Galatasaray-Başakşehir maçı yorumları

Lideri belirleyen Galatasaray-Başakşehir maçının ardından yorumcular, oynanan maçı değerlendirdi

Ali Ece

Gençlerbirliği karşısındaki kötü performanstan sonra Fatih Terim’in kadro değişikliğine gitmesi kaçınılmazdı. Lakin Ankara’da sahanın en kötüsü Belhanda yine 11’de başladı. Başakşehir’de ise Mossoro ve Napoleoni yokken Abdullah avcı mecburen Arda’yı santrfor arkasında başlattı. Arda hem duygusal hem de fizik kondisyon handikabından dolayı Mossoro’yu mumla arattı. Emre ise yıllardır alıştığı protestolardan fazla etkilenmeyip ilk yarıda Galatasaray’ın baskısını etkisizleştirdi. Galatasaray sadece ilk 10 dakika Terim’in hedeflediği baskıyı kurabildi. Gerisi gelmedi. 2. yarıda iki 10 numaradan bekleneni sağ bek Mariano yaptı: Kat etti, rakip savunma dengesini bozan bir verkaçtan sonra soluyla 10 numara bir gol attı! Nagatomo ise belki Roberto Carlos değil ama uzun yıllardır Visca’yı Türkiye’de bu kadar etkisizleştiren ilk sol bek oldu.

Mehmet Demirkol

Bu Galatasaray’ın en güzel iç saha oyunlarından biri değildi. Ancak en iyi planlanmış olanlarının başında geliyordu. Öte yandan Başakşehir’in bu sezonki en kötü maçlarından biri hatta birincisiydi. O kadar ki neyi planladıklarını anlamak dahi zordu. Galatasaray orta sahada mükemmel bir presle Arda ve Emre’ye nefes aldırmadı. Akın yönünü çok hızlı değiştirip Elia ve Visca’yı demarke topla buluşturmayı iyi bilen Başakşehir’e bu yönde çok ama çok az fırsat tanıdılar. Başakşehir, Adebayor’un bildik oyunu dışında bilinenin çok dışında kaldı. 50’de Emre’nin dalıp vurduğu şut ceza sahasına ekstra adam sokabildikleri ilk pozisyondu. Terim Maicon’u dışarıda bırakarak takım boyunu kısa tuttu. Nagatomo’yu doğru görevlendirerek Visca’yı kontrol etti. Kağıt üzerinde oldukça riskli bir tercih olan Donk’la da, Arda ve Emre üzerinde hem fizik hem psikolojik baskı kurdu. İkisi de çok kötüydü

Uğur Meleke

Dünkü galibiyeti muhteşem Mariano’ya, ya da Denayer-Donk’a, belki de maçın en hareketlisi Rodrigues’e yazabilirsiniz ama ben payın büyüğünü Fatih Terim’e veririm. Abdullah Avcı önlem almayı, Fatih Terim önlem aldırmayı seçti dün gece… Avcı korumayı, Terim saldırmayı; Avcı bozmayı, Terim yapmayı hedefledi. Sezonun sonunda kim kazanır bilmek güç, ama dünün kazananının Terim olduğunu söyleyebiliriz kesinlikle.

Şansal Büyüka

Ne goldü öyle… Gerçekten ne goldü öyle… Nasıl tanımlasak acaba… ”Süper“ desek az, “mükemmel“ desek yeter mi… Göz kamaştıran olağanüstü bir goldü… Mariano’nun maçın ve belki de şampiyonluk yarışının kaderini değiştirecek bu golünü, FIFA şimdiden “yılın golü“ adayları için bir kenara yazsın… Mariano’nun kendi sahasından hızla çıkıp gelişi, önünü açışı, içeriye kaçışı ve sol ayağı ile topu doksana takışı kolay unutulmaz… Aslantepe tarihi yazılırken elbette çok gol yazılır ama bu gol başka türlü yazılır…

Rıdvan Dilmen

Galatasaray içeride 43 puan, deplasmanda 17 puan toplamış. Sarı-kırmızılı takım kendi evinde, şampiyonluk yarışındaki rakiplerinden Fenerbahçe’den 15 puan, Beşiktaş’tan ise 7 puan fazla almış. Burada aslan payını taraftara veriyorum. Fatih Terim ile Tudor arasındaki en önemli fark; Fatih hocanın taraftar ile olan enerjisidir. Tudor döneminde Galatasaray, ilk yarıda deplasmanda bir maç kaybetmişti ve çok büyük protesto edilmişti. Geçen hafta G.Birliği deplasmanında çok berbat oynayan Galatasaray liderliği kaybetmişti ama meşalelerle karşılandı. Bu tamamen Fatih Terim farkıdır.
Türkiye’de 6 şampiyonluk ve Avrupa başarısı olan bir teknik adamın kredisi vardır. Ancak Fatih hoca da olsa Tudor da olsa Galatasaray’ın deplasmandaki geleneği devam ediyor.

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply