Fenerbahçe – Galatasaray maçını yazarlar değerlendirdi

Berabere sona eren Fenerbahçe – Galatasaray karşılaşmasının ardından yazarlar, karşılaşmayı mercek altına aldı

Kadıköy tılsımı Vol. 585328 – (Ali Ece) Fanatik

Derbinin ilk 30 dakikasında modern futbol hariç her şeyi izledik. Ali Palabıyık’ın maçı yönetmek yerine idare etmeyi tercih etmesi de buna sebep oldu. Misal hakem Collina olsa Hasan Ali’nin pozisyonunda ya direkt kırmızı çıkartır ya da hiç faul vermez! Bu pozisyonda bile VAR’a ‘sığınmak’ maç yönetmek ile maçı idare etmek arasındaki en çarpıcı fark. Palabıyık ve ilk yarı derbi kalitesinde değildi. Feghouli’nin asisti ve Dirar’ın sol beke geçip verdiği katkı gerçek derbi klasındaydı. Üç aydır haklı olarak tartışılan Elmas’ın goldeki top kontrolü ve sonrasındaki vuruş kalitesi tartışılmaz. Harun, yediği gol dahil hava toplarında güven vermemeye devam etti, bu konuda ekstra çalışmalı.

Gecenin sorusu?

VAR olmasaydı, Hasan Ali’nin bariz gol pozisyonunda son adamken faul yaptığına kanaat getiren Palabıyık sarı kart gösterme çelişkisine imza atacaktı, farkında mısınız?

Maçın starı

Linnes ve Dirar sahanın en iyileriydi. İkisi de takımlarının jeneratörleriymiş gibi sürekli enerji sağladılar.

Maçın olayı!

Fenerbahçe’nin bu kadar uzun süre 10 kişi oynamasına rağmen Galatasaray’ın Kadıköyde yine kazanamaması.

Kısa mesaj

Maç sonunda soyunma odasında bazı Galatasaray forması giyen oyuncuların yerinde olmak yerine dişçide kanal tedavisini tercih ederim!

Sonuçsuz baskı – (Mehmet Demirkol) Fanatik

Galatasaray, savunmasının merkezindeki 2 oyuncunun eksikliğini en çok Fenerbahçe eksik kalmışken, oyuna tam hakimken hissetti. Çünkü Luyindama ve Marcao’nun takıma olumlu etkisi, savunma yönündeki performanslarından daha çok oyun kurulumunda… Daha önemlisi takım rakip alana yerleşmişken takımın boyunu kısaltma ve akın sürekliliğine yaptıkları yaratıcı katkıda. Bu 2 oyuncu yokken Galatasaray’ın oyunu ligin ilk yarısınında gerisine düştü. Topa rakip eksikken yüzde 70’lere yakın sahip oldular. Ancak Terim’in araya sarkacak Emre, Mitro, Sinan’ı oyun almasına rağmen oraya topu atacak baskıyı efektif akınlara çevirecek kaynağı bulamadılar. Yani muhtemel akının sonu sahadaydı ama başını kuramadılar. Fenerbahçe’nin maç başı planını anlayamadan eksik kalmaları sonucu Moses’ın sağ beke çekilmesi beklenmedik bir gol getirdi. Sahanın en yürekli oyuncusunun golüyle de maç berabere bitti.

Gecenin sorusu

Fenerbahçe’nin golü öncesi Dirar’ın Feghouli’ye yaptığı harekette topa müdahele yok. Peki ayağa basma yok mu?

Maçın starı

Onyekuru’nun kafa golü attığı ve takımının en sakin oyuncusu olduğu maçta Galatasaray adına yıldız o. Fenerbahçe’nin eksik kaldığı oyunda soğukkanlı futboluyla, harcadığı enerji ve attığı golle Eljif, ev sahibinin ekstra oyuncusu oldu.

Maçın olayı

Ali Palabıyık yetenekli bir hakem olarak kendisini gösterdi. Ama çok düşünüyor. Hakemlik çok düşünülerek yapılacak bir meslek değil. Tıpkı gazetecilik gibi. İnce eleyip sık dokuyup fazla düşünmeden hızlı kararlar vermeniz gereken bir zanaat.

Kısa mesaj

Takımın 10 numarası, oyunu yönlendiren soğukkanlısı olmalı. Belhanda’nın hak ettiği değeri bulamamasına rağmen dünkü performansının yeterli olmaktan çok uzak olduğunu söyleyebilirim. Eğer rakip eksikken 10 numara sahadan alınıyorsa sorunu kendisinde aramalı.

Mücadele:1 – Kalite:1 – (Uğur Meleke) Hürriyet

Fenerbahçe için sezonun özeti: Kan, ter, gözyaşı…
Fenerbahçe, bu sezonki kadro kalitesiyle Galatasaray’ın çok altında. Sarı lacivertliler 47 dakika 10 kişi kalsa da mücadelesiyle 1 puanı kurtardı.

G.Saray, bu maçı oynamaya önceki hafta Malatya önünde başladı aslında. Ligin devre arasında 10 milyon euroluk bir santrfor aldılar ve onu kullanabilecek taktiği geliştirmekte uzunca bir süre güçlük çektiler. Ocak’tan itibaren yerden paslarla rakip ceza alanına doğru mesafe kat eden, örerek hücum eden bir görüntü içindeydiler. Ankaragücü’nü, Antalya’yı, Trabzon’u da bu tarz yerden pas serisi içeren gollerle geçmişlerdi. Ama bir terslik vardı, o da 1,93’lük diagne, bu oyuna giremiyordu. Malatya maçıyla beraber G.Saray anlayış değiştirdi, oyunu daha fazla taç çizgilerine genişleten ve sıkça kenar ortası yapan bir takıma dönüştü. Malatya’yı böyle geçtiler. F.Bahçe’ye karşı da ana planları buydu. İlk devrede bir Mariano ortasıyla gole yaklaştılar, sayıyı ikinci devrede bir Feghouli ortasıyla buldular. Ancak geçen haftaki Malatya maçına göre daha verimsiz bir ilk yarı oynamalarının sebebi, bence emre akbaba’nın kulübede oturtulmasıydı. emre, geçen hafta ceza alanına bolca ikinci santrfor koşusu yapmış, diagne’yi de oyuna katmıştı. Belhanda bunları yapmadı ve 45 dakika kaybettirdi takımına. F.Bahçe’ninse oyuncu kalitesi kısıtlı. Türk spor medyası, transfermarkt verilerine gereğinden fazla anlam yüklüyor; sürekli F.Bahçe’nin 90 milyon Euro değerinde kaliteli bir kadrosu olduğunu yazıyorlar. Hayır, bu doğru değil. O 90 milyonun 10’u Slimani, 9’u Ayew! O rakamın içinde Benzia’sı var, Tolgay’yı var, bir sürü yanıltıcı oyuncu var. F.Bahçe’nin bu yıl kadro kalitesi G.Saray’ın çok çok altında bence. O yüzden de fiziksel savaş için çıkmışlar sahaya. Zajc’ın yerine eljif tercihi de bu savaşı yapmaya çok uygundu. Amaç G.Saray çıkarken bir iki top kazanıp fırsat yakalamak, yani pragmatik oynamaktı. Bunu başardılar. Şu kadro kalitesiyle, üstelik 47 dakikayı da 10 kişi oynadıklarını düşünürsek, beraberlik sarı lacivertliler için iyi sonuç. F.Bahçe bu yıl ligde tam 19’uncu kez 1-0 geriye düştü. Beşinci kez de bir maçta ilk kırmızı kartı gördü. Geriden gelmek, eksik kalıp savaşmak, kan-ter-gözyaşı, bu sezonun özeti gibi Fenerbahçe için…

Maçın şanssızı

Hasan Ali, zaten son idmanı tamamlayamamıştı, yani ilk 11’de çıkması bir tür fedakarlıktı. Üstelik diagne’yle koşuya başladıkları anda rakibinin ofsayt olduğunu düşünüyordu ama savunma hattını kaybeden arkadaşı Serdar’ın yaktığını bilmiyordu onu. Dün çok şanssızdı Hasan…

Maçın hamlesi

Hasan Ali kırmızı kartı gördükten sonra ersun Yanal, pekala önden bir oyuncu çıkararak ismail’i sokabilir, savunmada risk almayabilirdi. Ama o Moses’ı sağ, dirar’ı sol beke çekerek cesur bir hamle yaptı ve 1-0’dan geriye dönebilmelerinin de fitilini ateşlemiş oldu bilmeden.

Bir Serdar Aziz hikayesi

Serdar aralık’ta bir hata yaptı. Ama pişman oldu ve kalmak istedi. Terim onu göndermeyi tercih etti. Kalsaydı, Galatasaray’ın üçüncü stoperi olacak ve bu maça sarı-kırmızılılarla 11’de çıkacaktı. Fenerbahçe’ye gitti, yine üçüncü stoper rolünü aldı ve dün sarı-lacivertlilerin 11’indeydi. Enteresan bir hikaye gerçekten.

Maçın hayal kırıklığı

Belhanda geçen hafta Malatya önünde Fernando’ya eşlik etmiş, ikinci ön libero rolü oynamıştı. Oyun kurmada da büyük katkı yapmıştı takımına. Dün alışık olduğu rolde, on numarada başladı. Ama enteresandır etkisizdi bu kez. İlk 12 topla buluşmasının 7’sini rakibe verdi.

Maçın karesi

64’te Skrtel’in talihsiz düşüşü sonrası iki ayrı kulüp için çalışan dört doktorun deparı, maçın karesiydi bence. Oraya ilk yetişen doktor hemen futbolcuları dağıttı, Skrtel’i yan çevirdi ve o kritik saniyeleri kazandırdı arkadan gelen meslektaşına. Ders gibiydi o koşu.

Koç ve Cengiz’e kırgınım

Yine bahardı. Yine tam F.Bahçe-G.Saray derbisi haftasıydı. Yine derbinin ilk ayağı kavgalı geçmiş, kırmızı kartlar havada uçuşmuştu. Tam rövanş da çok gergin geçecek diye endişelenirken Özhan Abi’yi kaybettik. Hayatını centilmenliğe adayan o harika adam, vefatıyla bile hizmet etti ülkeye. F.Bahçe taraftarı o maç öncesi Canaydın’ı alkışladı ve tertemiz bir derbi oynandı 2010 baharında. Aradan 9 yıl geçti. Aynen
Özhan Abi gibi Can Abi de şu fani dünyaya veda ederken bile insanlığa hizmet etti, ebedi yolculuk saati olarak derbi öncesini seçti. Can Bartu’ya bir saygı duruşu olarak pekala bu derbiye kaptanlar rakip formalarla çıkabilirlerdi. Muazzam bir kare olurdu bu. Ama olmadı. Yapılmadı. Neden yapılmadı anlamıyorum. Koç ve Cengiz’e bir sporsever olarak kırgınım, bu seremoniye önayak olmadıkları için.

Maçın adamı: Eljif.

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş