Fernando Muslera’dan mutlusu yok!

Fernando Muslera'dan mutlusu yok!

Taffarel’in Galatasaray’daki görevinden ayrılmasından sonra 7 yıllık kulüp kariyerinin en kötü dönemini geçiren Fernando Muslera’dan mutlusu yok!

Fatih Terim’in Galatasaray’a dönmesinden hemen sonra geri dönmesi için çağrıda bulunduğu Taffarel, İstanbul’daki düzenine dönmek için hazırlıklarını tamamladı. Galatasaray’ı çalıştırdığı son dönemde birlikte Taffarel’den önce Terim, ekibine Levent Şahin’i katılmıştı. Sarı kırmızılılar sezonun ikinci devresi için Antalya’da yapacakları kampta buluştuklarında Galatasaraylı eski kaleci Taffarel de ekibe dahil olacak. Takım, Antalya kampına 7 ocak tarihinde başlayacak. Fatih Terim‘in teklifini kabul etmeden önce Brezilya Milli Takımı’nın kaleci antrenörlüğü görevini üstlenen Taffarel’in eski takım arkadaşına bir de şartı bulunuyor: Mevcut görevini Galatasaray’daki göreviyle birlikte sürdürmek. Bu gelişmeye Galatasaray’da en çok sevinen isim şüphesiz Fernando Muslera oldu. Uruguaylı kaleci ile hocası, birbirlerini daha önce şu sözlerle anlatmıştı:

Fernando Muslera'dan mutlusu yok!

Fernando Muslera ve Taffarel takımın en iyi arkadaşları

“Taffarel önce gelir, ondan sonra diğer isimler söylenebilir!”

Muslera’nın da sizin gibi her şartta pozitif olduğunu söylemiştiniz? Bu konuda hanginiz daha dayanıklısınız?
Taffarel: Ben daha dayanıklıyım çünkü ondan daha fazla tecrübem var. Nando düdük çaldığı anda tek başına kalıyor ve bütün stres onda toplanıyor. Zaten kaleci olmak kendi başına bir stres kaynağı. Hiçbir hatanızın affı yok. Onun dışında ikimiz de hareketli, eğlenceli insanlarız. Ben şaka yapmayı çok severim, herkesle sürekli konuşurum, hatta konuşmadan duramam. Güney Amerikalıların neredeyse tamamı böyledir.

Muslera’nın sizden üstün olduğunu düşündüğünüz bir yeteneği, özelliği var mı?
Taffarel: Benim zamanımda oynanan futbolla şimdi oynanan çok farklı, bu yüzden kıyaslama yapmak zor. Futbol artık daha hızlı oynanıyor. Ayak tekniklerinin çok gelişmiş olması Güney Amerikalı kalecilerin bir özelliğidir. Muslera da öyle ama bu konuda ondan üstün olduğumu düşünüyorum.

Şu an hâlâ kalecilik yapıyor olsaydınız birinci kaleci siz mi olurdunuz, yoksa Muslera mı?
Taffarel: İstatistiklere bakıldığında Taffarel önce gelir, ondan sonra diğer isimler söylenebilir! Muslera, Mondragon… Şaka bir yana, Muslera’yla aynı dönemin kalecileri olsak aramızda sıkı bir rekabet olurdu çünkü çok kaliteli bir kaleci. Teknik anlamda da çok iyi.

“Yıllardan beri uğraşıyoruz ama şu konuda hâlâ çok çalışmamız gerekiyor” dediğiniz bir şey var mı?
Taffarel: Kaleciler için her zaman en önemli konu zamanlamadır. Bunun için antrenmanlarda ne kadar çalışırsanız çalışın yeterli olmaz. Bu yüzden Muslera da dahil tüm kaleciler için en zor iş budur.

Büyük takımlarda yedek kaleci olmak için hangi özelliklere sahip olmak gerekiyor?
Taffarel: Muslera gibi kalecilerden sıra almayı beklemek kolay değil. Bu durumda özellikle antrenmanlarda takım arkadaşlarınıza güven vermeniz gerekiyor. Hazırlık maçlarında ve Türkiye Kupası maçlarında fırsatları iyi değerlendirmelisiniz ki birinci kaleci olmadığında kimse paniklemesin.

Siz olsanız Galatasaray gibi bir takımda, güçlü bir kalecinin arkasında beklemeyi mi yoksa oynayabileceğiniz bir takıma gitmeyi mi tercih ederdiniz?
Taffarel: Ben oynamaya 18 yaşımda başlamıştım. O yaşlarda tecrübe eksikliğim kadar özgüvenim de vardı. Mesela yedek kalecilerimizden Eray İşcan’ın tecrübe kazanması çok önemli çünkü üst düzey bir kaleciyle rekabet halinde. Kaleciler biraz daha geç olgunlaşsa da futbolcular için böyle bir durum söz konusu değil. Türkiye’de bu konuda şöyle yanlış bir algı var: 24 yaşında bir futbolcu genç sayılıyor. Örneğin; Brezilya’da 18 yaşındaki bir futbolcuya bütün sorumlulukları vermekten kaçınmazlar.

Her fırsatta kalecilerin futbolculardan daha fazla çalışması gerektiğini söylüyorsunuz. Muslera’nın buna isyan ettiği oluyor mu?
Taffarel: 
Genellikle maçlardan sonraki gün izinli oluyoruz, onu ilk çalışmamızda çok zorlamam ama sonraki günlerde çok ağır çalışıyoruz. Yine de Nando’nun bir şeyden şikayet ettiğini görmedim. Her çalışmamızda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Ben de kaleciyken onun gibiydim.

Onunla kulüp dışında da birbirinizden ayrılmıyorsunuz. Antrenmanlarda çalışırken birbirinizden sıkılmıyor musunuz?
Taffarel: Aslında tam tersi, birlikte vakit geçirdikçe bir aile gibi oluyoruz. Nando’yla saha dışında da birlikte olmayı seviyorum çünkü çok eğleniyoruz. Onu tanıdığım için mutluyum.

Fernando Muslera'dan mutlusu yok!

Tafftarel, Fatih Terim’le son döneminde birlikteydi

Galatasaraylılık sizin için tam olarak ne ifade ediyor?
Taffarel: Galatasaray benim ikinci evim. Çok uzun zamandır buradayım. Brezilya’da International kulübünde altı sene geçirdim, Galatasaray’da bulunduğum süre oradan daha fazla. Bu yüzden Galatasaray hayatımın çok önemli bir kısmını kaplıyor, burada çok özel zamanlar geçirdim.

Galatasaray’a gelmeden önce her kalecinin yaşamak isteyeceği şeyleri yaşamıştınız. Bunların devamının Türkiye’de geleceğine inanır mıydınız?
Taffarel: Öyle bir düşüncem yoktu çünkü çok fazla geleceği düşünen ve plan yapan biri değilim, günlük yaşamayı tercih ederim.

Taffarel’in kameralar karşısındaki rahatlığı bizleri şaşırtmıyor; zira fotoğrafçımız daha vermesini istediği pozu göstermeden rolüne bürünüyor bile! Teknik ekipten birini bu kadar keyifli görmek, sabahki endişelerimizi biraz olsun azaltıyor. Yine de tedbiri elden bırakmamak gerek çünkü bir sonraki konuğumuzun nasıl bir ruh hali içinde olacağını kestirmek kolay değil.
Taffarel üzerini değiştirmek için kapıya yöneldiğinde bir gürültü kopuyor. Şaşkınlık içinde neler olup bittiğini anlamaya çalışırken Brezilyalı’nın misafirimizle sarmaş dolaş olduğunu görüyoruz. Meğer kapının arkasına saklanıp ona ufak bir şaka yapmış!

Aramıza katılan, Galatasaray’ın 1 numarası Fernando Muslera; Taffarel’in bir kopyası! Kalecilikleri konusunda sabaha kadar tartışıp hangisinin daha iyi olduğuna dair onlarca argüman üretebilirsiniz ancak karakterlerinin bu kadar benzeşmesi inanılır gibi değil! Taffarel konuşuyor, Muslera dinliyor; söz Muslera’ya geçtiğinde de Taffarel pürdikkat kesiliyor. Karşımızdakilerin ruh ikizi olduğu ortada. Brezilyalı’nın esprilerine Uruguaylı kahkaha atıyor; Uruguaylı’nın şakalarına Brezilyalı katılarak gülüyor.

Tabii aralarında ateşli bir rekabet de söz konusu ama yeşil sahada değil, masa tenisinde! “En büyük rakibim Taffarel” diyor Muslera, kendisine bu oyun odasında en çok neyle vakit geçirdiğini sorduğumuzda masa tenisi masasını işaret ettikten sonra. Hemen ekliyor: “Ama takımın en iyisi benim!”

Fernando Muslera'dan mutlusu yok!

Fernando Muslera, 7 yılın en kötü performansını sergiledi

“En az hatayı yapan mutlu sona ulaşacak”

Taffarel’i ilk ne zaman izledin? Dünya Kupası’nı kazanırken ona mı odaklanmıştın?
Muslera: İlk olarak 1995 Copa America’da izlemiştim. Final maçı Uruguay ile Brezilya arasındaydı. Penaltılarda kazanan biz olmuştuk.

O zaman kalecilik hayallerin var mıydı? Maçtan çok ona mı odaklanmıştın?
Dokuz yaşımdaydım, o zaman kaleci olmak gibi bir düşüncem yoktu. Maç da çok heyecanlı olduğu için Tafo’yla ilgili pek bir şey hatırlamıyorum.

Onunla çalışmaya başladığında ilk sorduğun soru ne oldu?
Muslera: 
Taffarel bütün dünya için büyük bir kaleci olabilir ama Güney Amerikalılar için bundan çok daha fazlası. Kazandığı Dünya Kupası ve diğer sayısız kupanın hepsi aklımızda. O benim Galatasaray’a geliş sebebim. Onunla çalışabilme düşüncesi beni çok heyecanlandırmıştı. 1995’teki o maçta Uruguay’dan bir frikik golü yemişti. Ona ilk sorum “Neden hiç hareket edemedin?” oldu. Orada frikik kullanıldığında sadece birkaç adım atıp topun ağlara gidişine bakmıştı. Zaten onu tanıdığımda istediğim gibi davranabileceğimi anlamıştım. Teknik anlamda sorduğum ilk soru da ayaklarıyla ilgiliydi. Topu nereye isterse oraya atabiliyor. Ben de onun gibi olmak istediğimi söyledim. Bunun için beni çok sıkı çalıştırıyor.

Taffarel seni çalıştırmak için saatte 140 km hıza kadar ulaşabilen, falsolu atışlar yapan bir şut makinesi getirmiş…
Muslera: 
O makine umrumda bile değildi çünkü Tafo ondan daha iyi şut çekiyor, açıklarımı makineden daha iyi yakalıyor. Gerçekten şiddetli şutları var. Haftada bir gün kuvvete yönelik antrenman yapıyoruz ve o antrenmanlardan sonra eve zor gidiyorum. Yine de şikayetçi değilim, beni çalıştıran Tafo sonuçta!

Fernando Muslera'dan mutlusu yok!

Muslera, milli takımının da kalesinde

Tatillerde de çalışman, kendine dikkat etmen konusunda seni taciz ediyor mu?
Muslera: 
Karışmadığı gibi bana kendisi yemekler hazırlıyor. Evinde mangal yapıp, eşine yemekler hazırlatıp bizi çağırır. Benim de kendime dikkat ettiğimi bildiği için hiçbir şeye karışmaz. Galatasaray’ın oyuncusu olmak böyle bir sorumluluk getiriyor; her hafta sonu bir final maçı için hazır olmak zorundayım.

Röportajdan önce Taffarel kapının arkasına saklanıp seni korkutmaya çalıştığında ben senden çok korktum. Bu şakalara alıştın mı?
Muslera: 
Onu gördüğüm anda kendimi hazırlıyorum çünkü her gün buna benzer şeyler yapar. Galatasaray TV’nin en büyük eğlence malzemesi biziz. Orada eski görüntülerini de izliyorum, hiç değişmemiş!

Bir maçta top Selçuk İnan’a çarpıp gol olduğunda sana nasıl tepki verdiler?
Muslera: 
Selçuk’la konuştuğumuzda bir sıkıntı yoktu çünkü bir tane bana attı, bir tane de rakibe ve denge kurmuş oldu; sonra da üstünde durmadı ama Taffarel’den bu konuyla ilgili çok çektim! Takımdakilere “Bundan sonra top Muslera’dayken yarınız sola, yarınız da sağa geçeceksiniz ki Nando rahat rahat topa vursun!” demeye başladı. Bunu yapmadıkları her an risk alıyorlarmış!

Röportaj Hilal Gülyurt      FourFourTwo Arşiv

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply