Mucize adam: Aykut Kocaman

Bu sezon devlere meydan okuyan Torku Konyaspor, futbol tarihimizin en ilham verici senaryolarından birine imza atarken; daktilo başındaki isim, “Pinpon oynarken bile savunma yapmalısınız!” diyen Aykut Kocaman!

Futbolda başarı; kimine göre şampiyonluktur, kimine göre kupa kazanmak, kimine göre ligde kalmak… Bir teknik direktörün başarılı ya da başarısız olduğunu belirlemek için; çalıştığı kulübün sahip olduğu ekonomik imkanlar, içinde bulunduğu mücadele koşulları, sezon boyunca yaşadığı sakatlık sayısı gibi etkenlere bağlı kriterleri doğru belirlemek mecburidir. Ancak tüm bu kıstasların üstünde, “başarı”yı tanımlama konusunda sadece futbolda değil, hayatın tüm alanında geçerli bir kriter var: Eldeki malzemeden maksimum verimi alabilmek!

Bu sezon Süper Lig’de bu konuda adeta ders veren bir teknik adam var. Aykut Kocaman, geçen sezonun sekizinci haftasında 15’inci sıradayken devraldığı Torku Konyaspor’u lig sekizincisi yapıp büyük takdir toplamıştı. Ne var ki bu sezon takımı getirdiği nokta, belki de Türk futbol tarihinin en ilham verici başarı hikayelerinden birini barındırıyor. Üç sezon önce PTT 1. Lig’de mücadele eden İç Anadolu ekibi, bu sezon Süper Lig’de şampiyonluk yarışı veren Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin arkasında, dördüncü Başakşehir’in 9 puan önünde üçüncü sırada yer alıyor. Yani tarihlerinin en başarılı sezonunu geçiriyorlar!

ek

Peki Kocaman bu süreçte neleri doğru yaptı? Süper Lig’e yükselecek kulüplere ve teknik adamlara ne tür mesajlar verdi? Kısacası; bu sezon Torku Konyaspor mucizesini gerçekleştirirken biz futbolseverlere neler öğretti? FourFourTwo, Aykut Kocaman’ın ders niteliğindeki yolculuğunu inceledi…

1 NOKTA ATIŞI TRANSFER YAP! 

Kocaman, takımı devraldığında ciddi bir revizyon yapması gerektiğinin farkındaydı. Hasan Kabze, Alesandr Hleb, Uğur İnceman, Benjamin Fuchs gibi yaşlı oyuncuların yanı sıra; Gabriel Torje, Mehmet Güven, Djalma Campos, Elvis Kakalovic gibi bekleneni veremeyen isimleri kadroda tutarak takımın üzerindeki ölü toprağını atamazdı. Ekonomik durumu her istediği oyuncuyu almasına yetecek bir kulüpte çalışmadığının bilinciyle yapması gereken tek bir şey vardı: Nokta atışı transfer!

1

Bu sezon oynadığı 27 maçın 12’sinde kalesini gole kapatan Serkan Kırıntılı ile sol kanatta dört gol ve beş asistlik katkı yapan Alban Meha, sezon başında bonservis bedeli ödenmeden alındı. Takıma hem dinamizm, hem de yaratıcılık katan Samuel Holmen ve Abdou Razack Traore kiralık olarak kadroya dahil edildi. Kocaman’ın devre arasında transfer ettiği iki bek Barry Douglas ve Nejc Skubic için kulüp kasasından çıkan toplam ücret sadece 300 bin avro olurken, attığı dokuz golle takımın en skoreri konumundaki Bosna Hersekli santrfor Riad Bajic’in maliyeti de yaklaşık 500 bin avro.

Kulüplerimizin sırf CV’leri parlak diye milyon avrolar vererek transfer ettiği oyuncu sayısının zirve yaptığı dönemde Kocaman, o oyuncuların sadece birinin yıllık maaşına bile denk gelmeyen bir harcamayla takım kurdu. Yani Torku Konyaspor’un ekonomik koşullarından bir an bile şikayet etmeden, eldeki imkanları en iyi şekilde kullandı ve Süper Lig’de herkese baş kaldıran bir ekip yarattı.

2 İSKELETİ TECRÜBELİLERDEN KUR!

Evet, Kocaman birçok yaşlı ismi yolladı ama takımı tamamen gençlerden oluşturacak kadar hayalperest de davranmadı! Savunmanın liderliğini, Galatasaray forması giydiği dönemdeki performansıyla alay konusu olan (antrenmanda kendi kalesine attığı golün videosu, sosyal medyada izlenme rekoru kırmıştı!) Ali Turan’a teslim etti. Zaman zaman sağ bekte de görev verdiği 32 yaşındaki oyuncuyu kule stoper Jagos Vukovic’in yanına monte edip sağlam bir tandem kurdu.

Torku Konyaspor - Beşiktaş

İskeletin ikinci öğesi, savunma ile orta saha arasındaki alanı kapatıp hücumları başlatmakla görevli oyuncuydu. Kocaman’ın çözümü dışarıda araması gerekmedi; zira 2013-14 sezonunun başında Orduspor’dan transfer edilen Ali Çamdalı, bu iş için biçilmiş kaftandı. Bu sezon 30 maçın sadece birinde sarı kart cezası sebebiyle forma giyemeyen, diğer karşılaşmalarda da yalnızca iki kez oyundan alınan 32 yaşındaki gurbetçi futbolcu, Kocaman’ın sisteminin vazgeçilmezlerinden oldu.

İskeletin son parçası, geçen sezonun başında Luzern’den transfer edilen ve bir dönem Dortmund forması terleten Dimitar Rangelov’du. 33 yaşındaki tecrübeli santrfor, Kocaman’ın kadro revizyonu yaparken tutmayı tercih ettiği isimlerden biriydi ve performansıyla hocasının ne kadar doğru bir karar verdiğini ortaya koydu. Bulgar oyuncu, aslında geçen sezon devre arasında kadro dışı bırakılmış, Hasan Kabze’nin formsuzluğu ve Ciprian Marica’nın sakatlığı sonrası forma şansı bulup hocasının gözüne girmişti. Bu sezon yürürlüğe giren 14 yabancı kuralı sayesinde de kadroda kendine yer bulmayı başardı. Gençlerbirliği ve Akhisar Belediyespor deplasmanlarında attığı kritik gollerin yanı sıra, iç sahada Fenerbahçe’yi devirdikleri karşılaşmada perdeyi açan golü atan tecrübeli oyuncu, Kocaman’ın verdiği şansı fazlasıyla iyi değerlendirdi.

3 SAVUNMAYI UNUTMA!

Konyaspor şu ana kadar altı mağlubiyet aldı ve bu sezon kalesinde gördüğü 31 golün yarısını bu maçlarda yedi. Tabii bu bir anlamda şu demek oluyor: Kaybetmediği 25 karşılaşmada yediği gol sayısı yine 15!  Dahası, 2016 takviminde oynadığı 13 lig maçında yenilgi yüzü görmezken, rakiplere sadece altı gol imkanı verdi. Daha önce görev yaptığı takımlarda da kontrollü oyunlar tercih eden Kocaman, belki de kariyerinde ilk kez takım savunmasını bu seviyede yapabilen bir takım yarattı.

ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI TORKU KONYASPOR: 1 - ANTALYASPOR: 0

Hücum istatistiklerinde ligin en kötüsü olan Torku Konyaspor’un başarıya ulaşabilmesi için aksi bir seçenek de düşünülemezdi zaten! Ligin en az şut çeken ve rakip ceza sahasına en az top gönderen takımı olduklarını bilen Kocaman’ın savunmayı garantiye alma stratejisi, geri düştüğünde skoru lehine çevirmekte zorlanan bir takım için belki de tek çareydi. Formlarının zirve yaptığı ikinci yarıda şu ana kadar 14 maça çıkan İç Anadolu ekibi, 1.260 dakikalık süreçte skor olarak sadece 44 dakika geride oynadı (1-1 biten Osmanlıspor maçının 64’üncü dakikasında geri düştüler, 67’de beraberliği yakaladılar. Antalyaspor’a karşı 49’uncu dakikada geriye düşüp 1-0 mağlup oldular). Bu süreçte ligin en fazla puan (33) toplayan takımı olurlarken; aynı periyotta şampiyonluğun en güçlü iki adayından Beşiktaş’ın 32, Fenerbahçe’nin 30 puan toplaması da ne denli şaşaalı bir iş yaptıklarını ispatlıyor.

Kocaman, kariyeri boyunca tercih ettiği bu oyun sebebiyle “savunmacı teknik adam” damgası yemişti. Bu tanımdan rahatsız olmadığını, 28’inci haftada Fenerbahçe’yi 2-1 yendikleri maçın ardından “Pinpon oynarken ya da güreşirken bile savunma yapmak zorundasınız!” sözleriyle ifade etti. “Bugün savunma yaparak değil, kendi oyunumuzu oynayarak kazandık. Zaten güçlü takımlara karşı sürekli önde basarak 90 dakikayı tamamlayamazsınız.”

4 TARAFTARI ARKANA AL!

“Aslında bizim maçlarda ciddi bir adaletsizlik var!” Ali Çamdalı’nın bu sözlerini okurken hakem yönetiminden şikayet ettiğini ya da rakiplerinin ekonomik gücüne isyan ettiğini zannedebilirsiniz. Ne var ki tecrübeli oyuncunun mesajı gayet net: “Maçları bir kişi fazla oynuyoruz; zira taraftarımız 90 dakika boyunca gerçekten de 12’nci adam rolüne bürünüp bizim için itici bir güç oluyor!”

Eylül 2014’te açılan Konya Büyükşehir Torku Arena, bu sezon Torku Konyaspor’un başarısında ciddi anlamda pay sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın ardından seyirci ortalamasında üçüncü sırada yer alan yeşil-beyazlılar, iç sahada tek yenilgi almalarını ve en fazla puan toplayan üçüncü takım olmalarını biraz da taraftarlarına borçlu!

4

Konya’nın artık bir futbol şehri olduğunu söyleyen Çamdalı, halkın maçlara göre özel hayatını düzenlemesinden de bir hayli memnun: “İnsanlar fikstüre göre plan yapıyor ve bu da futbola ne kadar değer verdiklerini gösteriyor. Hayatımda ilk kez 42 bin kişilik kendi taraftarımın önünde oynuyorum. Rakibin 40-50 bin taraftarının yer aldığı maçlara çıktım ama bu gücün sizin arkanızda olması bambaşka bir duygu!”

Yeni statlarını biçimsel olarak güzel bulduğunu söyleyen Kocaman, farkı yaratanın çok daha başka bir şey olduğuna vurgu yapıyor: “Bu stadı dolduran insanların davranışları ve sahaya yansıttıkları çok daha önemli. Rakiple fazla uğraşmıyorlar. Statta öfke, şiddet ve gerilim hali olmaması oyunculara da olumlu yansıyor. Bunun futbola büyük katkı sağladığını düşünüyorum.”

5 ÖZGÜVENİ YÜKSEK TUT!

Bu noktada “İyi de o nokta atışı transferler, iskeleti oluşturan tecrübeli oyuncular, savunma anlayışı ve taraftar desteği, sezonun ilk yarısında da yok muydu?” diye sorabilirsiniz. Elbette vardı ancak her hikayede olduğu gibi burada da bir kırılma noktası söz konusu olmalıydı!

“Kupada oynadığımız Beşiktaş maçları, çıkışımızın anahtarı oldu” diyor Kocaman. Çeyrek finalde eşleştikleri Beşiktaş’ı deplasmanda 2-1, kendi sahalarında da 1-0 yenerek elemeleri, ikinci yarıda vites yükseltmelerini sağlayan en güçlü motivasyon kaynağı olmuş. “Bütün sporlarda en önemli şey özgüvendir. O maçları kazanınca takımda inanılmaz bir özgüven oluştu ve hedefleri yükseltmemizi sağladı.”

Torku Konyaspor-Fenerbahçe

Ali Çamdalı da yenilmedikleri her karşılaşma sonrası özgüvenlerinin daha da pekiştiğini söylüyor: “İkinci yarıdaki performansımız iyi bir sistemin, takım olmanın, çok çalışmanın ve en önemlisi de başarıya inanmanın sonucu. Sahada işler istediğimiz gibi gittikçe ve çalıştığımız şeyleri başarıyla uyguladığımızı gördükçe daha iyi motive oluyor, daha iyi sonuçlar alıyoruz.”

Yeşil-beyazlılarda Türkiye Kupası’ndaki Beşiktaş maçlarıyla başlayan özgüven artışı, her hafta elde ettikleri galibiyetlerle katlanmaya devam ediyor ve bu özgüven, şimdiden kulüp tarihinin en iyi derecesine ulaşmalarını sağladı.

6 BİLDİĞİN YOLDAN ŞAŞMA! 

Kulüp başkanı Ahmet Şan, 4-1’lik Galatasaray yenilgisinin ardından Kocaman’ın oyun sistemini eleştiren açıklamalar yapmıştı. “Aykut Kocaman’ın kendine has bir sistem ve futbol anlayışı var” diye Şan, “Hocamızın sisteminde, benim ve taraftarımızın istediği hücum futbolunu göremiyoruz. Göze hoş gelen, bol gollü maçlar izleyemiyoruz” sözleriyle hocasına sitem etti. Peki Kocaman ne yaptı? Herhangi bir değişikliğe gitmeden yoluna devam etti! O dört gollü yenilginin ardından önce Başakşehir’e, ardından Beşiktaş’a 4-0 kaybettiler ama bir an bile girdiği yoldan şüphe edip direksiyonu kırmadı.

6

Seneye Konya halkına Avrupa maçları izletmeyi şimdiden garantileyen Kocaman, bildiği yoldan gitmeye devam ederse Konya Büyükşehir Torku Arena ahalisine Şampiyonlar Ligi müziği bile dinletebilir. Hatta kim bilir; belki bir gün Anadolu’dan yeni bir yeşil-beyaz şampiyon bile çıkarabilir! Yeter ki eldeki malzemeden maksimum verim almaya devam etsin…

Yazı Recep Özerin

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply