, başlangıçtı. Derwall tohumları atmış, geleceğin Galatasaray’ı kurulmuştu. Bir sonraki sezon Derwall’in yardımcısı Mustafa Denizli başa geçecek, önce şampiyonluk, sonra da Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı final görecekti. O unutulmaz Neuchatel Xamax ve Monaco maçları da Denizli idaresinde kazanılacaktı.

O günlerde Cüneyt’ten Erhan’a, Prekazi’den Uğur’a Galatasaray birçok yıldızı barındırıyordu ama bir tanesi oldukça farklıydı. Tanju Çolak 1987-88 sezonunda 38 maçta 39 gol atarak Metin Oktay’ın bir sezonda en çok gol atma rekorunu kırdı. Üstüne Avrupa Gol Kralı oldu ve France Football dergisinin Altın Ayakkabı ödülünü kazandı. Tanju Fenerbahçe kalesini de 14 kez ziyaret etti.

Galatasaray’ın bu başarılarını ya da Fenerbahçe’nin 103 gol atan futbolunu 1990’lara taşıyacağı düşünülüyordu ama araya Gordon Milne’in Beşiktaş’ı girdi. Üç sezonun ardından sarı kırmızılılar yeni bir Alman çıkartması yaptılar. Karl Heinz Feldkamp yanına Falco Götz ve Reinhard Stumpf’u alarak takımın başına geçmişti. Kurduğu Alman sistemi iki yıl üst üste kupayı Galatasaray’a getirdi ama “Altın Çağ”a imzayı atan Fatih Terim oldu. Terim’le Galatasaray 90’ların ikinci yarısında dört yıl üst üste şampiyon olarak bir rekor kırarken, UEFA Kupası’nı da müzesine götürüyordu. Bülent Korkmaz tüm başarılarda yer alırken yanında Hakan, Hagi, Popescu, Taffarel, Ilie, Okan, Suat, Emre, Ümit, Hasan gibi isimler vardı.

Aynı dönemse Fenerbahçe için kâbustan beterdi; sarı lacivertliler 1990’lı yıllarda sadece bir şampiyonluk görebilmişti. Ali Şen kötü gidişatı durdurmak için gelmiş ve 80’lerdeki gibi hareket ederek takımı hemen şampiyon yapacak bir teknik direktörle anlaşmıştı. Brezilya’yı 24 yıl sonra ve Pele’siz ilk Dünya Kupası şampiyonluğuna taşıyan Carlos Alberto Parreira, Uche-Hogh’le savunmayı, Oğuz-Kemalettin’le orta sahayı, Boliç-Atkinson’la forveti kaplamış ve şampiyonluğu yakalamıştı. Boliç, Galatasaray derbilerinde 10 gol atmayı başardı.

Belki şampiyonluk olarak kısır bir dönemdi 1990’lar ama Fenerbahçe’ye bambaşka bir şans getirmişti. 15 Şubat 1998’de Aziz Yıldırım bir oy farkla Fenerbahçe başkanlığını kazandı ve sonrası 2000’lerde çorap söküğü gibi geldi. Başarısız geçen üç sezondan sonra Yıldırım tartışılan bir karar vererek adı Galatasaray’la özdeşmiş Mustafa Denizli’yi takımın başına getirdi. O yıl Kennet Andersson, Rapaiç, Revivo, Yusuf, Rüştü, Abdullah gibi isimlerle gelen şampiyonluktan sonra Yıldırım yoluna hızla devam edecekti. Fenerbahçe’yi şampiyon yapan ilk Türk teknik adam Mustafa Denizli’yse yarım sezon sonra gözden düşecekti…

Yıldırım, Fenerbahçe Stadı’nın her şeyini değiştirdi, 55 bin kişilik Şükrü Saracoğlu Stadı doğdu. Başkan, ekonomik olarak çok güçlü bir Fenerbahçe yaratırken üç şampiyonluk daha kazandı. 2000’lere damgasını vuran Christoph Daum’un Fenerbahçe’sinde başroller Alex de Souza, Pierre Van Hooijdonk, Aurelio, Deivid, Semih ve Tuncay’ındı. Daum sonrası Brezilyalı bir başka efsane Artur Zico da Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final görerek kulüp tarihine geçiyordu.

Galatasaray’sa 1980’lerde yakaladığı, 90’larda da zirveye çıkarttığı istikrarı bir kenara bırakmıştı. Terim sonrası takımın başına Mircea Lucescu gelmiş, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final ve bir şampiyonluk başarısına rağmen takımdan gönderilmişti. Eric Gerets’le gelen mucizevi bir şampiyonluğu iki yıl sonra bu kez teknik direktörsüz kazanılan bir başkası izlemişti. Hakan Şükür Türkiye’ye dönüp, Metin Oktay’ın ligde atılan en çok gol rekorunu kırmış, Ümit Karan, Jardel, Mondragon, Emre Aşık, Ergün, Ayhan ve  Arda Turan takımın 2000’lerdeki yüzü olmuştu.

Biri bir lisenin sıralarında, diğeri bir semtin ara sokaklarında kuruldu. Ele ele verdiler, büyüdüler, önce dost, sonra rakip oldular. Şampiyonluklar, yıldız futbolcular, tribünler, kupalar için kapıştılar; gün geldi taraftarlar onlar için kavgalar ettiler. Biri büyüdükçe diğeri ona yetişmek için çalıştı ve daha da büyüdü. Arkalarında dört yüze yakın derbi bıraktılar ve biliyoruz ki bu sayı binleri bile bulacak. Dostlukları da rekabetleri hiçbir zaman bitmeyecek.

1950 derbi hatırası: Yağmurlu ve çamurlu bir gün, iki kaleci yan yana. Şükrü Ersoy 19, Turgay Şeren 18yaşında!

ZAMAN TÜNELİ
İki ezeli rakibin asırlık rekabetinin satır başları

Mayıs 1913
Derbide yarım kalan ilk maç.  Sebep bitime 10 dk. kala gelen gole F.Bahçe’nin itirazıydı.

Mart 1916 
10 ay önce iptal edilen maçın kalan 35 dk’sı oynandı. G.Saray’ın attığı 1 golle maç 2-2 sonuçlandı.

Nisan 1918
Hükmen ilk yenilgi, G.Saray lisanssız Alman oyuncu oynatınca geldi.

Haziran 1923
F.Bahçe’nin attığı golün faul olduğunu iddia eden Galatasaray takımı sahayı terk etti.

Ağustos 1924
Son dakikada çalınan penaltı maçı tatil ettirdi. G.Saray penaltıyı 4 gün sonra boş kaleye attı.

Mayıs 1927
Kavgayla yarım kalan bir maç daha! Skor 1-1 olduğu sırada tatil edilen maçın devamında da beraberlik bozulmadı.

Haziran 1932
Fenerbahçe’nin Kuşdili lokalindeki bütün belgeler ve kupalar çıkan yangınla iki saat içinde kül oldu.

Nisan 1938
Milli Küme maçlarına çıkmayan ve Federasyon tarafından ihraç edilen Fenerbahçe hükmen mağlup sayıldı.

Ekim 1939
Cumhuriyet Bayramı Kupası maçı adı altında oynanan karşılaşma, 65. dakikada çıkan olaylar nedeniyle yarıda kaldı.

Eylül 1942 
Galatasaray, stat hasılatından pay alamayınca ligden çekildiğini açıkladı ve hükmen mağlup sayıldı.

Ağustos 1954 
Sonucun şampiyonluğa etki etmeyeceği öne sürülerek, maç Federasyon tarafından oynatılmadı.

Haziran 1959
Profesyonel lig tarihinde finalin ilk maçı. Metin Oktay’ın ağları delen golü ile Galatasaray maçı 1-0’lık üstünlükle kazandı.

Haziran 1959 
Ağları delen golden 4 gün sonra oynanan rövanşta Fenerbahçe rakibine4-0’lık üstünlük sağladı ve Türkiye Ligi’nin ilk şampiyonu oldu.

Aralık 1972
G.Saray’ın İngiliz hocası Brian Birch ile F.Bahçe’nin Brezilyalı hocası Didi’nin ilk karşılaşması berabere bitti.

Haziran 1983
Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan ve 4-4 sonuçlanan maç, profesyonel lig tarihine iki takımın oynadıkları en gollü derbi olarak geçti.

Ağustos 1991
Tanju Çolak transferinden sonra Galatasaray’a karşı ilk kez forma giydi. Attığı gole karşın maçı Galatasaray 2-1 kazandı.

Şubat 2002
Hakem Ali Aydın’ın yönettiği maçta 4 kırmızı, 5 sarı kart çıktı. Maçı yedi kişi tamamlayan G.Saray 1-0 kaybetti.

Kasım 2002
Fenerbahçe ezeli rakibini 6-0 gibi flaş bir skorla mağlup etmeyi başardı.

Şubat 2008
Fortis Türkiye Kupası çeyrek final maçında hakem Cüneyt Çakır, iki takımın maçında 4 kırmızı 12 de sarı kart göstererek bir rekora imza attı.

Nisan 2009
Arda, Semih, Lugano ve Emre Aşık; hakem Fırat Aydınus tarafından kırmızı kart ile cezalandırıldı.

Mayıs 2012
Galatasaray, Kadıköy’de şampiyonluk kupasını aldı.

Yazı Erdem Kabadayı

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply