Futbol tarihinin en iyi anlaşan oyuncuları serisi – 1

2000’ler öncesinde, futbol tarihinin en iyi birlikteliklerini yakalamış oyuncularını derledik!

2000’ler öncesi futbol tarihinin en iyi birliktelikleri

“KUTSAL ÜÇLÜ” Best, Charlton, Law Manchester United, 1963-73

Manchester United’ın Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanan ilk İngiliz takımı olmasından yaklaşık 40 yıl sonra Old Trafford’un dışına George Best, Bobby Charlton ve Denis Law üçlüsünün heykeli dikildi. Bu üç oyuncu, United formasıyla toplam 665 gol attı ve her biri 1964 ile 1968 arasında Avrupa’da Yılın Futbolcusu seçildi. Best takımın kurnaz ve dahi çocuğu, Law soğukkanlı bitiricisi, Charlton ise güvenilir, zeki ve sert şutlar çekebilen oyuncusuydu. Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Benfica ile oynanan maçta Law sakatlığı sebebiyle yer almasa da Best ile Charlton, İngiliz ekibinin dört golünden üçünün altına imza atmıştı. Birlikte oynadıkları 10 yılda bir FA Cup ve iki lig şampiyonluğu kazandılar.

“GRE-NO-LI” Gren, Nordahl, Liedholm Milan ve İsveç, 1948-53

İsveç Milli Takımı’nın 1948 Londra Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmasıyla dünya futbol vitrinine çıkan bu üç oyuncunun isimleri, ilk başta kulağa yiyecek markası gibi gelmişti. Gunnar Gren sağ kanatta gösterdiği etkili performansla 1949 yılında Milan’a transfer oldu ve yüksek top tekniği sayesinde “Profesör” lakabını aldı. Alışılandan farklı bir forvet olan Gunnar Nordahl ise yaklaşık sekiz aydır İtalyan ekibinde forma giyiyordu. Milan tarihinin en çok gol atan oyuncusu olan İsveçli, Serie A’da da maç başına 0,77 gol ortalamasıyla bu alanda ikinci sırada yer alıyor. Fiziksel özellikleri ve pas yeteneğiyle ön plana çıkan Nils Liedholm’un pas yüzdesi o kadar yüksekti ki 1951’de iç sahada oynanan bir maçta yaptığı bir pas hatası sonrası bütün tribün beş dakika boyunca onu ayakta alkışladı. Bu üçlü 1951’de lig şampiyonluğu kazandı. Gren’in ayrılmasından sonra ise Liedholm ile Nordahl 1955’e kadar aynı takımda oynamaya devam etti.

“BÜYÜLÜ DÖRTLÜ” Cerezo, Falcao, Socrates, Zico Brezilya 1982

Aynı Dünya Kupası’nda Fransa “Sihirli Kare”ye sahipken Brezilya’nın da “Sihirli Dörtlü”sü vardı. Aslında teknik direktör Tele Santana, bu dörtlüden sadece üçünü kullanmayı planlıyordu fakat Toninho Cerezo’nun cezalı olduğu açılış maçında yerine oynayan Falcao’nun performansı sonrası, ilerleyen maçlarda hepsini aynı anda kullanmayı tercih etti. Böylece Brezilya; Falcao ile Cerezo gibi iki yaratıcı forvet ve Zico ile Socrates gibi iki yetenekli orta saha oyuncusuna sahip olmuştu. Grup maçlarında olağanüstü performanslar sergileyen bu dörtlü, ikinci tur grup müsabakalarında İtalya’ya boyun eğmekten kurtulamadı. Böyle olunca bu Brezilya, Dünya Kupası’nı kazanamamış en iyi takım olarak futbol tarihine adını yazdırdı.

“SİHİRLİ KARE” Platini, Tigana, Giresse, Fernandez Fransa 1980-86

Fransa 1980’lerin başında Michel Platini, Jean Tigana ve Alan Giresse gibi dünya çapında üç yaratıcı orta saha oyuncusuna sahipti. Bu isimlere bir de yorulmak nedir bilmeyen Jean Fernandez eklenince ortaya futbol tarihinin en iyi orta sahalarından biri çıktı. 1982 Dünya Kupası’nda yarı finalde Almanya’ya elenen Horozlar, dört yıl sonraki turnuvada da aynı rakibe takıldılar. Bu iki turnuva arasında düzenlenen 1984 Avrupa Şampiyonası’nda ise mutlu sona ulaştılar. “Bizimkisi sihirli bir birliktelikti çünkü aramızda müthiş bir uyum vardı” diyor Fernandez. “Hepimiz sahada ne yapmamız gerektiğini biliyorduk. Ben Platini’nin işine karışmıyordum, o da benimkine… Herkes kendi işini yapmaya çalışıyordu ama Platini’nin bana, benim Tigana’ya, Tigana’nın Giresse’e ve Giresse’in Platini’ye ihtiyacı vardı.”

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş