Katalan tarzan Carles Puyol

Kendisini özlediğini söyleyen takım arkadaşını tersleyecek kadar sert, pazubandını kanserle girdiği mücadeleyi kazanan mevkidaşına verecek kadar asildi! Carles Puyol, futbol tarihinin gördüğü en büyük kaptanlardan biriydi…


Hikayesini “La Pobla’da kariyerime kaleci olarak başladım. Bizim oynadığımız yerde zemin betondu ama gol yememek için toplara atlamaktan çekinmezdim. Kariyerimde kendimi neredeyse 20 kez baştan keşfettim!” diyerek anlatıyordu Tarzan. Fakat bu hikaye, birçok kez olduğu gibi yıllar sonra abartılanlardan ya da imajını desteklemek için söylenenlerden kesinlikle değil.

O çocukların hocası Alfonso “Foncho” Garreta, “İnanılmaz bir kaleciydi. Geleceği çok parlaktı ama doktora gittiklerinde omzunda ufak bir rahatsızlık çıkınca annesi Rosa gelip mevkisini değiştirmemizi istedi” diyerek, annesinin bile oğluna söz geçiremediği için doğrudan kendisine geldiğini anlatıyordu. Anne Rosa aslında haklıydı da; ne de olsa zamanında “Süpermen” olabileceğini düşünen oğlunu ikna edememiş, balkondan aşağıya atlamasına engel olamamıştı! O dönem saçları henüz uzun olmayan Tarzan, belki Süpermen gibi atladıktan sonra göklere doğru havalanmadı; aksine yere çakıldı ama Süpermen’den daha da yukarıya çıkacaktı!

Elbette hiçbir şey bir anda olmadı. Oynadığı yaş gruplarındaki oyuncuların birçoğuna oranla yetenek olarak ortalama bir oyuncuydu. Savaşması lazımdı, başka çaresi de yoktu. Formasını giydiği takım Pobla de Segur’la altı aylığına Zaragoza’ya gittiklerinde her sabah 7:30’da hava şartları nasıl olursa olsun erken kalkıp sırtında 5’er kiloluk iki kum torbasıyla derslere girmeden önce bireysel antrenmanını yapacaktı. Ne de olsa çok yetenekli değildi.

Kalecilikten sonra santrfor olarak denendi, formayı da kaptı. Santrforluğa geçtiğinde başarısını kale önünde verdiği savaşa borçluydu. Hem de öyle sıradan bir savaş da değil… O ekibin hocası Jordi Mauri’nin “Ayak tenisi oynuyorduk. Birden yere atladı ve kalktığında yüzü kanlar içindeydi. Hiçbir şikayette bulunmadı. Sadece sayıya engel olamadığı için kızgındı!” sözleriyle anlattığı gibi yoğun bir savaş…

Hırs, daha çok küçük yaşta Puyol ile eş anlamlı hale gelmişti bile. Santrfor mevkisinin ardından orta sahada hücuma dönük olarak da denendi. Yine kendini baştan keşfederek yeni pozisyonuna da adapte olmakta zorlanmadı. Hatta orta sahanın diğer bölgelerinde bile… Zaten kendini bulduğu yer, orta sahanın daha gerisinde, kısmen ön libero olarak forma giydiği maçlar oldu. Kendini bir kez daha keşfedecekti. Hatta öyle ki, 1995’te Barcelona’nın kapılarını açabilecek derecede!

kupapuyol21

Barcelona’nın, yani her Katalan ufaklığın hayallerindeki kulübün yolunu tuttu Puyol. Lakin Süpermen kıyafetini henüz sadece görmüştü, giymemişti bile! Dahası, saha içinde bile yerini bulabilmiş değildi. Ön liberoda başladığı Barcelona kariyerinde B takım forması giyerken kendini birden sağ bekte buldu. Fakat sağ beki de yadsımadı. Yaklaşık iki buçuk sene boyunca “yeni” mevkisinde formayı kimseye vermedi. Hayaline adım adım yaklaşıyordu ama işler elbette bir anda olmayacaktı.

TARİHİN EN KÖTÜ BARCELONA’SININ AYAKTA KALAN TEK ADAMIYDI

A takımla ilk kez kampa katıldığında Sallent’le oynanan hazırlık maçında ilk kez Süpermen kıyafetini giydi ama beğenilmedi. Kulübedeki Ronald Koeman’ın raporu, Tarzan’ın “süper kahraman” kıyafeti için yetersiz olduğu yönündeydi. La Masia sisteminin 1 numaralı adamı Oriol Tort da Koeman’la hemfikirdi. Raporlar doğrultusunda futbol direktörü Lorenzo Serra Ferrer, Malaga’yla masaya otursa da son anda başkan Josep Lluis Nunez’in müdahalesiyle transfer gerçekleşmedi.

Kaderin bir cilvesi midir bilinmez, tıpkı Puyol gibi aynı dönemin Barcelona’da bayrak adamlığını yapacak ve Puyol’un ardından ikinci kaptan olacak Xavi de Malaga’nın kapısından dönecekti. Hayallerine veda etmenin eşiğinden dönen Tarzan, artık o forma için daha da fazla mücadele edip fedakarlık yapacak; kendine ve arkadaşlarına saha içinde ve dışında bir an bile nefes aldırmayacaktı!

1999’da Valladolid maçıyla Süpermen kıyafetini ilk kez ana sahnede üstüne geçiren Tarzan; önce sağ bekte, ardından da kendini bulacağı stoperde hiçbir şeyden sakınmadı. 99’da kapıya koyulmasının eşiğinden döndüğü günün ardından sürekli yükseldi. Öyle ki, ilk senesinde kendini beğenmeyenlere nazire yaparcasına 37 kez forma giydi. Katalanlar açısından daha da önemlisi,“hain” Luis Figo’yu Camp Nou’ya döndüğü ilk maçında adeta sahadan sildi.

Aslında kadrolar açıklandığında istisnasız tüm maç önü programlarında İspanyol yorumcular Serra Ferrer’i adeta gömmüştü. Tamamı Figo’nun karşısında çok daha tecrübeli olan Michael Reiziger’in oynaması, Figo’yu birebir alması gereken ismin Reiziger olması gerektiğini iddia ediyordu ama Puyol adeta Figo’ya adım attırmadı. Kariyerinin belki de en önemli, en anlamlı, o güne kadar açık ara en iyi performansını ortaya koyduğu karşılaşmaydı. Deyim yerindeyse bu sefer gerçekten Süpermen olmuştu!

Ne var ki yüksekten uçmadı. “Tek bir amacım vardı; o da Figo’yu durdurmak. Gerçi atmosfer de fazlasıyla yardımcı oldu” dedi maçın ardından. Televizyonlarda ise Puyol’a övgü yerine, Figo’ya yergi vardı; zira zamanında ne Schuster, ne de Laudrup, Real Madrid formasıyla ilk maçlarında Camp Nou’da kendilerini gösterebilmişti. Fakat Puyol o gün olmasa da gün geçtikçe kendini kabul ettirmeyi başaracaktı. Öyle ki, 2000-2003 arası Joan Gaspart’ın başkanlığını yaptığı ve birçoklarına göre “tarihin en kötü Barcelona’sı” olarak anılan dönemde bile ortaya koyduğu mücadeleyle diğerlerinden ayrılıyordu. Ramon Besa, El Pais’e o günlerde “Savunma sadece Puyol’dan oluşuyor” derken abarttığı söylenmişti ama Besa’nın haklılığını zaman fazlasıyla ortaya çıkaracaktı.

Puyol’un kariyerinde unutulmaz anlardan biri, 2002 Şampiyonlar Ligi’nde gerçekleşti. Lokomotiv Moskova’yla oynanan maçın 66’ncı dakikasında skor 0-0’ken Fernando Navarro ile kaleci Roberto Bonano’yu düğümleyen James Obiorah, son adam Puyol’la karşı karşıyaydı. Fakat Puyol şutun önüne göğsünü siper edip kurtardığı pozisyonla hem stilini perçinleyecek, hem de ismini artık herkese duyuracaktı. Andres Iniesta yıllar sonra “o an” için “Puyol’un savunma yeteneklerini günlerce anlatabilirim ama sanırım o pozisyondan daha iyi bir açıklama olamaz” diyecekti. Barcelona’nın gerçek Tarzan’ı; hem tarzıyla, hem de mücadeleci kimliğiyle o güne kadar kulüp tarihinin en çok forma giyen ismi, 80’lerin efsanevi stoperi Migueli’ydi ama Puyol da o “çöplük” takımın ayakta kalan tek oyuncusu olarak taraftarların gönlünü çalmayı başarmıştı.

BABASININ İLK KEZ ONU İZLEDİĞİ MAÇTA, ŞAMPİYONLAR LİGİ KUPASINI KALDIRDI

2003’te yaklaşık 130 milyon avroluk serbest kalma maddesiyle kontratını uzattı ama bu rakamın sadece prosedürden ibaret olduğunu hem Puyol, hem de tüm futbolseverler biliyordu. Kontratın ardından “Gençliğimde en çok şeyi öğrendiğim futbolcu” dediği Luis Enrique’nin futbola vedasıyla kaptanlık pazubandını da koluna taktı. Önce kaptan Migueli’nin 1984’te Sevilla’da yapamadığını 2006’da Paris’te yaparak Barcelona formasıyla Devler Ligi kupasını kaldırdı. O maç, babasının Puyol’u izlediği ilk ve son karşılaşmaydı (Josep Puyol karşılaşmadan aylar sonra Barcelona’nın Deportivo deplasmanına gittiği gün, iş makinesinin altında kalarak bir iş kazası sonucu hayata veda etti). Ardından da Barcelona formasını sırtına en fazla geçiren isim olan Migueli’yi geride bırakacaktı.

pique-puyol-panel2121Puyol adına sakatlık hikayeleri 2007-08 sezonunun ilk döneminde başladı, 2008-09’da devam etti. Fakat o dönem, sadece Barcelona formasını 500’üncü kez sırtına geçirmesini geciktirdi. Tüm bu süre boyunca belki takımın en yeteneklisi değildi ama birçoklarına göre kendine has oyunu, sahadaki duruşu ve liderliğiyle hâlâ takımın en önemli ismiydi. Geçirdiği rutin sakatlıkların birinin ardından oynanan lig karşılaşmasında Gerard Pique, Tarzan’a “Adamım, seni çok özledim” demişti ama aldığı yanıt “Kapa çeneni ve oyuna konsantre ol!” oldu. Karşılaşmanın son dakikasıydı. Hatta Barcelona 4-0 öndeydi ama Pique bunları söyleyince Puyol’un verdiği yanıt “Ee ne yapayım? Oyuna bak, odaklan!”dı. Rayo Vallecano’yla Vallekas’ta oynanan karşılaşmada ise Thiago, Barça’yı 5-0 öne geçiren golünün ardından Dani Alves’le birlikte golü dans ederek kutlarken yanlarına gelip “Adam olun, dağılın!” diyen yine Puyol’du.

33 yaşında oynadığı 500’üncü maçının ardından Tarzan “Sakin olun, daha kariyerimin yarısına yeni geldim” derken herkes “Hakikaten oynar mı acaba?” diye aklından geçiriyordu. Sonuçta İtalyanların efsanesi Franco Baresi’nin “Puyol sizin ayağınızı bile uzatmaya korkacağınız pozisyona hiç çekinmeden suratını uzatır!” diye boşuna dememişti. Hâlâ kaleden 70-80 metre uzaklıkta olduğu pozisyonlarda bile depara kalkarak son adam olabilmek için elinden geleni yapıyordu. Hâlâ “Rakip savunma bu sefer arkasına sarktı” diye düşünülen topları bile “uçarak” kesebiliyordu. O sözleri kullandığı 2010 sonundan itibaren geçirdiği çok ağır sakatlıklara rağmen her defasında dönmeyi de bir şekilde başardı. Mayıs 2013’te “Yapabilirsem 40’ıma kadar kulüpte kalmak istiyorum. Bunun için savaşacağım” diyordu. Geçirdiği ağır ve sık sakatlıklara (Marca’ya göre toplamda 38 kez) rağmen geri dönüşlerine şahit olanlar Tarzan için “Ölse bile üç ay sonra sahalara döner!” diyordu.

rvp-van-persi21699293-01-0821212121

Fakat olmadı. Tarzan, yani Carles Puyol, yapamayacağını itiraf ederek 4 Mart 2014’te sezon sonu Süpermen kostümünü tamamen çıkaracağını açıkladı. İki senelik garanti kontratı olmasına rağmen, kendine has tarzıyla kameraların karşısına geçti, iki dakika bile sürmeyen basın toplantısında “Artık vücudum istediklerime tam olarak yanıt vermiyor” dedi ve bitirdi. Sid Lowe’ın deyimiyle;“Hayatında yenilgiyi kabullenmeyen insanların bile bazen bunu yapması gerekir. Carles Puyol şimdi, daha önce hiç yapmadığı bir şeyi yaptı ve pes etti.”

Vakti zamanında kendisi gibi başka bir savaşçı olan Eric Abidal’in koluna pazubandı takıp Şampiyonlar Ligi zaferinin ardından Fransız oyuncuyu onurlandıran “Kaptan”, kulübede tamamlayacağı bir maçın ardından düzenlenecek kupa töreninde Xavi’den “Senyera”yı devralıp onurlandırıldı ve son kez Süpermen kostümüyle şampiyonluk kupası kaldırdı.

Puyol kariyeri boyunca hep aynıydı. Bir sezonda 10 maç da oynasa, 50 maç da oynasa; 2000’de de, 2014’te de Puyol’du. Hiç değişmedi. Oyunuyla, Barcelona içinde en Barcelona karşıtı isimdi ama liderliği ve temsil ettiği değerlerle en Barcelona’lı isim oldu…

Yazı Emre Çelik 

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply