Gündüz ya da gece işte bütün mesele!

Eskiden gece maçlarına özenilir, meşaleler yakılacak günler hayal edilirdi…  Şimdiyse külahlı, tavlalı, iskambilli gündüz maçları hasretle anılıyor. Türkiye hangisini istiyor?

Yaşları 14, 12 ve 10 olan iki kardeş ve kuzenleri, tuttukları takımı desteklemek ve şampiyonluk yürüyüşünü yerinde görebilmek için ilk kez bir maçı stadyumda izleyecekti. Ailelerinden izin almışlar, öğlen 3 civarı başlayacak maç için koşa koşa İnönü Stadı’nın merdivenlerini tırmanıyorlardı. İlk futbol tecrübelerini yaşamak üzereydiler. Bulutlu ama ılık bir bahar günüydü ve tarihi stadın koridorlarını aşıp tribünlere ulaştıklarında çevreyi ağızları açık bir şekilde izlemeye başladılar. “Hiç televizyondan göründüğü gibi değil. Saha ne kadar da yeşil!” dedi hayretle ortancaları. Sahaya fişek gibi çıkan futbolcular, güneşi gölgeleyecek kadar çok atılan konfetiler…

hqdefault

O zamanlar karşılaşmalar TRT’de, çoğunlukla da Cenk Koray’lı, Erkan Yolaç’lı pazar programlarının içinde, dönüşümlü olarak yayınlanıyordu. Hava kapalıysa, zemin neredeyse hakiye çalan koyu bir yeşile dönüşür, güneşli günlerde kapalı tribünlerin gölgesi nedeniyle ekranın bir köşesi karanlık, bir köşesi parlak bir halde maç yayınlanırdı. Öyle ki bazen gölgede, bazen de güneşte top görünmezdi! Yayıncı kuruluşun elemanları sürekli ayarları değiştirir dururdu!

Üç ergen, başlarında bir büyük olmadan stadyuma gitme iznini almakta çok zorlanmamıştı. Rakip zayıf ve taraftarı az bir İstanbul takımıydı; kendi takımları gümbür gümbür şampiyonluğa koşuyordu. Herkes onlardandı! Evleri yine de uzaktı; Anadolu yakasında oturuyorlar, maçtan sonra 1,5 saatlik dönüş yolu onları bekliyordu. Ancak maçın gündüz, öğlen vakti oynanması sayesinde anne babalarından sadece “Dikkatli olun” uyarısını alarak maça gitmeyi başarmışlardı. Gece maçı olsaydı o izni almaları mümkün olamazdı. Stadyumların ışıklandırılmasıyla gece maçlarının başladığı 1993 yılındaysa artık hem yaşları daha büyüktü, hem de tecrübeleri daha çoktu! Gündüz maçları onları eğitmişti.

“Gündüz taraftar, akşam futbolcu havaya giriyor!
2014-15 sezonunun devre arasında futbol federasyonu iki büyük sürprize imza attı. Hem maçların gün gün tarihlerini belirlediler, hem de dört büyük takımın da bazı karşılaşmalarını gündüz saatlerinde oynayacağını açıkladılar. Hatta uygulamadan olumlu bir geri dönüş alındığı takdirde gelecek sezon gündüz maçlarının sayısı artacak, aralarına derbiler de katılacaktı. Federasyon bu kararı, artan şiddet olaylarının önüne geçmek için alındığını da açıkladı.

Galatasaray kulübü yöneticilerinden Cem Kınay, kasım ayında bu yönde açıklamalar yapmış, federasyona “Maçları gündüz oynayalım. En büyük eğlencemiz eskiden buydu. Gündüz maçlarını özledik” çağrısında bulunmuştu. “Bu sezon oynanan Galatasaray-Fenerbahçe ve Beşiktaş-Fenerbahçe derbilerinde tribünlerde boşluklar vardı. Bunu önlemek için artık maçlarımızı gündüz oynamamız gerektiğini söylüyorum. İnsanlar eğlence için stada koşmalı. Aileler statlarda yemek yemeli, maçını seyretmeli, eğlenceli saatler yaşamalı. Bu yolla hem küfür, hem de şiddetin önüne geçilir.”

BURSA-BESIKTAS1

Mersin İdman Yurdu teknik direktörü Rıza Çalımbay da gündüz maçlarının tribünler için daha iyi olduğunu düşünüyor. “Süper Lig maçlarının hafta sonu gündüz oynanması maça gelen taraftarların aileleri açısından iyi olur. İnsanların sosyal faaliyetlerine de zaman kalması açısından güzel bir uygulama. Maçlar 14:00-15:00 saatlerinde başlasa taraftarlar, akşamı da aileleriyle geçirir.” Son olarak Orduspor’u çalıştıran tecrübeli teknik adam Ziya Doğan ise gündüz maçlarına sportif açıdan pek sıcak bakmıyor. “Futbolcu açısından yaklaşırsam oyuncu akşam oynanan maçlara daha fazla motive olur. Her zaman maçların akşam oynanmasından yanayım çünkü ışıklandırma ve taraftar ambiansıyla oyuncular gündüze oranla akşam maçlarında daha kolay havaya giriyor.”

“Gündüz maçları zaten vardı; sadece büyükler geri döndü!
Aslında tüm bu tartışma, gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koymak gerekirse sadece üç büyük İstanbul takımı ekseninde dönüyor. Trabzonspor, 1993’ten bu yana birçok kez gündüz maçı oynadı. Bursaspor da şampiyon olduğu 2009-10 sezonunda defalarca öğlen ışığında sahaya çıktı. Anadolu’nun ve İstanbul’un diğer takımlarının akşam saatlerinde daha çok büyüklerle birlikte ekranlarda göründüğü de biliniyor.

BURSA SEVINC (KASIMPASA)

Galatasaray ve Fenerbahçe’nin 2003’te Atatürk Olimpiyat Stadı’nda güvenlik nedeniyle gündüz oynadıkları 2-2’lik derbi dışında uzun yıllar İstanbul’un üç takımı zorunlu haller haricinde maçlarını gece karanlığında oynuyordu. Yine Beşiktaş ile Bursaspor’un oynadığı bazı maçlar öğlen vaktiydi ama genel prensip şampiyonluk yarışı yapan dört büyük takımın maçlarını televizyon diliyle prime time’da, yani 19:00-23:30 arasında oynamasıydı.

FBAHÇE SEVÿNÇ (GSARAY)12

O saatlerde daha çok izleyici ekran karşısına geçiyor, reklam fiyatları yükseliyor, televizyon kanalları ve kulüpler daha fazla para kazanıyor. Sabah 7 ile akşam 7 arasındaki zaman dilimi prime time dışı (OPT) olarak adlandırılıyor. Bu iki zaman dilimi arasındaki reklam yayınlama fiyatları ortalama 3 ile 7 kat arasında değişiyor. Lig TV idarecileri gündüz maçlarının sadece reklam kaybı yaratmadığını, izlenme oranında yüzde 40’a varan azalma olduğunu söylüyor. Diğer taraftan iş yeri aboneleri de yeteri kadar izleyici bulamayınca üyeliklerini iptal edebilir. Bu durumun bir süre sonra naklen yayın havuzuna etki edeceği aşikar.

FBAHCE-GSARAY10Federasyon bu kararı alırken yayıncı kuruluşla bir fikir alışverişinde bulunmadı. Temel hedef, statlardaki küfür ve şiddeti azaltmak olduğu için yayın gelirleri ilk etapta bir kenara bırakıldı. Peki bu gelirler öylece bir kenara bırakılabilecek miktarda mı? Başka bir soruyla; kulüpler kasalarına naklen yayın geliri olarak daha az para koyacakları günler geldiğinde ne olacak? Fenerbahçe ve Galatasaray’da kombine satışlarının gelir kaleminde ilk sıraya yükseldiği, Beşiktaş dahil diğer takımlarda ilk sırada yayın gelirleri olduğu bir sır değil. Siyah-beyazlılar Vodafone Arena’yla kısa zamanda iki rakibini yakalayabilir ama diğer kulüplerin tribün gelirlerinin ilk sıraya çıkması pek olası görünmüyor.

Yoksa İngilizler bu işi bilmiyor mu?
Belki de sorun maç ve yayın saatinde değil, bizde! “Gece maçlarında şiddet artıyor” tezine, “Gündüz maçlarında gelirlerde düşme var” antitezi karşılık veriyor, kısırdöngü bir türlü kırılamıyor. Oysa Avrupa’nın hem ekonomik, hem de futbol olarak dev ülkelerinde gündüz maçları oynanıyor, kulüpler stat ve yayın gelirlerinden büyük paralar kazanıyor.

Tottenham Hotspur fans shield their eyes from the sun as they watch their team take on West Ham United during their English Premier League soccer match in London

Selman Dipşar, FourFourTwo’daki Ekonomi Sahası adlı köşesinde, Ekim 2013’te bu konuyu detaylı olarak ele almıştı. “İngiltere’de maçlar yerel saatle 12:45, 15:00, 17:30’da; sadece haftanın kapanış maçı pazartesi saat 20:00’de başlıyor. Almanya’da ise haftanın açılış maçı cuma 20:30’da; diğerleri cumartesi 15:30, 17:30 ve 18:30’da start alıyor. İspanya ve İtalya’da ise 12:00 ile 23:00 arasında değişik saatlerde maçlar başlıyor. Bahsettiğimiz dört ülkede de gündüz maçlar oynanıyor, stadyumlar doluyor ve maç günü gelirleri kulüplerin kasalarını dolduruyor. Bir kulübün Avrupa’daki örneklerdeki gibi maç günü gelirinin, toplam gelirinin yüzde 20-30 arasında olması için önce stadının dolu olması gerekiyor. Süper Lig kulüplerinin maç günlerinde oldukları şehrin en önemli etkinliklerini düzenlediklerini dikkate alırsak, özellikle daha az taraftar kitlesine sahip Anadolu takımları gündüz maçlarında bir festival ortamı yaratarak aileleri stada çekebilir. İngiltere ve Almanya gibi ülkeler, gündüz maçlarında stadyumdaki her koltuğun müşteri sayısının gece maçlarına göre daha fazla olduğunu gördüler ve buna bağlı olarak gelirlerin geçtiğimiz senelerde nasıl arttığını tecrübe ettiler.”

Greece's Karnezis watches as the ball goes into the net in a goal scored by Colombia's Armero during their 2014 World Cup Group C soccer match at the Mineirao stadium in Belo HorizonteHer şey o ülkenin spor kültürünün zayıflığında ya da gücünde yatıyor. Kulüpler artık taraftarlarından hem taraftar olarak, hem de birer sponsor gibi desteklenmeyi bekliyor. 1 Ocak günü 12:45’te İngiltere’nin son şampiyonu sahaya çıktığında dolu tribünlere oynuyor, kulübün kasasına yayın geliri olarak ciddi bir miktar girebiliyorsa bunun tek nedeni taraftarların desteği. Bayern Münih hisselerinin yüzde 51’inin taraftarda olması, Borussia Dortmund’un seyirci ortalamasının Süper Lig’deki tüm maçlardaki seyirci sayısından fazla olmasının tek yanıtı bu. Belki taraftarlık gündüz maçlarının 1980’lerdeki şeklinden farklı hale geldi ama kulüplerimizin ve milli takımlarımızın uluslararası arenada geldikleri yerde bunun büyük bir payı var. Dünya Kupası’nda gündüz oynanan maçlar da tribünler tıklım tıklım; kaliteli futbol seyirciyi her saat stadyuma çekebiliyor.

Jupp Derwall, Galatasaray günlerini Alman bir gazeteciye anlatırken taraftarlar için “Maçtan çok önce stadyuma geliyorlar, futbolcu soyunma odasında çorabını giyerken tezahürat yapıyorlar, maç başladığında hepsi yorulmuş oluyor ve susuyor” ifadesini kullanmıştı. Futbol ekonomisinin büyümesiyle artık statlar maç saatine dakikalar kala doluyor. İş taraftarın nefesinin de ekonomik gücünün de kulübüne yansımasına kalıyor. Böyle bir seviyede maçların saati kimsenin umurunda olmayacak.

OYNUYORUZ GÜNDÜZ GECE!

Futbolcusundan taraftarına herkesin bu konu hakkında söyleyecek bir sözü var

Doğa_Kaya

Doğa Kaya / Gündüz maçlarını seven tek Süper Lig futbolcusu
“Maçlardan önceki gece akşam 8-9 gibi uyuyorum. En az 12 saat uyuduğumda maç saati ne kadar erken olursa olsun kendimi dinç hissediyorum. Maçları erken saatlerde oynadığımızda stres yaşamaya fırsat bulamadan maç bitmiş oluyor. Hafta sonu maç erken olduğunda akşam ve ertesi gün izinli olunca biz de tatil yapabiliyoruz. Kışın akşam istediğiniz kadar ısının, seramonide ve devre arasında üşüyorsunuz. Sırf bu yüzden hastalandığınız bile oluyor.”

Uğur Çetindağ / Beşiktaş taraftarı
“15 sene aradan sonra şampiyon olduğumuz sezon oynadığımız bir Trabzonspor maçımız vardı. Maç 4’te oynanacaktı ama herkes bir önceki geceden parklara saklanmıştı. 1982 yılında sokağa çıkma yasağı olduğundan sabah yasak biter bitmez herkes stada koşmuştu. Tabii izdiham yaşandı. Saat 9’da stat tamamen dolmuş, kapılar kapanmıştı. İnsanlar içeriye meyve kasası gibi bir şey sokar, üzerine çilingir sofrası kurarlardı. Kağıt oynarlardı. Şimdi insanlar maçlara 10 dakika kala geliyor. Gündüz maçlarında daha çok taraftar oluyor.”

Haluk Hergün  / Fenerbahçe taraftarı
“1985’teki Bordeaux maçını unutamam. Maç 3’teydi, ben gece 5’te evden kaçmıştım. Bilet bulsak da kapasitenin iki katı bilet sattıkları içeri girmemiz zor oluyordu. İçeri girince de saatlerce bekliyorduk. Tek ayak üstünde durduğumu bilirim.  Maçtan önce çimi sulayan adamlara ‘Bizi de sulayın!’ diye yalvarırdık. Kartpostallar, karton külahlar satılırdı. Stada girer girmez karşılıklı bağırmaya başlardık. Maça kadar turşu gibi oluyorduk. Sonra amigolar anlaştı, sataşma kalmadı! Maçlarda hiç kadın gördüğümü hatırlamıyorum. O zamanlar da gece maçlarına özenirdik.”

 ibrahim-toraman-hedefleri-olan-bir-takima-geldim-IHA-20140818AW170924-2-tİbrahim Toraman / Sivasspor kaptanı
“Sivasspor’a gelince maç saatleri konusunda çok zorlandım çünkü Beşiktaş’ta 10 yıl akşam maçı oynadım. Zihinsel ve fiziksel açıdan bu düzene alışmıştım. Saat 1’de oynanan bir maç için erken saatte kalkıp, kahvaltımızı yapıp maça çıkıyoruz. Bu, gözünü maçta açmak gibi bir şey. Gündüz maçlarına karşı değilim ama 3-4 gibi olmalı. Böyle olursa yine taraftarlar ailecek stada gelip, uygun bir saatte evlerine dönebilir. Bir hafta gündüz, bir hafta akşam oynayınca konsantre olmakta zorlanıyorsunuz.”

 Prof. Dr. Hakan Gür / Uludağ Üniversitesi Spor Hekimliği Anabilim dalı üyesi
“Gece ve gündüz maçlarının futbolcuların sağlığı açısından ciddi bir fark yaratacağını düşünmüyorum. Sadece karasal iklimde gece maçlarının soğuk hava nedeniyle (özellikle -15 derece altı) sorun olabilir. Her vücudun bir biyoritmi var. İnsanlar kişisel özellikleri, hormonal yapıları ve biyoritimleriyle akşamcıl ve sabahçıl olmak üzere ikiye ayrılıyor. Bu özellikler kişilerin hangi saatlerde daha verimli olduğunu belirliyor.”

Ömer Ali Şahiner / Konyaspor futbolcusu omer-ali31
“Öğlen 1’de olan maçlara kahvaltı yapmadan çıkıyorum. Arkadaşlarımın çoğu da… Etrafıma bakıyorum, herkes ruh gibi. Heyecandan yiyemiyoruz belki de. Hafta içi antrenmanları maç saatine göre ayarlıyorlar ama birkaç günde olacak iş değil. Gündüz maçlarında maçtan sonra vakit bize kalıyor ama maçtan hayır gelmiyor. Taraftarlar için de 3-4 civarı iyi. Hafta sonu etkinliği gibi oluyor. Yazın çok geç saatte oynadığımızda da gün bitmek bilmiyor. ”

Ali Ekber Düzgün / Spor psikoloğu
“Herkesin bir biyolojik saati var. Almanya’da maçlar ağırlıkla cumartesi gündüz oynanıyor. Taraftarlar altı yedi yıl önce bir protestoya başladı, pazar günlerini ve akşam saatlerini boşalttılar. Pazar akşamı maç olduğunda futbolcu cumartesi kampta oluyor, pazar gecesine kadar da evine gidemiyor. Passolig’den sonra akşam maçlarına da taraftar gelmiyor. Futbolcular okul nedeniyle akşam idman yapmaya alışıyor. Profesyonel olanlar da akşam saatlerinde idman yaptıklarında adrenalinden dolayı gece geç saatlere kadar oturmak istiyor.”

 Cüneyt Kaşeler / Radyocu & Fenerbahçe taraftarı
TRABZONSPOR-ANKARAGUCU MACI“Gece maçları saçma bir şey. Ben tek sebebinin reyting olduğunu düşünüyorum. Gündüz olduğunda kadınlar ve çocuklar çok rahat gider. Gün bölünmez. Özellikle kış aylarında maçlar kesinlikle gündüz oynanmalı. Belki ligin ilk haftalarında gece olabilir. Başakşehir, Sivasspor, Kasımpaşa, hatta Trabzonspor gibi kulüpler sürekli erken saatlerde oynuyor. O zaman bir haksızlık var demektir. Gece maçı fetişizmine gerek yok. Geçen gün maç için Konya’ya gittik. Dönüş bileti bulamadığımız için geceyi orada geçirmek zorunda kaldık. Gece maçları deplasmancıları da etkiliyor. 1986-87 sezonunda bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisine gitmiştim. Kayhan kafayla bir gol atmıştı. Ali Sami Yen’de oynanıyordu maç. Tribünler o zaman yarı yarıyaydı. Kardeşimle birlikte sabahın 6’sında kalkıp gitmiştik ama maç öğlen saat 2’deydi. En geç 10’da bütün biletler biterdi. O gün Yeni Açık tribününde bilet bulabilmiştim. Kimse kalabalıktan hareket edemediği için tuvalete bile gidemiyorduk. 90 dakika boyunca maçı öyle izledik.Tabii o zaman koltuk olmadığı için daha fazla bilet satılıyordu. Gündüz maçları yaz aylarına yakın oynanıyorsa tribünler kerbela gibi olurdu. İtfaiyecilere ‘Su sık!’ diye bağırırdık, biletleri ona göre almaya çalışırdık.”

 Ilgaz Çınar / Radyocu & Galatasaray taraftarıPepe-barca-allrealmadrid.com_
“1986-87 sezonunda Galatasaray’ın neredeyse bütün maçları gündüz oynanmıştı. Zaten statların ışıklandırması olmadığından başka alternatif de yoktu. PSV maçı 2-0 bitmişti. O maç uzatmalara gitseydi Türkiye, UEFA’dan birkaç yıllık men cezası alırdı, bütün dünyaya rezil olurduk. 7 Haziran’da Eskişehirspor’la bir gündüz maçı yapmıştık ve 2-1 kazanarak 14 yıl aradan sonra şampiyon olmuştuk. O maçtan önceki gece stadın çevresinde 14 bin kişi vardı. Çişimiz gelmesin de sırayı kaybetmeyelim diye su içmezdik! Galatasaray’da Çingene Arif vardı, Arif Kocabıyık. Kapalı’nın gölgesinden faydalanmak için maçların ilk yarısında sağ açık, ikinci yarısında sol açık oynardı! Gündüz maçlarından sonra Galatasaray’ın basketbol maçlarını izlemeye giderdik. Gündüz maçlarının kavgaları engelleyeceğini düşünmüyorum çünkü hayatımın en büyük kavgasını gündüz izlediğim bir maçtan sonra Gümüşsuyu’nda görmüştüm. Binlerce Galatasaraylı ile Beşiktaşlı birbirine girmişti. Tribün liderleri sabah 6-7 gibi parklarda kavga randevusu verirdi. Mesela Barcelona-Vallecano maçı yerel saatle 11’de, El Clasico öğlen oynandı çünkü Uzak Doğu’da da izlenilmek istiyorlar. Eskiden taraftarlar sırf meşale yakabilmek için maçların gece oynanmasını istiyordu.”

“Gecelemek yoktu, sabaha karşı gitmek vardı”
Can Kozanoğlu “Bu Maçı Alıcaz” adlı kitabında eskinin gündüz maçlarını detayları olarak kaleme almıştı

“O dönemin ruhunda eski bir Kapalı’cı olarak meşhur C Kapısı karambolü vardı. Sabah erken gelinirdi (Çok uzun süre gece maçlarına ara verildi. Bir ara TSYD Kupası ve Avrupa kupaları gece oynanırdı ama lig maçlarını gündüze koyarlardı. Dönemine göre saat 2’de, saat 5’te de başlardı. Ama kaçta oynanırsa oynansın, sabah erkenden gelinir ki, 70’lerde geceden toplanma yoktu. O, 80’lerde başladı). Orada kuyruğa girilmez! Çevrede gezinilir. Tam kapılar açıldığı anda C Kapısı’nın orada karambol yaratılır, Kapalı’nın ortası o karambolden girer, kalan yerleri de saatlerce kuyrukta bekleyenler kapardı. Gecelemek yoktu; çok çok önemli maçlarda sabaha karşı gitmek vardı. Yılda bir iki önemli maçta da kavga etmek için değil, girişi garantilemek için geceden gidip kapı önünde yatan insanlar vardı. Girilir, beklenirdi. Müzik düzeni yok, eğlendirecek bir skorbord yok. Onun için bol bol tezahürat olurdu. İnsanlar tribünde kart oynardı. Meşhur bir tezahürat vardı: “Dertlerimi zincir yaptım, birbirine ekliyorum, bilmem neye koymak için saat 5’i bekliyorum”. Adam bekliyor, kapı açılmış 2’de, maç 5’te. Adam 6 saat bekliyor. Bu biraz da sıkıntının yarattığı bir şey.”

Yazı Erdem Kabadayı
Röportajlar Hilal Gülyurt 

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply