Marcelo Bielsa | Orijinal El Loco (Deli) 3.KISIM

Çalıştırdığı takımdan 11 teknik direktör çıkaran, Pochettino’nun övgü dolu sözlerle bahsettiği, Guardiola ile 11 saat sohbet edip Guardiola’ya akıl veren isim: Marcelo Bielsa…

“Bielsa’yı babam gibi görüyorum. Bana ilham verdi”

Marcelo Bielsa, Johan Cruyff’tan beri Avrupa futbolunu en çok etkileyen teknik direktör. 90’ların başında Arjantin’de 3 şampiyonluk kazanan Newell’s’ın çoğu ilk 11 oyuncusunun teknik direktör olması rastlantı olamaz. “1990-92’deki takımdan 9’u teknik direktör, biri de menajer oldu” diyor eski santrfor Cristian Domizzi. “Bu çok şey anlatıyor. Onun hakkında söyleyeceğimiz şeylerin %95’i olumlu.” Gerardo Martino Barcelona’da, Eduardo Berizzo Sevilla ve şimdi de hocası gibi Athletic Bilbao’da çalışırken, Juan Manuel Llop, Alfredo Berti ve Ricardo Lunari, Bielsa’nın geleneğini Newell’s’ın başında sürdürdü.

Velez Sarsfield’dan Mauricio Pellegrino ve milli takımdan Simeone, eski hocasına en çok benzeyen teknik adamlardan. Ancak Bielsa’nın eski öğrencilerinden en öne çıkanı Pochettino. “Onu babam gibi görüyorum” diyor Spurs teknik direktörü. “Ona olan yakınlığım ve sevgime dair hiçbir şüphe yok. Benim antrenör olmamı sağlayan o.” “Genç oyunculara yardım etmeyi seviyorum. Marcelo Bielsa benim için bir ilham kaynağıydı, Newells’ta yaptığı her şey hayatımda büyük bir iz bıraktı. Genç oyuncular da ilk günlerinde böyle bir yardıma ihtiyaç duyuyor.”

Bielsa Chuck Berry ise, Pochettino da Beatles. Pochettino da Bielsa gibi gelecek jenerasyonun teknik direktörlerini oluşturacak. Poch’un gençlere olan güveni olmasaydı Harry Kane, Dele Alli ve Adam Lallana’nın bu denli gelişebileceğini düşünmek zor. Tıpkı Berry olmadan Gallagher kardeşlerin, Arctic Monkeys’in hatta Lady Gaga’nın şovmenliğinin olmayacağı gibi.

Pochettino

Yine de “Bielsa jenerasyonu” ona yakın olanlardan ibaret değil. Zinedine Zidane, Aralık 2014’te antrenörlük lisansını almak için çalışırken Marsilya’da Bielsa ile bir gün geçirdi. İkili 3 saatten fazla sohbet etti.

“Zidane yaşayan bir futbol abidesi” demişti Bielsa. “Mösyö Zidane’ın beni dinlemek için yanımda olması unutulmaz bir andı. İkimiz de ölümcül gücümüzü ortak bir paydada kullanıyoruz. Bu, tarif edilemez bir şey.”

Onunla tanışmak isteyen tek kişi sadece Zidane değildi. “Teknik direktör olmak istiyorsan onunla konuşmalısın” tavsiyesini vermişti Bielsa’nın eski öğrencisi Batistuta, futbolu daha yeni bırakan Pep Guardiola’ya. Bielsa ile görüşen Pep, onunla tam 11 saat sohbet edip bir sürü not aldı.

“Senin gibi, futboldaki tüm saçmalıkları ve belli insanların yalanlarını bilen birisi, neden buraya gelip tüm bunları tekrar yaşamak ister?” diye sormuştu Bielsa Guardiola’ya. “Kanı bu kadar fazla mı seviyorsun?” “O kana ihtiyacım var” diyerek onaylamıştı Guardiola.

Herhalde bu futbolu en çok değiştiren görüşmeydi. 2 sene içerisinde Guardiola, Barcelona’nın başına geçti ve ilk sezonunda beklenmedik bir şekilde 3 kupa kazandı. Lionel Messi bile ikili arasındaki bağın farkındaydı: “Bielsa beni takdir ederdi.”

“Evinin kapılarını açıp bir gün boyunca benimle futbol konuşması benim için bir onurdu” demişti Guardiola bu görüşmeyle ilgili. “O dünyadaki en iyi teknik direktör. Kariyerinde kaç kupa kazandığı önemli değil, bu futbol ve oyuncularının üzerindeki etkiya kıyasla çok daha az önemli.”

Etkiye dokunamazsınız. Etkiyi ölçemezsiniz. Etki etkidir. John Lennon, The Beatles’ı neyin oluşturduğu sorusuna “Rock and Roll’a başka bir isim verecek olsanız buna ‘Chuck Berry’ diyebilirsiniz” şeklinde cevap vermişti. Tıpkı futbol yönetimine, teknik adamlığa ‘Marcelo Bielsa’ diyebileceğiniz gibi.

FFT Eylül

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş