Madrid derbisinin 113’üncü yılı!

113 yıllık bir geçmişe sahip Real Madrid – Atletico Madrid rekabeti, sandığınız gibi zengin-fakir çatışması değil!

“Şehrin zengin züppesi ve hükümet takımı olarak görünen Real Madrid’e karşı, işçi sınıfı ve fakir halkın takımı Atletico Madrid!” Kulağa tam bir Yeşilçam filmi konusu gibi geliyor, değil mi? Gelmesin! Çünkü tarih, bu durumun ekonomik çatışmadan fazlası olduğunu vurguluyor.

Birçok insana göre İspanya futbolunun -hatta dünya futbolunun- en büyük rekabeti, Real Madrid ile Barcelona arasında geçer. Dünyaca kabul görmüş bu gerçeği reddetmeye imkân yok elbette. Ancak İspanya’da bir derbi daha var ki; tıpkı El Clasico gibi, sporun da ötesine geçiyor. Genel görüşe göre Real Madrid, seçkin ve zenginleri temsil ederken Atlético, mütevazi vatandaşların simgesidir. Esas olan ise, her iki takımın da halkın her kesiminden destekleyenleri vardır. Atletico, esasında Real Madrid’in hegemonyasını bitirmek amaçlı kurulan bir kulüp değildir. Kurulduğu yılda zaten başka takımlar da Real Madrid ile mücadele içindeydi. Atletico’nun diğer takımlardan farklı olarak yaptığı şey ise, Real Madrid tarafından sindirilmeye karşı çıkmaktı. Zengine karşı mütevazi takımın mücadelesini simgeliyorlardı.

Tarih 1903’ü gösterdiğinde Athletic Bilbao, Real Madrid’e karşı kazandığı maçın sonunda İspanya şampiyonluğunu ilan etti. Maç bittiği esnada Bilbao taraftarı 3 öğrenci, başkentin Bilbao gibi yeni bir takıma ihtiyacı olduğunu fark etti. 1 aydan kısa bir süre sonra da Athletic Bilbao’nın bir bölümü olan Athletic Club de Madrid kurdular. Renkleri de tıpkı Athletic Bilbao gibi kırmızı-beyaz oldu. 1906’da ilk kez Real Madrid ile karşı karşıya geldiklerinde, henüz ortada büyük bir düşmanlık ve rekabet bulunmuyordu. 1923’de Bask öncelleriyle olan bütün bağları kopararak bağımsız bir kulüp haline gelen Athletic Club de Madrid, 1920’lerde İspanya’nın en önemli yerel liglerden biri olan Campeonato del Centro’da 3 kez şampiyonluk yaşadıktan sonra, 1928’de La Liga’nın açılışına davet edildi.

1936-39 İspanya İç Savaşı, ülke futbolunda temel değişikliklere neden oldu. İspanya Hava Kuvvetleri’nce kurulan bir Zaragoza kulübüyle birleşen Athletic Club de Madrid, Athletic Aviacion de Madrid adını aldı ve yeni otoriter hükümetin desteğini kazandı. Birçok savaş kahramanından oluşan bu ekip, 1940 ve 1941’de sadece La Liga  şampiyonluğunu değil aynı zamanda General Franco’nun ilgisini ve askeri gücünü arkasına almış oldu. Buna rağmen, İspanya’daki birçok kuruluş gibi -futbol kulüplerinden şehirlere kadar- isimlerini değiştirmek zorunda kaldılar.1947’de güncel isimlerine geçerek “Club Atlético de Madrid” oldular.

Real Madrid, çoğunlukla Franco’nun takımı olarak bilinir ancak kulübün adı bile, kuruluşundan 18 yıl sonra 1920’de, Kral XIII Alfonso tarafından Real Madrid olarak değiştirimiştir. (Öncesinde Madrid FC idi.) Franco, Real Madrid ile uzaktan yakından ilgili değildi. Ancak Alfredo Di Stefano önderliğinde hem ligde hem de Avrupa’da başardıklarına şahit olunca Franco, Real Madrid kulübünü propaganda aracı olarak kullanmaya karar verdi. Franco’ya göre Real Madrid, merkeziyetçi anlayışın ve yüce İspanya’nın bir sembolüydü. Aynı zamanda ülkenin dünyadaki önemini temsil ediyordu. Sıradan bir futbol seyircisinden fazlası değildi; ancak futbolu kendi politikasıyla nasıl birleştireceğini iyi biliyordu.

Adı, Franco’nun faşist rejimiyle çok fazla anılan Real Madrid’e nazaran Atletico Madrid, politikadan uzak bir tavır sergiledi. Ancak taraftarlarının bir kısmı aşırı milliyetçi bir gruptan oluşuyor. Frente Atletico adıyla tanınan bu taraftar grubu, Basklar ve Katalanlar ile olan maçlarda ağır faşist tezahüratlar yapıyor. Bunla da sınırlı kalmayıp, bir kupa maçında Real Madrid’in Brezilyalı futbolcusu Marcelo’ya da ırkçı tezahüratlarla bulundular. Üstelik Marcelo’nun oğlu da sahaya girince “Umarız baban ölür!” gibi çirkin sloganlar attılar. Vicente Calderon’da yaşanan bu tarz olaylar, İspanya’nın geçmişinin bir yansımasıydı adeta. Tıpkı Real Madrid ile anılan Franco’nun diktatörlüğünde geçen günler gibi.

Real Madrid’de de benzer aşırı milliyetçi bir taraftar grubu var: Ultras Sur. Santiago Bernabeu da tıpkı Frente Atletico’nun yaptığı gibi milliyetçi ve ırkçı eylemlerde bulundular ancak rakip grup kadar nam salamadılar. Hatta bazı iddialara göre Ultras Sur lideri, aynı zamanda bir Atletico Madrid taraftarı.

Real Madrid – Atletico Madrid rekabetinde Atletico, hem solcu olarak bilinir hem de işçi sınıfı. Ancak bilinenin aksine, bu tanıma birebir uyan Madrid takımı Atletico değil, Rayo Vallecano’dur. Rayo Vallecano takımı solcu bir politikaya sahiptir ve liberal bir kimliğe sahiptir. Taraftarları anti-faşisttır ve ırkçılığa karşıdır. Tribünlerde Che Guevara’nın posterleri asılıdır. Rayo taraftarı, Real ve Atletico ile asla mücadele edemeyeceğini bilir ancak işçi sınıfını ve fakir halkı birebir temsil ettiği için takımlarına gönülden bağlıdır.

Bu iki güçlü takım arasındaki rekabetin, mitolojik bir parçası bile bulunur. Anadolu kökenli bir tanrıça olan Kibele ile Roma mitolojisinde su ve deniz tanrısı olan Neptün, bu takımların kutlamalarının birer parçasıdır. Eğer Real Madrid kazanırsa taraftarlar Kibele Meydanı’nda toplanır; Atletico Madrid kazanırsa da taraftarlar Neptün Çeşmesi’ne akın eder.

Sporun ötesine geçen bu takımların rekabeti, sosyal hayatın da önemli bir parçası olmuştur. Örneğin Real Madrid taraftarı, her zaman başarıya aç ve asla hata toleransı olmayan, kendi oyuncularını bile ağır eleştiren kişiler olarak bilinirken; Atletico taraftarları acı çeken, takım için fedakarlık yapan ve formasına sadık bir kimlik kazanmıştır. Kulüp başkanları da bundan nasibini almış olmalı ki Real Madrid başkanları her zaman katı ve ciddi bir portreye sahiptir; Atletico başkanları ise daha samimi ve esprilidir.

Elbette ki Los Blancos, Atleti’den çok daha büyük, zengin ve başarılı. Ancak tarihin anlattıklarına bakılırsa Madrid derbisini, “fakir ve özgürlükçüler, zengin faşistlere karşı” diye nitelendirmemiz mümkün değildir. Aynı şehirde komşu 2 takımın tarihi, siyasi görüşleri ve taraftar kitlesi birbirine geçmiş, zengin-fakir kavgası gibi basite indirgenemeyecek kadar karışık bir hikayesi bulunan bir derbiden bahsediyoruz.

“Futbol bir hayat memat meselesi değildir. Sizi temin ediyorum ki futbol bundan çok daha ciddi bir şeydir.” – Bill Shankly

Yazı: Rezzan Yetiş

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş