Robert Lewandowski Röportajı

Robert Lewandowski Röportajı

Robert Lewandowski’nin spor düşkünü bir ailenin çocuğu olduğu düşünüldüğünde, hayatını bir ofiste geçirmesinin pek muhtemel olmadığını söyleyebiliriz. Tabii bu, illa futbolcu olacağı anlamına da gelmiyor!

“Çocukken birçok sporla uğraştım” diyor Polonyalı. “Judo, voleybol, hentbol, jimnastik… Fazla futbol oynamazdık. Bence babam, bir şekilde futbol oynamak isteyeceğimi biliyordu. Bu yüzden de o yaşlarda futbolcu fiziğine sahip olmamı istemedi. Futbola odaklanmadan önce diğer sporlardaki hareketleri öğrenmemin daha iyi olacağını düşündü. Küçükken bunu neden yaptığını anlayamamıştım ama artık biliyorum. Diğer oyuncuların zorlandığı bazı şeyleri ben çok kolay yapıyorum.”

Erken yaşta aldığı bu esneklik eğitiminin yanı sıra, eşinin de bir beslenme uzmanı olduğunu hesaba katarsak, kariyeri boyunca ciddi bir sakatlık yaşamamış olmasını doğal karşılayabiliriz. Bundesliga’da geçirdiği dört sezonda sadece yedi maç kaçırdı ve en fazla iki hafta sahalardan uzak kaldı. “Belki faydasını görmüşümdür” diyor Lewandowski. “Ama kesin bir şey söylemek zor. Bazen sorunun ne olduğunu kestiremediğiniz sakatlıklar yaşarsınız. Bir oyuncu her şeyi doğru yapar, kendine en iyi şekilde bakar ama yine de sakatlanabilir. Maç içinde aldığı bir darbe ya da geçirdiği sarsıntıdan bahsetmiyorum. Tabii eşimin 10-15 senedir maç hazırlığı ve yenilenme süreçleriyle ilgili çalışmalar yapması da işimi kolaylaştırıyor.”

Robert Lewandowski Röportajı

Lewandowski, Şampiyonlar Ligi’nde de takımını sırtlıyor

“Kendime Alessandro Del Piero ve Thierry Henry’yi örnek almıştım”

Lewandowski çok güçlü bir fiziğe sahip olması ve az sakatlık yaşamasına rağmen bazı sakatlıkların “gizemli” olduğunu söylerken neyden bahsettiğini biliyor. 16 yaşındayken uğraştığı bütün sporları bir kenara bırakıp futbola yoğunlaştı. “Kendime Alessandro Del Piero ve Thierry Henry’yi örnek almıştım. 70’lerdeki efsane Polonya Milli Takımı’na yetişemediğimden Zbigniew Boniek’i seyredememiştim. Böyle olunca kendime iki yabancı oyuncuyu örnek aldım.”

Lewandowski, 17 yaşındayken ülkesinin en köklü kulüplerinden Legia Varşova altyapısına girip 3. Lig’de mücadele eden takımlarında forma giymeye başlamıştı. Ne var ki çok geçmeden, 18’inci doğum gününe kısa bir süre kala kulüp tarafından serbest bırakıldı. Özellikle kasığının arka tarafında yaşadığı sakatlık, kulübünü endişelendiriyordu. “Daha sonra fizyoterapistin bir daha eski formuma kavuşamayacağını söylediğini öğrendim. Bu yüzden bana yeni bir sözleşme önermeyeceklerdi. Otoparka gittiğimde annem beni bekliyordu. 17 yaşındaydım ve henüz ehliyetim yoktu. Ona her şeyi anlattım.” Küçükken belli bir kulübü desteklemediğini söylese de Legia onun eviydi ve o şekilde reddedilmek büyük üzüntü yaratmıştı. Bir sene önce babasını kaybettiğini de düşünürsek yaşadığı yıkım bir hayli şiddetliydi.

Lewandowski Röportajı

Lewandoswski, Polonya Milli Takımı’nın olmazsa olmazlarından

“16 yaşımdaydım ve bir anda ailenin tek erkeği olarak kalmıştım”

Krzysztof Lewandowski, 49 yaşındayken vefat etmişti. Kanserle mücadele ediyordu ama felç geçirdiği için hayata gözlerini yummuştu. Robert Lewandowski, bir Polonya gazetesine verdiği röportajda babası ilaç almayı unuttuğu için böyle bir şeyin yaşandığını söylemişti. “Çok zor bir dönemdi” diyor Polonyalı golcü. “Henüz 16 yaşımdaydım ve bir anda ailenin tek erkeği olarak kalmıştım. Olgunlaşmam gerektiğini hissediyordum. Kolay değildi ama kesinlikle buna direnmek zorundaydım. Güçlü olmalıydım.” O dönem yaşadığı stres düşünüldüğünde, Lewandowski’nin sakatlığının ardından yatan sebeplerin psikolojik olduğu söylenebilirdi.

Daha sonra Varşova’nın 15 kilometre batısında yer alan 3. Lig ekibi Znicz Pruszkow’dan teklif aldı. Küçük bir kulüptü ama genç oyuncu yetiştirmesiyle ünlüydü. “Bana ‘Acele etme ve eski foruma kavuşmaya çalış’ dediler. ‘Sabırlı bir kulübüz, bekleyebiliriz.’ Rehabilitasyon süreci üç ay sürdü ama en nihayetinde sahalara dönüp gol atmaya ve takımıma maç kazandırmaya başladım.”

Znicz’teki ilk sezonunda bir üst lige yükselme başarısı gösterirlerken, ikinci sezonunda kulüp tarihinde ilk kez en üst ligde mücadele etme şansını kıl payı kaçırdılar. Bu başarıda en büyük pay sahibi, attığı 21 golle Altın Ayakkabı ödülünü kazanan Lewandowski’ydi. Kadrodaki diğer oyunculardan sekiz golü geçen yoktu ve bu istatistik de takımını nasıl sırtladığını net bir şekilde gözler önüne sermişti!

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply