Galatasaray ve TFF’nin istediği isim: Mircea Lucescu

Galatasaray’da Tudor’un üzerinde bir üst akıl olarak getirilmek istenen, Fatih Terim’in istifasından sonra adı A Milli Takım ile de anılan Lucescu, Türk futbolu hakkında neler düşüncelerini kendisinden öğrenin! 

  • “İnsanların benim kalitemden neden şüphe duyduklarını anlamıyorum. Galatasaray’la Avrupa Süper Kupası’nı kazandım, ligde şampiyon oldum. Ayrıca Galatasaray’daki ilk sezonumda şampiyonluğu çok zor bir durumda kaybettik. Hatalı kararlar yüzünden şampiyonluklar kaçırdık. Belki daha iyi olabilirdi ama Türkiye’de iyi iş yaptığımı düşünüyorum.”
  • “Türkiye’de savunma takımı kurduğum doğru değil! Hem Galatasaray’da hem de Beşiktaş’tayken diğer takımlardan daha çok gol attık. Gol averajımız da diğerlerinden daha iyiydi. Taktiksel olarak daha farklı oynadığımız doğru ama bu başka mesele.”

“Türkleri seviyorum”

  • “1985 yılında Dinamo Bükreş’te forma giyiyordum. Türk takımlarına karşı çok maça çıktım. Statlardaki atmosferden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Bugün de aynı şekilde düşünüyorum; böyle taraftarı hiçbir yerde görmedim. Belki Dortmund taraftarı yarışır. Belki de bunun için “Türkleri seviyorum” demişimdir.”

1978’de futbolcuyken Fenerbahçe ile idmana çıktı. Ardından “Kulübüm izin verirse Fenerbahçe’ye gelirim” dedi ama gelemedi.

  • “Çünkü sosyalist bir rejim vardı ve o dönem kimse bir yere gidemezdi. Çok gençtim. Evet, Türkiye’ye geldim. Yanımda Ion Nunweiller de vardı. Kulüp izin vermeyince geri döndüm. Nunweiller, Datcu, Sasu gibi oyuncular 30 yaşını geçtiği için onlara izin verdiler. 1970 Meksika Dünya Kupası’na kalma başarısı gösteren oyuncular için bir anlamda ödül gibiydi.”
  • “Fenerbahçe’de çok büyük futbolcu olabilirdim. 19-20 yaşlarındaydım. Dinamo Bükreş’le 1. Lig’e çıkmıştık. Oradayken ilk uluslararası maçımı Fenerbahçe’ye karşı oynadım ve gol attım. Datcu, Fenerbahçe forması giyiyordu. Aramız çok iyiydi. Daha sonra İtalya’da Pisa’da teknik direktörlük yaparken de Fenerbahçe başkanı beni aradı ve İstanbul’a geldim. Başkanla yemek yedik. İş sadece imzaya kalmıştı ama ama ben İtalya’da kalmaya karar verdim.”
  • “Hayat bana daha sonra Galatasaray’ı çalıştırma fırsatı verdi. Sonra Beşiktaş’a gittim ama asla Fenerbahçe’ye gidemedim. Çok garip (gülüyor)… Fenerbahçe forması giyebilirdim, onların teknik direktörü olabilirdim ama ezeli rakiplerinin teknik direktörü oldum. Hayat…”

 2001-02 sezonunun başında Galatasaray oldukça güçsüz bir kadroya sahipti…

  • “Galatasaray’daki ikinci yıl çok zordu. Çünkü 12 oyuncuyu kaybetmiştik. Hagi, Taffarel, Popescu, Okan, Emre, Ümit Davala… Takımı kiralık futbolcularla yeniden inşa etmek durumundaydım. Çoğu kalitesiz isimlerdi ama hepsi kazanmayı çok istiyordu. Ve başardık. Ligin ilk yarısında Sergen bize çok yardım etti. Daha sonra sakatlandı. Yine de ligin ikinci yarısı bizim için muhteşem geçti. O yıl hak ettiğim maaşı ancak Beşiktaş’ta çalışırken alabildim (gülüyor).”

“Her Başkan kendi adamını getirmek ister”

  • “Kimseye kırgın veya kızgın değilim. Her başkan kendi adamını getirmek ister. Özhan Canaydın, başka bir teknik direktörle çalışmak istedi, el sıkışarak ayrıldık. Bunun için tazminat bile almadım çünkü hak etmediğim bir parayı almak istemedim. Bir an önce çalışmaya başlamak en iyisiydi. Beşiktaş’ta da durum aynıydı. İki yıl daha sözleşmem olmasına rağmen takımdan ayrıldım, o parayı stat inşaatı için harcamalarını rica ettim.”

Türk futbolu ve Şampiyonlar Ligi

  • “Bir Türk kulübünün Şampiyonlar Ligi’ni kazanabilmesi şu an için imkânsız. Avrupa’nın doğusundan bir takımla Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkmak kupayı kazanmaya eş değer. Çünkü bu farklı bir futbol, farklı bir tarih, farklı bir kültür. Onlar çok daha güçlü. Çok daha farklı bir ligde mücadele ediyorlar. Her yıl aynı altı-yedi takımı Avrupa’da son turlarda görüyorsunuz.
  • “Bunun nüfusla alakası yok. Büyük takımlara bir bakın… Muhteşem bir tanınırlığa sahipler. Çok paraları var. Bir de Türkiye’ye bakın… Sadece üç takım söz konusu. Şampiyonlar Ligi’ni kazanmanız için Premier Lig, La Liga, Bundesliga gibi bir liginizin olması gerekir. Her zaman onlar kazanıyor. Arada Portekiz de yarışa dahil olabiliyor çünkü onların da ligi ilginç. Aynı zamanda iyi oyuncular yetiştiriyorlar. Yetenekli Brezilyalı futbolcuları liglerine getirebiliyorlar. Onları profesyonel düzeye getiriyorlar ve böylece kazanıyorlar.”
  • “Türk futbolundan iki büyük takımla başarılı olarak ayrıldım. Diğer taraftan ben Türk futboluyla ilgili daima iyi izlenimlere sahip oldum. Türk futbolcuları sevdim, ben de Balkanlar’danım. Türklerle aynı mantaliteye sahibiz. Bu yüzden arada bir doku benzerliği var ve tarih boyunca Balkan teknik direktörler Türkiye’de başarılı oldu. Tabii Fatih Terim gibi Türk teknik direktörlerle birlikte… Galatasaray’la hâlâ çok iyi ilişkilerim var. Beşiktaş ve Fenerbahçe’yle de öyle. Mesela her yıl Fenerbahçe ile hazırlık maçı oynuyoruz. Bu sene Beşiktaş ve Galatasaray’la oynadık. Ben tüm bu takımlarla iyi ilişkiler kuruyorum. Sadece bu kadar, daha fazlası yok.”
    Röportaj Ahmet Yavuz

    FourFourTwo Arşiv

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply