Lejyonerler | Oktay Derelioğlu

Lejyonerler dosyamızın ikinci konuğu Oktay Derelioğlu, UD Las Palmas (İspanya), 1. FC Nürnberg (Almanya), FK Hazar Lenkeran (Azerbaycan) maceralarını anlattı…

“İspanya’ya gittiğim andan itibaren başımın çaresine baktım”

“İspanya’dan transfer teklifi aldığımda aklımda senaryolar yazmaya başlamıştım. Buraya gelen yabancı futbolcular gibi transferim orada konuşuluyor, havaalanında omuzlarda karşılanıyorum, gazeteciler fotoğraflarımı çekiyor, cafcaflı bir imza törenim oluyor falan… Hiç öyle bir şey olmadı! İspanya’ya gittiğim andan itibaren başımın çaresine baktım. Evimi buldum, ailemi yerleştirdim, İngilizce bilseler de konuşmadıkları için paşa paşa İspanyolca dersleri aldım.”

Las Palmas

“İkinci gün bana sağlık kontrolüne gitmeden önce bir şey yemememi söylemişlerdi. Tahlillerden sonra önüme kocaman bir domuz etli sandviç getirdiler. İlk idmanımdan üç saat önce masör soyunma odasında şarap servisi yapıyordu. ‘Ben içmiyorum’ deyince kulübün doktoru yanıma gelip ‘Müslüman olduğun için içmek istemiyorsan içmeyebilirsin ama böyle bir şey yoksa içmelisin’ dedi. Bana bir saat şarabın futbolcular için ne kadar gerekli olduğunu anlattı. Üçüncü günümde bir şişe şarap içtim, sonra her gün içmeye devam ettim. Her içtiğimde de aklımdan ‘Türkiye’de bir soyunma odasından buradaki gibi 25 tane boş şarap şişesi çıksa, birisi de bunun fotoğrafını çekip gazetelerden birine verse ne olur?’ diye düşünüyordum. Aynı şeyi Valencia, Real Betis gibi kulüpler de yapıyordu. İspanyolların maç öncesi ana yemeği yumurtalı pilav. Yumurta ve şarap olmazsa ölecek gibiler. Başta yumurtalı pilavın düşüncesi bile iğrenç geldi bana ama sonra alıştım.”

“Avrupa’ya giderken kurduğum hayaller Azerbaycan’da gerçek oldu”

“İspanya tam bana göreymiş. Daha sonra Almanya ve Azerbaycan’da da oynadım ama futboldan İspanya’daki kadar zevk almadım. Takım arkadaşlarımdan biri oynanmış maçlar için iddiaya girip beni kazıklamaya kalkmasa orada uzun yıllar oynardım. Fark ettiğimde ağzını yüzünü dağıttım, mafyayla bağlantısının olduğunu öğrenince de Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım. Eşim ‘Ben de burada kalacağım’ diye tutturmasa kalır, uğraşırdım ama olmadı.”

“Almanya gerçekten buz gibi bir ülke. Bir defasında takım kaptanı bütün takımı yemeğe davet etti, sonra da hesabı Alman usulü ödetti. ‘Yok artık!’ dedim. Ben ödesem ne olur, sen ödesen ne olur. Almanya’yı da Almanları da hiç sevmedim.”

Hazar Lenkeran’a gittiğime hiç pişman değilim. Avrupa’ya giderken kurduğum hayaller Azerbaycan’da gerçek oldu. Bana kral gibi davrandılar. Ben de hiçbir zaman onları futbolda bizden geride oldukları için küçümsemedim. Orada hâlâ gelmiş geçmiş en iyi yabancı futbolcuyum. Kültürleri Türkiye’yle Rusya’nın karışımı. Bana hiç yabancılık hissettirmediler. Sadece dilleri biraz komikti. İlk uçak seferimde biri bana ‘Kabağa otur’ dedi. Ben de sinirlenip ‘Sen otur kabağa!’ dedim. Meğer adam bana ‘Ön koltuğa otur’ demek istiyormuş. Bir de liglerinde bir saçmalık var. Benim oynadığım sezon ligi lider bitirdik, averajımız da ligin ikinci takımından iyiydi ama sezon sonunda ‘Kızıl maç’ dedikleri bir maç oynayıp şampiyonluğu ikinciye verdik! Yine de iyi ki gitmişim. Bugün gitsem orada hâlâ kralım!”

Röportaj: Oktay Derelioğlu

 

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply