Milli ara öncesi 3 büyüklerde neler eksik? (Beşiktaş)

İlk 4 hafta tamamlandı, şimdi sıra Milli Takım maçlarında. Biz de bu süreyi fırsat bilerek 3 büyüklerin ilk 4 haftalık performansını 4 maddede masaya yatırdık!

Beşiktaş

2015-16 ve 2016-17’deki şampiyonluklar geride kaldı. Geçen sezon Avrupa’da belli bir başarı yakalansa da ligde dördüncü olundu ve oyun ne tatmin etti ne de gelecek vaat etti. Bu sezon da oyun ve puan anlamında Beşiktaş için işler iyi başlamadı. Peki milli araya girilirken Beşiktaş’ın eksiklikleri neler? Sorunlar neler? İşte karşınızda Beşiktaş’ın saha içini etkileyen en büyük dört sorunu.

1) Oyun Planı

Şenol Güneş hangi takımda olursa olsun yıllarca keyif veren bir futbol oynatmayı başarmıştır. Trabzonspor’da da, Bursaspor’da da, milli takımda da durum böyleydi. Beşiktaş ise keyifli futbol denince akla gelen takımlardan birisiydi. Başarılı olduğu dönemlerde, hatta Yıldırım Demirören dönemindeki başarısızlıklara rağmen oynanan futbol keyif verir ve taraftarlar maçları iple çekerdi. Özellikle “Feda” döneminden itibaren Beşiktaş izleyenlere seyir zevki sunan kulüplerden başta gelendi. Hırvat teknik adam Slaven Bilic ile de bu durum devam etti ancak bu oyunun meyveleri toplanamadı, ta ki Şenol Güneş gelene kadar. Samet Aybaba ve Slaven Bilic döneminde yapılanların hasatını toplayan Şenol Güneş oldu. Beşiktaş’ı 7 sezon sonra şampiyon yaparken muhteşem bir futbol oynattı ve adeta “küçük Barcelona” oldular. Ancak bu durum bir sonraki maddede değineceğimiz bir sebep yüzünden azaldı. Üst üste ikinci şampiyonlukta da keyif veren bir futbol sergilense de Beşiktaş bir önceki sezon kadar iyi futbol oynayamıyordu. Belki bu ufak bir sorundu ancak geçen sezon da bu devam etti. Bu Beşiktaş’ın oyuncu profili ve Şenol Güneş’in kendi sistemine “ihanet” etmesinden kaynaklanıyordu.

Eldeki hücum silahları Quaresma gibi bir usta ortacı, Talisca gibi ceza sahasında (özellikle içeriye girerek vurduğu kafa vuruşlarıyla), içeriye kat eden Babel’in kanadına bindirmeler yapıp harika ortalar kesebilen Caner Erkin olunca Beşiktaş yerden oynadığı keyifli pas futbolundan orta-kafa-gol taktiğine döndü. Bunda Avrupa’da başarılı olunmasının da payı var. Ancak Avrupa ve Türkiye ligi arasında büyük bir fark var ve bu yalnızca seviye farkı değil. Avrupa’da oynayan çoğu takım geriye çekilme niyetinde değil. Temkinli oyun ve sağlam savunma elbette terk edilmiyor ancak ligimizdeki gibi “otobüsü park etmiyorlar”. Hızlı hücumlarla topu kanada aktaran ve ceza sahasında bulduğu boşlukları ortalarla cezalandıran Beşiktaş, bunu ligde yapamıyor çünkü rakip açık vermiyor, açık veren daha büyük takım yani Beşiktaş oluyor. Rakip de ceza sahasına yerleşince açılan ortalar savunma tarafından karşılanıyor. Kanat oyununa bu derece yoğunlaşılınca da merkez kullanılmıyor ve Oğuzhan Özyakup, Alvaro Negredo gibi kaliteli ayaklar bir anda “kalitesizleşiyor”.

2) Satışlar Sebebiyle Yıllardır Değişen Kadro

Türk futbol kamuoyunda belli bir yanılma var o da Beşiktaş’ın oturmuş bir kadroya sahip olduğu. Fikret Orman döneminde bu durum pek yaşanmadı. Beşiktaş, maddi sıkıntılar nedeniyle Fikret Orman’ın deyişiyle “sat-sat-sat” dönemine geçti ve bunu iyi de başardı. Ancak yine mali sıkıntılar ve FFP, oyuncu alma konusunda Beşiktaş’ın elini kolunu bağladı. Bu nedenle getirilen kaliteli isimler kiralık olarak kadroya katıldı: Mario Gomez, Anderson Talisca, Vincent Aboubakar. Üstüne iyi performans gösteren oyuncular da bu mali durum nedeniyle ve diğer bazı sıkıntılardan ötürü satılmak durumunda kaldı: Demba Ba, Jose Sosa, Cenk Tosun, Marcelo, Fabri, Olcay Şahan, Andreas Beck, Dusko Tosic… Olcay, Sosa aslında Beşiktaş’ın 2015-16 sezonundaki oyununun kilit isimlerindendi, özellikle Olcay takım oyununa büyük katkı sağlıyordu. Ba, Gomez, Talisca ve Aboubakar takımı gol yollarında taşıyan isimlerdi. Marcelo, Türkiye’de son yıllarda kısa sürede en büyük etkiyi bırakan stoper olurken, Tosic tüm eksikliklerine rağmen Beşiktaş’taki yerini bırakmamıştı. Andreas Beck’in de gidişiyle Beşiktaş tek sağ beke, sakatlıklarla sık sık boğuşan ve yaşı ilerleyen Gökhan Gönül’e bağımlı kaldı. Yani Beşiktaş’ın bahsettiğimiz o kaliteli oyunu biraz da bundan etkilendi. Kadro iskeleti değişirken hep takım için kilit isimler kaybedildi. Şenol Güneş de bu noktada onları sisteme uydurmaktansa, sistemi onlara uydurdu ve ilk maddede bahsettiğimiz sıkıntı bu yüzden de kaynaklandı. Ayrıca yeni oyuncuların birbirine, yeni ülkeye ve takıma alışması da zaman gerektirdiğinden ötürü Beşiktaş istediği oyunu sergileyemedi.

 

3) Varlıkta Yokluk: Forvet

Beşiktaş şu an kadrosunda dört forvete sahip; Alvaro Negredo, Vagner Love, Cyle Larin ve Mustafa Pektemek. Negredo Premier Lig’de oynamış kaliteli bir oyuncu, Love yaşının ilerlemesiyle çabukluğunu kaybetse de Alanyaspor’da kendisini göstermiş bir oyuncu. Cyle Larin fiziksel olarak iyi seviyede olsa da teknik kalitesinin ve oyun zekasının şu an yetersiz olduğu açık. Mustafa Pektemek ise yıllardır Beşiktaşlıların kurtulmak istediği bir isim. Dediğimiz gibi elde dört forvet var ancak bunlardan hiçbiri Beşiktaş taraftarına “golcü” olarak gelmiyor. Mustafa ve Larin’in yetersizliği, Love’ın eskisinden çok uzak olması ve Negredo’nun iddialı olmasına rağmen kötü bir sezon geçirmesi taraftarı korkutuyor. Geçen sezon Beşiktaş’ın ligdeki sorunu gol atmaktı. Ya ilk golü bulamıyor ya da ilki attıktan sonra ikinciyi atıp rahatlayamıyordu. Bu yalnızca Beşiktaş’ın “ilkel” oyun planından değil aynı zamanda hücumda gol yükünü çekecek forveti olmamasından kaynaklanıyor. Geçen sezon gol yollarında takımı sırtlayan Anderson Talisca Bu sezonki maçlara bakarsak böyle de devam edecek gibi görünüyor.

4) Varlığı Dert, Yokluğu Dert: Ricardo Quaresma

Sevin ya da sevmeyin, Ricardo Quaresma çok yetenekli ve değerli bir oyuncu. Aynı zamanda takımı ve oyun planını onun üstüne kurarsanız bir o kadar da zararlı bir oyuncu. Zaten kariyerinin iniş ve çıkışlarla dolusu olmasının sebebi bu. Bir taraftar Barcelona, Inter ve Chelsea maceraları. Diğer tarafta Sporting ve Porto’da gösterdiği performansla başarısız olduğu bu kulüplere transfer oldu. Beşiktaş’ta ise iyi günler de yaşadı kötü günler de. Beşiktaş’taki ikinci dönemi, ilk döneminde elde edemediği şampiyonlukla başladı ve çok iyi bir sezon geçirdi. Bunun nedeni planın ta kendisi değil, planın içindeki bir parça, bir yedek silah olmasıydı. Ortaları en büyük ve tek plan değil, eldeki seçeneklerden birisiydi. Yıldız bir isim olsa da sahadaki nüfuzu şu anki kadar değildi. Şu an Quaresma’yı yanlış kullanmak için tüm şartlar mevcut, Beşiktaş’ın da kötü oyunu bu yüzden kaynaklanıyor. Evet, Beşiktaş ortalardan çok gol buluyor ancak Beşiktaş bunu sağlamak için maç başına 30, 40 hatta zaman zaman 50-60 orta açarak oyun planını bozuyor ve bir gol için belki de çok daha fazla golü feda ediyor. Bu da yalnızca 7 numaradan değil, aynı zamanda Şenol Güneş’ten kaynaklanıyor, zira bu kadar orta bir talimat olmasaydı Portekizli oyuncu kendisini kulübede bulurdu. Şenol Güneş ya Quaresma’yı takıma yararlı bir şekilde oynatmak ya da yerine sezona harika bir başlangıç yapan Lens’i oynatmak zorunda.

Yazı: Ege Erdoğan

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş