Marcelo Bielsa | Orijinal El Loco (Deli) 2.KISIM

Kendisini bir manastıra kapatıp 3 ay boyunca orada yaşadı. Yanında ne telefon ne de televizyon vardı! Athletic Bilbao’ya geldiğinde takımı ne kadar tanıyorsun diye sorduklarında, o çoktan 55 maçın 42’sini 2 kez izlemişti bile!

“Ateş etme ben Bielsa’yım!”

Bielsa’nın verdiği ara, eşi Laura ve 2 kızı ile zaman geçirmek kadar kolay olmadı. 6 yıl içerisinde adeta Evliya Çelebi’ye dönüştü ve Meksika’da Atlas ile America’yı, Arjantin’de Velez Sarsfield’ı çalıştırdı, ki burada 1998’de Clausura’yı kazandı. Ardından 9 maçlığına La Liga ekibi Espanyol’un başına geçti. Diğer kendine has özellikleri de daha sonra gelecekti.

Kablolu televizyon yöneticilerinin sahip olduğu America, Bielsa’nın yalnızca kendi kanallarına konuşmasını istemişti. O da bu durumdan öyle nefret etti ki 1998 sonbaharında Arjantin’in başına geçti ve kimseye birebir röportaj vermedi.

“Eğer diğer yerdeki insanları görmezden geleceksen neden güçlü bir insana röportaj vereyim?” diyerek sebebini açıklıyordu. “Bunu yapmak için kriteriniz nedir? Benim kendi çıkarlarım mı? Buna fırsatçılık denir.”

Bielsa, Arjantin basınına yalnızca basın toplantılarında demeç verirdi. Guardiola da bunu kopyaladı. Ancak muhabirler Bielsa’ya istediğini sormakta serbestti ve alacakları cevap oldukça detaylı olurdu. Hatta bir basın toplantısı 4 saatten fazla sürünce toplantıya katılan birçok muhabir erken ayrılırdı ya da akşama sunacakları haberi geciktirme riskine girerdi.

Hiçbir işini yarım bırakmayan Bielsa’nın stres atma tekniği ise koşuya çıkmak, hem de gecenin 2’sinde! Koşu esnasında da en sevdiği antrenörlük kasetini dinliyor ve sahaya sürülebilecek 22 dizilişi detaylı bir şekilde anlatıyor.

Bielsa, Arjantin’in Ezeiza tesisinde kendini koşmaya o kadar kaptırmıştı ki kendisine bağıran polisi duymamıştı. Kendisine doğrultulan silahları fark edince “Ateş etmeyin! Ben Bielsa!” diyerek bir ağacın arkasına saklanmıştı.

Bu tarz gariplikler genellikle mağlubiyetlerin ardından yaşanıyordu. Martin Posse’nin düğününe Newell’s’ın son mağlubiyetinin bir videosunu götürmüş ve Arjantin futbol efsanesi Jorge Valdano’ya “Jorge, bir maç kaybettikten sonra hiç intihar etmeyi düşündün mü?” diye uçakta sormuştu.

Bielsa’nın bu tutkusu onu oyuncuları için özel kılıyor. Stil olarak El Loco ve Diego Simeone birbirinden oldukça farklı. Bielsa kazanmak istese de bunu gösterişli bir şekilde yapmak istiyor, El Cholo lakaplı Simeone ise daha entrikacı. Söylenenlere göre eski orta saha oyuncusu Simeone, 2000’de Inter formasıyla Serie A’yı kazandığında Bielsa ile bir diyaloga girmiş. “Taraftarlar haricinde kimsenin bu şampiyonluğu hatırlamayacağının farkında değil misin? Buna futbol diyemezsiniz” demişti Bielsa, Simeone’ye.

Ancak Bielsa’nın teknik direktör Simeone üzerindeki etkisi ölçülemez. 2002’de Arjantin Dünya Kupası’na daha gruplarda veda ettiğinde bir takım toplantısı düzenleyen Bielsa, bu başarısızlığı açıklamış ve bu facia için özür dilemişti. Kalkıp teknik direktöre sarılan ilk kişi ise elemelerdeki her maçta oynayan ancak turnuvada yerini Pablo Cavallero’ya kaybeden kaleci German Burgos olmuştu.

“Bu size Bielsa’nın karakteriyle ilgili her şeyi açıklıyor” diyor Simeone. “İyi ve kötü şeylere rağmen etrafındakiler bir arada olur.”

“O bir dahi ve çalıştığım en iyi teknik direktörlerden. Size her şeyi o kadar çok anlatır ki ne zaman pres yapacağınız artık otomatiğe bağlanır. Onunla ilgili hatırladığım en net şeylerden birisi. Bir teknik direktör sizi muazzam ya da ortalama yapar. Yapmanız gereken tek şey onları takip etmektir.”

Bielsa’nın hitabet yeteneğini Arjantin kadrosundan kime sorarsanız sorun size aynı örneği verecektir: Kolombiya ile oynacakları Dünya Kupası eleme maçı öncesinde yaptığı konuşma. “İki tip savaşçı vardır” demişti soyunma odasına kendinden emin bir şekilde giren Bielsa. “Kanı gören, korkan ve hemen eve dönenler. Bir de kanı gören ve gidip öldürenler. Beyler, söylemem gerek ki burada kan kokusu var.” Arjantin 3-1 kazandı.

Bielsa’nın insanlara aşıladığı bu ilham, yöntemlerine olan sağlam inancından kaynaklanıyor. Başına buyruk birçok kişi gibi o da kendinden oldukça emin.

“Birçok antrenör sahip olduğunuz oyunculara göre felsefenizi belirlemeniz gerektiğini söyler ama ben buna katılmıyorum” demişti bir keresinde. “İnanmadığınız bir şeyi sonuna kadar savunsanız da bir oyuncuyu buna ikna etmek çok zordur.”“Ben aşırıcı bir insanım” diye eklemişti. “Hislerime göre takımı yönetiyorum. Uzlaşma etmem ve bunun bir erdem olduğunu söylemiyorum. Bu bir kusur.”

Arjantin’in başındayken Bielsa, savunmada üçlü ya da dörtlü oynamayı oyuncuların oylamasına bırakmıştı. Kazanan dörtlü savunma oldu. “Demek çoğunuz bunu tercih ediyor” demişti Bielsa. “Ancak üçlü savunma ile oynayacağız. Güle güle.”

Ancak bu işe yaradı! 2004’te Bielsa yönetiminde Arjantin Copa Amerika finaline çıktı ve ilk kez Olimpiyatlar’da altın madalya kazandı. Ancak yılın sonunda yine yorulmuştu ve istifasını verdi.

Dinlenmek için kendini bir manastıra kapattı!

“Okumak istediğim tüm kitapları aldım” diye hatırlıyor. “Telefonumu almadım ve televizyonum da yoktu. Orada 3 ay kaldım çünkü kendimle konuşmaya iyiden iyiye başlamıştım. Kafayı yemek üzereydim.”

Arjantin ile kazandığı altın madalya son başarısı olsa da etkisi devam etti ve 3 başarı hikayesine daha imza attı: Şili (2007-11), Athletic Bilbao (2011-13) ve Marsilya (2014-15). Güney Amerika’nın başarıdan yoksun futbol ülkesine, gururlu Bask bölgesine ve Fransa’nın güneyindeki kumlu liman şehrine kattığı sevgi, parlaklık ve detaylara ettiği dikkat, onu takdire şayan bir hoca yaptı.

Bielsa, 2011 yazında Athletic’in kampına ilk gün geldiğinde teknik ekip ve oyuncular, Arjantinli’nin son 55 maçlarını izlemesine şaşırmıştı. “42 tanesini 2 kez izledim.” Basklılar aynı zamanda Bielsa’nın sahadaki bölgesinde tam 13 adım yürüyüp ardından avına saldırmaya hazırlanan bir peygamber devesi gibi çömelmesine de bayılıyordu.

Marsilya’daysa golf arabasının arkasına bir televizyon ekranı ve beyaz bir tahta iliştirmişti. Böylece antrenman sahasının ortasına bu arabayla gidip, yapmak istediği taktiksel değişikliği anında açıklayabilecekti.

Antrenman tesisleri Bielsa’nın ihtiyaç duyduğu otomatikleşen futbolcular geliştirmesi için elzem. Eğer tesisler istediği gibi değilse de bunu sağlamak için oyunculara yaptığı şeyi yapmaya hazır: Sıkı çalışma, pazarlık ve tehdit.

Şili’nin Juan Pinto Duran tesisi neredeyse bir enkazdı. Burayı geliştirecek parayı toplamak için de Bielsa tüm ülkede gezdi ve konuşmalar yaptı.
Bilbao’da ise farklı bir yol izledi. Bilbao’nun Lezama tesisini yeniden inşa eden şirketten hesap sordu ve şirketin ustabaşını boğazından yakaladı.
“Yaptığım şeyler hakkında eleştiride bulunma hakına sahip” demişti yaptıklarının ardından kulübün hukukçularına şikayet edilen Bielsa, “Ancak Athletic’in yapması gerekeni yaptım.”

Başarı da beraberinde geldi. Bielsa’nın bizzat takıma aldığı Alexis Sanchez, Arturo Vidal ve Claudio Bravo ile beraber Şili, 2010’da Dünya Kupası’nda son 16’ya kaldı ardından Bielsa, federasyonla girdiği çıkmazdan ötürü istifa edince Şili, Jorge Sampaoli yönetiminde de üst üste 2 kez Copa America şampiyonu oldu.

Athletic’i 2012 Avrupa Ligi (son 16’da da Manchester United’ı içeride ve dışarıda darmadağın etti) ve Copa del Rey finaline taşıdı. Los Leones Avrupa Ligi’ni Diego Simeone’nin Atletico Madrid’ine kaptırırken, kupayı da ileri hatta Alexis Sanchez’in olduğu Guardiola’nın Barcelonasına kaybetti. Öğretmen, öğrencilerine iyi ders vermişti.

2016’da Lazio, 2017’de Lille ile yükseliş yakalamayı bile başaramadı. Roma’da yalnızca iki gün kaldı ve sözleşme ihlalinden ötürü tehdit edildi. Kuzey Fransa’da ise gençleri oynatma kararlılığı 13 lig maçının ardından kovulmasına neden oldu. Bielsa, sezon öncesinde 11 As takım oyuncusuna kendilerine kulüp bulmasını söylemişti. Leeds bunun işe yaramasını istiyorsa oyuncular ve özellikle de en büyük hissedar Andrea Radrizzani, Bielsa’nın inançlarını benimsemek zorunda.

FFT Eylül

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş