Kazım Koyuncu’nun Trabzonspor’u

Kazım Koyuncu'nun Trabzonspor'u

Kazım Koyuncu, aşık olduğu bordo-mavili kulübü “Trabzonspor bir ihtilaldi” diyerek tanımlamış; Trabzonsporluluk kimliği için mücadele edip, onu gururla taşımıştı. Zira Kazım Koyuncu’nun Trabzonspor’u pür sevgiden ibaretti

Trabzonspor, 1975’te en üst lige çıktığı gibi şampiyonluğa oynamış, o dönemde ligin güçlü kulüplerine kök söktürmüş, en çok da Fenerbahçe’nin başına bela olmuştu. Hem de kendi öz kaynak düzeniyle, A takımın bile antrenman yapacak sahası olmadığından, kış aylarında zımparaya dönüşen çamur sahalarında çalışarak… Kazım Koyuncu’nun Trabzonspor’u tanıması da işte bu döneme rastladı. Beş yıl üst üste şampiyon olan Trabzonspor; bir yıl ara verip, son şampiyonluk kupasını 1984 yılında kaldırdı. Yani Kazım daha 13 yaşında; Hopa’nın Pançol köyünde, Fenerbahçeli yaşıtları arasında tek başına Trabzonspor taraftarıyken…

Kazım Koyuncu, Trabzonspor'a tutkundu

Kazım Koyuncu, Trabzonspor’a tutkundu

Trabzonspor’un 45’inci doğum günü için hazırladığı “En sevdalı yanımız: Kazım Koyuncu’nun Trabzonspor’u” belgeselindeki hikaye buradan başlıyor. Çocukluk arkadaşlarından, Trabzonspor yöneticilerine; ailesinden, Trabzonspor taraftarlarına kadar onu tanıyanlar Kazım’ın aşkını anlatıyor.
“Genel olarak halkın ne tarafa doğru yürüdüğüyle çok ilgilenmezdi, onu vicdanı ve inatçılığı yönlendirirdi” diyor müzisyen arkadaşı Ali Enver. “O açıdan Trabzonspor’un devrimci duruşu, onun karakterine çok uygundu. Trabzonspor’u bir mit olarak tarif ederdi. Futbolu küçümsediğimiz zaman, ısrarla futbolda İstanbul hegemonyasını yıkan ilk Anadolu takımı olduğunu söyleyerek Trabzonspor’u savunurdu. Ali Kemaller de hikayenin kahramanları!”

Trabzonspor’la genetik yapıları birbirini tutmuştu!

Verdiği bir röportajda o da kendisini tam olarak böyle tarif ediyordu; Trabzonspor’la genetik yapıları birbirini tutmuştu! Onunla aynı şeylere karşı olan insanların takımı Trabzonspor’du ve üstelik Trabzonlu çocuklar, Türkiye’nin en iyi futbolunu oynuyordu. “Paradan puldan değil, direkt futbolun kendisinden ve o coğrafyanın karakterinden yetişmiş; çok enteresan bir özellikte, ekol olabilecek bir futbol var. Bu çok devrimci bir durum” diyordu Kazım.

O da topun peşinden az koşmamıştı. Çıplak ayakla… Ayakları kıpkırmızı, üstü başı çamur olana; camlarını her gün kırdığı okulun penceresine tel örgü yaptıracak kadar. Sonrasında da haftada en az bir gün arkadaşlarını toplayıp (bazen zorla) halı sahada maç yaptı, çalıştığı stüdyoya bir PlayStation düzeneği kurdurup her fırsatta başına oturdu. Enver’in anlattığına göre bu merak, çok daha eskiye dayanıyordu: “Bir yerden FIFA 98 bulmuştuk ama bilgisayarımız çok eskiydi. Bir kişi mouse’la, diğeri klavyeyle oynadığı için haksızlık olmasın diye değiştirerek oynardık. Bir gece tıkır tıkır ses geldiğini duyup nerden geldiğine baktım. Oturmuş bilgisayarın karşısına, kalecisine şut çalıştırıyor! O yıllarda o özelliği de nereden bulmuşsa!”
Trabzonspor söz konusu olduğunda da durum bundan farksızdı. Kulübüne tutkuyla bağlıydı. “Kazım Koyuncu’nun Trabzonspor’u ‘büyük’ kulüplere, İstanbul ağalarına karşı mücadele eden büyük bir güç, Anadolu’nun sesi olarak görürdü” diyor çalışma arkadaşı Dilek Dindar.

Trabzonspor, Kazım sayesinde Anadolu insanını bir araya getirmeye başlamıştı

Kazım, Trabzonspor’un “100 bin üye” kampanyası için seferber olmuştu. Konser verdiği her şehirde bu kampanyayı duyurdu. Trabzonspor’un eski yöneticilerinden Tahsin Usta’nın söylediklerine göre Trabzonspor’a o dönem Van, Muş, Hakkari kökenli taraftarlar kaydedildi. Trabzonspor, Trabzonluların takımı olmaktan çıkmış, tam da Kazım’ın hayal ettiği gibi Anadolu insanını bir araya getirmeye başlamıştı. Bunda, hiçbir sözü ve besteyi Trabzonspor sevgisini anlatmaya yeter bulmadığı için çok zorlandığı, bugün bile tribünleri tıpkı kendisi gibi birleştiren iki marşın da payı vardı. Bir şekilde imkan yaratıp gittiği maçlarda bununla gururlanmıştı.
“En yoğun programlarının ortasında, iki gece uykusuz kalacak olsa bile Trabzonspor’un maçlarına giderdi” diye anlatıyor abisi Oğuz Koyuncu. “Bazen Trabzon’a maça gelip, hemen geri dönerdi. ‘Annemlere söylemeyin’ diye yemin ettirirdi çünkü Hopa’ya gelmeye vakti olmazdı!” Müzisyen arkadaşı Memedali Barış Beşli, Kazım’ın yaşamaya devam edebilseydi futbolda da demokrasi ve insan hakları kavramı için uğraşacağını söylüyor. Zaten 33 yaşına kadar da bu kavramların Trabzonspor’un içine işlemesi için çabalayıp durmuştu.
Kazım Koyuncu aramızdan ayrılalı 25 Haziran’da 12 yıl olacak. Koyuncu, Kadıköy Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda düzenlenecek etkinliklerle anılacak.

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply